Karar Tarihi
Karar Sonucu
REDDİNE
Hukuk Alanı
Ticaret Hukuku

T.C. KONYA . ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ... Esas - ... Karar

T.C.

KONYA " TÜRK MİLLETİ ADINA"

. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR

ESAS NO:
KARAR NO:
DAVA: TESPİT
DAVA TARİHİ:
KARAR TARİHİ:

GEREKÇELİ KARARIN

YAZILDIĞI TARİH:

Mahkememizin ... Esas ... Karar sayılı ilamı istinaf incelemesinden geçmiş olup, Konya BAM. . HD.'nin ... Esas ... Karar sayılı ilamı ile mahkeme hükmün kaldırılmasına karar verildiğinden dosya yukarıda belirtilen yeni esas sırasına kaydedilerek yapılan yargılaması sonunda;

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı şirketin enerji sektöründe faaliyet gösterdiğini, davacı şirketin iştigal alanını; kurulu güneş elektrik santralleri vasıtasıyla elektrik üretimi yapmak ve bu elektriği daha sonra elektrik dağıtım firmaları (EDAŞ'lar) aracılığıyla devlete satmak olduğunu, davalı şirket ise elektrik dağıtım şirketlerinden (EDAŞ'lardan) biri olduğunu, davacı şirket ürettiği elektriği davalı şirketin kurulu tesisleri üzerinden geçirerek devlete sattığını, bu anlamda davacı şirketin, davalı şirketin tesislerini kullanması nedeniyle davalıya bir bedel ödediğini, bu bedele kısaca "dağıtım bedeli katkı payı" denildiğini, işbu davanın konusunu son dönemde davalı şirketin davacı şirketten talep ettiği fahiş ve haksız dağıtım bedeli katkı payı olduğunu, davalı şirket son dönemde yaptığı uygulamalarla 2018 yılı öncesinde devreye alınan güneş enerji santrallerinin (GES) dağıtım bedeli katkı payını 5,6882krş/kwh'tan 28,2765krş/kwh'a yükselttiğini, davalı katkı payında 5 katından fazla bir artış yaptığını, davalı şirketin bu tavrının öngörülebilirlik ilkesine aykırı olduğunu, davalının davacı şirketten talep ettiği şimdilik 1.000,00TL tutarında dağıtım bedeli katkı payı borcunun olmadığına, davalının dağıtım bedeli katkı payında yaptığı artışın yasalara ve sözleşmeye uygun olup olmadığına; günün ekonomik koşulları ve diğer hususlar dikkate alınarak adil bir dağıtım bedeli katkı payı miktarının ne kadar olması gerektiğinin ve bu hususlarla bağlantılı olarak davacının davalıya (güneş enerji santrallerinin dağıtım bedeli katkı payının 5,6882krş/kwh'tan 28,2765krş/kwh'a yükseltildiği tarihten itibaren) fazla ödeme yapıp yapmadığı ile yapmış ise bunun miktarının ne kadar olduğunun tespitine karar verilmesini, yapılacak bu tespite kadar davacının fazla ödeme yapmasının ve hak kaybı yaşamasının engellenmesi amacıyla davacının yapacağı ödeme işlemlerinin ihtiyati tedbir yoluyla durdurulmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili 15/03/2022 tarihli dilekçesiyle; davanın T.C. Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu'na ihbarını talep etmiştir.

Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının dayanak idari düzenleyici işlemin iptalini istemeden idari işlemin uygulamasına karşı talepte bulunmasının mümkün olmaması, davaya konu uyuşmazlıkta idari yargının görevli olması, aksi değerlendirildiğinde davadan asıl maksadın istirdat olması karşısında arabuluculuğa ve şirkete ön başvuruya ilişkin dava şartlarının yerine getirilmemiş olması, davalı şirketin sadece EPDK kararlarını uygulamış olması, tavan gelir modeli kapsamında müvekkilimizin bu idari düzenleyici işlemi uygulaması sebebiyle fazladan bir maddi yarar elde etmemiş olması, iddia edilen alacağın zaman aşımına uğramış olması, davalıya husumet düşmemesi, davanın belirsiz bir alacağa ilişkin olmaması ve davacının taleplerinin esası itibariyle haksız bulunması karşısında davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

Dilekçeler aşaması tamamlanmış, taraflara duruşma gününü bildirir davetiye tebliğ edilerek duruşma açılmıştır. İncelenen dosya kapsamı ve toplanan deliller bir bütün halinde değerlendirildiğinde; Dava, tespit isteminden ibarettir. Davacı, dava dilekçesi ile, davalıya şimdilik kaydıyla 1.000,00 TL tutarında dağıtım bedeli katkı payı borcunun olmadığının ve davalıya dava tarihine kadarki süreçte fazla ödeme yapıp yapmadığının tespitini talep etmiştir.

