11. Hukuk Dairesi
T.C.
İZMİR
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
11. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2021/1856
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İZMİR 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 06.10.2016
NUMARASI : 2015/729 Esas 2016/787 Karar
DAVANIN KONUSU : Tazminat
İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 06.10.2016 tarih 2015/729 Esas 2016/787 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, üye ... tarafından düzenlenen rapor dinlenip ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
DAVA :
Davacı vekili, 16/08/2013 tarihinde, müvekkili tarafından ZMMS poliçesi ile sigortalanan davalıya ait ... plakalı aracın seyir halinde iken yolun sağında bulunan toprak zemine girerek takla atması neticesinde, sürücü ...'un vefat ettiğini, müteveffanın annesi ... ve babası ...'un müvekkili şirket aleyhine İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2014/1481 E. sayılı dosyasında destekten yoksun kalma tazminatı talepli dava açtıklarını, müvekkili şirket tarafından yaptırılan aktüerya hesaplamasına göre mağdurun destekten yoksun kalma tazminatının 76.180,04 TL olarak belirlendiğini, müvekkili şirketin davacılar ile sulh olarak davayı neticelendirdiğini ve dava dışı mağdur ... ile ... vekili aracılığıyla 61.000,00-TL maddi tazminat, 7.000,00-TL avukatlık ücreti, 600-TL faiz, 400-TL yargılama gideri olmak üzere toplam 69.000,00-TL tazminat ödendiğini, kaza sonrası yapılan ölçüme göre sigortalı aracın sürücüsünün 1.53 promil alkollü olduğunu, KTK'nun 48. maddesinde "uyuşturucu ve keyif verici madde almış olanlar ile alkollü içki almış olmaları ile güvenli sürüş yeteneklerini kaybetmiş kişilerin karayolunda araç kullanmaları yasaktır." şeklinde düzenleme bulunduğunu, yine ZMMS genel şartlarının 4/d maddesinde benzer düzenleme bulunduğunu, kazanın salt alkolün etkisiyle oluştuğunu belirterek; müvekkili tarafından hak sahiplerine ödenen 69.000,00 TL'nin ödeme tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP
Davalı tarafça cevap dilekçesi sunulmamıştır.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Mahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, bir nörolog ve bir trafik uzmanı bilirkişiden alınan raporda, kazanın oluşumunda 1,53 promil alkollü müteveffa ...'un KTK'nın 52-1b maddesini ihlal nedeniyle %100 oranında asli ve tam kusurlu olduğunun tespit edildiği, 1,53 promil kan alkol düzeyinin tedbirsizlik ve dikkatsizlik sonucu kazaya neden olabileceği gerçeği ile birlikte sadece alkolün olaya sebebiyet verdiğini yüzde yüz söylemenin mümkün olmadığı yönünde görüş bildirildiği, mahkemece talimat yoluyla iki nörolog ve bir trafik uzmanı bilirkişiden oluşan heyetten alınan raporda müteveffa sürücü ...'un kazanın meydana gelmesinde %100 oranında tam kusurlu olduğu, kazanın meydana gelmesinin salt alkolün etkisiyle meydana geldiğine dair adli ve tıbbi delillerinin bulunmadığının tespit edildiği, dosyada bulunan her iki raporun uyumlu olduğu, kazanın salt alkolün etkisiyle meydana geldiğinin davacı tarafça kanıtlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Karara karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
İSTİNAF NEDENLERİ :
Davacı vekili, ilk derece mahkemesince verilen kararın ve bilirkişi raporlarındaki tespitlerin yerinde olmadığını, ilk bilirkişi raporunda kazada alkolden başkaca bir etkenin olmadığının belirtildiğini, müteveffanın 1,53 promil alkollü olduğunun kabul edildiğini, kazaya neden olabilecek başkaca bir neden bulunmadığını, olayın gerçekleşme şekline bakıldığında kazanın salt alkolün etkisi ile meydana geldiğini, bilirkişi raporunda alkol oranının 1,53 olduğunun ve kazada alkolden başka etkenin bulunmamasının kabulü ile kazanın alkol etkisiyle geldiğini kesin olarak söylemenin mümkün olmadığına dair tespitlerin çeliştiğini, kan alınması gerekli koşulların uygulanıp uygulanmadığının belirsiz olduğunu, Adli Tıp Kurumu tarafından yapılan, Türk Ceza Yasasına Göre Alkollü Araç Kullanmanın Güvenli Sürüş Yeteneğine Etkileri Çalıştayı'nın sonuç bildirgesinde kandaki alkol miktarlarının oranlarına göre, sürüş yeteneğine ve alkol etkisindeyken yapılan kazalara etkilerinin belirtildiğini, alkol güvenli sürüş yeteneğini kişiden kişiye değişmekle beraber 0.30 promil düzeyinden itibaren olumsuz etkilediği, alkollü araç kullanmanın güvenli sürüş yeteneğini bozduğu (kim olursa olsun etkilenecek düzey) 1.00 promil kabul edilmesi gerekeceğinin belirtildiğini istinaf nedenleri olarak ileri sürmekle kararın kaldırılmasını istemiştir.
