Esas No
E. 2022/783
Karar No
K. 2024/460
Karar Tarihi
Karar Sonucu
REDDİNE
Hukuk Alanı
Borçlar Hukuku

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 27. HUKUK DAİRESİ

Esas No: 2022/783 - Karar No:2024/460

T.C.

ANKARA

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

27. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO : 2022/783

KARAR NO: 2024/460

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

K A R A R

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ : ANKARA 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ : 01/04/2022

NUMARASI : 2016/470 E-2022/260 K

DAVACILAR

VEKİLLERİ

KARAR TARİHİ: 22/05/2024
KARAR YAZIM TARİHİ: 22/05/2024

Eser sözleşmesinden kaynaklanan davada mahkemece davanın reddine ve karar verilmesine yer olmadığına dair verilen karara karşı süresi içinde davacılar vekilince istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine yapılan incelemede;

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ

Davacılar vekili özetle; müvekkili ... ile .... Şirketi arasında iş ortaklığı anlaşması imzalandığını, ortaklığın davalı tarafça yapılan kanalizasyon yapım işine ilişkin ihaleye katıldığını ve ihale sonucu taraflar arasında 21.06.2013 tarihli Siirt - Eruh Kanalizasyon İnşaat İşine ilişkin sözleşmenin imzalandığını, sözleşme için sözleşme damga vergisi, kamu ihale katılım bedeli ve sözleşme karar pulu harcamaları yapıldığını, 215.000 TL kesin banka teminat mektubu sunulduğunu, sözleşme hükümlerine uygun olarak çalışmaya başlandığını, gerekli bütün ekipman ve donanımın oluşturulduğunu, ayrıca harita, makine, elektrik mühendisi ve harita teknikerinin istihdam edildiğini, çok sayıda işçi alımı yapıldığını, eskavatör, silindir, su tankeri, kamyon, yükleyiciyi de işin bitimine kadar kiralama yoluna gidildiğini, şartnameye uygun olarak işin sigortasının yapıldığını, yapılan diğer harcamalara ilişkin faturaların ekte sunulduğunu, işin yapımı sırasında 130.000 TL tutarında yakıt harcaması yapıldığını, çok sayıda ünitenin tamamlandığını, ancak idare tarafından aksaklıklar çıkarıldığını, hak edişlerinin ödenmediğini, ayrıca sözleşmenin hiçbir haklı gerekçe içermeksizin feshedildiğini, fesih öncesinde mahallinde yapılan incelemede işin eksiğinin bulunmadığının belirlendiğini, sözleşmenin feshiyle birlikte tasfiye kabul komisyonu oluşturulduğunu, yapılmış olan işin tespitine ilişkin tutanaklar tutulduğunu öne sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 10.000 TL maddi tazminatın ve kâr mahrumiyetinin dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş; sunduğu ıslah dilekçesiyle 215.000 TL tutarlı 3 adet teminat mektubunun iadesiyle, 301.896,29 TL yoksun kalınan kar, 87.794,39 TL damga vergisi iadesi ve 75.933,37 TL diğer masraflar olmak üzere toplam 465.624,05 TL'nin haksız fesih tarihi olan 07.08.2014 tarihinden itibaren işleyecek faiziyle tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı vekili özetle; Eruh ilçesinin kanalizasyon inşaatı yapım işinin davacı iş ortaklığına ihale edildiğini, sözleşmenin 21.06.2013 tarihinde imzalandığını, 03.07.2013 tarihinde yer teslimi yapıldığını, finansmanın %50’sinin Belediyelerin Su ve Kanalizasyon Altyapı Projelerini (SUKAP) gerçekleştirmek üzere tahsis edilen ödenekten, kalanın ise müvekkili tarafından ilgili belediyesine açılan krediden karşılandığını, denetimin ilgili belediye ile müşterek yürütüldüğünü, Eruh Belediye Meclisinin 07.08.2014/35 sayılı kararıyla, 1. kademe olan 4.500 m kapalı yolun açılamadığı, terfi merkezleri yerlerinin bütçe yetersizliği nedeniyle kamulaştırılamadığı, belediyenin maddi ve teknik sıkıntılar içinde olduğu ifade edilip “Yapılan imalatların birim fiyat tariflerine uygun olarak yapılmadığı, imalatı yapılan bacaların bazılarının kapaklarının henüz takılmadığı ve bacaların içinde malzemelerin biriktiği, yapılan imalatlar sonrası yolların tam olarak temizlenmediği” hususları da belirtilerek kanalizasyon inşaatının iptal edilmesine karar verdiğini, davacıların belirtilen meclis kararının iptalini temin için dava açması gerekirken bunu yapmadığını, meclis kararının alındığı ve tasfiyenin yapıldığı tarihten 2 yıl sonra dava açılmasının davacıların iyiniyetli olmadığını gösterdiğini, kaldı ki 11.12.2014 tarihli tasfiye kabul tutanağında davacı yüklenicinin de imzasının bulunduğunu, tutanakta ihtirazi kayıt veya şerhe yer verilmediğini, hukuki imkânsızlık ve tasfiye ile birlikte hak ve borçların sona erdiğini, davacının iddia ve talep ettiği zarar kalemlerinin müvekkili tarafından tazmininden müvekkilinin sorumlu olmadığını, davacıların tamamladığı kısma ilişkin hakediş ödemelerini aldığını, herhangi bir zararının bulunmadığını, aksine işin yarım kalması nedeniyle müvekkilinin zarara uğradığını savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

