Esas No
E. 2024/85
Karar No
K. 2024/120
Karar Tarihi
Karar Sonucu
KABULÜNE
Hukuk Alanı
Ticaret Hukuku

T.C.

İSTANBUL

2. FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ

ESAS NO: 2024/85 Esas
KARAR NO: 2024/120
DAVA: Tazminat
DAVA TARİHİ: 08/02/2012
KARAR TARİHİ: 25.11.2020

Mahkememizden verilen 25/11/2020 Tarih, 2018/349 Esas ve 2020/407 sayılı karar; Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 08/03/2023 Tarih, 2022/1314 Esas ve 2023/1424 Karar sayılı ilamıyla bozulmuş olup, mahkememizin yukarıdaki esasına kaydı yapılan ve mahkememizde görülmekte bulunan Marka Tecavüzünün Tespiti, Haksız Rekabetin Durdurulması, Önlenmesi, Maddi ve Manevi Tazminat Talepli asıl ve Marka Hükümsüzlüğü Talepli birleşen davanın yapılan açık yargılamasının sonunda;

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ

Asıl davada davacı vekili, müvekkili şirketin 60 yıla yakın bir süredir mücevherat sektöründe faaliyet göstermekte olup, bir çok yabancı markanın distribütörlüğünü aldığını, müvekkili adına TPE nezdinde "..." ibareli marka başta olmak üzere başka marka tescillerinin de bulunduğunu, tüm bunlarının yanı sıra "..." ibareli markanın TPE tarafından 24.12.2010 tarihli karar ile tanınmış marka statüsüne alındığını, buna karşın davalı tarafından üretilen çeşitli kozmetik ve parfümeri ürünlerinde müvekkiline ait "..." ibareli markasının aynen kullanıldığını, bu durumun müvekkilin marka hakkına tecavüz teşkil ettiğini, davalının müvekkil şirketin markasının tanınmışlığından yararlanma amacı ile müvekkile ait "..." ibareli markaları taklit ettiğini ve tüketicileri yanılttığını, ibareler arasındaki benzerlik sonucu markalar ve ürünler arasında bağlantı olduğu düşüncesinin oluşacağını, davalının bu şekilde kullanımının aynı zamanda TTK kapsamında haksız rekabet teşkil ettiğini belirterek davalının müvekkili şirkete ait tescilli markalar ile ayırt edilemeyecek kadar benzer kullanımının haksız rekabet teşkil ettiğinin tespitini, tecavüz ve haksız rekabet teşkil eden fiillerin durdurulması, önlenmesi ve sonuçlarının ortadan kaldırılmasını, ihtiyati tedbir kararı verilmesini ve 10.000 TL maddi, 25.000 TL manevi tazminat olmak üzere toplam 35.000 TL tazminata hükmedilmesini talep etmiştir.

Asıl davada davalı vekili, "..." markasının tarihçesinin 1950'li yıllarda İtalya'nın Milano kentinde doğduğunu 1972 yılında tüm üretimini Türkiye'ye taşıdığını; TPE nezdinde tanınmış markalar listesine kaydedildiğini, müvekkilinin "..." ibareli seri markaları bulunduğunu, ayrıca TPE nezdinde ...numara ile tescilli "..." ibareli markasının da mevcut olduğunu, müvekkilin tescilli markasını kullanımından doğan hiçbir eyleminin tecavüz veya haksız teşkil etmediğini; müvekkilin kozmetik sektöründe faaliyet gösterdiğini, markaların kullanıldığı sektörlerin farklı olması sonucu tüketici nezdinde iltibas ihtimalinin söz konusu olmadığı, müvekkilin özellikle "..." markasını kullanmak suretiyle meydana getirdiği bir tecavüzün söz konusu olmadığını, kaldı ki, müvekkile ait "..." markalı parfümlerin tüketici nezdinde oldukça tanınmış hale geldiğini ve ayırt edicilik kazandığını, ayrıca müvekkil şirketin Türkiye ve Dünya çapında oldukça tanınmış markalara sahip prestijli bir firma olup başka firmalarının markaları üzerinden kazanç sağlamaya ihtiyacı olmadığını; belirterek davanın reddini talep etmiştir.

Birleşen davada davacı vekili, davalı markalarının tüm sınıflarda tescil edildiğini, ancak davalının ticari hayattaki faaliyetlerinin mücevherat sektöründe yani ... sınıfta olduğunu, diğer sınıflarda tescil edilen markaların ihtiyat markaları olduğunu, KHK'nın 14. maddesinin ... sayılı Marka Yönergesinin ... maddelerine uygun bir tarzda tescilli marka sahibine seçtiği markasını kullanma külfeti yüklediğini, söz konusu yükümlülüğün tanınmış markalar için de geçerli olduğunu, bunun ATAD kararları ve Hukuk Genel Kurul kararları ile de sabit olduğunu, bununla birlikte davalıya ait "..." markasının tüketici gözünde takı ve aksesuar markası olarak algılandığının aşikar olduğunu belirterek davalıya ait ..., ..., ..., ..., ..., .. numaralı "..." markaları her ne kadar ... sınıfla birlikte birden fazla sınıfta tescil edilmiş ise de, KHK'da öngörülen 5 yıllık süre boyunca kullanma mükellefiyeti yerine getirilmediğinden .... sınıf haricinde tüm sınıflarda hükümsüz kılınmasına, talebin reddi halinde .... sınıflar bakımından hükümsüz kılınmasına, "..." tanınmış markasının... sınıflar bakımında hükümsüz kılınmasına karar verilmesini talep etmiştir.

