Esas No
E. 2021/1821
Karar No
K. 2024/1024
Karar Tarihi
Karar Sonucu
REDDİNE
Hukuk Alanı
Ticaret Hukuku

T.C.

İZMİR

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

11. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO : 2021/1821

KARAR NO: 2024/1024

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ : İZMİR 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ : 21.04.2021

NUMARASI : 2018/1112 E. - 2021/354 K.

DAVANIN KONUSU : Genel Kurul Karar İptali

KARAR TARİHİ: 22.05.2024
KARAR YAZIM TARİHİ: 22.05.2024

İzmir 5.Asliye Ticaret Mahkemesinin 21.04.2021 tarih 2018/1112 E. - 2021/354 K.ayılı kararın Dairemizce incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, üye ... tarafından düzenlenen rapor dinlenip ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi.

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ

DAVA :Davacı vekili, davalı ... AŞ.'nin 30.06.2018 tarihli genel kurulu toplantısında alınan 7.maddenin yönetim kurulunun ibrasına ilişkin olduğunu, bu karardan TTK m.436/2. fıkradaki oydan yoksunluk kuralının uygulanmadığını, yönetim kurulu üyesi olan pay sahiplerinin sadece kendi ibralarında değil aynı zamanda diğer üyelerin ibralarında da oy kullanmaması gerektiğini, ancak genel kurulda bu kurala aykırı işlem yapıldığını, genel kurul toplantı tutanağının 14.maddesinde belirtilen TTK m.395-396 da sayılan işlemler için yapılan oylamanın geçersiz olduğunu, yönetim kurulu üyelerine bu yetkinin verilmesine ilişkin kararda ortak ile şirket arasında şahsi bir işe ilişkin olduğundan TTK 436 maddedeki oydan yoksunluk kuralının uygulanması gerektiğini, oysa bu kurala aykırı davranıldığını, 07.06.2018 tarihinde istifa edip, bağımsız üye ... yerine getirilen ...’nın atamasında 30.06.2018 tarihli olağan genel kurulu toplantısında görüşülüp karara bağlandığını, ancak kendisinin SPK'ya yaptığı 09.07.2018 tarih ve 15260 kayıt numaralı şikâyet dilekçesiyle genel kurul toplantı tutanağının 8.maddesinde belirtilen ...’nın bağımsız yönetim kurulu üyesi olarak 2019 yılı olağan genel kuruluna kadar görev yapmak üzere 2 yıl süreyle atanması işleminin geçersiz olduğunu, SMMM ve YMMM'lerin Çalışma Usul ve Esasları Hakkında Yönetmelikte "Ticari Faaliyette Bulunmama" başlıklı 43.maddeye aykırı davrandığını, ...’nın SMMM olduğunu, 25.07.2018 tarihinde SPK'nın KAP'a yapmış olduğu bildirimle ...’nın yönetim kurulu üyesi olamayacağını bildirmesi ile yerine ...’nın atandığını 30.06.2018 tarihinde yapılan genel kurulunun geçersiz olduğunu, zira 07.06.2018 tarihinde istifa eden ...’un yerine yönetim kurulu tarafından 25.07.2018 tarihinde ...’nın getirilmiş olduğunu, böylece 30.06.2018 tarihinde geçerli bir seçim yapılmamış olacağını belirterek 30.06.2018 tarihli genel kurul kararının iptalini talep ve dava etmiştir.

CEVAP

Davalı vekili, davacının 30.06.2018 tarihli genel kurul toplantısına asaleten katıldığını, ancak herhangi bir muhalefet oyu kullanmadığını, bu nedenle iptal davasını açma hakkına sahip olmadığını, TTK m.446/1 gereğince toplantıda hazır bulunup da olumsuz oy veren ve bu muhalefetini tutanağa geçirten paydaşların iptal davasını açabileceğini belirtildiğini, oysa davacının hem muhalefet de bulunmadığını hem de muhalefetini tutanağa geçirmediğini, davacının muhalefet şerhi bulunmadığından gündemin 8.maddesi ile ilgili alınan karara yönelik iptal davasını açma hakkının bulunmadığını, bu hususun dava şartı olduğunu, davalının halka açık bir şirket olup zarara uğrama riski bulunduğundan, davacının SPK kapsamında ... AŞ.'de işlem gören şirketler yönünden TTK m.448'e göre teminat yatırması gerektiğini, ayrıca genel kurulu toplantısında alınan kararda kanuna, sözleşmeye ve dürüstlük kuralına aykırılık bulunmadığını, genel kurulu toplantısının 7 ve 14 m. ile seçime ilişkin 8.m deki kararın geçersiz olduğu iddiasının da yerinde olmadığı, genel kurulu toplantısının 7 maddede yönetim kurulu üyelerinin bazılarının olumsuz oyuna karşılık olumlu oylarla ibra kararı verildiğini, yönetim kurulu üyelerinin kendi ibralarında kendilerine ait paylardan doğan oy haklarını kullanmadıklarını, davacının iddiasının doğru olmadığını,