İlk Derece Mahkemesince; "Dosyamıza sunulan her iki bilirkişi heyeti raporunda da davalı bankanın taraflar arasındaki sözleşmeyi haksız yere feshettiği kabul edilmiş ise de; sözkonusu tespit ve değerlendirmeye Mahkememiz’ce iştirak edilmemiştir. Toplanan deliller ile sabit olduğu üzere sözleşme konusu işin yapılacağı yer Eruh ilçesi olup sözleşmenin davalı tarafından feshi, Eruh Belediye Meclisi tarafından alınan ve yukarıda değinilen kanalizasyon inşaatı işinin feshine ilişkin karara dayalıdır. Bu durumda, davalı bankanın bilirkişi raporlarında kabul edilenin ve davacının iddiasının aksine sözleşmenin feshinde haksız ve kusurlu olduğunun hukuken mümkün değildir.Zira,dosyada mevcut 19/08/2014 tarihli tutanakta davacı iş ortaklığı yetkili temsilcisinin de imzası bulunmakta olup tutanakta sözleşme konusu işte 05/08/2014 tarihinde tespit edilen eksik ve kusurlu işlerin şantiye mahallinde incelemesinde eksik ve ayıpların giderildiği tespit edilerek kanalizasyon inşaatı işinin iptalini ve işin tasfiyesini Eruh belediyesinin talep ettiği açıkça belirtilmiştir.Bu durumda, dava dışı Eruh Belediye Meclisi kararı ile kanalizasyon inşaatı işinin iptali sonucunda davacı ve davalı yönünden 6098 sayılı TBK'nın 136.m. gereğince kusursuz ifa imkansızlığı doğmuş olup bu durum davalı idare yönünden sözleşme konusu borcu ifa imkanını ortadan kaldırdığı sabittir. Bu nedenle de, davacının davalıya karşı sözleşmenin feshinde kusurlu olmadığı sabittir. Davacı iş ortaklığı yüklenici olarak sözleşmenin feshinden kaynaklandığı ileri sürdüğü dava konusu maddi tazminat talebini davalıya karşı değil; koşulları mevcut ise; dava dışı Eruh Belediye Başkanlığına karşı ileri sürebilir. Diğer taraftan, dava konusu eser sözleşmesinin davacı tarafından feshi sonrasında taraflar arasında düzenlenen 14/10/2014 tarihli tasfiye kabul tutanağında yüklenici davacı tarafından yapılan ve yapılmayan imalat kalemleri ayrı ayrı belirtilmiş olup davacı tarafından davalı tarafından düzenlenen hak ediş raporlarına da davacının Yapım İşleri Genel Şartnamesinin 39 ve 40.m. çerçevesinde usulüne uygun olarak itiraz ettiğini davacı yüklenici kanıtlayamamıştır. Bu durumda, düzenlenen hak edişlerin de taraflar arasında mutabakat niteliğinde kabulü gerektiği tartışmasızdır. Davalı bankanın tek taraflı olarak feshettiği eser sözleşmesinin feshinde kusurlu olduğu kanıtlanamadığından, davacının kusurlu fesih nedeni ile talep edebileceği dava konusu müspet ve menfi zarar kalemlerinin tazminini talep etmesi açıkça hukuki dayanaktan yoksundur. Bu nedenle, davacının ıslah dilekçesine konu yukarıda değinilen maddi tazminat kalemleri yönünden davanın reddi gerektiği kanaatine varılmıştır. Diğer taraftan, davacının açıklama ve ıslah dilekçesinde iadesini talep ettiği 3 adet Banka Teminat Mektubunun iadesi talebi yönünden ise; iade talebinin dosyamızda değerlendirilmesi mümkün değildir. Zira, isteme konu Banka Teminat Mektuplarının iadesi talebinde dava dilekçesinde ileri sürülen talep kalemleri arasında yer almamakta olup ıslah dilekçesinde ileri sürülerek hüküm altına alınması talep edilen bir talep kalemidir. Ancak bilindiği üzere dava konusu edilmeyen bir şeyin kısmi ıslah yoluyla davaya ithaline ve dava konusu haline getirilmesine yasal açıdan olanak bulunmamaktadır. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 29.06.2011 gün, 2011/1-364 Esas, 2011/453 sayılı kararı ve 15.02.2017 gün, 2015/7-917 eEas, 2017/265 Karar sayılı, 15. HD 18.04.2013 gün, 2012/3598 Esas, 2013/2707 Karar sayılı ilamları) Bu itibarla, ıslah talebine konu Banka Teminat Mektuplarının iadesi istemi yönünden de ıslah talebine konu banka teminat mektuplarının iadesi istemi yönünden karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi gerekmektedir. Açıklanan gerekçelerle; davacının ıslah talebine konu banka teminat mektuplarının iadesi istemi yönünden karar verilmesine yer olmadığına, davacının dava konusu maddi tazminat taleplerinin ise; haklılığı kanıtlanamadığından reddine dair aşağıdaki şekilde karar vermek "gerektiği gerekçesiyle "1-Davacının ıslah dilekçesinde talebine konu Banka Teminat Mektuplarının iadesi istemi yönünden KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA, 2-Dava ve ıslah talebine konu diğer alacak kalemleri yönünden ise davanın REDDİNE" karar vermiştir.

Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava dilekçesindeki iddia ve vakıaları tekrarla, sözleşmenin haksız feshedildiği, müvekkillerinin maddi zararının tazmini gerektiği, davanın reddine karar verilmesinin hatalı olduğu, mahkemece teminat mektuplarının iadesi talebi hakkında talep edilmediği gerekçesiyle karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiş ise de, hem dava dilekçesinde hem de beyanlarda teminat mektuplarının iadesinin talep edildiği, gerekçenin hatalı olduğu, ifa imkansızlığının müvekkillerini bağlayıcı olmadığı, imkansızlığın sözleşmeden önce giderilmesi gerektiği, imzalandıktan bahisle sorumluluktan kurtulmanın veya kurtulmaya çalışmanın hukuken mümkün olmadığı, uğranılan tüm zararların ve kar kaybının tazmini gerektiği halde davanın reddine karar verilmesinin de hatalı olduğu, sözleşmenin hiçbir haklı gerekçe gösterilmeksizin feshedildiği, fesih ile bütün malvarlığını işe tahsis etmiş olan iş ortaklığının ticari anlamda tükenme noktasına geldiği, tasfiye işlemi gerçekleşmeden belediye başkanı ile birlikte davalı kurumdan uzman mühendisin de katılımıyla şantiye mahallinde eksik bir durum olmadığına ilişkin tutanak tutulduğu, müvekkillerinin yapmış olduğu işleri idareye eksiksiz bir biçimde teslim ettiği nedenleriyle mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.

Dava, eser sözleşmesinden kaynaklanan tazminat talepli olup, mahkemece davanın reddine dair verilen karara karşı davacılar vekilince istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. İnceleme, Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) 355. madde uyarınca istinaf nedenleriyle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.

Mahkemece, dosya kapsamındaki bilgi, belge ve toplanan deliller değerlendirilerek yasal düzenlemelere uygun ve isabetli gerekçeyle karar verilmiş olduğu, ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında özellikle taraflar arasındaki Eruh (Siirt) Kanalizasyon İnşaatı işine ait 21.06.2013 tarihli sözleşmenin tarafların katılımı ve imzasıyla 07.11.2014 tarihi itibariyle tasfiyesine karar verilmiş bulunmasına, tasfiye halinde davacı yüklenicinin sözleşme kapsamında yaptığı imalat bedelini talep edebileceği, bu imalatlar yönünden düzenlenen hakedişlere sözleşmenin eki olan Yapım İşleri Genel Şartnamesi hükümlerinin uygun ihtirazi kayıt bulunmamasına, davadaki taleplerin feshe dayalı olduğunun ve teminat mektuplarının iadesine ilişkin usulüne uygun açılmış bir dava bulunmadığının anlaşılmış olmasına göre davacılar vekilinin istinaf başvurusunun 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.

HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;

1.) Davacılar vekilinin istinaf başvurusunun HMK 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine,

2.) Alınması gereken 427,60 TL istinaf karar harcından yatırılan 80,70 TL harcın mahsubu ile bakiye 346,9‬0 TL harcın davacılardan tahsili ile Hazine'ye irat kaydına.

3.) İstinaf başvurusu nedeniyle davacılar tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendileri üzerinde bırakılmasına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK 361. madde gereğince kararın taraflara tebliği tarihinden itibaren 2 hafta içinde Yargıtay'da TEMYİZ yolu açık olmak üzere 22.05.2024 tarihinde oybirliği ile karar verildi. Başkan ...

(e-imzalıdır)

Üye ...

(e-imzalıdır)

Üye ...

(e-imzalıdır)

Katip ...

(e-imzalıdır)

(e-imzalıdır)

© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.

İçtihat Pro Blog