Esas No
E. 2010/7411
Karar No
K. 2011/17848
Karar Tarihi
Karar Sonucu
BOZULMASINA
Hukuk Alanı
Ticaret Hukuku

11. Hukuk Dairesi         2010/7411 E.  ,  2011/17848 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasında görülen davada Şanlıurfa 1. Sulh Hukuk Mahkemesi’nce verilen 03/12/2009 tarih ve 2009/487-2009/993 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

Davacı vekili, müvekkilinin keşide ettiği iki çekin rıza dışı elinden çıkması nedeniyle davalı bankaya TTK’nın 711/3. maddesine dayalı olarak ödemeden men talimatı verildiğini, ancak davalı tarafından bunun gereği yerine getirilmeyerek çek bedellerinin tahsil edildiğini, bu nedenle müvekkilinin zarara uğradığını ileri sürerek, 2.500,00 TL’nin temerrüt faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.

Davalı, davaya cevap vermemiştir. Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararı, davalı temyiz etmiştir. Dava, keşidecinin ödemeden men talimatına rağmen davalı banka tarafından çek hamiline yapılan ödeme nedeniyle alacak istemine ilişkindir.

Somut olayda, davacının keşide ettiği iki çek nedeniyle 09.02.2009 tarihinde davalı bankaya ödemeden men talimatı verdiği ve 04.03.2009 tarihinde banka tarafından çekin hamiline ödeme yapıldığı hususlarında uyuşmazlık bulunmamaktadır. Uyuşmazlık, davalı bankanın men talimatına rağmen çek hamiline ödeme yapmasından dolayı sorumlu olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.

Çeklerde keşideciye tanınan ödemeden men talimatına ilişkin 6762 sayılı TTK'nın 711.maddesinin 3.fıkrası,18.02.2009 tarihinde kabul edilerek 28.02.2009 tarihinde yürürlüğe giren 5838 sayılı Yasa'nın 32. maddesi ile yürürlükten kaldırılmıştır. Bu itibarla, davalı bankanın çeklerin ibraz edildikleri tarih itibariyle yeni yasal düzenlemeyi uygulaması zorunluluk olup, aksi halde çek hamiline karşı sorumluluğu sözkonusu olur. Zira, talimat yasal dayanağı mevcut olduğu sürece geçerli olabilecektir. Bu itibarla, davacının iddia ettiği zarara ilişkin uygulanması gereken yasa maddesi zararın oluştuğu iddia edilen tarih itibariyle (çeklerin bankaya ibraz edildikleri) yürürlükten kaldırılmış olması nedeniyle bankanın yapmış olduğu uygulama doğrudur. Bu durumda, mahkemece, davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.

SONUÇ : Yukarıda açıklanan nedenle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 29.12.2011 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.

K A R Ş I O Y Y A Z I S I Dava, keşidecinin ödemeden men talimatının rağmen davalı bankanın dava dışı çek hamiline yaptığı ödemenin istirdadına ilişkindir. Davacının keşideci olduğu iki çek nedeniyle 09.02.2009 tarihinde davalı bankaya ödemeden men talimatı verdiği, bu men talimatının dayanağı olduğu TTK. m 711/son fıkrasının 28.02.2009 tarih ve 5838 sayılı yasa ile yürürlükten kaldırılmasından sonra, davalı bankanın ibraz üzerine 04.03.2009 tarihinde çek hamiline ödeme yaptığı tartışmasızdır. Çekişme; davalı bankanın men talimatına rağmen yaptığı ödemeden sorumlu olup olmayacağı noktasından toplanmaktadır. Bizim hukukumuzda da, sözleşmesel hukuki durumlar ve doğrudan doğruya kanundan doğan hukuki durumlar ayrımına benzer bir ayrım, doktrinde maddi hukuka ilişkin hukuki işlemler ile usul hukukuna ilişkin hukuki işlemler arasında yapılmıştır. Maddi hukuka ilişkin hukuki işlemlerde taraf iradelerinin, usul hukukuna ilişkin hukuki işlemlerde yasa koyucunun mutlak iradesinin önemi belirtilmiş, maddi hukuk kuralları ile usul hukuku kuralları arasında, bu kuralların zaman açısından yürürlüğü bakımından farklar olduğu vurgulanmıştır. Taraf iradelerinin ön planda olduğu maddi hukuk işlemlerinde taraf iradelerinin hangi kanun zamanında oluştuğuna dikkat edilir. Bu durumda yeni kanun önceki düzenlemeyi yeni bir düzenleme ile değiştirse veya tamamen ortadan kaldırsa dahi, eski kanun zamanında oluşmuş muamelelere eski kanun hükümleri uygulamaya devam eder; yeni kanun yürürlüğe girdikten sonra kurulan hukuki durumlara ise yeni kanun uygulanır. Usul hukukunda ise ilke usul kanunlarının derhal yürürlüğe girmesidir. Yeni usul kanunları eski kanun zamanında doğmuş olayların süregelen etkilerinede uygulanır. Bu durumlardan sonra somut olaya geldiğimizde, davacının TTK. Mad. 711/son'a dayalı olarak gönderdiği ödemeden men talimatı maddi hukuki işlemlerden olup, davacı bu talimat ile eski kanun zamanında bankanın ödeme yapmamasını sağlamıştır. Bu davacı için kazanılmış bir haktır. Bu halde, eski kanun kazanılmış bu hak, durum bakımından etkisini sürdürür. Bu nedenle yerel mahkemenin kararının onanması gerektiği görüşüyle sayın çoğunluğun görüşüne katılamıyoruz. 13.01.2012

Karar Etiketleri
© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.

İçtihat Pro Blog