Aramaya Dön

20. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

Esas No
E. 2022/477
Karar No
K. 2024/321
Karar Tarihi
Karar Sonucu
REDDİNE
Hukuk Alanı
Ticaret Hukuku

T.C.

İSTANBUL

20. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO: 2022/477 Esas
KARAR NO: 2024/321
VEKİLİ: Av. FETHİ ÖRÜM - [16492-94268-83727] UETS
DAVA: Menfi Tespit (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 02/09/2021
KARAR TARİHİ: 26/04/2024

Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit davasının yapılan açık yargılaması sonunda,

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ

TALEP

Davacı vekili tarafından sunulan 02/09/2021 tarihli dava dilekçesinde özetle; Davacının 2016 yılında ... San. Ve Tic. A.Ş.'den bir işyeri satın almak istediği, gayrimenkul alımına dair anlaşma yaptıkları, her biri 6.240-Usd bedelli olan ve bedeli "malen" alınmıştır ibareli toplam 120 adet senet verdikleri, çok kısa bir süre sonra anlaşarak sözleşmeden cayarak senetleri geri aldıkları, söz konusu senetlerin, takibin diğer borçlusu ... ... tarafından iade alındığı, iade sırasında firma yetkililerince her bir senedin arkasına "iptal" kaşesinin vurulduğu, davacının geri aldıklarını düşündüğü senetlerin inşaat firmasınca kötü niyetle eksik iade olunmuş olacağı ya da imzasının davacıya ait olmayan sahte senetlerin tanzim edildiği, davacı senetlerin eksiksiz teslim alındığını düşündüğü, takip konusu senetlerin, davalı tarafından .... İcra Müdürlüğü'nün 2021/... E sayılı dosyasından takibe konulduğu, senetlerdeki imzanın davacıya ait olmadığı, takip konusu senetlerin dayanağı sözleşmenin iptal olduğu, davacı ve ortağı ... ...'ün inşaat firmasından hiçbir gayrimenkul almadığı, senetlerin bedelsiz kaldığı, temel borç ilişkisi olan gayrimenkul satım sözleşmesi iptal olduğundan dolayı davacı herhangi bir nedenle sorumlu tutulmasının mümkün olmadığı için kambiyo yükleniminden kaynaklanan borcunu ödemekten kaçınma hakkı olduğu, uyuşmazlık konusu senetlerin nama yazılı senet olması durumunda veya alacağın temliki hallerinde senet borçlusu temel ilişkide ki defileri hamile karşı ileri sürüldüğü, dava konusu senetlerin hem nama yazılı olup hemde alacağın temliki ile bir davalıdan diğer davalıya geçtiği, takip konusu senetlerin, gayrimenkul satış sözleşmesinin sona ermesi ile bedelsiz kaldığı, temel alacak geçersiz hale geldiği, temel ilişki sona erdiği ve bir alacak hakkı doğmadığı halde davalı ... a.ş. tarafınca kambiyo senedi alacağının istenmesinin nedensiz zenginleşme oluşturmakta olduğundan, kambiyo taahhüdünü yerine getirmek zorunda olmadığı, davacı ile davalılardan ... san. ve tic. a.ş. arasındaki sözleşme ve borç alacak ilişkisi 2016 yılında sonlandığı, bundan çok sonra dava konusu takipteki senetler (muhtemelen şubat 2021 tarihinde) davalı ... a.ş.'ye takas olduğu, böylece devir işleminin geçersiz olduğu, takas işleminin hukuken taşıması gereken şekle uygun olup olmadığının şüpheli olduğu, takas işleminden kısa bir süre sonra iflas etmiş olup tasfiye sürecine girdiği, pek çok kişinin mağduriyetine yol açıldığı, temlikin iyi niyet olmadığı bildirilerek, 28.09.2016 düzenleme tarihli 31.07.2018 vade tarihli 6.240 USD bedelli ve 28.09.2016 düzenleme tarihli 31.01.2021 vade tarihli 6.240 USD bedelli , toplam 12.480 USD değerindeki SENETLERİN İPTALi ve davalının itirazının haksız ve kötüniyetli olması nedeniyle davacı lehine %20 kötü niyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini yargılama gideri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesini talep ve dava etmiştir.