TTK 395 ve 396 uyarınca alınan kararlarda yönetim kurulu üyelerinin oy kullandığı iddiasıyla doğru olmadığını, genel kurul toplantısının 14.maddesinde TTK m.395 ve 396'ya göre izin verilmesi hususunun oylandığını, davacının bu oylamada da muhalefet şerhini tutanağa geçirmediğini, bağımsız üyenin atanması işleminin geçersiz olduğunu, genel kurul toplantısından sonra yerine atanan bağımsız üyenin seçilemeyeceği iddiasının da yerinde olmadığını, toplantı tutanağının 8.maddesinde de TTK madde 363'e göre üyeliği boşalan yönetim kurulu üyesi yerine ...’nın 2019 yılı genel kurul toplantısına kadar oy çoğunluğu ile yönetim kurulu üyesi seçildiğini, SPK'nın kurumsal yönetim ilkeler 4.3 nolu Yönetim Kurulunun Yapısı maddesinde düzenlenen bağımsız yönetim kurulu üyeliğinde "Son 10 Yıl İçerisinde 6 yıldan fazla yönetim kurulu üyeliği yapmamış olmak." kriterinin karşılanmamış olması ve 6 yıllık sürenin 2018 yılında dolacak olması nedeniyle 07.06.2018 tarihinde istifa ettiğini, bu tarihte istifa eden üye yerine 30.06.2018 tarihinde yapılan 2017 yılı genel kurul toplantısında ...’nın seçildiğini, eski üyenin yerine seçilen üyenin eski üyenin görev süresini tamamlayacağını, ...’nın mensubu olduğu meslek kurallarına aykırı olarak seçilmiş olması nedeniyle 24.07.2018 tarihinde istifa ettiğini, yerine ...’nın seçildiğini ve usulüne uygun bir seçim yapıldığını, bu tarihe kadar herhangi bir toplantıya katılmadığını ve imza atmadığını belirterek davanın reddini istemiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Mahkemece iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacının davasının kısmen kabulü ile, davaya konu davalı ... A.Ş.’nin yaptığı 30.06.2018 tarihli genel kurul toplantısının 7. maddesinin usulüne uygun olmadığından iptaline, yine ...’nın seçimine ilişkin genel kurulda alınan 8. numaralı maddenin iptali şartları bulunmadığından bu talebin reddine, davalı şirketin genel kurulda aldığı 14. madde de ise yine her bir yönetim kurulu üyesi için ayrı ayrı oylama yapılarak usulüne uygun her üye için TTK m. 395 ve 396’da yer alan izin kararı verilmeyip her bir üyenin ne miktarda oyla izni aldığı tespit edilemediğinden yasaya aykırı oylama ve izin kararı verilmesinin iptali gerektiği tespit edilmekle bu kararın iptaline karar verilmiştir.

Karara karşı taraf vekilleri tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.

İSTİNAF NEDENLERİ : Davacı vekili, TTK hükümlerine göre halka açık şirketlerin Sermaye Piyasası Kanununa da riayet etmek zorunda olduğunu, SPK'nın Kurumsal Yönetim Tebliği (II-17.1) ekinde yer alan Sermaye Piyasası Kurulu Kurumsal Yönetim İlkeleri'ne göre bağımsız üyenin kriterlerinin belirlendiğini, 30.06.2018 tarihinde yapılan genel kurulda açıkça kanunlara aykırı işlem tesis edildiğini, davalı şirketin Mali Müşavirlik hizmetlerini yerine getiren SMMM ...'nın bağımsız üye olarak seçilmesinin TTK ve SPK hükümlerine göre davalı şirket açısından kanun dışı, 3568 sayılı SMMM meslek kanunu açısından ise SMMM ... açısından kanun dışı olduğunu, SMMM ...'nın bağımsız yönetim kurulu üyesi seçilmesi önündeki engellerin bizati TTK ve SPK kanunu ve buna ilişkin tebliğler olduğunu, SPK'ya göre bağımsızlık kriterini sağlamamanın başlı başına bağımsız yönetim kurulu görevi yapmasına engel teşkil ettiğini, şirketin bağımsız üyeye sahip olmasının yönetim kurulu dışında kalan devleti, kredi kuruluşlarını, yatırımcıları yakından ilgilendirdiğini, bağımsız üye seçilmesi yasak olan birinin bağımsız üye seçilmesi işleminin taraflarınca dava konusu edildiğini, söz konusu üyenin toplantıya katılmaması veya istifa tarihine kadar toplantı yapılmamasının işlemin hukuksuz olduğunu ortadan kaldırmayacağını, toplantı yapılmamasının veya ...'nın toplantıya katılmaması durumunun davalı lehine yorumlanmaması gerektiğini, aksine davacı lehine olabilecek hususların da dikkate alınması gerektiğini, bağımsız üye kriterlerini sağlamadığı halde, bağımsız üye olarak seçilen ve iptali istenen işlem nedeniyle gerekçeli kararda belirtilen " Kaldı ki meslek engeli (SMMM ve YMM Çalışma Usulleri Hakkında Yönetmelik m.

