11. Hukuk Dairesi
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 11. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2009/13103
- Karar No
- 2010/9863
- Karar Tarihi
- 07.10.2010
- Dava Türü
- Hukuk
- Hukuk Alanı
- Ticaret Hukuku
- Karar Sonucu
- ONANMASINA
11. Hukuk Dairesi 2009/13103 E. , 2010/9863 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasında görülen davada Antalya 2. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 24.01.2008 tarih ve 2006/267-2008/19 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi duruşmalı olarak taraf vekilleri tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 05.10.2010 gününde davacı avukatı ... ile davalı avukatı ... gelip, temyiz dilekçesinin süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraf avukatları dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin davalı Kooperatif ortağı olup kooperatif üyelerinden, kura sonucu isabet eden dairelerin tapularının devri sırasında yönetim kurulu tarafından tapularının devrinin yapılabilmesi için ön şart olarak iki adet boş bono alındığını, bu senetlerin alınmasının ilgili Kanunda, anasözleşmede ve genel kurul kararlarında herhangi bir hüküm veya madde olmadığı için mutlak butlanla malül olduğunu, senedin geçersiz olmasına rağmen bir an için geçerli olduğu düşünülse bile senedin alınmasına neden olan taahhütnamenin 3. maddesinde belirtilen koşulların oluşmadığını, müvekkilinin borcu olmadığı halde boş bonolardan birisinin doldurularak icra takibine girişildiğini ileri sürerek, Antalya 7. İcra Müdürlüğü’nün 2006/7534 sayılı icra dosyasına konu olan 03.03.2004 tanzim, 30.05.21006 vade tarihli (139.140,00) YTL bedelli senetten dolayı davacının borçlu olmadığının tespitine, %40 kötü niyet tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, kooperatifçe üretilen dairenin 2005 yılı ortalarında davacıya teslim edildiğini, davacının daireyi T.C.Vakıflar Bankası lehine 20.000 YTL’na ipotek ettirdiğini, davacının ipotek tesis ettirmek suretiyle daha sonra yapılması muhtemel icra takiplerinden kurtulmayı amaçladığını, kooperatifin arsa sahiplerine karşı yüklenilen edimler yerine getirilmeden ortaklarına verdiği tapular karşılığında 22.01.2006 tarihli genel kurul tutanağında belirtildiği şekilde alacaklısı kooperatif, borçlusu daireyi devir alan ortak olan ve hangi şartlarda hangi miktar doldurularak kullanılacağı belirlenmiş iki adet miktar hanesi boş bonoyu ilgililerden aldığını, davaya konu bononun “Taahhütname” başlıklı ve davacı tarafından imzalanmış belgenin 3. maddesine uygun olarak doldurulduğunu ileri sürerek davanın reddi ile %40 tazminata mahkum edilmesini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve dosyadaki kanıtlara göre, davalı kooperatifin dava dışı arsa sahipleri ile yaptığı kat karşılığı inşaat sözleşmesi uyarınca yaptırdığı binalardan bağımsız bölümleri henüz arsa sahibine karşı olan yükümlülüklerini yerine getirmeden kooperatif üyelerine tahsis edip, tapularını verdiği, kooperatif üyesinin tapularını alması nedeni ile ihracın gündeme gelemeyeceği, bu nedenle tapusunu verdiği kooperatif üyelerinden taahhütname ve boş bono aldığı, anılan taahhütnamede tapusunu alan kooperatif üyesinin yükümlülüklerini ihlal etmesi durumunda hangi koşullarda boş bononun doldurularak takibe konulacağının belirtildiği, taahhütname koşullarının gerçekleşmediği gerekçesiyle, davanın kabulü ile davacının Antalya 7. İcra Müdürlüğü’nün 2006/7534 E sayılı takip dosyasının dayanağı olan bonodan dolayı takip tarihi itibariyle davacının davalıya borçlu olmadığının tespiti ile takibin iptaline karar verilmiştir.
Karar, taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına ve kooperatifin takipte kötü niyetli olduğundan söz edilmesine olanak bulunmaması karşısında % 40 kötü niyet tazminatına hükmedilmemesinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, taraf vekillerinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.