11. Hukuk Dairesi
11. Hukuk Dairesi 2009/10322 E. , 2011/11579 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasında görülen davada Konya 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 26/02/2009 tarih ve 2007/559-2009/133 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi duruşmalı olarak taraf vekilleri tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 30/09/2011 gününde davacı avukatı ... ... ile davalı avukatı ... gelip, temyiz dilekçesinin süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraf avukatları dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalının müvekkilinden aldığı parayı ödememesi üzerine Almanya Hagen Asliye Hukuk Mahkemesinde açılan davanın kabul edildiğini, kararının kesinleştiğini ileri sürerek, bu kararın tenfizine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve tüm dosya kapsamına göre, Türkiye ile Almanya arasında yapılan 1965 tarihli Adli Yardımlaşmaya İlişkin Lahey Sözleşmesine göre tebligatın diplomatik yolla yerine getirileceğinin düzenlendiği, ancak yabancı mahkemenin yargılamasında bu usul yerine getirilmeden posta yolu ile tebligatların yapıldığı, bunun kamu düzenine aykırı olduğu, bu durumda kararın kesinleşmediği, kesinleşmeyen kararın da tenfizinin mümkün bulunmadığı, ayrıca tenfize konu kararın kamu düzenini ilgilendiren TTK’nın 329. ve 405/2. maddelerine açıkça aykırı olması nedeniyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili ve katılma yolu ile davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına yabancı mahkeme kararının tenfiz edilebilmesi için kararın Lahey Sözleşmesi hükümleri uyarınca kesinleşmesinin gerekmesine, somut olayda ise tenfizi talep edilen kararın Lahey Sözleşmesi uyarınca yetkili makamlar aracılığıyla tebliğ edilmeyip, posta yoluyla tebliğ edilmesi nedeniyle kesinleşmediğinden mahkemece sırf bu nedenle davanın reddine karar verilmesi gerekirken, ayrıca yerinde bulunmayan diğer gerekçelerin de davanın reddine dayanak yapılması doğru değil ise de yukarıda da belirtildiği üzere usulünce kesinleştirilmiş bir karar bulunmadığından yerinde olan bu gerekçeye göre taraf vekillerinin tüm temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.