Dava dilekçesindeki anlatımların yeterli görülmemesi nedeniyle 6100 sayılı HMK'nın 31. Maddesi uyarınca davacıya 02/03/2022 tarihli tensip tutanağının 12 nolu ara kararı ile tavzih dilekçesi sunması için süre verilmiş ve davacı bu ara karara istinaden 16/03/2022 tarihli tavzih dilekçesini ibraz etmiştir.

Davacı, tavzih dilekçesi ile, dava dilekçesinde bahsi geçen 1.000,00 TL tutarındaki menfi tespit isteminin ocak/2022 ve Şubat/2022 dönemine ilişkin olduğunu, bu dönemlere ilişkin fatura bedellerinin davalıya ödendiğini, esasen bu döneme ilişkin fatura bedelleri ödendiğinden menfi tespit istemlerinin bulunmadığını, asıl talebinin dağıtım bedeli katkı payındaki artışın yasalara ve sözleşmeye uygun olup olmadığının tespiti ile adil bir katkı payı miktarının ne kadar olması gerektiğinin tespitine ilişkin olduğunu, fazla ödeme tutarının tespitine ilişkin talebin de asli talep niteliğinde olmadığını ifade etmiştir. Mahkememizin ... Esas ... Karar sayılı ilamı istinaf incelemesinden geçmiş olup, Konya BAM. . HD.'nin ... Esas ... Karar sayılı ilamı ile mahkeme hükmün kaldırılmasına karar verildiğinden dosya Mahkememizin ... Esas sırasına kaydedilmiştir.

Mahkememizce ... A.Ş.'ye, ... A.Ş.'ne, Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu Başkanlığı'na yazılar yazılarak gerekli bilgi ve belgeler getirtilerek dosyamız arasına konulmuştur.

Mahkememizce talimat kanalı ile Bankacı SMMM ... , Elektrik Mühendisi ... , Elektrik Mühendisi ... rapor alınmış, bilirkişi heyeti 18/02/2024 tarihli raporda sonuç olarak;

A-) Taraflar arasında akdedilen “Lisanssız Elektrik Üreticileri İçin Dağıtım Sistem Kullanım Anlaşması”nda dağıtım sistem kullanım birim fiyatı ile ilgili bir düzenleme bulunmadığı, anlaşma ile mevzuat ve mevzuat değişikliklerinin geçerli kılındığı, Lisanslı ve lisanssız elektrik üreticilerinin teknik olarak dağıtım sistemini kullanmalarında birbirlerine göre bir farklılık bulunmadığı ve lisanssız üreticilerin dağıtım sistemine ilave maliyet ve külfet oluşturmadığı, ancak Yasal mevzuat gereğince Lisanssız Elektrik Üreticilerine uygulanacak dağıtım sistem kullanım tarifelerinin düzenleyici kurum olan EPDK Kurul Kararları ile yürürlüğe konan dönem tarifeleri ile belirlendiği, davalı MEDAŞ'ın EPDK kurul kararlarına ve tarifelere uymak zorunda olduğu, davalı MEDAŞ tarafından EPDK kurul kararları ile yürürlüğe konan dönem tarifelerinde yer alan dağıtım sistem kullanım tarifelerini davacıya doğru şekilde uyguladığı ve meri mevzuata göre dava konusu faturanın fazladan bir bedel içermediği değerlendirilmektedir.

B-) 6446 sayılı Yasanın değişik geçici 20. Maddesi ile EPDK'nın lisanssız elektrik üreticileri için uygulamaya koyduğu tarifelerin dayanağı kurul kararlarının halen yürürlükte olduğu, davalı MEDAŞ'ın EPDK Kurul Kararı ile uygulamaya konulan dönem tarife tablolarında yer alan lisanssız üreticiler için geçerli birim fiyatları doğru şekilde alarak faturaları düzenlemiş olmasına bağlı olarak, meri mevzuata göre davacı şirketin davalı MEDAŞ'tan uyuşmazlığa konu taleplere ilişkin bir alacağının bulunmadığı değerlendirilmektedir.

