17. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
T.C. İSTANBUL
17. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
(DENİZCİLİK İHTİSAS MAHKEMESİ SIFATIYLA)
Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Gemi Ve Yük Alacaklılığından Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin 07.10.2005 tarihinde ... adlı firmadan yelkenli tekne satın aldığını, müvekkiline ait teknenin 08.03.2006 tarihinde Amerika Bayraklı olarak ... ismi ile ... limanına tescil edildiğini, müvekkilinin, davalı ... A.Ş.'de (demirlenmiş) bağlı bulunan bahse konu teknesinin bakım, onarım ve koruması amacıyla 16.10.2009 tarihili yetki belgesi ile davalı ...'a yetki verdiğini ve teslim ettiğini, ancak, davalı ...'ın, müvekkilinin izni ya da muvafakati olmaksızın tekneyi sahibi davalı ... olan ... Beldesinde bulunan ... firması aracılığıyla kiraladığını ve 30.08.2010 tarihinde kaptanlığını yapması için diğer davalı ...'e yetki verdiğini, aynı gün davalı ...'ın kaptan olarak kullandığı tekneyle ... (T.C. ..., Tel ...), ... (T.C. ...), ... (T.C. ...), ... (T.C. ...) olmak üzere 4 (dört) yolcu ile yola çıktığını ancak, dönmesi gereken 04.09.2010 tarihinde gelmediğini ve tekneyi teslim etmediğini, bunun üzerine davalı ...'ın , durumu 06/09/2010 tarihinde Savcılığa ihbar ettiğini, söz konusu şikayet üzerine açılan ceza davası Yargıtay'a gitmesi sebebiyle uzun sürdüğünden 17.11.2020 tarihinde kesinleştiğini ve davalı ...'ın, suçu üstlenerek hapis ve para cezası aldığını ancak; o zamandan bu yana bahse konu teknenin bulunamadığını, müvekkilnin tüm bu süreç boyunca ceza evinde bulunduğundan hukuki işlemlerle ailesi ve vasisinin ilgilendiğini, teknenin çalınmasına sebebiyet veren davalı ...'ın, müvekkiline sigortaya başvurduğunu ve sigortanın zararı karşılayacağını belirtildiğini, davalı ...'ın, müvekkiline ceza evindeyken defalarca mektup gönderdiğini, işbu mektuplarında hem sigortaya başvurduğunu, durumlarla ilgilendiğini belirtmiş hem de gerçekleştirdiği haksız fiilleri itiraf ettiğini beyanla fazlaya ilişkin her türlü faiz, dava ve talep hakları saklı kalmak kaydıyla; işbu davanın kabulü ile; alınacak bilirkişi raporuna göre müvekkilinin alacağının tam olarak tespitinden sonra harçlarını tamamlamak suretiyle şimdilik 1.000,00 TL maddi tazminatın davalılardan alınarak taraflarına ödenmesini, yargılama harç ve giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ... Anonim Şirketi vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacının eksik harç yatırdığını, davacının davaya mesnet ettiği .... Asliye Ceza Mahkemesinin ... Esas sayılı dosyasında kaybolduğunu iddia ettiği deniz teknesinin değerinin 200.000,00 TL olduğunu ifade ettiğini, davacının eksik harcını tamamlaması konusunda kesin süre verilmesini talep ettiğini, davacının dava konusu teknesinin mülkiyetinin kendisinde olduğunu ispat etmesi gerektiğini, davacının teknesi ABD bayraklı ise ... bağlama limanına ... isimli teknenin kime ait olduğunun sorulmasını talep ettiklerini, davacının davasının 2010 yılında kaybolan tekneye ilişkin olduğunu, olayın üzerinden 10 yıldan fazla süre geçtiğini, davacının davasının zaman aşımına uğradığını, davacının ceza davası şikayeti üzerine ceza davası düşünülse dahi ceza davasında ceza verilen ve tek sanığın ... olduğunu, tek sanık olan ... hakkında verilen ceza kararı da 2018 yılı Kasım ayında kesinleştiğini, her halükarda haksız fiil hükümlerine dayanıldığından 2 yıllık zamanaşımı süresinin dolduğunu, davacının dava konusu teknesini Türkiye karasularına getirirken sigorta yaptırmak zorunda olduğunu, sigorta yapıldığına göre sigorta şirketinden tazmin edilmiş olması gerektiğini, sigortadan tazmin edildi ise davasının reddini talep ettiklerini, davacının iddia ettiği ...'