Esas No
E. 2021/7639
Karar No
K. 2024/1858
Karar Tarihi
Karar Sonucu
ONANMASINA
Hukuk Alanı
Gayrimenkul Hukuku

8. Hukuk Dairesi         2021/7639 E.  ,  2024/1858 K.

"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi

Taraflar arasındaki kadastro öncesi hukuki nedene dayalı tapu iptali ve tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince asıl ve birleşen davanın reddine karar verilmiştir. Kararın asıl ve birleşen dosyanın davacıları vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvuruların esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı asıl ve birleşen dosyanın davacıları vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA

1.Dava konusu taşınmazın bulunduğu yörede, 1994 yılında yapılan kadastro çalışmasında, Amasya ili Taşova ilçesi Kozluca Köyü 120 ada 48 parsel sayılı taşınmaz mera vasfı ile, 124 ada 54 parsel sayılı taşınmaz ise orman vasfı ile tespit görmüştür.

2.

Davacılar vekili İlk Derece Mahkemesinin 2010/346 Esas sayılı dosyasındaki dava dilekçesinde; dava konusu Taşova ilçesi Kozluca Köyünde kain 120 ada 48 parsel sayılı taşınmazın Taşova Kadastro Mahkemesinin kesinleşen 2004/2 Esas, 2004/13 Karar sayılı kararı ile orman vasfı ile Hazine adına tesciline karar verildiğini, oysa dava konusu taşınmazın 1933 yılında Erbaa Mal Müdürlüğünce yapılan ihale ile davacı müvekkillerinin murisi olan Hopalı Şalap oğlu Hakkı Efendi'ye satılıp bedelinin ödendiğini, davacı müvekkillerinin tarafı olmadıkları için Taşova Kadastro Mahkemesinin 2004/2 Esas, 2004/13 Karar sayılı kararının müvekkilleri bağlamadığını; bu nedenle dava konusu taşınmazın tapu kaydının iptali ile müvekkil davacılar adına tesciline veya bu parsel büyüklüğünde bir taşınmazın müvekkillerine verilmesine, ya da bu taşınmaza günün rayicine göre belirlenecek bedelinin müvekkillerine ödenmesine karar verilmesini istemiştir.

3.Davacılar vekili İlk Derece Mahkemesinin 2010/347 Esas sayılı dosyasındaki dava dilekçesinde; Taşova ilçesi Kozluca Köyünde 1994 yılında 3402 sayılı Kadastro Kanunu uyarınca yapılan kadastro çalışmaları sırasında orman olarak tespit olunan 124 ada 54 parsel nolu gayrimenkulün bulunduğu alanın Devletin hüküm ve tasarrufunda tarım arazisi iken Erbaa Mal Müdürlüğünce 04.01.1933-30.05.1933 tarihlerinde yapılan müzayede ile müvekkillerinin miras bırakanı Hopalı Şalap oğlu Hakkı Efendiye ihale edildiğini ve bedelinin Devlet kurumu olan mal müdürlüğünce alındığını, bu taşınmazın böylece Devletten bir bedel ödeyerek satın alan müvekkillerinin miras bırakanına ait olduğunu, daha sonra yapılan kadastro çalışmasında bu zilyetlik iddiaları ile kendi adlarına tespitinin yapılması gerektiğinden bahisle 1995 yılında tapulama tespitine itirazda bulunduklarını, Taşova Kadastro Mahkemesinin 19.07.2004 tarihli ve 2004/2 Esas, 13 Karar sayılı kararıyla, davacıların davasının reddine parselin orman olarak Hazine adına tespit ve tesciline karar verildiğini ve bu kararın aşamalarından geçerek 09.11.2005 tarihinde kesinleşip tapuya intikal ettirildiğini, dava dosyasının tapu müdürlüğünce işleme tabi tutularak söz konusu parselin davalı ... adına tesciline karar verildiğini, müvekkillerinin miras bırakanının o zaman vasfı tarla olan bu taşınmazın bulunduğu yeri davalı hazineye bağlı milli emlak müdürlüğünce açılan ihale sonucu bedeli mukabilinde satın aldığını, bu taşınmazın orman olduğu iddia ediliyor ise bu takdirde burasının kamulaştırılması ve bedelinin müvekkillerine verilmesi gerektiğini, burasının ne zaman orman olduğunun yargı kararında belli olmadığını, 1933 yılında tarla olan bu yerin 1937 ve 1945 yılından önce ormanlaşmasının mümkün olmadığını, burasının Devlet Ormanı olarak kabul edilmesinin söz konusu olmamasının gerektiğini, yine burasının 1945 yılında 4785 sayılı Kanunla devletleştirildiğinden de bahsedilemeyeceğini, davalı Hazine miras bırakana sattığı bu yeri orman olarak geri alacak ise bu takdirde taşınmaza karşılık başka bir taşınmazı kendilerini vermesi veya bugünkü rayiç bedeli üzerinden karşılığının müvekkillerine ödenmesi gerektiğini, taşınmazın Hazine adına tesciline dair Taşova Kadastro Mahkemesinin kararının müvekkillerini bağlamayacağını, kararın kesinleşmesinden itibaren geçen sürede bu davadan ve kadastro tespitinden müvekkillerinin haberlerinin olmadığını, henüz 10 yıllık zaman geçmediği için davanın kabulü ile Taşova ilçesi Kozluca Köyü Saraflar mevkii 124 ada 54 parsel sayılı taşınmazın tapu kaydının iptaliyle müvekkilleri adına veya bu parsel büyüklüğünde bir taşınmazın müvekkillerine verilmesine veya bu taşınmaza günün rayicine göre konacak olan bedelin müvekkillerine ödenmesine karar verilmesini istemiştir.