C-) Davaya konu edilen davacıya ait ... Tesisat no.lu üretim tesisine, lisanssız güneş enerjisi üretim tesisleri için 31.12.2017 tarihinden önce geçici kabul alan tesislere uygulanan “Üreticiler için veriş yönünde tek terimli dağıtım tarifesinin” uygulandığı ve Ocak 2022 dönemi faturalarında 01.01.2022 öncesi uygulanan tarifeye göre 11.205,34 TL, lisanslı üreticilere uygulanan tarifeye göre ise 12.132,44 TL daha fazla dağıtım sistemi kullanım bedeli alındığı, Ancak sistem kullanım birim fiyatının lisanslı üreticiler için yapılan artış oranı olan %40,31 oranında artırılmış olması haline göre ise 10.067,86 TL fazla ödeme yapmak zorunda kaldığı, anlaşılmaktadır. D-) Heyetimizce Sayın Mahkemenin taleplerine ilişkin olarak yapılan değerlendirmelerin ise;

1.Davalı dağıtım şirketinin lisanslı üreticilere uyguladığı dağıtım tarifesi ile lisansız üreticilere uyguladığı dağıtım tarifesi arasında fark olup olmadığı, bu farkın dayanağının ne olduğu hususuyla ilgili olarak; Davalı dağıtım şirketinin lisanslı üreticilere uyguladığı dağıtım tarifesi ile lisanssız üreticilere uyguladığı dağıtım tarifesi arasında 01.01.2017 tarihinden önce bir fark bulunmamaktadır. Ancak bu tarihten sonra fark oluşturulmuş olup, bu farkın dayanağı davalı yanca somutlaştırılmamıştır.

2.Dağıtım tarifelerinin kim tarafından hazırlandığı, dağıtım tarifesinin belirlenmesinde davalının etkisinin bulunup bulunmadığı hususuyla ilgili olarak; Dağıtım tarifesi, davalının da dahil olduğu dağıtım şirketleri tarafından hazırlanarak EPDK’ya teklif edilmekte, ancak EPDK tarafından onaylanmasını müteakip tüm bölgelerde hiçbir fark olmaksızın aynı tarife uygulanmaktadır.

3.Üreticilere uygulanan tarifelerdeki farklılığın yasaya uygun olup olmadığı hususuyla ilgili olarak; Lisanssız üreticilere uygulanan tarifeler, sadece ek maliyete neden olmaları halinde lisanslı üreticilere uygulanan tarifeden farklı olabilecektir. Ancak bu ek maliyet hususuna ilişkin olarak davalı tarafça bir delil ibraz olunmamıştır.

Davalı vekilinin; GES'lerde dengesizlik maliyetlerinin ortaya çıktığı, dengesizlik maliyetlerinin, alınması/satılması taahhüt edilen enerji miktarı ile gerçekleşen alış/satış miktarı sonucunda ortaya çıkan alış/satış miktar farklılıklarına yönelik ortaya çıkan bir maliyet unsuru olduğu, bir lisanslı üreticinin beyan ettiği enerjiyi üretemediği veya fazla üretmesi durumunda, piyasanın enerji açığı veya fazlası olması durumuna göre lisanslı üreticiye piyasa takas fiyatı (PTF) veya sistem marjinal fiyatı (SMF) üzerinden *63 ceza katsayılı olarak enerji bedeli uygulandığı, Lisanslı tesisler için Elektrik Piyasası Dengeleme ve Uzlaştırma Yönetmeliği'nin 30/6. Maddesi uyarınca, transformatör ve/veya hat kaybı uygulanması söz konusuyken davacının lisanssız tesisinde böyle bir uygulamaya tabi olmadığı, lisanslı üreticiler tarafından yükümlülükleri kapsamında üstlenilen ancak, lisanssız üreticiler tarafından karşılanmayan tüm bu maliyetlerin lisanssız üreticiler adına sistemde ek yük oluşturduğu iddiasını dayandırabileceği herhangi bir teknik kriter dosya içinde bulunmamaktadır.

