Danıştay 13. Daire Başkanlığı
Danıştay 13. Daire Başkanlığı 2022/1924 E. , 2023/3867 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y
ONÜÇÜNCÜ DAİRE
YARGILAMANIN YENİLENMESİ
İSTEMİNDE BULUNAN (DAVACI) : … Sanayi ve Ticaret A.Ş.
DAVANIN KONUSU : Dağıtıcı lisansı sahibi şirketin lisansının iptal edilmesine ilişkin ... tarih ve ... sayılı Enerji Piyasası Düzenleme Kurulu (Kurul) kararı ile bu kararın dayanağı olan Petrol Piyasası Lisans Yönetmeliği'nin 17. maddesinin üçüncü fıkrasının iptali istemiyle açılan davanın reddi yolundaki Danıştay Onüçüncü Dairesi'nin 02/07/2020 tarih ve E:2018/3669, K:2020/1709 sayılı kesinleşmiş kararının yargılamanın yenilenmesi suretiyle kaldırılması ve dava konusu işlemin iptaline karar verilmesi istenilmektedir.
YARGILAMANIN YENİLENMESİ İSTEMİNDE BULUNANIN İDDİALARI : Davalı Kurum'un eski Hukuk Dairesi Başkanı ...'ın ve davalı Kurum'un ilişkili olduğu Enerji ve Tabii Kaynaklar bakanlığı'nda daha önce Müsteşar Yardımcısı olan ...'in dosyanın temyiz incelemesinde Üye olarak oy kullandığı, hakimin kendisine ait olan veya doğrudan doğruya ya da dolayısıyla ilgili olduğu davada davaya bakamayacağı, bu durumun yasaklılık sebebi olduğu, ayrıca Danıştay Onüçüncü Dairesi'nin 16/11/2021 tarih ve E:2020/1621, K:2021/3845 sayılı kararı ile yine Danıştay Onüçüncü Dairesi'nin 02/07/2020 tarih ve E:2018/3669, K:2020/1709 sayılı kararının tarafları, konusu ve sebebi aynı olan dava hakkında birbiriyle çelişkili kararlar verildiği, bu sebeple 2577 sayılı Kanun'un 53/g ve 53/h maddeleri uyarınca yargılamanın yenilenmesi gerektiği ileri sürülmektedir. DAVALININ SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, davacının yargılamanın yenilenmesi istemiyle verdiği dilekçede öne sürdüğü nedenlerin, 2577 sayılı Kanun'un 53. maddesinde yer alan yargılamanın yenilenmesi sebepleri arasında yer almadığı, istemin reddi gerektiği savunulmuştur. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …'İN DÜŞÜNCESİ : Yargılamanın yenilenmesi isteminin reddi gerektiği düşünülmektedir.
DANIŞTAY SAVCISI …'IN DÜŞÜNCESİ : Davacı tarafından; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 53. maddesinin 1. fıkrasının (g) ve (h) bentlerinde belirtilen sebeplerden bahisle; Danıştay Onüçüncü Dairesince verilen ve temyiz incelemesinden geçerek kesinleşen 02.07.2020 tarihli, E:2018/3669, K:2020/1709 sayılı kararın, yargılamanın yenilenmesi yolu ile incelenmesi istenilmektedir.