ın hukuki sorumluluğunun taraflarına ait olamayacağını, müvekkil şirketin marina işleten bir firma olduğunu, marinaya bağlama sözleşmesi ile bağlama yapıldığını, müvekkilinin tek sorumluluğunun marinaya bağlama sözleşmesi ile sözleşme yapan teknelere, marinaya bağlama imkanı verdiğini, elektrik ve su ihtiyacı var ise verildiğini, başkaca bir sorumluluğu bulunmadığını, davacı ile ... arasındaki ilişkinin muhatabının müvekkili olmadığını, müvekkili şirket tarafından ...'a verilmiş emanet alma ve sair herhangi bir yetki bulunmadığını, işbu dava ile olaya muttali olunduğunu, hukuka aykırı eylemlerden dolayı şikayet haklarını saklı tuttuklarını, ...'ın müvekkilinden izinsiz ve müvekkili şirkete karşı sadakat yükümlülüğüne aykırı işlemlerinin sorumlusunun müvekkili şirket olmadığını, davalı müvekkili şirketin sorumluluğunu doğuracak bir illiyet bağı bulunmadığını, davacının cezaevine girdikten sonra eşi ... ...'in tekne ile ilgilendiğini ve kiraya verdiğini, kiraya veren kira bedelini alan kişinin davacının eşi olduğunu, davacının veya temsilcisinin yarattığı eylemin sorumlusunun davalı müvekkili şirket olamayacağını belirterek öncelikle harç eksiğinin tamamlattırılmasını, davacının mülkiyet hakkının ispat yükünün davacıda olmakla tevsik edilmesini, davacının davasının zamanaşımı ve hukuki dayanaktan yoksun olması dolayısıyla reddi ile dava harç masraf ve vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasını talep etmiştir.
Davalı ... cevap dilekçesinde özetle; ... ... A.Ş.'de çalışmakta iken davacının kullandığı ... adli teknesinin bağlama sözleşmesiyle...'ya bağlandığını, davacı ...'i marinada teknesinde iken tanıdığını, sebebini bilmediği bir olay nedeniyle davacının polislerce gözaltına alınınca Jandarma Karakolu'nda komutanın da şahitliğinde kendisine yetki belgesi verdiğini, kendisinin yardımcı olmak adına teknesine göz kulak olduğunu, sonra eşi ve ... Hanım'ın geldiğini, kendisindeki yazı ile karaya vermenin uygun olacağının söylendiğini, ...'in cezaevinden çıkması uzun süreceğinden tekne boş kalmasın gelir olsun diye davacının eşi ... Hanım tarafından tekne kiraya verilmek üzere insanlarla görüştüğünü, kendisindeki yetki belgesi ile acenteye yetki verdiğini, tekne kira acenteliği işi ile uğraşan ...'da kiraya verdiğini, kira bedelinin ... Hanım tarafından alındığını, daha sonra tekne kaybolduğunda savcılığa karakola ilgili yerlere şikayet ettiğini, davacı cezaevinde olduğundan yetki belgesi de kendisinde olduğundan davacının eşi ... Hanım istediğinden kendisinin de şikayetçi olduğunu, şikayeti üzerine ... hakkında dava açıldığını ve ceza aldığını, ceza davasında kendisinin şikayetçi ve mağdur olduğunu, çalıştığı işyeri ... Turizm A.Ş. yetkililerinin ... tarafından kendisine verilen yetki belgesinden haberlerinin olmadığını ve hala haberdar olmadıklarını, davacının davasının zamanaşımına uğradığını, dava 2010 yılında kaybolan tekneye ilişkin olduğundan üzerinden 10 yıldan fazla süre geçtiğini belirterek davacının davasının zamanaşımı ve hukuki dayanaktan yoksun olması nedeniyle davanın reddine, yargılama giderleri ve ileride tutabileceği avukatlık vekalet ücretinin davacı üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ...'e ilanen tebligat yapıldığı ancak cevap dilekçesi sunmadığı anlaşılmıştır.