43.kapsamında engeli bulunan yönetim kurulu üyelerinin yapmış olduğu ticari faaliyetlerden dolayı şirket/yönetim/genel kurul/temsil işlemlerinde şirket açısından sonuç doğurmayıp bilakis, meslek engeli bulunan yönetici açısından şahsi sorumluluğunu doğuracak" ifadesine de itiraz etiklerini, bağımsız üyenin kriterleri belirleyen düzenlemelerin şirket yatırımcısını koruma amacıyla getirilen düzenlemeler olduğunu, bu düzenlemelerin şirket ile menfaat ilişkisinde olan yatırımcıların haklarını korumak amacıyla getirildiğini, bu nedenle şirket açısından sonuç doğurduğunu istinaf nedenleri olarak ileri sürmekle kararın verilen kısmen red kararı yönünden kaldırılmasını istemiştir.

Davalı vekili, yönetim kurulu üyelerinin ibrasına ilişkin 7.maddenin geçersiz olduğu ve iptali yönünden verilen karara itiraz ettiklerini, dosyada mübrez hazirun ve genel kurul tutanağında açıkça ifade edildiği üzere yönetim kurulu üyelerinin kendi ibralarında kendilerine ait paylardan doğan oy haklarını kullanmadığını, dolayısıyla şahıslarına ilişkin ibra oylamalarda davacının iddiasının aksine oylamaya katılmadığını, yönetim kurulu üyelerinin diğer yönetim kurulu üyelerinin ibrasında oy kullanmasına yasal hiçbir engel bulunmadığını, bu noktada yerel mahkemece eksik ve hatalı bir değerlendirme yapıldığını, öte yandan, mahkemece TTK 446. maddesine de atıfta bulunularak “oydan yoksunluk gibi haller nedeniyle kararın batıl olması ihtimalinde muhalefetin tutanağa geçirtilmesine gerek bulunmadığı” şeklinde bir sonuca varılmışsa da, bu sonucun yukarıda yer alan hatalı tespit paralelinde ortaya çıktığını, nitekim genel kurul toplantısına katılan pay sahiplerinin genel kurul kararına karşı iptal davası açma hakkına sahip olabilmesi için TTK m. 446/I hükmüne göre, toplantıya katılan pay sahibinin karara olumsuz oy vermiş olmasının ve muhalefetini tutanağa geçirtmiş olmasının gerektiğini, bu hükme göre, genel kurul toplantısına katılan pay sahibinin, genel kurul kararına karşı iptal davası açabilmesi için sadece olumsuz oy kullanmış olmasının yetmeyeceğini, ayrıca muhalefetini açıkça tutanağa geçirtmiş olmasının gerekeceğini, muhalefetini tutanağa geçirtmeksizin hatta muhalefet için bir gerekçe sunmaksızın sadece olumsuz oy verdiğini ileri sürerek iptal davası açmasının hukuken mümkün olmayacağını, dolayısıyla genel kurul toplantısına katılan bir pay sahibinin açtığı iptal davasının dava şartının, genel kurul toplantısına katılıp olumsuz oy vermek ve gerekçesi ile birlikte muhalefet şerhini tutanağa geçirtmek olduğunu ve üstelik bu hususun dava şartı niteliğinde olup, davanın esasına girilmeksizin usulden reddi gerektiğini, bu konuya dair bilirkişice bu şekilde bir tespit yapılmış olmasının tek sebebinin toplantının 7.maddesiyle ilgili yapılan hatalı değerlendirme olduğunu, kararın batıl olması halinde muhalefetin tutanağa geçirtilmesine gerek olmadığı yönündeki tespitin haklı da olsa somut uyuşmazlık bakımından kesinlikle söz konusu olmadığını, ortada batıl bir karar mevcut olmadığını (yönetim kurulu üyelerinin kendi ibralarında kendilerine ait paylardan doğan oy haklarını kullanmamış olmaları sebebiyle) ve dolayısıyla kanunun öngördüğü muhalefetin tutanağa geçirtilmesi şartının dava konusu olayda aranması gerektiğini, davaya konu genel kurul toplantısının 14.maddesi ile davalı şirket yönetim kurulu üyelerine toplu olarak TTK 395 ve 396 gereğince izin verilmesinin görüşüldüğünü ve yönetim kurulu üyelerine bu yönde izin verilmesi hususunun 1.984.380 adet oyla kabul edildiğini ve TTK 418.maddesi uyarınca davalı şirket açısından toplantı yeter sayısı 1.94,433 adet pay, karar yeter sayısı ise kullanılan oyların çoğunluğu olduğunu, bu noktanın bilirkişi heyetince de tespit edildiğini, heyetçe buradan yola çıkarak ... ve ... bakımından toplantı ve karar nisaplarının sağlanmış olduğunun haklı tespiti yapılmışsa da öte yandan, ... ve ...(... adına kullanılan oylarda oydan yoksunluk halinin mevcut olmasının herhangi bir dayanağı bulunmamaktadır gerek raporda gerekse kanun nezdinde)açısından yapılan tespitin yerinde olmadığını, kullanılan oy oranları bir kez daha hesaplandığında her iki şahıs açısından da toplantı ve karar nisaplarının sağlanmış olduğunu, dolayısıyla TTK 395 ve 396 gereğince verilen izin kararının geçerli olduğu sonucunun kaçınılmaz olacağını, hiçbir şekilde kabul anlamına gelmemek üzere, daha önceki yıllarda da TTK 395. ve 396. maddeleri uyarınca yönetim kurulu üyelerine izin verilmiş olmasına karşın gerek geçmiş dönemlerde gerekse davaya konu genel kurul karar doğrultusunda bu tarihe kadar verilen izin sebebi ile yönetim kurulu üyelerinin TTK md. 395 ve 396 maddeleri kapsamında herhangi bir işlemi de bulunmadığını istinaf nedenleri olarak ileri sürmekle, kararda aleyhlerine ilişkin olan kısımların kaldırılmasını istemiştir.