Kaldı ki, 31.12.2017 tarihinden önce ve sonra geçici kabul alan lisanssız üreticiler arasında bile 4 kata varan bir sistem kullanım bedeli tarifesi bulunmakta olup, bu tarihten önce geçici kabul alanlarla bu tarihten sonra alanların nasıl böyle farklı bir dengesizliğe neden olduklarını, oluşturulan ek yükün ne olduğunu anlamak da mümkün olmamıştır.

4.Lisanssız üreticilerin lisanslı üreticilere kıyasla sisteme bağlanmasının daha fazla maliyet gerektirip gerektirmediği, bu ek maliyetlerin nelerden ibaret olduğu hususuyla ilgili olarak; Normal şartlar altında lisanssız üreticilerin lisanslı üreticilere kıyasla sisteme bağlanmasının daha fazla maliyet gerektirmediği, var ise ek maliyetlerin dağıtıcı yani davalı yanca ispatlanması gerektiği değerlendirilmektedir.

5.Sözleşme tarihinden dava tarihine kadarki süreçte dağıtım payı katkı bedeli tutarlarında bir artış olup olmadığı, bu artışın dayanağının ne olduğu, artışın sözleşmeye ve mevzuata uygun olup olmadığı hususuyla ilgili olarak; Sözleşme tarihinden itibaren EPDK tarafından tarifeler her yıl 4 defa değiştirilmekte olup, EPDK tarafından yayınlanan tarifelerdin dayanağının, herhangi bir teknik kriter ortaya konulmadan maliyetlerdeki artışlar olduğu belirtilmektedir.

6.Dava tarihi itibariyle sözleşme ve mevzuata uygun katkı payı tutarının ne kadar olması gerektiği hususuyla ilgili olarak; Ocak 2022 ayında, lisansız üreticiler için sistem kullanım birim bedeli fiyatının 5,6882 krş/kWh'ten 28,2765 krş/kWh’e (4,97 kat) yükseltildiği, Ancak aynı dönemde lisanlı üreticiler için sistem kullanım bedeli birim fiyatı 2,7220 krş/kWh iken Ocak 2022 ayında 3,8193 krş/kWh’e (1,4031 kat) yükseltildiği, Davacı lisanslı üretici olsaydı, Ocak 2022 ayına ilişkin olarak ödeyeceği sistem kullanım bedelinin 1.894,63 TL olacağı, davacı Şirketin Ocak 2022 ayına ilişkin olarak, lisanslı üreticilere göre 14.027,08 TL - 1.894,63 TL = 12.132,44 TL fazla ödemek zorunda kaldığı, davacı ve davacı gibi lisanssız üreticiler için sistem kullanım bedeli birim fiyatının, lisanslı üreticilerin ödemekte olduğu birim fiyata yapılan artış oranında artırılmış olması halinde ise davacı Şirketin Ocak 2022 ayında MEDAŞ’a ödemesi gereken sistem kullanım birim bedelinin 3.959,22 TL olacağı, bu duruma göre davacının fazla ödemek zorunda kaldığı sistem kullanım bedelinin 10.067,86 TL olduğu belirtilmiştir.

Taraflar arasındaki ihtilaf; taraflar arasındaki sistem kullanım anlaşmasına istinaden davacıdan tahsil edilen dağıtım bedeli katkı payında anlaşma tarihinden dava tarihine kadarki süreçte artış olup olmadığı, bu artışın sözleşmeye ve mevzuata uygun olup olmadığı, davalı dağıtım şirketinin lisanslı üreticilere uyguladığı dağıtım tarifesi ile lisansız üreticilere uyguladığı dağıtım tarifesi arasında fark olup olmadığı, bu farkın dayanağının ne olduğu, dağıtım tarifelerinin kim tarafından hazırlandığı, dağıtım tarifesinin belirlenmesinde davalının etkisinin bulunup bulunmadığı, üreticilere uygulanan tarifelerdeki farklılığın yasaya uygun olup olmadığı, lisanssız üreticilerin lisanslı üreticilere kıyasla sisteme bağlanmasının daha fazla maliyet gerektirip gerektirmediği, bu ek maliyetlerin nelerden ibaret olduğu, dava tarihi itibariyle davacı hakkında uygulanması gereken dağıtım bedeli katkı payı tutarının ne kadar olması gerektiği, uyuşmazlığın çözümünde adli yargı mercilerinin görevli olup olmadığı, dava şartı eksikliği bulunup bulunmadığı, davalının husumet ehliyetinin bulunup bulunmadığı, davada zaman aşımı süresinin dolup dolmadığı hususlarından ibarettir.