GEREKÇE
Dava, ZMMS poliçesi kapsamında sigortacı tarafından ödenen tazminatın alkollü araç kullanımı nedeniyle sigortalı araç sahibinden rücuen tazmini istemine ilişkin olup, ilk derece mahkemesince yukarıda yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmiştir.
Dairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzenine ilişkin sebeplerle sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır. 2918 sayılı KTK.nun 48. maddesinde; alkollü içki alması nedeniyle güvenli sürme yeteneklerini kaybetmiş kişilerin karayolunda araç sürmelerinin yasak olduğu ifade edilmiştir.
Zorunlu Mali Mesuliyet Sorumluluk Genel Şartlarının B.4.d maddesinde; tazminatı gerektiren olay işletenin veya eylemlerinden sorumlu olduğu kişilerin veya motorlu aracın hatır için karşılıksız olarak kendilerine verilen kişilerin uyuşturucu veya keyif verici maddeler almış olarak aracı sevk ve idare etmeleri esnasında meydana gelmiş veya olay yukarıda sayılan kişilerin alkollü içki almış olmaları nedeniyle aracı güvenli sürme yeteneklerini kaybetmiş bulunmalarından ileri geliyorsa sigortacının sigorta ettirene rücu hakkı olduğu açıklanmıştır.
Somut olayda, ilk derece mahkemesince otomotiv öğretim görevlisi ve nörolog bilirkişiden alınan 10.02.2016 tarihli raporda, 1,53 promil alkollü mütevaffa sürücü ...'un sevk ve idaresindeki araçla seyir halinde iken, dikkatini gereği gibi yola ve seyir yönüne vermediği, trafik düzeni ve güvenliği açısından aracının hızını yük ve teknik özelliğine, görüş, yol, hava ve trafik durumunun gerektirdiği şartlara uyarlamadığı, mevcut seyir hızıyla fren tedbirine başvurmadan direksiyon hakimiyetini kaybederek gidiş istikametine göre yolun sağından yol dışına çıktıktan sonra stabilize yol kenarındaki toprak birikintisine aracının ön kısmı ile çarpıp takla atarak durduğu, dikkatsiz, özensiz, kurallara aykırı hatalı tutum ve davranışıyla kazanın meydana gelmesinde KTK''nın 52/1-b maddesi gereğince %100 oranında asli ve tam kusurlu olduğu, ancak olayı gören bir görgü tanığının bulunmaması, olay öncesine ait müteveffanın durumu ile ilgili açıklayıcı bir ifadenin bulunmaması, olayın hemen akabinde ölümün gerçekleşmesi nedeniyle ifade alınamaması göz önünde bulundurularak, 1.53 promil alkol düzeyinin tedbirsizlik ve dikkatsizlik sonucu kazaya neden olabileceği gerçeği ile birlikte sadece alkolün olaya sebebiyet verdiğini yüzde yüz söylemenin mümkün olmadığı yönünde görüş bildirilmiştir. Mahkemece talimat yoluyla İstanbul 12 ATM aracılığıyla iki nörolog ve İTÜ öğretim üyesi bilirkişiden oluşan heyetten alınan 01.06.2016 tarihli raporda müteveffa sürücü ...'un kazanın meydana gelmesinde %100 oranında tam kusurlu olduğu, ancak emniyetli bir şekilde araç sevk ve idaresini gerçekleştirememesinde sırf alkolün rolü bulunduğuna dair yeterli adli ve tıbbi delil bulunmadığı bildirilmiştir.
İlk derece mahkemesince alınan bilirkişi raporlarının birbiri ile uyumlu olup, müteveffa sürücünün alkollü olmasının münhasıran kazanın oluşmasına etkili olmadığına dair bilirkişi raporları dosya kapsamına uygun ve yeterli görüldüğünden, davacı vekilinin istinaf itirazları haklı bulunmamıştır.
Bu durumda, istinaf kanun yoluna başvuranın dilekçesinde yer verdiği itirazların açıklanan gerekçe ışığında yerinde olmamasına, kararda kamu düzenine ilişkin bir aykırılık bulunmamasına, kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olmasına göre, duruşma açılmasına gerek görülmeyerek Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.
1.Davacı vekilinin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,
2.Davacı yönünden istinaf karar harcı olan 427,60 TL maktu harçtan, peşin alınan 31,40 TL harcın mahsubu ile bakiye 396,20 TL harcın davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
3.İstinaf başvurusu nedeniyle davacının yaptığı giderlerin kendi üzerinde bırakılmasına, Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, HMK'nın 362/1-a maddesi uyarınca miktar itibariyle kesin olmak üzere 23.05.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.