Davalı ... cevap dilekçesinde özetle; kendisine haksız fiilden kaynaklı olarak tazminat gerekçesi ile dava açıldığını, şahsı hayatında hiç görmediğini, olay günü tekneyi kiralamak üzere kendisinin gitmediğini, teknenin sahibi ile hiç görüşmediğini, tekneyi kiralamak üzere kendisini kaptan olarak tanıtan ... isimli kişi ile anlaşma yaptığını, kiralama ücretini peşin olarak kendisine ödediğini, tekneyi kiralamaktaki amacının bir hafta tatil yapmak olduğunu, tekne kiralama ücretini ödedikten sonra beraberindeki arkadaşları ile beraber deniz açıldıklarını ancak sağlık sorunları nedeniyle anlaşma yapılan süreden önce karaya çıkmak zorunda kaldıklarını, tekne ile yurt dışına gitmek gibi bir düşüncesinin olmadığını, bu olaylardan sonra vatani görevini yapmak üzere askere gittiğini, nerede olduğu belli olmayan teknenin sorumlusu olmadığını belirterek hakkındaki davanın reddini talep etmiştir.
Davalı ... cevap dilekçesinde özetle; .... Asliye Ceza Mahkemesi ... sayılı dosyaları ile yargılandığını, ceza davalarında hırsızlık veya herhangi bir suç işlemediğinin açıklığa kavuşturularak hakkında kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiğini, davacı tarafça yapılan itirazın reddedildiğini, işbu davanın hem usul hem de esas yönünden reddi gerektiğini, kiralama işleminin kendisi tarafından gerçekleştirilmediğini, ... unvanlı firmasının 1976 yılından beri profesyonel satış hizmetleri, sezonluk yat, tekne, gulet kiralama, mavi tur planları, VIP tatil planları, VIP taşımacılık hizmetleri, servis, tamir ve bakım hizmetleri ile VIP tekneye servis hizmetleri verdiğini, diğer davalı ... ile iş vasıtasıyla arkadaşı aracılığıyla tanıştığını, ...'ın kendisinin bir yelkenli teknesi olduğunu ve bu tekneyi kiralamak istediğini söylediğini, bu esnada ...'ın diğer davalı ... A.Ş. çalışanı olduğunu bilmediğini, yardımcı olmak için yelkenli tekne kiralamak isteyen müşteri olursa ileteceğini söylediğini, bir süre sonra bu yönde talebi bulunan müşterisini ...'a yönlendirdiğini, tekneyi kiralamadığını sadece ...'ın kiralaması için aracılık ettiğini, bu aracılıktan ... tarafından kendisine bir miktar komisyon verildiğini, davaya konu yelkenli teknenin davalı ...'a ait olmadığını, davacıya ait olmakla ... A.Ş. firmasında çalışan ...'ın tekneye ilişkin işlemleri yapmaya yetkili olduğunu .... Asliye Ceza Mahkemesi'ne konu olan soruşturma dosyası ile öğrendiğini, diğer davalılar ile arasında herhangi bir nam adı altında ticari ilişki kurulmadığından basiretli tacir gibi hareket etme yükümlülüğünün bulunmadığını, görevi ihmalden kaynaklı sorumluluğunun olmadığını belirterek mahkemece resen gözetilecek sebepler ile davanın kendisi açısından usul ve esas yönünden reddine, yargılama giderlerinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
... Asliye Hukuk Mahkemesi'nden verilen 01/05/2022 tarih ve ... Esas ... sayılı karar ile davanın görevsizliği nedeniyle görevli mahkemenin İstanbul Asliye Ticaret Mahkemeleri olduğu anlaşıldığından 6100 sayılı HMK m.114/1-c bendi gereğince görev dava şartı yokluğundan davanın usulden reddine, dosyanın süresi içerisinde talep halinde görevli Denizcilik İhtisas Mahkemesi sıfatıyla görevli İstanbul Asliye Ticaret Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiş, davalı ... vekilince ilgili karar istinaf edilmiş olup İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi'nin 08/03/2023 tarih ve 2023/... Esas 2023/... Karar sayılı ilamıyla davalı ... vekilinin istinaf talebinin reddine karar verildiğinden, dosya mahkememize gönderilerek, mahkememizin yukarıdaki esasına kaydı yapılmıştır.