GEREKÇE

Dava, davalı şirketin 30.06.2018 tarihli genel kurulda alınan 7., 8.ve 14.maddede belirtilen kararların iptali istemine ilişkin olup ilk derece mahkemesince e davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Dairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzenine ilişkin sebeplerle sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır. 6102 sayılı TTK’nın “İptal sebepleri” başlıklı 445. maddesine göre “446'ncı maddede belirtilen kişiler, kanun veya esas sözleşme hükümlerine ve özellikle dürüstlük kuralına aykırı olan genel kurul kararları aleyhine, karar tarihinden itibaren üç ay içinde, şirket merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesinde iptal davası açabilirler.” düzenlemesi mevcut olup, aynı kanunun “İptal davası açabilecek kişiler” başlıklı 446. maddesinde ise, "a) Toplantıda hazır bulunup da karara olumsuz oy veren ve bu muhalefetini tutanağa geçirten, b) Toplantıda hazır bulunsun veya bulunmasın, olumsuz oy kullanmış olsun ya da olmasın; çağrının usulüne göre yapılmadığını, gündemin gereği gibi ilan edilmediğini, genel kurula katılma yetkisi bulunmayan kişilerin veya temsilcilerinin toplantıya katılıp oy kullandıklarını, genel kurula katılmasına ve oy kullanmasına haksız olarak izin verilmediğini ve yukarıda sayılan aykırılıkların genel kurul kararının alınmasında etkili olduğunu ileri süren pay sahipleri, c) Yönetim kurulu, d) Kararların yerine getirilmesi, kişisel sorumluluğuna sebep olacaksa yönetim kurulu üyelerinden her biri, iptal davası açabilir.” hükmü mevcuttur. 6102 sayılı TTK’nın “Butlan” başlığını taşıyan 447. maddesi, “Genel kurulun, özellikle; a) pay sahibinin, genel kurula katılma, asgari oy, dava ve kanundan kaynaklanan vazgeçilemez nitelikteki haklarını sınırlandıran veya ortadan kaldıran, b) Pay sahibinin bilgi alma, inceleme ve denetleme haklarını, kanunen izin verilen ölçü dışında sınırlandıran, c) anonim şirketin temel yapısını bozan veya sermayenin korunması hükümlerine aykırı olan, kararları batıldır." hükmünü haizdir. Usulsüz çağrı iptal davası açma hakkı verse de tek başına toplantının iptaline neden olmayıp kanuna, esas sözleşmeye ve dürüstlük kurallarına aykırı kararların iptalini isteme hakkı vermektedir. Bu nedenlerle dava konusu toplantıda alınan kararların kanuna, esas sözleşmeye ve dürüstlük kurallarına aykırı olup olmadığı, iptali gerekip gerekmediği hususlarının incelenmesi gerekmektedir. Yine Yargıtay 11. H.D'nin yerleşmiş içtihatlarına göre genel kurul kararlarının iptali talep edilse bile yokluk ve butlan halinin resen incelenmesi icap etmektedir.