Dilekçede belirtilen sebepler değerlendirildiğinde; 2577 sayılı Yasa'nın 53. maddesinin 1. fıkrasının (g) bendi yönünden; davacı tarafın, çekinmeye mecbur olan üyelerin karara katıldığı şeklindeki iddiasına, davanın reddi yönünde verilen kararın temyiz gerekçeleri arasında da yer verildiği ve bu iddianın Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca verilen kararda değerlendirilerek yerinde görülmediği dikkate alındığında, yargılamanın yenilenmesi talebine dayanak olamayacağı; anılan maddenin (h) bendi yönünden ise; birbirine aykırı hüküm içerdiği ifade edilen kararlardan Danıştay 13. Dairesince verilen 16.11.2021 tarih ve E:2020/1621, K:2021/3845 sayılı kararın henüz kesinleşmediği, temyiz aşamasında olduğu gibi, her iki kararın konusunun da farklı olduğu, bu nedenle yargılamanın yenilenmesi istemine esas alınamayacağı sonucuna varılmıştır. Açıklanan nedenlerle, 2577 sayılı Yasa'nın 53. maddesinde yer verilen sebeplere dayanmayan yargılamanın yenilenmesi isteminin reddinin gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onüçüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: MADDİ OLAY VE HUKUKİ SÜREÇ :
Dava, dağıtıcı lisansı sahibi şirketin lisansının iptal edilmesine ilişkin ... tarih ve ... sayılı Enerji Piyasası Düzenleme Kurulu (Kurul) kararı ile bu kararın dayanağı olan Petrol Piyasası Lisans Yönetmeliği'nin 17. maddesinin üçüncü fıkrasının iptali istemiyle açılmış, Dairemizin 02/07/2020 tarih ve E:2018/3669, K:2020/1709 sayılı kararı ile davanın reddine karar verilmiş, anılan kararın davacı tarafından temyiz edilmesi üzerine, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu'nun 15/12/2021 tarih ve E:2020/2685, K:2021/3024 sayılı kararı ile davacının temyiz isteminin reddine ve Dairemiz kararının onanmasına kesin olarak karar verilmiş, Dairemizin bu suretle kesinleşen kararıyla ilgili olarak 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 53. maddesindeki şartların oluştuğu ileri sürülerek yargılamanın yenilenmesi istenilmiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE
2577 sayılı İdarî Yargılama Usulü Kanunu'nun "Yargılamanın yenilenmesi" başlıklı 53. maddesinde, "Danıştay ile bölge idare, idare ve vergi mahkemelerinden verilen kararlar hakkında, aşağıda yazılı sebepler dolayısıyla yargılamanın yenilenmesi istenebilir.
a)Zorlayıcı sebepler dolayısıyla veya lehine karar verilen tarafın eyleminden doğan bir sebeple elde edilemeyen bir belgenin kararın verilmesinden sonra ele geçirilmiş olması,
b)Karara esas olarak alınan belgenin, sahteliğine hükmedilmiş veya sahte olduğu mahkeme veya resmî bir makam huzurunda ikrar olunmuş veya sahtelik hakkındaki hüküm karardan evvel verilmiş olup da, yargılamanın yenilenmesini isteyen kimsenin karar zamanında bundan haberi bulunmamış olması,
c)Karara esas olarak alınan bir ilam hükmünün, kesinleşen bir mahkeme kararıyla bozularak ortadan kalkması,
d)Bilirkişinin kasıtla gerçeğe aykırı beyanda bulunduğunun mahkeme kararıyla belirlenmesi,
e)Lehine karar verilen tarafın, karara etkisi olan bir hile kullanmış olması,
f)Vekil veya kanuni temsilci olmayan kimseler ile davanın görülüp karara bağlanmış bulunması,
g)Çekinmeye mecbur olan başkan, üye veya hakimin katılmasıyla karar verilmiş olması,
h)Tarafları, konusu ve sebebi aynı olan bir dava hakkında verilen karara aykırı yeni bir kararın verilmesine neden olabilecek kanuni bir dayanak yokken, aynı mahkeme yahut başka bir mahkeme tarafından önceki ilamın hükmüne aykırı bir karar verilmiş bulunması,
ı)Hükmün, İnsan Haklarını ve Ana Hürriyetleri Korumaya Dair Sözleşmenin veya eki protokollerin ihlâli suretiyle verildiğinin, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin kesinleşmiş kararıyla tespit edilmiş olması veya hüküm aleyhine Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine yapılan başvuru hakkında dostane çözüm ya da tek taraflı deklarasyon sonucunda düşme kararı verilmesi." kuralına yer verilmiştir. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 31. maddesinde, hakimin davaya bakmaktan memnuiyeti ve reddi konusunda Hukuk Muhakemeleri Kanunu hükümlerinin uygulanacağı belirtilmiştir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun "Yasaklılık sebepleri" başlıklı 34. maddesinde ise "(1) Hâkim, aşağıdaki hâllerde davaya bakamaz; talep olmasa bile çekinmek zorundadır:
a)Kendisine ait olan veya doğrudan doğruya ya da dolayısıyla ilgili olduğu davada.
b)Aralarında evlilik bağı kalksa bile eşinin davasında.
c)Kendisi veya eşinin altsoy veya üstsoyunun davasında.
ç)Kendisi ile arasında evlatlık bağı bulunanın davasında.
d)Üçüncü derece de dâhil olmak üzere kan veya kendisini oluşturan evlilik bağı kalksa dahi kayın hısımlığı bulunanların davasında.
e)Nişanlısının davasında.
f)İki taraftan birinin vekili, vasisi, kayyımı veya yasal danışmanı sıfatıyla hareket ettiği davada." kuralı yer almıştır.