Dava; davacıya ait teknenin davalılar sorumluluğu altında çalındığı beyanı ile teknenin çalınmasından kaynaklanan maddi zararın tahsili talepli kısmi alacak davası olup, uyuşmazlığın, arabuluculuk dava şartının yerine getirilip getirlmedği, davanın belirsizi alacak davası olarak açılıp açılamayacağı, zamanaşımı definin yerinde olup olmadığı, davacıya ait teknenin çalınması hadisesi bakımından davalıların kusur ve sorumluluklarının bulunup bulunmadığı ile neticede varsa davacı alacak miktarının tespiti hususlarında toplandığı anlaşılmıştır.
Dava mahkememize İstanbul 8. Asliye Hukuk Mahkemesi görevsizlik kararı ile gelmiş olup, davanın açıldığı Asliye Hukuk Mahkemeleri bakımından arabuluculuk dava şartı olmamak ile birlikte, İstanbul 8. Asliye Hukuk Mahkemesi görevsizlik kararının istinaf edildiği ve İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi'nin 08/03/2023 tarih ve 2023/... Esas 2023/... Karar sayılı ilamı ile mahkememizin görevli olduğu hususunun kesinleştiği aşamada ve dosyanın mahkememize tevzi edilmesine kadar olun süreçti davacı tarafından arabuluculuk sürecinin işletildiğine ve anlaşmaya varılamadığına dair son tutanak aslı yahut onaylı örneğinin dosyaya ibraz edilmediği anlaşılmıştır.
Mahkemece 11/07/2023 tarihli ilk celsede taraf teşkilinin sağlanması yönünde ara karar kurulmuş olup, 07/11/2023 tarihli 2. Celse davacı tarafından takip edilmediğinden dosyanın işlemden kaldırılmasına karar verilmiştir.
Davacı vekilinin aynı tarihli yenileme dilekçesi ile yenileme tensip tutanağı düzenlenmiş olup, 19/12/2023 tarihli duruşma ara kararı ile "6235 sayılı yasanın 18/A-2 maddesi uyarınca arabuluculuk görüşmesi sonrası anlaşamama son tutanağınını dosyaya sunulması için davacı vekiline 1 hafta kesin süre verilmesine aksi halde davanın dava şartı yokluğundan red olacağı hususununu ihtarına" karar verilmiş olmakla, davacı vekili tarafından 12/02/2024 tarihli dilekçe ekinde arabuluculuk görüşmesi sonrası anlaşamama son tutanağı ile dosyaya ibraz edilmiştir. Ancak sunulan tutanaktan arabuluculuk sürecinin 27/12/2023 tarihinde başladığı tespit olunmuştur.
Dava şartları, 6100 sayılı HMK.nun 115/1 maddesinde dava şartlarının mevcut olup olmadığı hususunun yargılamanın her aşamasında mahkemece kendiğilinden araştırılması gerektiği belirtilmiş, anılan kanunun 114. maddesinin 1. fıkrasında dava şartları sayılmış, aynı yasa maddesinin 2. fıkrasında ise diğer kanunlarda yer alan dava şartlarına ilişkin hükümlerin saklı olduğu belirtilmiştir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 5/A maddesi ile getirilen düzenlemede, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan önce arabulucuya başvurulması bir dava şartı olarak kabul edilmiştir. 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A maddesine göre, ilgili kanunlarda arabulucuya başvurulmuş olmasının dava şartı olarak kabul edilmiş olması durumunda, davacının arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılmadığına ilişkin son tutanağın aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğini dava dilekçesine eklemek zorunda olduğu, bu zorunluluğa uyulmaması halinde, mahkemece davacıya son tutanağın bir haftalık kesin süre içinde mahkemeye sunması aksi takdirde davanın usulden reddedileceği ihtarını içeren davetiyenin gönderilmesi gerektiği düzenlenmiştir. Yine mahkemece gönderilen ihtarın gereği yerine getirilmez ise dava dilekçesi karşı tarafa tebliğe çıkarılmaksızın mahkemece davanın usulden reddine karar verilmesi, ayrıca arabulucuya başvurulmadan dava açıldığının anlaşılması halinde herhangi bir işlem yapılmaksızın davanın, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilmesi gerektiği hüküm altına alınmıştır. Dava açılmadan önce arabulucuya hiç başvurulmamış olması dava şartı yokluğu sebebiyle davanın reddini gerektiren bir husustur.