Somut olayda davacı vekili, 30.06.2018 tarihli genel kurul toplantısında alınan 7., 8.ve 14.maddede belirtilen genel kurul kararlarının iptalini istemiştir. Yerel Mahkemece taraf delillerinin toplanılmasından sonra dosyanın talimat mahkemesi kanalıyla ticaret hukuku öğretim üyesi ve smmm bilirkişilerinden oluşan bilirkişi heyetine tevdi edilerek, bilirkişi heyet raporunun tanzim edilerek hükme esas alındığı görülmüştür.

İDM'ce davaya konu iptali istenilen kararlar yönünden, TTK m. 446/1-a gereğince iptal davası açılabilmesi için toplantıda hazır bulunup da karara olumsuz oy vermek ve bu muhalefetin tutanağa geçirilmesi gerektiği, ancak çağırının usule uygun olarak yapılmadığı, gündemin ilan edilmediği, genel kurula katılma yetkisi bulunmayanların genel kurula katıldığı ya da oy kullanması gerekenlere izin verilmediği hallerde ise pay sahiplerinin muhalefet şerhlerinin tutanağa geçirmeksizin dahi iptal davası açabileceği, ayrıca TTK m. 436 gereğince oydan yoksun olan yönetim kurulu üyelerinin oylamaya katıldığı kararların geçersizliğinin söz konusu olması halinde bu yönetim kurulu üyelerinin oylarının ibra kararına etki yapması gerektiğinden bu durumun yerleşmiş Yargıtay kararları gereğince tespiti gerektiği, aksi halde mevcut oy dağılımında yasaklı oy kullanılmış olmasının ibra kararını ortadan kaldırmayacağı, bu halde sadece oy hakkından yoksun payların hesaba katılmaması yeterli olduğu, eğer bu paylar olmaksızın nisap oluşmuyorsa alınan kararın geçersizliğinin söz konusu olacağı, somut olayda da genel kurul toplantı tutanağı ve hazirun cetveli incelendiğinde davaya konu genel kurul toplantısında davalı şirketin toplam payının 7.777.729 olup, 1.344.280 asaleten, 1235008’in vekâleten olmak üzere 2579388 payın toplantıda temsil edildiği, bu paylardan 249330 adedin ...’e 540000 adedinin ...’e, 857050 adedinin ...’e ait olup, bu 3 kişinin 2017 yılı faaliyet dönemi yönetim kurulu üyeleri olarak 30.06.2018 tarihli genel kurul toplantının 7. maddesinde ibra edildikleri, buna göre; ...’in 595008 adet payın olumsuz oyuna karşılık 1444380 adet pay %71 olumlu oyuyla, ... 595008 adet payın olumsuz oyuna karşılık 1735050 adet payın %74 olumlu oyuyla, ...’in 595008 adet payın olumsuz oyuna karşılık 1127330 adet payın %65 olumlu oyuyla, ...’un 595008 adet payın olumsuz oyuna karşılık 1984380 adet payın %77 olumlu oyuyla ibra edildiğinin belirlendiği, olağan koşullarda toplantıya katılan muhalefet oyunu kullanan ortağın aynı zamanda muhalefetini tutanağa geçirmesi gerektiği, muhalefet oyunu kullanan ortağın muhalif olduğunu belirtmiş olması yeterli olup gerekçesini açıklamasına gerek olmadığı, ancak muhalif olduğunu toplantı tutanağına yazdırması gerektiği, aksi halde muhalif olduğunu zapta geçirmeyen tarafın genel kurul kararının iptali davasını açamayacağı, TTK m. 446/1. bende göre ise çağrının usulüne uygun olmadığı, gündemin gereği gibi ilan edilmediği genel kurula katılma yetkisi bulunmayan kişilerin katıldığı veya toplantıya katılan üyeye muhalefetini yazdırmasına izin verilmediği hallerde ortağın doğrudan toplantıya katılsın katılmasın olumlu/olumsuz oy kullansın/kullanmasın iptal davası açma hakkı tanıdığı, buradaki gerekçenin yoklukla malul olan kararın ileri sürülmesi olduğu, somut olayda da davacının muhalif olduğunu belirtmeksizin ve zapta geçirmeksizin dava açtığı sabit olup ibra kararının verilmesinde bu kararın oydan yoksun olan kişilerin ibra oylamasına katılması halinde verilen kararın sonucunu değiştirip değiştirmediğine göre değerlendirileceği, yani muhalefet olduğu belirtilen kişinin kullandığı oy dışında kalan oylamaya katılan üyelerin ne kadarının oy kullandığı ve bu oyun ne kadarının geçerli olduğunun değerlendirileceği, eğer kullanılan oy kararın alınmasında etkili olmamışsa herhangi bir sonuç doğmayacağı, aksi halde ise alınan kararın yeterli yüzde ile alınmadığından muhalefet şerhi aranmaksızın dahi iptali gerekeceği, o halde davacının iddiasının değerlendirilebilmesi için alınan kararın ibraya katılmaması gerekenlerin oyları çıkarıldıktan sonra kalan oylar ve muhalefet oyları değerlendirilerek alınabilecek bir karar olup olmadığı yani yüzdeyi tutturup tutturmadığı ve gerçekleşiyorsa kararın geçerli olması aksi haldeyse böyle bir kararın yok kabul edilmesi söz konusu olacağından muhalefet oyu aranmayacağı, aksi halde yani muhalefet oyu aranacak olursa bu ortağın dava açma hakkının sınırlanacağı, şöyle ki; toplantıda alınan kararların toplantıya katılması mümkün olmayan kişiler tarafından (ibra kararında olduğu üzere tüm yönetim kurulu üyelerinin oy kullanması halinde) alınan karar yetersiz oyla alınmış yoklukla malul bir karar olduğu halde bunun ileri sürülemeyeceği, bu nedenle ortağın oy kullanmaksızın dahi bu iddiayı ileri sürmesinin mümkün olduğu, yine yönetim kurulu üyelerinin kendi ibralarında oy kullanmaması gerektiği gibi yönetim kurulunun diğer üyelerinin ibrasında da oy kullanmasının mümkün olmadığı, ibra kararlarının oy oranlarına bakıldığında yönetim kurulu üyelerinin kendi ibralarında oy kullanmadıkları, ancak diğer üyelere ilişkin oylamalara katıldıklarından somut olayda bu oy oranlarının mahsup edilmesiyle yönetim kurulu üyelerinin oyları hesaba katılmadığında; ...’in ibrasında 595008 adet olumsuz oya karşılık 338000 adet olumlu oy, ...’in ibrasında 595008 adet olumsuz oya karşılık 338000 adet olumlu oy, ...’in ibrasında 595008 adet olumsuz oya karşılık 338000 adet olumlu oy, ..’un ibrasında 595008 adet olumsuz oya karşılık 338000 adet olumlu oy kullanıldığı, dolayısıyla her bir üye için dikkate alınacak oy toplamının 933008 adet olduğu, TTK m. 418 gereğince toplantı yeter sayısının ise 7777729 adet toplam payın ¼’üne karşılık gelen 1944433 adet pay olduğu, ibra oylamalarında olumsuz oyların olumlu oylardan