Dosyanın incelenmesinden, 2577 sayılı Kanun'un 53. maddesinin 1. fıkrasının (g) bendi yönünden; davacı tarafın, çekinmeye mecbur olan üyelerin karara katıldığı şeklindeki iddiasına, davanın reddi yönünde verilen kararın temyiz gerekçeleri arasında da yer verildiği ve bu iddianın Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu'nun 15/12/2021 tarih ve E:2020/2685, K:2021/3024 sayılı kararında değerlendirilerek, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 34. maddesinde sayılan "Yasaklılık Sebeplerinin" anılan kişiler açısından gerçekleşmediği gerekçesiyle yerinde görülmediği dikkate alındığında, yargılamanın yenilenmesi talebine dayanak olamayacağı; (h) bendi yönünden ise, birbirine aykırı hüküm içerdiği ifade edilen kararların Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu tarafından temyiz incelemesinden geçtiği, ayrıca her iki davanın konusunun da farklı olduğu, bu nedenle yargılamanın yenilenmesi istemine esas alınamayacağı sonucuna varılmıştır. Bu itibarla, davacının yargılamanın yenilenmesi istemiyle verdiği dilekçede ileri sürdüğü nedenler, 2577 sayılı Kanun'un 53. maddesinde tahdidî olarak sayılan yargılamanın yenilenmesi nedenlerinden hiçbirine uygun olmadığından, istemin reddi gerekmektedir. KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle;
1.Davacının yargılamanın yenilenmesi isteminin REDDİNE,
2.İstemin kabul edilmemiş olması sebebiyle 492 sayılı Harçlar Kanunu'nun 10. maddesi uyarınca …-TL harcın istemi hâlinde davacıya iadesine,
3.…-TL posta giderinin davacı üzerinde bırakılmasına, posta gideri avansından artan tutarın davacıya iadesine,
4.Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca …-TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine,
5.Bu kararın tebliğ tarihini izleyen 30 (otuz) gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu'na temyiz yolu açık olmak üzere, 05/10/2023 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi. (X) KARŞI OY : (Vekâlet Ücreti Yönünden)
Yargılamanın yenilenmesi müessesesi, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun "Kararlara Karşı Başvuru Yolları" başlıklı Üçüncü Bölümünde düzenlenmiş olan ve Kanun'da yazılı sebeplerin varlığı hâlinde kesinleşmiş hükmün, yine hükmü veren Mahkeme tarafından ortadan kaldırılmasına ve "davaya yeniden bakılmasına", uyuşmazlık ile ilgili olarak "yeni bir karar verilmesine" imkân tanıyan bir kanun yoludur.
Anılan Kanun'da bu müessese, Kanun'da sayılan şartlar gerçekleştiği zaman davanın yeniden incelenmesine imkan tanıyan "olağanüstü kanun yolu" olarak düzenlenmiştir. Yargılamanın yenilenmesi talebi üzerine Mahkemece öncelikle yeni bir yargılamaya gidilip gidilemeyeceğine dair bir inceleme/değerlendirme yapılarak ilgili uyuşmazlığın yeniden dava konusu edilebilmesine ilişkin koşulların varlığı veya yokluğu tespit edilmektedir. Nitekim 492 sayılı Harçlar Kanunu'nun "İadei muhakeme" başlıklı 10. maddesinde de, yargılamanın yenilenmesi isteminin kabulü üzerine cereyan edecek davaların, yeni davalar gibi harca tabî olduğu kurala bağlanmıştır. Kanun koyucu, yargılamanın yenilenmesi isteminin kabulü üzerine cereyan edecek davaları, "yeni bir dava" gibi nitelendirmiş ve bu noktada kesinleşmiş yargı kararının ortadan kaldırılarak davaya yeniden bakılmasını, yargılamaya yeniden başlanılmasını öngörmüştür.
Yargılamanın yenilenmesi isteminin reddine karar verilmesi durumunda ise, davaya yeniden bakılmasından ya da yeni bir yargılamadan ve yeni bir davanın varlığından söz etmek mümkün değildir. Çünkü yeniden yargılama yapılmasını gerektiren koşulların bulunmadığı sonucuna ulaşılmış olduğundan, "kesinleşmiş yargı kararı" varlığını sürdürmektedir. Bu aşamaya kadar olan süreç eski yargılamanın devamı niteliğindedir.