Eldeki dava bakımından, dava tarihi olan 10/02/2021 tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 5/A maddesine göre, tazminat davası açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması gerektiği sabit olmakla birlikte, dava doğrudan mahkememizde açılmamış, ilk olarak ... Asliye Hukuk Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyası nezdinde açılmış ardından, ilgili mahkemenin 01/05/2022 tarih ve 2021/90 Esas .../... Karar sayılı görevsizlik kararı üzerineİstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi'nin 08/03/2023 tarih ve 2023/... Esas 2023/... Karar sayılı ilamı üzerine dosya mahkememize gönderilmiştir.
Bu kapsamda davanın açıldığı Asliye Hukuk Mahkemesi bakımından arabuluculuk dava şartı olmamakla birlikte, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/4240 Esas ve 2022/6367 Karar numaralı 27/09/2022 tarihli içtihadında işaret edidiği hali ile; "davacı tarafından, verilen görevsizlik kararı kesinleşmeden arabulucuya başvurulduğu ve son tutanagın bir örneğinin görevli asliye ticaret mahkemesinde davanın açıldığı tarihten önce dosyaya sunulduğu halde arabuluculuk dava şartının yerine getirildiğinin kabulü gerektiği," ancak davacı tarafından eldeki davada İstanbul ... Asliye Hukuk Mahkemesinin 15/04/2021 tarihli görevsizlik kararının kesinleşme tarihi olan 08/03/2023 tarihinden evvel arabuluculuk başvurusu yapılmadığı, arabuluculuk başvurusunun dosyanın mahkememize tevziisi sonrası, mahkememizce 19/12/2023 tarihli 3. Celse ara kararı üzerine ancak 27/12/2023 tarihinde arabuluculuk başvurusunun yapıldığı anlaşılmıştır.
Açıklanan nedenlerle; Asliye Hukuk Mahkemesi tarafından verilen görevsizlik kararı ile bu kararın kesinleşerek dosyanın mahkememiz esasına kaydedildiği tarih aralığında Türk Ticaret Kanununun 5/A maddesi gereği olan arabuluculuk dava şartının yerine getirilmemiş olması nedeni ile 6100 sayılı HMK'nın 114/2 ve 115/1 maddeleri ile 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 5/A maddesi hükümleri gözetilerek 6100 sayılı HMK'nın 115/2. maddesi gereğince dava şartı noksanlığından usulden reddine karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM
1.Arabuluculuk dava şartının yerine getirilmediği anlaşılmakla dava şartı yokluğu nedeni ile davanın REDDİNE,
2.Karar harcı olan 427,60 TL'den peşin alınan 59,30 TL'nin mahsubu ile bakiye 368,30 TL harcın davacıdan tahsili ile hazineye irad kaydına,
3.Davalı ...'un yargı gider toplamı olan 150,00 TL posta giderinin davacıdan alınıp işbu davalıya ödenmesine, bakiye giderin davalı üzerinde bırakılmasına,
4.Davalılar vekilleri için takdir edilen 1.000,00 TL red vekalet ücretinin davacıdan alınıp davalılara verilmesine,
5.Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
6.Bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde taraflara iadesine, Dair, davacı vekilinin, davalı İltur vekilinin ve davalı ... vekilinin yüzüne karşı, diğer davalıların yokluğunda, kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine istinaf nezdinde temyizi kabil olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 13/02/2024 Katip ...
(e-imzalıdır)
Hakim ...
(e-imzalıdır)