fazla olduğu, bu nedenle davaya konu genel kurul toplantısında yönetim kurulu üyelerinin ibralarına ilişkin 7.maddenin geçersiz olduğunun belirlendiği, yine dava konusu olan TTK m. 395 ve 396 da ki izin konusu değerlendirildiğinde oydan yoksunluk kuralının uygulanıp uygulanmayacağı hususunun da değerlendirildiği, gündemin 14. maddesinde yapılan oylamanın geçersiz olduğu, ortak ve şirket arasında şahsi bir ilişki bulunduğundan bahisle oydan yoksunluk halinin iddiasının ileri sürüldüğü, yönetim kurulu üyelerinin TTK m. 395 ve 396’a göre şirket ve işlem yasağı, şirkete borçlanma ve rekabet yasağına ilişkin genel kuruldan izin almasına ilişkin bir düzenleme yer aldığı, aynı zamanda şirkette pay sahibi olan yönetim kurulu üyesi bakımından bu izin kararında oydan yoksunluk halinin bulunduğunun belirlendiği, Yargıtay 11.HD’nin kararlarında yöneticilerin kendileriyle ilgili alınan kararlarda oy kullanamayacaklarının da yer aldığı, yönetim kurulu üyelerinin TTK 395 ve 396 kapsamında diğer üyelere yönelik genel kurul tarafından verilecek izin kararlarında oy kullanmasının mümkün olduğu, zira başka bir üyeyle şirketin işlem yapma, borçlanma ve rekabet etme yönünden izin verilmesinin diğer üyeler yönünden şirket arasındaki şahsi nitelikte bir iş veya işlemden sayılmadığı, izne dair verilecek olan genel kurul kararında yalnızca bu iznin verileceği üyeler yönünden şahsi nitelikte sayılması gerektiği, davaya konu somut olaydaki genel kurul toplantısının 14. gündem maddesinde yönetim kurulu üyelerine toplu olarak TTK m. 395 ve 396 gereğince izin verildiği, 595008 adet payın olumsuz oyuna karşılık 1984380 adet oyla bunun kabul edildiği, toplam oyun 2579388 adet olduğu, dolayısıyla hazır bulunanlar listesinde bulunan her bir pay bakımından ayrı ayrı söz konusu gündem maddesinde oy kullanılmadığının tespit edildiği, buna göre yönetim kurulu üyeleri ..., ... ve ... paylarının da bu oylamaya dâhil edildiğinin anlaşıldığı, oysaki her bir üye bakımından oydan yoksun olan paylar hesaplamada dikkate alınmaksızın toplantı ve/veya karar hesaplarının sağlanıp sağlanmadığının belirlenmesi gerektiği, zira 14. maddede yapılan oylamada 595008 adet olumsuz oya karşılık 1984380 adet pay mevcudunun olumlu oyuyla izin verilmesine karar verildiği belirtilmekle birlikte bilirkişi raporunda da yer aldığı üzere bu oranın sadece ... ve vekâleten lehine oy kullanılan (...’in ... adına vekâleten kullandığı oylar dikkate alınarak) ... yönünden geçerli olduğunun belirtildiği, ancak diğer yönetim kurulu üyeleri yönünden lehe kullanılan oyların toplamının 1984380 adet olmayıp, daha düşük miktarda olduğunun belirtildiği, aynı zamanda her bir yönetici için TTK m. 395 ve 396’ya göre ayrı ayrı izin verilmesi gerekilirken böyle bir ayrım yapılmaksızın usulü yanlışlarla oylama yapıldığı ve tüm yönetim kurulu üyeleri hakkında karar alındığının görüldüğü, maddenin bu haliyle uygulanmasının mümkün olmadığı, bu nedenle yöneticilerden hangilerine izin verileceği hangilerine verilmeyeceği hangilerinin bu konuda talepleri olduğunun açıklanarak oylama yapılması ve her birine karşı da diğer ortakların ayrı ayrı muhalefet edilmesi halinde (ortağın muhalefetinde bazı üyeler için izni kabul etmesi, bazı üyeler içinse izin verilmesi kararına muhalefetini tutanağa geçirmesi imkânı tanınmadan oylama yapılması nedeniyle) tutanağa geçirilmesi gerektiği, oysa ki bu tip bir oylamada bu sonuca ulaşmanın mümkün olmadığı, bu nedenle alınan kararın usule aykırı olması ve yönetim kurulunun ibrasında olduğu gibi tüm yönetim kurulunun değil, her bir üye için bu iznin verilip verilmeyeceğinin değerlendirilmesi gerektiği halde bu üyeler için ayrı ayrı oylama yapılmadığından alınan kararın iptali gerektiğinin belirlendiği, yönetim kurulu üyelerinin oylamasında usule aykırılık bulunması nedeniyle davacının muhalefetini tutanağa geçirmesinin önem taşımadığı, kanundaki nisapların sağlanmaması nedeniyle bu davayı açabileceğinin de belirlendiği, yine davacının, şirket yönetim kurulu üyelerinin genel kurul tarafından seçilmesi gerekirken 30.06.2018 tarihli genel kurulda ...’nın seçilmesinin herhangi bir seçim olmadığını belirterek bu kararın iptalini talep ettiği, bu konuda yapılan bilirkişi incelemesinde genel kurul toplantısında 07.06.2018 tarihinde istifa eden yönetim kurulu üyesi ... yerine ...’nın atandığı, bu kişinin SMMM olarak faaliyet göstermesi nedeniyle SMMM ve YMM Çalışma Usul ve Esasları Hakkındaki Yönetmelik madde 43 gereğince Limited ve Anonim şirketlerde yönetim kurulu üyeliği yapamayacağından ...’nın 24.08.2018 tarihinde istifa etmesiyle ... yerine ilk genel kurul toplantısında onaya sunulmak üzere ...’nın seçildiği, TTK m. 343 gereğince yönetim kurulu üyelerinden birisinin boşalması halinde kanuni şartlara haiz birinin geçici olarak yönetim kurulu tarafından yönetim kurulu üyeliğine seçilebileceği ve bunun ilk genel kurul toplantısında onaya sunulacağı hükmünün yer aldığı, bu suretle seçilen üyelerinin selefinin görev sürecini tamamlayacağının belirlendiği, somut uyuşmazlıkta da 30.06.2018 tarihli genel kurulda yönetim kurulu üyesi seçilen ...’nın yönetim kurulu üyeliğinden istifa etmesiyle yerine yeni bir üye atandığı, 18.06.2019 tarihli olağan genel kurul toplantısının 8. maddesiyle yeni atanan üye ...’nın atama işleminin tamamlandığı, bu nedenle geçersiz ve iptale tabi bir işlemin bulunmadığının tespit edildiği, ayrıca davacının son olarak bildirdiği ...’nın seçimine kadar 30.06.2018 tarihli genel kuruldan 25.07.2018 tarihine kadar ...nın seçiminin usule uygun olup olmadığı, meslek engelinin yönetim kurulu görevi yapmasına engel olup olmadığı ve bu tarihe kadar herhangi bir toplantı yapılıp karar alınmadığının belirlendiği, kaldı ki meslek engeli (SMMM ve YMM Çalışma Usulleri Hakkında Yönetmelik m.

