11. Hukuk Dairesi
11. Hukuk Dairesi 2009/3358 E. , 2010/10756 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasında görülen davada Yozgat 2.Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 30.12.2008 tarih ve 2008/811-2008/794 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalıların müvekkilinden para tahsil ettiklerini, geri vermediklerini, tahsili için yabancı mahkemede açılan davanın kabul edildiğini ileri sürerek, Federal Almanya Cumhuriyeti Nürnberg Sulh Mahkemesi’nin 35 C 3245/07 numaralı dosyada verilen 22.01.2008 kesinleşme tarihli kararın ve yargılama masraflarına dair hükmün tenfizine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili, kararın HUMK.nun 17 nci maddesinde düzenlenen ve Türk Mahkemelerinin münhasır yetkisine giren konuda verildiğini, kamu düzenine ilişkin olduğunu, tenfiz koşullarının bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve tüm dosya kapsamına göre, davacının Alman mahkemelerinde alacak davası olarak talebini hüküm altına aldırdığı, davalı şirkette ortaklığının bulunduğu iddiasıyla mahkemelerde açılan davaların TTK.nun 405/2 nci maddesi uyarınca reddedildiği, kararların Yargıtay’ca onandığı, anılan yasal düzenleme karşısında yabancı mahkemenin kararının tenfizine karar verilmesi halinde açıkça Türk yasalarına aykırı bir durum oluşacağı, ticari hayatın işleyişine ve kamu düzenine de aykırı bulunacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, yabancı mahkeme kararının tenfizine karar verilmesi istemine ilişkindir. Mahkemece, yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmiştir.
Ancak, tenfizi istenen yabancı mahkeme kararında davalıların, dava dışı ... şirketi için davacıyla yatırım sözleşmesi imzaladıkları, davalıların yatırım aracıları oldukları için sorumlu tutuldukları kabul edilerek hüküm kurulmuştur.
Ayrıca, davacının, tenfize konu olayla ilgili olarak davalılar aleyhine önceden Türkiye’de dava açtığı ve bu davanın TTK.nun 405/2 nci maddesi uyarınca reddine karar verildiği de belgelenmemiştir. O halde, somut olaya uygun olmayan gerekçe ile davanın reddi yönünde hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.