5. Hukuk Dairesi
5. Hukuk Dairesi 2009/14589 E. , 2010/14319 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki 2942 sayılı Yasanın 36 ve 38. maddelerine dayanan tapu iptali ve tescili davasından dolayı yapılan yargılama sonunda: Davanın kısmen kabulüne dair verilen yukarıda gün ve sayıları yazılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili ile davalı yönünden verilen dilekçeler ile istenilmiş olmakla, dosyadaki belgeler okunup iş anlaşıldıktan sonra gereği görüşülüp düşünüldü: - K A R A R – Dava, 2942 sayılı Yasanın 36 ve 38. maddelerine dayanan tapu iptali ve tescili istemine ilişkindir. Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm davacı idare vekili ile davalı tarafından temyiz edilmiştir. İdarelerin tapu iptali ve tescil davalarına dayanak yaptığı; Kamulaştırma Kanununun 38. maddesi Anayasa Mahkemesinin 04.11.2003 tarihli Resmi Gazetede yayınlanan kararı ile iptal olmuştur.
30.06.2010 tarihinde yürürlüğe giren 5999 sayılı Yasa ile 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununa eklenen Geçici 6. madde ile; “Kamulaştırma işlemleri tamamlanmamış veya kamulaştırması hiç yapılmamış olmasına rağmen 09.10.1956 tarihi ile 04.11.1983 tarihi arasında fiilen kamu hizmetine ayrılan veya kamu yararına ilişkin bir ihtiyaca tahsis edilerek üzerinde tesis yapılan taşınmazlara veya kaynaklara kısmen veya tamamen veyahut irtifak hakkı tesis etmek suretiyle malikin rızası olmaksızın fiili olarak el konulması hallerinde, hak sahiplerine idare ile uzlaşma ve uzlaşılmaması halinde dava açma hakkı tanınmış olup, idarenin Kamulaştırma Kanununun 38. Maddesine dayalı olarak tapu iptal ve tescil davası açma imkanı kalmamıştır. Kaldı ki, dosyada mevcut bilgi ve belgelerden, dava konusu taşınmazın tapulama tespitinin 24.05.1975 tarihinde kesinleştiği anlaşılmaktadır. 3402 Sayılı Kanunun 14.03.2009 tarihinde yürürlüğe giren 5841 sayılı Kanunla değişik 12. maddesinin 3. fıkrası hükümlerine göre kadastrosu yapılan taşınmazlarla ilgili olarak bu tutanaklarda belirtilen haklara sınırlandırma ve tespitlere ait tutanakların kesinleştiği tarihten itibaren 10 yıl geçtikten sonra kadastrodan önceki hukuki sebeplere dayanarak itiraz olunamayacağı ve dava açılamayacağı ve taşınmazın niteliğine devlet veya diğer kamu tüzel kişileri dahil tarafların sıfatına bakılmaksızın henüz kesin hükme bağlanmamış davalarda da bu hükmün uygulanacağı nazara alındığında kadastro tespitinin kesinleşme tarihinden itibaren 10 yıllık süre dolduktan çok sonra dava açılamaz. Yukarıda açıklanan nedenlerle davanın reddi yerine, kabulüne karar verilmesi, Doğru görülmemiştir. Davacı idare ve vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile davalının temyiz yerinde olduğundan hükmün açıklanan nedenlerle H.U.M.K.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, davalıdan peşin alınan temyize başvurma harcının Hazineye irad kaydedilmesine, 12.07.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.