II. CEVAP

1.Davalı Hazine Temsilcisi 2010/346 Esas sayılı dosyasındaki cevap dilekçesinde; dava konusu 120 ada 48 parselin Taşova Kadastro Mahkemesinin 2004/2, Esas 2004/13 Karar sayılı Kararı ile yerin mera olması sebebiyle Köy Orta Malı olarak Kadastro tespiti gibi mera olarak sınırlandırılıp mera özel siciline işlenmesine karar verildiğini, dava konusu parsel hakkında kesin hüküm bulunması sebebiyle davacıların davasının reddine karar verilmesini savunmuştur.

2.Davalı Hazine temsilcisi 2010/347 Esas sayılı dosyasındaki cevap dilekçesinde; dava konusu 124 ada 54 parsel sayılı taşınmazın Taşova Kadastro Mahkemesinin 2004/2 Esas, 2004/13 Karar sayılı ilamı ile orman vasfıyla Hazine adına tesciline karar verildiğini, dava konusu yer hakkında kesin hüküm bulunması nedeniyle davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.

3.Davalı ... İdaresi vekili 2010/347 Esas sayılı dosyasındaki cevap dilekçesinde; dava konusu 124 ada 54 parsel sayılı taşınmazın Taşova Kadastro Mahkemesinin 2004/2 Esas, 2004/13 Karar sayılı İlamı ile orman vasfıyla Hazine adına tesciline karar verildiğini, 1994 yılında yapılan kadastro çalışmaları sırasında dava konusu taşınmazın orman olduğunun tespit edildiğini, ormanların zilyetlik yoluyla kazanılamayacağını açıklayarak, davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

1.Taşova Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 16.03.2011 tarihli ve 2010/346 Esas, 2011/62 Karar sayılı ilamı ile; 2010/347 Esas sayılı dosya ile 2010/346 Esas sayılı dosyanın taraflarının, dava sebeplerinin ve delillerinin aynı olduğu; 2010/346 Esas sayılı dosya ile 2010/347 Esas sayılı dosya arasında hukuki ve fiili bağlantı bulunduğu gerekçesiyle 2010/346 Esas sayılı dava dosyasının 2010/347 Esas sayılı dava dosyası ile birleştirilmesine karar verilmiştir.