CEVAP

Davalı ... vekili tarafından sunulan 06/10/2021 tarihli cevap dilekçesinde özetle; Davacı ile diğer davalı şirket arasında akdedilen sözleşme, davacı tarafın dava dilekçesinde de ikrar ettiği üzere iş yeri olarak kullanılmak üzere alınan gayrimenkul satışına ilişkin olduğunu, Davaya konu işlemin, gayrimenkulün kullanım amacı dikkate alındığında, tüketici niteliğine uygun olmadığını, davanın görevsizlik nedeniyle reddinin gerektiğini, müvekkil banka dava konusu senetleri ...'dan devir ve temlik aldığını, senetlerin vadesinde ödenmediğini, müvekkil banka tarafından ödememe protestosu davacı tarafa gönderildiğini, müvekkilin alacağını tahsil edememesi nedeniyle senetler hakkında .... İcra Müdürlüğünün 2021/... E. sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, dolayısıyla, alacağını tahsil edemeyen müvekkili olduğu bankanın icra takibi yapmaya yetkisinin olduğunu, müvekkili olduğu bankanın iyi niyetli 3. Kişi olduğunu, müvekkili olduğu bankanın, dava konusu senetleri yasa ve usule uygun şekilde temlik aldığını, TTK m. 647/2. maddesi gereği yetkili hamil olduğunu, TTK m. 599'a göre de senetleri kötü niyetle iktisap etmediği ve iktisabında bile bile davacının zararına hareket etmediğinin açık olduğunu, tüm bu sebeplerden davanın öncelikle görevsizlik nedeniyle usuldun reddine karar verilmesini, haksız ve hukuki dayanaktan yoksun davanın reddine, davacı aleyhine %20’ den az olmamak üzere tazminata hükmedilmesini talep etmiştir.

CEVAP

Davalı Tasfiye Halinde ... vekili tarafından sunulan 29/04/2022 tarihli cevap dilekçesinde özetle; Davalı ... Tic.A.Ş. şirketin iflas etmiş olması nedeniyle; yargılamanın ikinci alacaklılar toplantısından sonraki süreye kadar durdurulmasının gerektiğini, İcra Ve İflas Kanunumuz iflas sürecinde, iflas halindeki şirket hakkında açılan davaların durması gerektiğini düzenlediğini, yargılamaya devam olunması halinde ise, Asliye Ticaret Mahkemelerinin görevli olduğunu, icra takibine konu alacakların kambiyo hukukundan kaynaklandığının sabit olduğunu, mahkemece görevsizlik kararı verilmesini talep ettiklerini, iş bu davanın İstanbul Asliye Ticaret Mahkemesinde görülmesi gerektiğini, üstelik davacının dava şartına aykırı olarak arabuluculuk dava şartını yerine getirmediği ve bu sebeplerle de davasının ilgili mahkemelerce reddine karar verilmesi gerektiğini, ayrıca davalının faaliyet adresi itibariyle, yetkisizlik kararı verilmesini talep ettiklerini, Her ne kadar icra takibi İstanbul icra müdürlüğünde yapılmış ise de, davalının faaliyet adresinin ... Mahkemelerinin yetki alanında olduğunu bu sebeple yetkisizlik kararı verilmesi gerektiğini, davacı taraf her ne kadar dava konusu ettiği bir kısım bonolardan kaynaklı borçlu olmadığını bildirmiş ise de müvekkillerinin davacı şirkete karşı sözleşmelerden kaynaklı tüm edimlerini yerine getirdiğini, davacı tarafın müvekkiline açtığı iş bu davasının; haksız, kötü niyetle açıldığını, davanın müvekkil şirket bakımından reddine karar verilmesini, yargılama giderleri ve de vekalet ücretinden sorumluluğuna karar verilmesini talep etmiştir.

DELİLLER

... İcra Müdürlüğünün 2021/ ... Esas sayılı icra dosyası, ... Asliye Ticaret Mahkemesinin 2021/... Esas sayılı dosyası UYAP sureti, .... İcra Müdürlüğünün 2021/... Esas sayılı dosyası UYAP sureti, ... Bankası hesap bildirim tablosu, 2 adet senek asılları, ... ...'ya ait imza evrak asılları,