Dava, muarazanın giderilmesi istemine ilişkin olup, davalının husumet itirazının yerinde olmadığı, dava tarihi itibariyle ihtilafa uygulanması gereken 10 yıllık zamanaşımı süresinin de dolmadığı, bu bakımdan zamanaşımı itirazının da yerinde olmadığı, uyuşmazlığın özel hukuka ilişkin eylemlerden kaynaklanması nedeniyle uyuşmazlığın çözümünde adli yargının görevli olduğu sonucuna varılmış davalının yargı yolu itirazı da yerinde görülmemiştir.

Kayseri BAM . Hukuk Dairesi'nin ... E ... K sayılı ilamı ile ''Dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, İlk Derece Mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, kamu düzenine aykırılığın da tespit edilmemesine ve özellikle Elektrik Piyasasında Lisanssız Elektrik Üretim Yönetmeliğinin 23. maddesi uyarınca kendi ihtiyaçlarını karşılamak için üretim yapması esas olan davacının, kendi insiyatifiyle ihtiyaç fazlası olarak ürettiği elektrik nedeniyle davalıya ait dağıtım hatlarını kullanmasından dolayı kullanım/dağıtım bedellerinin EPDK tarafından düzenlenen tarifelerle belirleneceğine ilişkin mevzuat hükümlerine atıf yapan sözleşmeyi, üstelik üretici ve lisanssız üreticiler yönünden sistem kullanım/dağıtım bedellerinin farklılaşmasından sonra imzalamış bulunmasına, sistem kullanım/dağıtım bedellerine ilişkin faturaları defterlerine kaydetmediği yönünde dosyada herhangi bir beyan, delil ve belge bulunmamasına,

TTK'nın 21/2. maddesi uyarınca tebliğe rağmen faturayı süresinde itiraz ve iade etmeyerek, ticari defterlerine borç kaydeden tacirin, fatura münderecatını aynen kabul etmiş ve faturayı gönderen tarafın, faturaya dayalı bu alacağının varlığını HMK'nın 222. maddesi uyarınca ispatlamış olmasına göre, ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu ...'' şeklinde olup, ilk derece mahkemesince verilen ret kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun bahsi geçen gerekçelerle esastan reddine karar verilmiştir. Yine Ankara BAM . Hukuk Dairesi'nin ... E ... K sayılı ilamı da aynı yöndedir.

Tüm dosya kapsamı ve toplanan deliller bir bütün halinde değerlendirildiğinde; lisanssız elektrik üreticilerine uygulanacak dağıtım sistemi kullanım tarifelerinin EPDK tarafından belirlendiği, tarifenin belirlenmesi konusundaki yetkinin EPDK'ya ait olduğu, bu konuda davalının insiyatif alarak farklı tarife uygulamasının mümkün olmadığı, davalı tarafça uygulanan dağıtım bedeli katkı payı tutarının EPDK tarafından belirlenen tarifelere uygun olduğu, davacının uygulanan dağıtım bedeli katkı payı tutarının taraflar arasındaki anlaşmaya, EPDK uygulamalarına ve yasal düzenlemelere aykırı olduğu iddiasını usulünce ispatlayamadığı sonucuna varıldığından davanın reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM: Yukarıda açıklanan gerekçelerle ;

1.Davacının davasının REDDİNE,

2.Karar tarihi itibariyle alınması gereken 427,60 TL. nispi karar ve ilam harcından, peşin alınan 80,70 TL harcın mahsubu ile bakiye 346,90 TL eksik harcın davacıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına,

3.Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,

4.Davalı tarafından yapılan toplam 10 TL tebligat ve posta giderinden oluşan yargılama giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,

5.Karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca (dava değerinin 1.000 TL. olduğunun kabulü ile) davalı vekili için 1.000 TL. nispi vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,

6.Taraflarca yatırılan gider avansından artan kısmın, 6100 s. HMK'nın 333. maddesine göre karar kesinleştiğinde ve re'sen taraflara iadesine, Dair ; davacı vekili ile davalı vekilinin yüzüne karşı, miktar itibariyle kesin olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı.22/04/2024

Katip Hakim

Bu belge 5070 sayılı kanun uyarınca Elektronik İmza ile imzalanmıştır.

© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.