Esas No
E. 2022/150
Karar No
K. 2024/826
Karar Tarihi
Karar Sonucu
REDDİNE
Hukuk Alanı
Trafik Hukuku

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

9.HUKUK DAİRESİ

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

K A R A R

ESAS NO: 2022/150
KARAR NO: 2024/826

İNCELENEN DOSYANIN

MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 8. Asliye Ticaret Mahkemesi

KARAR TARİHİ: 26/10/2021
NUMARASI: 2020/151 Esas - 2021/793 Karar
DAVA: İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar )
KARAR TARİHİ: 15/05/2024

Yukarıda yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda;

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle: dava dışı ... San. Tic. A.Ş'ye ... plakalı araç 03.05.2018 tarihinde, saat 11:30 civarında, İstanbul, Tuzla ilçesi, ... Mahallesi, ... Sahası'nda, ...'a ait davacı ...

Sigorta A.Ş.'nin kasko sigortalısı, sürücüsü ... olan ... plakalı araç döküm sahasında beklerken, ... San. Tic. A.Ş.'ye ait, ... tarafından kullanılan davalı ...

Sigorta A.Ş.'nin ZMMS sigortalısı ... plakalı araç çarpmış olması nedeniyle ... plakalı araç hasara uğradığını, müvekkili şirket ... plakalı aracın hasarı için KDV dahil 12.245,21 TL hasar bedeli ödediğini, müvekkili şirket, davalı şirketten rücuen tahsili amacıyla İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğünde ... Esas sayılı dosya ile yasal takip başlattığını, davalının itirazı üzerine takibin durduğunu, müvekkili şirket, karşı tarafın % 100 kusurlu olduğu gerekçesi ile, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile itirazın iptalini, davalı şirket aleyhine %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.

Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle: Karayolunda gerçekleşmeyen dava konusu kaza dolayısıyla davacının müvekkili şirkete yönelik tüm taleplerinin teminat dışı olduğunu, somut olayda vuku bulan kaza karayollarında değil özel mülkiyet kapsamında bir şantiyede meydana geldiğini, söz konusu şantiye, özel mülkiyet alanı olduğunu, sigortalı araç sürücüsünün kazanın meydana gelmesinde herhangi bir kusurunun bulunmadığını, davayı kabul anlamına gelmemekle mahkemece tazminata hükmedilmesi gerektiğinde bu tazminatın dava tarihinden itibaren yasal faiz olarak işletilmesinin gerektiğini haksız ve yasal dayanaktan yoksun iş bu davanın reddini talep etmiştir. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda, "davanın kısmen kabulüne, davalının İstanbul ...İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyasına yapmış olduğu itirazın kısmen iptali ile takibin 12.245,21 TL asıl alacak, 1.328,61 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 13.573,82 TL üzerinden devamına, asıl alacağa takip tarihinden itibaren yıllık % 9 oranında ve değişen oranlarda yasal faiz işletilmesine, davacı tarafın inkar tazminat talebinin reddine" karar verilmiştir. Bu karara karşı davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; ZMMS genel şartları c.7. maddesine aykırı şekilde davalı şirkete usulüne uygun bir başvuruda bulunulmadığından davanın usulden reddi gerektiğini, tüm beyan ve itirazlarında belirttikleri üzere; dava konusu kazanın karayolunda gerçekleşmediğini, davacının tüm talepleri teminat dışında olduğundan davalı şirketin sorumluluğuna gidilmesinin hatalı olduğunu, bu sebeple Yerel Mahkeme kararının kaldırılmasını talep ettiğini, bilirkişi raporunda hasar tespitine ilişkin hiçbir inceleme yapılmamış olduğundan söz konusu rapor denetime elverişli olmadığını, hatalı bilirkişi raporu doğrultusunda tesis edilen hüküm de hatalı olup hukuka aykırı olduğunu, kabul anlamına gelmemek üzere davalı şirket ancak ve ancak sigortalısının kusuru oranında ve poliçe limitleri ile sınırlı olarak sorumlu olabileceğini, fazlaya ilişkin talebin kabulü mümkün olmadığını, ayrıca davacının ödeme tarihinden itibaren faiz işletilmesi yönündeki taleplerinin reddi gerektiğini, asla kabul etmemekle birlikte; itirazın iptaline konu olan icra dosyası İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğü'nün ... E. sayılı dosyası olmasına rağmen gerekçeli kararda İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... E. sayılı dosyası olduğu şeklinde bir hüküm tesis edildiğini, Yerel Mahkeme tarafından maddi hata yapılmış olduğundan işbu kararın kaldırılması gerektiğini belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur. Dava, maddi hasarlı trafik kazası nedeniyle sigorta şirketi tarafından ödenen hasar bedelinin istemine ilişkin olup istinaf açısından uyuşmazlık konusu HMK'nın 355. maddesine göre kamu düzeni ve istinaf nedenleri ile sınırlı olmak üzere İlk Derece Mahkemesince verilen kararın usul, yasa ve dosya içeriğine uygun olup olmadığıdır. Dosya kapsamından,03.05.2018 tarihinde, saat 11:30 civarında, İstanbul, Tuzla ilçesi, ... Mahallesi, ... Sahası’nda, davacıya kasko sigortalı, sürücüsü ... olan ... plakalı araç döküm sahasında beklerken, önünde davalıya zmms ile sigortalı bulunan sürücüsü ... sevk ve idaresindeki ... plakalı aracın geri gelirken çarpmış olması nedeniyle davacıya kasko sigortalı araçta oluşan zararın sigortalısına ödendiği, karşı araç sürücüsünün kusuru nedeniyle başlatılan takibe itirazın iptali ile icra inkar tazminatı talep edildiği anlaşılmıştır. Davadan önce davalı sigorta şirketine başvuruda bulunulmuş olup davalı tarafından gönderilen mail cevabında şantiye sahası olduğundan talep ret edildiği anlaşılmakla başvuru şartının yerine getirilmediğine ilişkin istinaf itirazı yerinde görülmemiştir. Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda; Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 2011/17-499E, 2011/557 K sayılı kararında bir işyerinde oluşan benzer kazayı: davaya konu trafik kazasının meydana geldiği fabrika yükleme sahasının 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu (KTK)’nun 2/a maddesi gereğince karayolu sayılıp sayılmayacağını aşağıdaki şekilde karara bağlamıştır. Davacının sigortalısı araç fabrikanın ambar kısmında yükleme yaptığı sırada davalı şirkete ait aracın çarpması sonucu hasarlanmış; sigorta bedeli dava dışı sigortalıya ödendikten sonra davacı ödediği bu bedelin rücuen tahsilini talep etmiştir. Yukarıda da açıklandığı üzere; Karayolları Trafik Kanunu’nun uygulanması için kazanın mutlaka karayolunda meydana gelmesi gerekmemekte; karayolu ile bağlantısı olan, karayolu sayılan bir alanda meydana gelmesi halinde de karayolunda meydana gelmiş gibi kabul edilmektedir. Davaya konu trafik kazasının meydana geldiği fabrika sahasının da 2918 sayılı KTK'nun 2/a maddesi gereğince karayolu ile bağlantısının olmasına; özel izinle girilmesinin, özel güvenliğinin olmasının KTK'nun 2. maddesinin uygulanmasına engel bulunmamasına göre, kazanın meydana geldiği yer karayolu sayılan yerlerdendir ve Karayolları Trafik Kanunu uygulanır, demektedir. Bu nedenle söz konusu kaza yerinin karayolunun uzantısı olan yerde olduğundan karayolunda meydana gelen trafik kazası kapsamında değerlendirilmesinde isabetsizlik görülmemiştir.Hükme esas alınan kusur bilirkişi raporunun olay yeri, kaza tespit tutanağı, kazanın oluş şekli ve dosya kapsamına uygun olduğu anlaşıldığına göre kusur raporuna; Hasar bedelinin belirlenmesi için alınan bilirkişi raporunun sigortalı aracın hasarlı parçaları dikkate alınarak konusunda uzman bilirkişi tarafından ayrıntılı, gerekçeli, denetime elverişli olarak hazırlandığı anlaşıldığına göre Mahkemece bu bilirkişi raporunun hükme esas alınmasında usul ve yasaya aykırılık bulunmadığından kusur raporu ve teknik raporlara ilişkin istinaf itirazları yerinde değildir. Rücu alacaklısı olan davacı sigorta şirketinin üçüncü kişiye ödeme yaptığı tarih itibariyle rücu borçlusu olan davalı temerrüde düşmüş olup, faiz başlangıç tarihinin ödeme tarihi olarak kabul edilmesi gerektiğinden, mahkemece daha sonraki tarihten başlatılmış olmakla davalı vekilinin faizin başlangıç tarihine ilişkin istinaf itirazı yerinde değildir. Mahkeme tashih kararı ile davaya konu icra takip dosya numarasını düzelttiğinden bu yöndeki itiraz da yerinde görülmemiştir. Bu nedenlerle; davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1. maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.

KARAR: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere:

1.Davalı vekilinin yukarıda esas ve karar numarası yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı yapmış olduğu istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1. maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Yasası'na göre alınması gereken 927,23 TL harçtan peşin alınan 232,00 TL harcın mahsubu ile bakiye 695,23 TL harcın davalıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, 3-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf eden üzerinde bırakılmasına, 4-Duruşma yapılmadığından, vekalet ücreti hükmedilmesine yer olmadığına, 5-İstinaf aşaması için yatırılan gider avansından artan kısmın yatıran tarafa iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK'nın 362/1-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere, oy birliği ile karar verildi.15/05/2024

© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.

İçtihat Pro Blog