15/01/2024 tarihli bilirkişi raporu, 15/06/2023 tarihli adli tıp raporu , tanık beyanı ve tüm dosya kapsamı. ... Adli Tıp Kurumu Başkanılığı ... İhtisas Dairesi tarafından hazırlanan 15/06/2023 tarihli Adli Tıp Raporunda; "... İnceleme konusu senetlerde borçlu bölümlerinde atılı olan imzalardan sağ tarafta mevcut olan imzalar ile ... ...'nın mukayese imzaları arasında; tersim biçimi, işleklik derecesi, alışkanlıklar, istif, eğim, doğrultu, seyir, hız ve baskı derecesi bakımından uygunluk ve benzerlikler saptandığından söz konusu imzaların ... ...'nın eli ürünü olduğu hususlarını bildirir KANAAT RAPORUDUR" şeklinde görüş ve kanaatlerini bildirmişlerdir.

Mali Müşavir bilirkişi ... ... tarafından hazırlanan 15/01/2024 tarihli bilirkişi raporunda: "...Dava konusunun, davacı yan tarafından, davalı firmadan aldığı işyeri nitelikli bağımsız bölüm için vermiş olduğu sıralı senetlerden, satış sözleşmesinin iptal edilmesi nedeniyle iade edilmeyen 23 ve 53 nolu senetten dolayı .... İcra Müdürlüğünün 2021/... Esas sayılı dosyasında borçlu olmadığının tespiti talebinden ibaret olduğu, Sayın Mahkemenizin 29.09.2023 tarihli Duruşma Tutanağında; Davalılardan İflas Halinde ... İnş. San. ve Tic. A.Ş.'nin ticari defterleri üzerinde yerinde inceleme yetkisi verildiği, iş bu yetkiye istinaden tarafımdan davalı ... vekiline mail atılarak davalı şirkete ait ticari defter, belgelerin hazırlanması gerektiği yönden bilgi verilmesi akabinde davalı taraf ilgili maile 21.10.2023 tarihinde ilk önce “Merhabalar, ... Bey; ... iflas aşamasında olup, iflas işlemleri ... İflas Müdürlüğünün 2021/... dosyasından yürütülmektedir.

Bu kapsamda talep ettiğiniz belgelerin tarafınıza iletilmesi için mail yazışmasına icra müdürü ... bey ile müdür yardımcısı ... beyi ekliyorum. ... bey; Halen kayıtlar sizler tarafından tutulmakta ise, ... beyin talep ettiği belgeleri kendisine iletmenizi rica ediyorum. İyi çalışmalar.” şeklinde cevap verdiği, süre gelen zamanda yapılan tüm hatırlatmalara rağmen rapor tarihine kadar davalı yan vekili tarafından ticari defter ve belgeleri hazırlandığına dair bilgi verilmediğinden ve talep edilen verilerin tarafıma gönderilmediğinden davalı şirkete ait ticari defter ve belgeler üzerinde inceleme yapılamadığı, Raporun ticari defter incelemeleri başlıklı bölümünde açıklanan sebeplerle davalı şirketin ticari defterleri üzerinde bir inceleme yapılamadığı, dosyada mübrez davalı ... tarafından davacılara hitaben düzenlenen 08.03.2018 tarihli yazıda “...aşağıda dökümü yapılan senetlerin sözleşmeniz iptal edilmiş olduğundan hiçbir. hükmü bulunmamaktadır. Muhteviyatı belirtilen senetler/bonolar bankalardan tarafımıza fiziki tesliminden itibaren alıcıya iadeleri sağlanacaktır.” şeklinde belirtildiği ve dökümü yapılan listede takibe konu senetlerinde yer aldığı, Mahkemece yazılan müzekkere sonucunda ... Kaymakamlığı Tapu Müdürlüğü tarafından gönderilen 29.11.2022 tarihli cevabi yazıda, davacılardan ... ... ile ... A.Ş. arasında yapılan herhangi bir taşınmaz satış kaydına rastlanılmadığı belirtildiği, taraflar arasındaki ilişki uyarınca davacılar tarafından davalı şirkete 120 adet senet keşide edildiği, takibe sadece iki adet senedin konu edildiği, takibe konu edilmeyen senet bedellerinin ödendiğine dair dosya somut bir verinin yer almadığı, yine ... Şubesi tarafından dosyaya sunulan ... sayılı raporda takibe konu senet üzerindeki imzaların davacı ... ...'nın eli ürünü olduğu bildirildiği, senetlerin iptalinin gerekip gerekmediği yönünden hukuki değerlendirme ve Takdir Mahkemenize ait olacağı..." görüş ve kanaatini bildirmiştir.