Birleşen davada davalı vekili, davacının huzurdaki davayı açmakta hukuki yarar taşımadığını, müvekkile ait "..." markası tanınmış marka statüsünde olup tanınmış markanın kısmen hükümsüzlüğüne karar verilmesinin hukuki bir yarar taşımadığını, tanınmış marka sahibinin tescilli markasını kullanmamış olduğu mal ve hizmetler için hükümsüzlüğüne karar verilmiş olsa dahi daha sonra markasının tanınmışlık derecesine dayanarak açacağı markaya tecavüz davasıyla 3. kişilerin farklı mal ve hizmetlerde dahi tescil ve kullanımını engelleyebileceğini, müvekkilinin davaya konu markaları tescilli oldukları tüm sınıflarda kullandığını; davacı iddialarının gerçeği yansıtmadığını belirtip davanın reddini talep etmiştir.

Mahkememizce verilen 25/11/2020 Tarih, 2018/349 Esas ve 2020/407 sayılı karar; Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 08/03/2023 Tarih, 2022/1314 Esas ve 2023/1424 Karar sayılı ilamıyla asıl dava yönünden onanmış,birleşen dava yönünden ise karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi gerekçesiyle bozulmuş, bozma ilamında işaret edilen hususlar doğrultusunda yargılamaya devam olunmuştur.

Yukarıda belirtildiği üzere asıl dava yönünden mahkememizce verilen, marka hakkına tecavüzün ve haksız rekabetin tespiti ile bağlı taleplerin kabulü, maddi tazminat davasının kabulü, manevi tazminat davasının kısmen kabulüne ilişkin karar Yargıtay tarafından onanmakla kesinleşen konularda karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir. Mahkememizin 2012/102 E. sayılı birleşen davasında ise asıl davanın davalısı, asıl davanın davacısına ait ..., ..., ..., ..., ..., ... numaralı "..." markalarının ... sınıf haricinde KHK m. 14 uyarınca hükümsüzlüğünü talep etmektedir.

Birleşen dava yönünden Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 08/03/2023 Tarih, 2022/1314 Esas ve 2023/1424 Karar sayılı ilamıyla da işaret edildiği üzere, hükümsüzlük davasının dayanağını teşkil eden 556 sayılı KHK'nın 14 üncü maddesi Anayasa Mahkemesi'nce 14.12.2016 tarih, 2016/148 E. ve 2016/189 K. sayılı ilamı ile iptal edilmiş olduğundan, davanın dayanağı ortadan kalktığından hükümsüzlük talebi ile ilgili karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.

Dava tarihinde tarafların haklılık durumuna göre yargılama gideri ve vekâlet ücretine hükmedilmesi gerektiği, kullanmama nedenine dayalı hükümsüzlük talepli davada birleşen dosya davalısının ... Sınıfının ... alt sınıflarındaki hizmetlerde ciddi bir şekilde kullanımının bulunduğu, yine hükümsüzlüğü talep olunan ... tescil numaralı "..." ibareli marka ile ... tescil numaralı "..." ibareli markaların dava tarihi itibariyle beş yıllık süreleri dolmadığı, diğer talepler yönünden ise davacının haklılığının bulunduğu, böylelikle birleşen dosya davacısının dava tarihinde tamamen değil kısmen haklı olduğu, yargılama gideri ve vekalet ücretinin haklılık durumuna göre eşit oranda paylaştırılması gerektiği anlaşılmış, kazanılmış haklar korunarak aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM: Ayrıntısı ve gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;

Asıl dava yönünden ;

1.Kesinleşen konularda karar verilmesine yer olmadığına,

Birleşen dava yönünden ;

1.Mahkememizin birleşen 2012/102 Esas sayılı dosyası yönünden karar verilmesine yer olmadığına,

2.Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi uyarınca hesap olunan 427,60 TL karar harcından peşin yatırılan 21,15 TL'nin mahsubu ile kalan 406,45 TL bakiye karar harcının taraflardan eşit oranda (203,23' er TL olarak) tahsil edilerek hazineye irat kaydına,

3.Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca tarafların haklılık durumuna göre davacı vekili yararına hesap olunan 25.500 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak kendisini vekille temsil ettiren davacıya verilmesine,

4.Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca tarafların haklılık durumuna göre davalı vekili yararına hesap olunan 25.500 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak kendisini vekille temsil ettiren davalıya verilmesine,

5.Davacı tarafından yapılan: posta gideri olan 86,25 TL ve 42,30 TL harç (peşin+başvuru) olmak üzere toplam 128,55 TL yargılama giderinin tarafların haklılık oranına göre 64,27 TL'sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,

6.Yatırılan gider avanslarından kullanılmayan kısmının karar kesinleştiğinde yatıran tarafa iadesine, Dair taraf vekillerinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde Yargıtay yasa yolu açık olmak üzere verilen karar, açıkça okunup usulen anlatıldı. 25/04/2024 Katip ... ¸ Hakim ... ¸

Karar Etiketleri
KABULÜNE YERELHUKUK DIGER Ticaret Hukuku 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu
© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.