Bunun yanında, 1136 sayılı Avukatlık Kanunu’nun 164. maddesinde vekâlet ücretinin, avukatın hukuki yardımının karşılığı olan meblağı veya değeri ifade ettiği, 168. maddenin son fıkrasında ise vekâlet ücretinin takdirinde hukuki yardımın tamamlandığı veya dava sonunda hüküm verildiği tarihte yürürlükte olan tarifenin esas alınacağı belirtilmiştir.
Diğer yandan, Dairemizce başvuruya konu kararın verildiği tarihte yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinde, bu Tarifede yazılı avukatlık ücretinin kesin hüküm elde edilinceye kadar olan dava, iş ve işlemlerin karşılığı olduğu ifade edilmiş, hangi aşamada olursa olsun, dava ve icra takibini kabul eden avukatın bu ücretin tamamına hak kazanacağı kuralı getirilmiş, ancak olağan ve olağanüstü kanun yollarında faydalanılan avukatlık hizmeti nedeniyle (duruşma yapılması hariç) vekâlet ücretine hükmedileceğine dair bir düzenlemeye yer verilmemiştir.
Yukarıda yer verilen düzenlemelerin ve tarife hükümlerinin bir bütün olarak değerlendirilmesinden, bir davada haklı bulunan taraf lehine Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre vekâlet ücretine hükmedilebilmesi için avukatlık hizmetinin ilk derecede karar verilinceye kadar sunulmuş olması gerektiği, olağan ya da olağanüstü kanun yollarında verilen avukatlık hizmeti nedeniyle (duruşma yapılması hariç) vekâlet ücretine hükmedilemeyeceği sonucuna varılmaktadır.
Yargılamanın yenilenmesi isteminde bulunulması üzerine karşı tarafın savunması alınmakla birlikte, istem kabul edilmedikçe davaya yeniden bakılamayacağından ortada görülüp karara bağlanmış yeni bir dava varmış gibi kabul edilerek vekâlet ücretine hükmedilmesi mümkün değildir. Yargılamanın yenilenmesi isteminin reddine karar verilmiş olması, olağanüstü bir kanun yoluna başvurulup bir sonuç alınamaması anlamına geldiğinden karşı tarafın vekil aracılığıyla yaptığı savunma, taraf lehine olan kesinleşmiş yargı kararının varlığını sürdürmesine hukukî yardımda bulunulmasını ifade etmektedir.
Olağan kanun yolunun kullanılması üzerine yapılan savunma nedeniyle kanun yolu başvurusunun reddi üzerine vekâlet ücretine hükmedilmiyorsa, olağanüstü kanun yolunun kullanılması üzerine yapılan savunma nedeniyle istemin reddi üzerine de vekâlet ücretine hükmedilmemesi gerekir. Zira olağan kanun yolunun kullanılması üzerine yapılan savunma için vekâlet ücretine hükmedilmemesi noktasında idari yargı yerleri arasında bir görüş ayrılığı bulunmamaktadır. Bu itibarla, olağan kanun yolu ile olağanüstü kanun yolu aşamasında yapılan savunma nedeniyle istemin reddi durumunda vekâlet ücretine hükmedilmemesi noktasında bir farklılık olmaması gerekir. Savunma ile yapılan hukuki yardımın birisi kesin hüküm elde edilmesine, diğeri de kesin hükmün korunmasına yönelik olup sağladığı hukuki fayda aynı niteliktedir. Aksine bir yorum, aynı kesin hüküm için bir yerine iki kez vekâlet ücretine hükmedilmesi sonucunu doğuracaktır.
Bu kapsamda, Dairemizce yargılamanın yenilenmesi isteminde bulunan tarafça ileri sürülen sebepler yerinde bulunmayarak istemin reddedilmesi nedeniyle yeni bir yargılama sürecinin başlamasına gerek görülmediğinden, bir başka deyişle, bu aşamaya kadar olan süreç eski yargılamanın devamı niteliğinde olduğundan, karşı taraf lehine vekâlet ücreti takdirinde isabet bulunmamaktadır. Davacının yargılamanın yenilenmesi isteminin reddine dair kararda karşı taraf lehine vekâlet ücretine takdir edilmemesi gerektiği sonucuna ulaşılmakla, çoğunluğun verdiği karara bu yönden katılmıyorum.