HUKUKİ NİTELENDİRME VE GEREKÇE:

Dava, menfi tespit istemine ilişkindir.

Davacı taraf .... İcra Müdürlüğünün 2021/... esas sayılı dosyasında 28.09.2016 düzenleme tarihli 31.07.2018 vade tarihli 6.240 USD bedelli ve 28.09.2016 düzenleme tarihli 31.01.2021 vade tarihli 6.240 USD bedelli ... Ticaret A.Ş. namına yazılı senetler nedeni ile davalılara borçlu olmadığının tespitini talep etmiştir. İncelenen icra dosyasından tarafların dava ve taraf ehliyeti vardır.

Öncelikle, menfi tespit davası ile ilgili genel bir açıklama yapılmasında ve ilgili yasal düzenlemelerin irdelenmesinde yarar vardır: Gerçekte var olmayan bir borç ya da geçersiz bir hukuki ilişki nedeniyle icra takibine maruz kalması muhtemel olan veya icra takibine maruz kalan bir kimsenin (borçlunun) gerçekte borçlu bulunmadığını ispat için açacağı dava, menfi tespit olarak adlandırılmaktadır.

Menfi tespit davası, 2004 sayılı İcra İflas Kanunu (İİK)'nun 72. maddesinde düzenlenmiştir. Bu maddeye göre, borçlu, icra takibinden önce veya takip sırasında borçlu bulunmadığını ispat için menfi tespit davası açabilir. İcra takibinden önce açılan menfi tesbit davasına bakan mahkeme, talep üzerine alacağın yüzde onbeşinden aşağı olmamak üzere gösterilecek teminat mukabilinde, icra takibinin durdurulması hakkında ihtiyati tedbir kararı verebilir. İcra takibinden sonra açılan menfi tesbit davasında ihtiyati tedbir yolu ile takibin durdurulmasına karar verilemez. Ancak, borçlu gecikmeden doğan zararları karşılamak ve alacağın yüzde onbeşinden aşağı olmamak üzere göstereceği teminat karşılığında, mahkemeden ihtiyati tedbir yoluyle icra veznesindeki paranın alacaklıya verilmemesini isteyebilir.

Bu düzenlemeden de anlaşılacağı üzere menfi tespit davasında amaç bir hukuki ilişkinin veya bir hakkın gerçekten mevcut olmadığının tespitine yöneliktir. Başka bir deyişle hukuki bir yarar bulunması koşuluyla sonuçta alacak-borç ilişkisi doğuracak bir durumun olmadığının tespiti amaçlanır. Dayanılan hukuki ilişkinin gerçekten mevcut olmadığı icra takibine maruz kalmadan önce ileri sürülebileceği gibi icra takibinden sonrada ileri sürülebilir. Borçlunun icra takibinden önce veya sonra menfi tespit davası açabilmesi için borçlu olmadığının tespitinde hukuki yararının bulunması şarttır. Buna rağmen, borçlunun, alacaklının harekete geçmesini beklemeden borçlu olmadığının tespitinde korunmaya değer bir yararı bulunabilir. Bu tür bir yararının bulunması halinde borçlu, borçlu olmadığının tespiti için dava açabilir. Bunun dışında, icra takibi taraflar arasındaki maddi ilişkiyi tespit edecek nitelikte olmadığından, alacaklının takibe girişmesinden sonra, hatta takip kesinleştikten sonra da borçlunun, borçlu olmadığının tespitini mahkemeden istemesi mümkündür. Borçlu, belirtilen şekilde takipten önce veya sonra alacaklıya karşı bir menfi tespit davası açar; bu davayı kazanırsa, hakkındaki icra takibi iptal edilir ve borcu ödemekten kurtulur. 2004 sayılı İcra İflas Kanunu’nun (İİK) 170/b maddesinin aynı Kanun’un 72. maddesine yaptığı yollama gereğince kambiyo senetlerine özgü haciz yolu ile takipte de menfi tespit davası açılabileceği açıkça anlaşılmaktadır. İİK’nin 72/1. maddesi, “Borçlu, icra takibinden önce veya takip sırasında borçlu bulunmadığını ispat için menfi tesbit davası açabilir” hükmünü haizdir.