2.İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; Taşova Kadastro Mahkemesinin 2004/2 Esas sayılı dosyasında dava konusu 124 ada 54 parsel ve 120 ada 48 parsel sayılı taşınmazlara ilişkin hak iddialarına dair görülen kadastro tespitine itiraz davasında Taşova Kadastro Mahkemesinin 20.08.1999 tarihli ve 1995/30 Esas, 1999/93 Karar sayılı hükmü ile dava konusu 120 ada 48 parsel yönünden davanın reddi ile parselin mera olması sebebiyle köy orta malı olarak kadastro tespiti gibi mera olarak sınırlandırılıp mera özel siciline işlenmesine karar verildiği, dava konusu 124 ada 54 parsel sayılı taşınmazın ise kadastro tespitinin iptali ile dava dışı üçüncü kişiler adına tesciline karar verildiği, söz konusu kararın dava konusu 124 ada 54 parsele yönelik olarak Hazine ve Orman İdaresi tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 30.03.2000 tarihli ve 2000/1947 Esas, 2000/2826 Karar sayılı ilamı ile dava konusu 124 ada 54 parsel yönünden kararın bozulmasına karar verildiği, bozma üzerine yapılan yargılama sonucunda Taşova Kadastro Mahkemesinin 18.05.2001 tarihli ve 2000/23 Esas, 2001/16 Karar sayılı kararı ile yine dava konusu 124 ada 54 parselin kadastro tespitinin iptali ile dava dışı 3. kişiler adına tesciline karar verildiği, söz konusu kararın Hazine ve Orman İdaresi tarafından temyiz edildiği, Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesi'nin 01.10.2002 tarihli ve 2002/5520 Esas, 2002/7467 Karar sayılı ilamında 124 ada 54 parselin Rumlardan hazineye intikal eden yerlerden olduğu ve 3402 sayılı Kanun'un 18/2. maddesine göre zilyetlikle kazanılmasının mümkün olmadığı gerekçesiyle kararın bozulmasına karar verildiği, Yargıtay bozma ilamına karşı dava dışı kişiler tarafından yapılan karar düzeltme isteminin de Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesi'nin 22.03.2004 tarihli ve 2003/11720 Esas, 2004/2426 Karar sayılı kararı ile reddine karar verildiği, Taşova Kadastro Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın reddine ilişkin verilen 19.04.2004 tarihli ve 2004/2 Esas, 2004/13 Karar sayılı ilamının Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 24.02.2005 tarihli ve 2004/12010 Esas, 2005/1579 Karar sayılı ilamı ile onanmasına karar verildiği, Taşova Kadastro Mahkemesinin 2004/2 Esas sayılı dosyasında dava konusu 120 ada 48 parsel ve dava dışı bir takım parsellere yönelik temyiz isteminde bulunulmadığından temyiz süresinin sona erdiği 15.02.2000 tarihinde söz konusu kararın ‘dava konusu taşınmazların tespit gibi tesciline ilişkin bölümü’ yönünden kesinleştiğinin ve kadastro tespit tutanaklarının da 15.02.2000 tarihinde kesinleştiğinin kabulünün gerekeceği, 15.02.2000 tarihinden huzurdaki tapu iptali ve tescil davalarının açıldığı 21.10.2010 tarihine kadar 3402 sayılı Kanun'un 12/3. maddesinde öngörülen 10 yıllık hak düşürücü sürenin geçmiş olduğu, 05.12.2005 tarihinde usul işlemi olan kesinleştirme işleminin yapılmasının hak düşürücü sürenin hukuki sonucunu ortadan kaldırmayacağı, 10 yıllık hak düşürücü süre geçtiğinden, kadastro tespitinden önce var olduğu anlaşılan ve dava konusu taşınmazlara uyduğu ileri sürülen davacı delili olan Tapu Memurluğuna başlıklı 04.01.1933 tarihli ve 50 dönüm, 