43.kapsamında engeli bulunan yönetim kurulu üyelerinin yapmış olduğu ticari faaliyetlerden dolayı şirket/yönetim/genel kurul/temsil işlemlerinde şirket açısından sonuç doğurmayıp bilakis, meslek engeli bulunan yönetici açısından şahsi sorumluluğunu doğuracak olup bu nedenle meslek odası tarafından mesleki cezası bulunması/verilmesi hallerinde şirketin yapmış olduğu işlemlerden dolayı herhangi bir sonuç doğurmayacağı halde buna dayanarak ... SMMM olduğundan bahisle yönetim kurulu üyeliğinden çekilmiş olup, yerine ... atanmış olduğundan bu tarihe kadar yapılan toplantılarda bulunma imkânı ve oy kullanma imkânı olduğu halde bu toplantıya kadar herhangi bir toplantıya da katılmadığından bu talebin reddi gerektiği gerekçesiyle davacının davasının kısmen kabulü ile; davaya konu davalı ... A.Ş.’nin yaptığı 30.06.2018 tarihli genel kurul toplantısının 7. maddesinin usulüne uygun olmadığından iptaline, yine ...’nın seçimine ilişkin genel kurulda alınan 8. numaralı maddenin iptali şartları bulunmadığından bu talebin reddine, davalı şirketin genel kurulda aldığı 14. madde de ise yine her bir yönetim kurulu üyesi için ayrı ayrı oylama yapılarak usulüne uygun her üye için TTK m. 395 ve 396’da yer alan izin kararı verilmeyip her bir üyenin ne miktarda oyla izni aldığı tespit edilemediğinden yasaya aykırı oylama ve izin kararı verilmesinin iptali gerektiği yönündeki kararında herhangi bir usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı değerlendirilmiştir.