Borçlunun, temel borç ilişkisinden dolayı herhangi bir nedenle sorumlu tutulamayacağını ileri sürerek açtığı menfi tespit davası, öğreti ve uygulamada bedelsizliğe dayalı menfi tespit davası olarak adlandırılmaktadır. Bedelsizlik ise, bir kambiyo senedinin ihdasına neden olan temel alacağın herhangi bir nedenle mevcut olmamasıdır (İnan, Nurkut: Türk Hukukunda Hatır Senetleri ve Özellikle Hatır Bonoları, Ankara, 1969, s. 16). Başka bir ifadeyle bir kambiyo taahhüdünün temel alacağı geçersizse ya da sona ermişse, o kambiyo taahhüdü bedelsiz demektir. Bu anlamda senedin bedelsiz sayılmasında esas alınan husus, temel borç ilişkisinin kendisi değil, bu temel borç ilişkisinden doğan temel alacaktır. Bu itibarla bedelsizliğe dayalı menfi tespit davası ile maddi hukuk bakımından borcun mevcut olup olmadığının tespiti amaçlanmakta; borçlu olmadığını iddia eden borçluya, genel hükümlere göre bu durumu tespit imkânı verilmektedir. Dava neticesinde borçlu olunmadığının tespiti hâlinde ise davacı (borçlu) hakkında bir icra takibi başlatılması engellenmiş olacak veya başlatılan ve devam eden icra takibi iptal edilerek, davacının mevcut olmayan bir borcu ödemesi engellenmiş olacaktır.

Bedelsizlik iddiası,

TTK’nın 687. maddesi anlamında bir kişisel def’îdir. Bedelsizlik bir kişisel def’î olduğundan düzenleyen tarafından kural olarak ancak senet lehtarına karşı ileri sürülebilir. Ancak borçlu, hamilin senedi bilerek kendi zararına devraldığını kanıtlamak şartıyla hamile karşı da bedelsizlik def’îni ileri sürebilir. Bedelsizliğe dayalı menfi tespit davasının yasal dayanağı TBK’nın 77 ve devamındaki maddelerinde düzenlenen sebepsiz zenginleşmedir. Zira kambiyo senetlerinde geçerli olan mücerretlik (soyutluk) ilkesi gereğince, temel alacağın mevcut olmaması veya geçersiz olması, kambiyo senedinin hükümsüzlüğü sonucunu doğurmamakta; buna karşılık temel ilişkideki sakatlık, kambiyo borçlusuna, borçlu olmadığının tespitiyle birlikte, alacaklıya karşı sebepsiz zenginleşme def’îni dermeyan etme hakkını vermektedir. 6102 sayılı TTK’nın 778. maddesi ile bonolar hakkında da uygulanan aynı kanunun 687. maddesinde; "(1) Poliçeden dolayı kendisine başvurulan kişi, düzenleyen veya önceki hamillerden biriyle kendi arasında doğrudan doğruya var olan ilişkilere dayanan def’ileri başvuran hamile karşı ileri süremez; meğerki, hamil, poliçeyi iktisap ederken bile bile borçlunun zararına hareket etmiş olsun.(2) Alacağın temliki yoluyla yapılan devirlere ilişkin hükümler saklıdır." hükmüne yer verilmiştir. Nama yazılı kıymetli evrak, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (TTK)'nın 654. maddesinde, "Belli bir kişinin adına yazılı olup da, onun emrine kaydını içermeyen ve kanunen de emre yazılı senetlerden sayılmayan kıymetli evrak, nama yazılı senet sayılır." şeklinde tanımlanmıştır.

Nama yazılı kıymetli evrakın devri esas olarak borçlunun onayına gerek olmaksızın yazılı devir (temlik) beyanında bulunulması (TTK M.647/2) ve devir anlaşmasıyla senet zilyetliğinin devralana geçirilmesiyle gerçekleşir. (TTK M. 647/1). Buradaki yazılı devir beyanının "temlik beyanı" olarak anlaşılması gerekir. Buna göre, nama yazılı senetlerin devri, alacağın temliki (6098 sayı TBK. M 183 vd) hükmü uyarınca yapılır.