30.05.1933 tarihli ve 467 dönüm yazılı belgelerin de tartışma konusu olamayacağı, hak düşürücü sürenin kamu düzenine ilişkin olduğu ve davanın her aşamasında resen gözetilmesi gerektiği, aynı doğrultuda; Taşova Kadastro Mahkemesinin 2004/2 Esas sayılı dosyası ile birleşen dava konusu 120 ada 48 parsel sayılı taşınmaz ve dava dışı 119 ada 58 parsel, 124 ada 58 parsel ile 120 ada 53 parsel sayılı taşınmazlara yönelik ‘dava konusu taşınmazların tespit gibi tesciline ilişkin bölümü’nün 15.02.2000 tarihinde kesinleştiğinin kabulüne dair mahkememize ait 2010/348 Esas, 2011/63 Karar sayılı hükmünün Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 2011/16485 Esas, 2012/5021 Karar sayılı ilamıyla gerekçe yerinde görülerek onama üzerine 30.05.2012 tarihinde kesinleştiği, bu nedenle birleşen dava konusu 120 ada 48 parsel hakkında 3402 sayılı Kanun'un 12/3. maddesinde öngörülen 10 yıllık hak düşürücü sürenin geçmiş olduğu, dava konusu 124 ada 54 parsel yönünde ise; Taşova Kadastro Mahkemesinin 2004/2 Esas sayılı dosyasında bulunan Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesi'nin 2000/1947 Esas, 2000/2826 Karar ve 2002/5520 Esas, 2002/7467 Karar sayılı ilamlarında, Rumlardan (yitik kişilerden) Hazineye intikal eden yerlerin 3402 sayılı Kanun'un 18/2. maddesine göre zilyetlikle kazanılamayacağının belirtildiği, ayrıca mahkemeye ait 2010/348 Esas, 2011/63 Karar sayılı kararına ilişkin Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 2011/16485 Esas, 2012/5021 Karar sayılı ilam içeriğinde de, davacı tarafın bir tapu kaydına tutunmadığı, kaçak ve yitik kişilerden kalan taşınmazların ihale ile satışına ilişkin Mal Müdürlüğü yazısına dayandıkları, bu kayıtların tapu kaydı olmadığı gibi, belgenin aslının da bulunamadığı gerekçelerine yer verilerek dava konusu 124 ada 54 parsel sayılı taşınmazın özel mülkiyet konusu olamayacağının ayrıca tevsik edildiği, 124 ada 54 parsel yönünden tapu iptali ve tescil isteminin dinlenemeyeceği, taşınmazların günün rayicine göre bedellerinin verilmesi yönündeki istemleri ile davacıların dava konusu taşınmazlara büyüklüğünde karşılık başka taşınmazlar verilmesi yönündeki istemlerinin ise dosyada aslı bulunmayan bir belgeye dayalı olarak ileri sürüldüğünden bir başka anlatımla temel ilişkinin ispatı yönünden sübut bulmadığından bu haliyle hukuki temelden yoksun olduğu gerekçesiyle, dava konusu Amasya ili Taşova ilçesi Kozluca Köyü, Saraflar mevkiinde kain 124 ada 54 parsel sayılı taşınmaz yönünden tapu iptal ve tescil istemlerinin sübut bulmadığından reddine, birleşen dava konusu Amasya ili Taşova ilçesi Kozluca Köyü, Yayla Mevkiinde kain 120 ada 48 parsel sayılı taşınmaz yönünden tapu iptali ve tescil istemlerinin 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 12/3. maddesi uyarınca hak düşürücü sürenin geçmesi sebebiyle reddine, davacıların esas ve birleşen dava konusu taşınmazların büyüklüğünde taşınmazlar verilmesi veya bu taşınmazlara karşılık günün rayicine göre tespit edilecek bedellerinin verilmesi yönündeki istemlerinin sübut bulmadığından ayrı ayrı reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı, asıl ve birleşen dosyanın davacıları vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri

1.Asıl ve birleşen dosyanın davacıları vekili istinaf dilekçesinde özetle; Amasya ili Taşova ilçesi Kozluca köyünde 1994 yılında yapılan kadastro çalışmaları sırasında Devletin hüküm ve tasarrufunda bulunan tarım arazisi ve tarla vasıflı iken, Erbaa Mal Müdürlüğünce 04.01.1933-30.05.1933 tarihinde yapılan müzayede ile müvekkillerinin miras bırakanı Hopalı Şalap Oğlu Hakkı Efendiye Mal Müdürlüğünce alınan bedelle ihale edilen taşınmazın içinde oluşturulan 124 ada 54 parsel nolu taşınmazın orman olduğundan bahisle 3402 sayılı Kanuna göre 1994 yılında orman olarak davalı ... adına kullanım hakkı davalı ... idaresine ait olmak üzere tespit ve tesciline karar verildiğini, yine 1994 yılında yapılan kadastro çalışmaları sırasında Devletin hüküm ve tasarrufunda tarım arazisi, Erbaa Mal Müdürlüğünce 04.01.1933-30.05.1933 tarihinde yapılan müzayede ile müvekkillerinin miras bırakanı Hopalı Şalap Oğlu Hakkı Efendiye Mal Müdürlüğünce alınan bedelle ihale edilen taşınmazın içinde oluşturulan 120 Ada 48 parsel nolu taşınmazın mera olduğundan bahisle 3402 sayılı Kanuna göre 1994 yılında davalı ... adına tespit ve tesciline karar verildiğini, bu tespitlere karşı üçüncü kişilerin itiraz ettikleri, ancak müvekkillerinin miras bırakanının dava konusu yerde taşınmazı satın almasının hemen akabinde 1933 yılında öldürüldüğünü ve bunun sonucu oraları terk eden mirasçıların tespitlere itirazda bulunamadıkları, tespitlerin kesinleşmesinden sonraki 10 yıllık dava hakkından istifade ederek iş bu 2010/347 Esas ve 2010/346 Esas sayılı tapu iptali ve tescil davalarını açtıklarını, 04.01.1933 ile 30.05.1933 tarihlerinde yapılan müzayede ile müvekkillerinin miras bırakanın alınan taşınmazın satın alındığında tarla vasfında olduğunu, bu saha içinde oluşturulan 124 ada 54 parselin 4785 sayılı Kanuna göre devletleştirilmediğini, en eski ve en yeni hava fotoğraflarının incelenmesinde de bunun açıkça görülmekte olduğunu, taşınmazın ... tarafından bedeli mukabilinde ihaleyle müvekkillerinin miras bırakanına satıldığını, o tarihte Erbaa ilçesinde hükümet konağında çıkan yangınla birlikte tüm belgelerin yandığını, bu konunun mahkemece araştırılmadığını, müvekkillerinin miras bırakanınca alınan taşınmaz içinde oluşturulan 124 ada 48 nolu parsele ilişkin davanın hak düşürücü süre içerisinde açıldığını, açıklanan nedenlerle mahkemece verilen kararın içtihatlara, objektif hukuk kurallarına ve gerçeğe aykırı olduğunu ileri sürerek İlk Derece Mahkeme hükmünün kaldırılmasına karar verilmesini istemiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; Türk Medeni Kanunu'nun 1007 nci maddesi hükmüne göre açılacak tazminat davalarında özel bir zamanaşımı süresi öngörülmediği için, Borçlar Kanunu'nun 125 inci maddesindeki 10 yıllık genel zamanaşamı süresinin uygulanacağı, davacı tarafın bir tapu kaydına tutunmadığı, kaçak ve yitik kişilerden kalan taşınmazların ihale ile satışına ilişkin Mal Müdürlüğü yazısına dayandıkları, bu kayıtların tapu kaydı olmadığı gibi, belgenin aslının da bulunamadığı, hükmün kesinleştiği gibi Mal Müdürlüğünce yapılan ihaleye ilişkin aslı bulunamayan belgelere dayanarak davacı gerçek kişilerin açtığı davanın reddine ilişkin kadastro mahkemesinin 20.08.1999 tarihli ve 1995/30 Esas, 1999/93 Karar sayılı kararının 120 ada 48 parsel yönünden davacı durumundaki Köy tüzel kişiliği tarafından temyiz edilmediğinden 29.01.2000 tarihinde kesinleştiği, bu tarihten sonra dava tarihine kadar 3402 sayılı Kanun'un 12/3 üncü maddesinde öngörülen hak düşürücü sürelerin ve Borçlar Kanunu'nun 125 inci maddesinde öngörülen hak düşürücü sürelerin geçmiş olduğu, 124 ada 54 parsel yönünden ise davacıların dayanağı olan kaçak ve yitik kişilerden kalan taşınmazların ihale ile satışına ilişkin mal müdürlüğü yazısının tapu kaydı olmadığı ve mahallinde yapılan keşif sırasında alınan mahalli bilirkişi beyanlarına göre taşınmazın tarım arazisi olarak kullanılmadığı ve taşlık bir alan olduğunun belirtildiği, ziraat bilirkişi raporunda ise çekişmeli parsel üzerinde yer yer kızılcık, kuşburnu, yemişen gibi çalı türlerinin olduğu ve tarım yapmaya elverişli olmadığının belirtildiği, tespit tarihi itibari ile çekişmeli taşınmaz üzerinde davacılar tarafından 20 yıl süre ile nizasız ve fasılasız ekonomik amaca uygun bir zilyetliğin bulunmadığı, mahkemece verilen kararda bir isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle, davacılar vekilinin istinaf başvurularının 6100 sayılı HMK'nin 353/(1)-b.1 maddesi gereğince ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı, asıl ve birleşen dosyanın davacıları vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri Asıl ve birleşen dosyanın davacıları vekili temyiz dilekçesinde özetle;

istinaf dilekçesinde ileri sürülen gerekçeleri tekrar ederek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir. C. Gerekçe

1.Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, kadastrodan önceki hukuki sebebe dayalı tapu iptali ve tescil, olmadığı takdirde tazminat istemine ilişkindir

2.İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369/1, 370 ve 371 inci maddeleri, 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun (3402 sayılı Kanun) 14, 17 nci maddeleri, 6831 Sayılı Orman Kanunu.

3.Değerlendirme

Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçelere, 6100 sayılı Kanun’un 369/1 inci maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup asıl ve birleşen dosyanın davacıları vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR

Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesi uyarınca ONANMASINA,

59,30 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 368,30 TL'nin temyiz edenden alınmasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

19.03.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.