Dosyada hükme esas alınan bilirkişi heyet raporunun hüküm kurmaya ve denetime elverişli olmasına, tarafların iddia ve savunmaları ile dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin doğru nitelendirilmesine, hükmün dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayanağı maddî delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, ilk derece mahkemesince verilen kararda bir hukuka aykırılık bulunmamakla, taraf vekillerinin istinaf itirazları yerinde görülmemiştir.

Bu durumda, istinaf kanun yoluna başvuranların dilekçesinde yer verdiği itirazların açıklanan gerekçe ışığında yerinde olmamasına, kararda kamu düzenine ilişkin bir aykırılık bulunmamasına, kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olmasına göre, duruşma açılmasına gerek görülmeyerek Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi gereğince istinaf başvurularının ayrı ayrı esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.

HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;

1.Taraf vekillerinin istinaf başvurularının Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca ayrı ayrı ESASTAN REDDİNE,

2.Davacı yönünden istinaf karar harcı olan 427,60 TL'den peşin alınan 59,30 TL'nin mahsubu ile bakiye 368,30 TL harcın davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına,

3.Davalı yönünden istinaf karar harcı olan 427,60 TL'den peşin alınan 59,30 TL'nin mahsubu ile bakiye 368,30 TL harcın davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına,

4.İstinaf başvurusu nedeniyle tarafların yaptıkları giderlerin kendi üzerlerinde bırakılmasına, Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde Yargıtay ilgili Hukuk Dairesinde temyiz yolu açık olmak üzere 22.05.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.