Nama yazılı senetlerin devrinde alacağın devri hükümleri uygulandığına yani, devir alan kişi devredenin halefi olduğuna göre, borçlu devir edene karşı haiz olduğu def'ileri, fazlası dahil, devir alana karşı da ileri sürebilir. Nama yazılı senet birkaç devir görmüşse, yani olayda bir temlikler zinciri varsa, senet borçlusu, BK m. 188'in lafzı gereğince, sadece senedin hamiline senedi devir eden kişiye, yani hamilin selefine değil, halefiyet ilkesinin gereği olarak, önceki bütün hamillere karşı ileri sürebileceği def'ileri (son) hamile ileri sürebilir.

Dosya kapsamında toplanan delillerden; davacı taraf 2016 yılında ... şirketinden iş yeri satın almak istediklerini bu kapsamda gayrimenkul alımına ilişkin anlaşma yaptıklarını her biri 6.240 dolar olan malen kayıtlı 120 adet senet verdiklerini ancak kısa bir süre sonra sözleşmeden caydıklarını senetleri geri aldıklarını, imzası müvekkile ait olmayan sahte senetler tanzim edildiğini, takibe konulan 23 ve 53 nolu senetler olduğu ancak diğer senetler için hiçbir ödeme yapılmadığını, senetlere dayalı hiçbir takip yapılmadığını, temel borç ilişkisi olan gayrimenkul satım sözleşmesi iptal edildiğinden davacının herhangi bir sorumluluğunun bulunmadığını senetlerin bedelsiz kaldığını iddia etmiştir.

Mahkememizce imzaya itiraz sonrası ATK dan rapor alınmış olup imzaların davacıya ait olduğunun tespit edildiği görülmüştür. Davacının bedelsizlik iddialı yönünden yapılan incelemede ise, davacı yan tarafından, davalı firmadan aldığı işyeri nitelikli bağımsız bölüm için vermiş olduğu sıralı senetlerden, satış sözleşmesinin iptal edilmesi nedeniyle iade edilmeyen 23 ve 53 nolu senetten dolayı .... İcra Müdürlüğünün 2021/... Esas sayılı dosyasında borçlu olmadığının tespiti talep ettiği, davalı ... tarafından davacılara hitaben düzenlenen 08.03.2018 tarihli yazıda “…aşağıda dökümü yapılan senetlerin sözleşmeniz iptal edilmiş olduğundan hiçbir hükmü bulunmamaktadır. Muhteviyatı belirtilen senetler/bonolar bankalardan tarafımıza fiziki tesliminden itibaren alıcıya iadeleri sağlanacaktır…” şeklinde belirtildiği ve dökümü yapılan listede takibe konu senetlerinde yer aldığı, dosya kapsamında yapılan araştırmalarda davacı ... ... ile ... A.Ş. arasında yapılan herhangi bir taşınmaz satışının bulunmadığı, taraflar arasındaki ilişki uyarınca davacılar tarafından davalı şirkete 120 adet senet keşide edildiği, takibe sadece iki adet senedin konu edildiği, takibe konu edilmeyen senet bedellerinin ödendiğine veya takibe konu edildiğine dair bir delilin bulunmadığı, "iş bu nama yazılı senedin" ibaresini ihtiva eden takibe konu senetlerin nama yazılı olarak düzenlendiği ayrıca muteriz borçlunun keşidecisi olduğu, senetlerin lehtar tarafından "İş bu alacağımı T. Borçlar Kanununun 183/194 madde hükümleri gereğince, tediye makamına kaim olmak üzere ... T.A.Ş. ... Şubesine devir ve temlik ettim/ettik." açıklaması ile takip alacaklısına cirosu ve alacaklının cevap dilekçesinde alacağın temliki yoluyla elde edilen takip konusu senetlerde yetkili hamil olduğunu ileri sürmesi karşısında, takip dayanağı bonoların nama düzenlendiği açıkça anlaşılmaktadır. Bu durum karşısında senet hamiline karşı keşideci her türlü def’ilerini ileri sürebilir.

Bu kapsamda davacı borçlunun, takibe konu senetlerin lehdarına karşı ileri sürebileceği senetlerin bedelsiz olduğuna yönelik şahsi defiyi senetleri alacağın temliki yoluyla alan takip alacaklısına da karşı ileri sürebileceği değerlendirilmiş ve davacı ile 2016 yılında ... şirketi arasında gayrimenkul alımına ilişkin anlaşma yapıldığı, her biri 6.240 dolar olan malen kayıtlı 120 adet senet verildiği sonrasında da davalı ... tarafından davacılara hitaben düzenlenen 08.03.2018 tarihli yazı ile “…aşağıda dökümü yapılan senetlerin sözleşmeniz iptal edilmiş olduğundan hiçbir hükmü bulunmamaktadır. Muhteviyatı belirtilen senetler/bonolar bankalardan tarafımıza fiziki tesliminden itibaren alıcıya iadeleri sağlanacaktır. şeklinde belirtildiği ve dökümü yapılan listede takibe konu senetlerinde yer aldığı anlaşılmakla taraflar arasındaki gayrimenkul alımına dair sözleşmenin iptal edildiği ve senetlerin bedelsiz kaldığı anlaşıldığından davanın kabulüne karar verilmiştir.

Davacının kötü niyet tazminatı talebi yönünden; İcra ve İflas Kanunun 72. maddesinin 5.fıkrasına göre; “Borçluyu menfi tespit davası açmaya zorlayan takibin haksız ve kötü niyetli olduğu anlaşılırşa, talebi üzerine, borçlunun dava sebebi ile uğradığı zararın da alacaklıdan tahsiline karar verilir. Takdir edilecek zarar, haksızlığı anlaşılan takip konusu alacağın yüzde yirmisinden aşağı olamaz. ”Kötüniyet tazminatı, takibe girişmekte kötüniyetli bulunduğu borçlu tarafından açıkça kanıtlanmış olan ya da öyle olduğu ayrıca kanıtlanmasına gerek bulunmaksızın dosya kapsamından açıkça anlaşılabilen alacaklıya yönelik bir yaptırım niteliğindedir. Anılan yasa hükmüne göre, alacaklının anılan tazminata mahkum edilebilmesi, açıkça, takibin kötüniyetle yapılmış olması koşuluna bağlanmıştır. Hemen belirtmek gerekir ki, alacaklının icra takibini kötüniyetli olarak yaptığı hususu, borçlu tarafından kanıtlanmalıdır. Öğretiye ve Yargıtay uygulamasına göre, alacağının bulunmadığını bildiği veya bilmesi gereken bir durumda olduğu halde, icra takibine girişen alacaklı, kötüniyetli kabul edilir. Somut olay değerlendirildiğinde davacı, davalının icra takibinde kötüniyetli olduğunu yasal delillerle kanıtlayamamış olup, dosya içeriğinde de kötüniyetin varlığını açıkça ortaya koyacak bir delil bulunmadığından kötüniyet tazminatı talebinin reddine karar verilerek aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;

1.Davanın KABULÜ ile; .... İcra Müdürlüğünün 2021/... esas sayılı dosyasında 28.09.2016 düzenleme tarihli 31.07.2018 vade tarihli 6.240 USD bedelli ve 28.09.2016 düzenleme tarihli 31.01.2021 vade tarihli 6.240 USD bedelli ... Ticaret A.Ş. namına yazılı senetler nedeni ile davacının davalılara BORÇLU OLMADIĞININ TESPİTİNE, bedelsiz senetlerin iptaline,

2.Kötüniyet ispat edilemediğinden kötü niyet tazminatı talebinin REDDİNE,

3.Karar tarihinde yürürlükte bulunan harçlar tarifesi gereğince hükmolunan kısım üzerinden hesaplanan 8.038,31-TL nispi karar harcından peşin yatırılan 2.009,57-TL harcın mahsubu ile bakiye kalan 6.028,74--TL harcın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile hazineye gelir kaydedilmesine,

4.Davacı tarafından yapılan toplam 8.299,27-TL yargılama giderinin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacı tarafa verilmesine,

5.Davacı taraf yargılama sırasında kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'ye göre hesaplanan 18.827,83-TL vekalet ücretinin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacı tarafa verilmesine,

6.Davalılar tarafından yapılan yargılama gideri ve vekalet ücretinin üzerlerinde bırakılmasına,

7.Artan gider avansının karar kesinleştiğinde yatıran tarafa re'sen iadesine, Dair, HMK'nın 345. maddesi gereğince gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde ... Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkca okunup usulen anlatıldı. 26/04/2024 Katip ...

(e-imzalıdır)

Hakim ...

(e-imzalıdır)

Bu belge 5070 Sayılı Elektronik İmza Kanunu kapsamında E-İmza ile imzalanmıştır.

© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.