11. Hukuk Dairesi
11. Hukuk Dairesi 2010/3662 E. , 2011/17241 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 7.Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 22.12.2011 tarih ve 2006/790- 2009/824 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalılar vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi .....tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkiline ait 4 adet dokuma makinesinin, davalılardan sigorta şirketince nakliyat emtia sigorta poliçesiyle sigortalandığını ve diğer davalıya ait kamyonla Adana’dan İstanbul’a taşınırken Şirinevler üst geçidine çarpma nedeniyle hasarlandığını ve bundan davalıların sorumlu olduğunu ileri sürerek, hasar tutarı olarak şimdilik 12.112,00 TL tazminatın ve 5.000,00 TL kar mahrumiyetinin davalılardan tahsilini talep ve dava etmiş, yargılama sırasında kar mahrumiyeti talebini atiye terk etmiş ve 04.12.2009 tarihli ıslah dilekçesiyle tazminat istemini 39.352,00 TL’ye yükseltmiştir. Davalılardan sigorta şirketi vekili, rizikonun poliçe teminatı dışında olduğunu ve zamanaşımı süresinin dolduğunu savunarak davanın reddini istemiştir. Davalılardan taşıyıcı şirket vekili, hasarın oluşmasında müvekkilinin kusurunun bulunmadığını ve zamanaşımı süresinin dolduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre,araç sürücüsünün gerekli özeni göstermeyerek üst geçide kamyondaki emtiayı çarpmasının ağır kusur olarak nitelenmesinin gerektiği, bu nedenle de TTK 767/5 maddesi uyarınca zamanaşımının bir yıl olarak uygulanmayacağı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, 12.112,00 TL’nin 22.12.2005, 27.240,00 TL’nin ise ıslah tarihinden itibaren temerrüt faiziyle davalılardan tahsiline, atiye bırakılan kar mahrumiyeti istemi hakkında ise hüküm kurulmasına yer olmadığına karar verilmiştir. Kararı, davalılar vekilleri temyiz etmiştir.
1.Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalılar vekillerinin aşağıdaki bentler kapsamı dışında kalan yerinde ve yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2.Dava, taşıma sigorta poliçesinden kaynaklanan alacağın davalılardan sigorta şirketinden ve emtiadaki hasarın davalı taşıyandan tahsili istemine ilişkindir.
Sigorta sözleşmesinden doğan alacaklara ilişkin TTK.nun 1268 nci maddesinde yazılı iki yıllık zamanaşımı süresi, sigorta ettiren bakımından, rizikonun gerçekleştiğinin sigortacıya bildirme borcunun doğduğu (TTK.nun 1299 nci madde yollaması ile aynı Kanun’un 1292 nci maddesi hükmünde belirtilen) tarihten itibaren işlemeye başlar. Somut olayda, 04.12.2005 meydana gelen kazada oluşan hasarın sigorta poliçesine dayalı olarak davalılardan sigorta şirketinden istenmesine yönelik 07.12.2006 tarihinde açılan işbu kısmi dava için zamanaşımı süresi dolmamıştır. Ancak; kısmi dava açılmış olması halinde, zamanaşımı yalnızca açılmış olan kısım için kesilir, ek davanın da zaman aşımı süresi dolmadan açılması şarttır. Kısmi davada, zamanaşımı yalnızca dava açılan kısım için kesildiğinden ıslahla artırılan miktar için de zaman aşımı süresinin dolmamış olması gerekir. Bu durumda mahkemece, 04.12.2009 tarihli ıslah dilekçesine karşı ıslahla artırılan bölüm için davalı sigorta şirketinin zamanaşımı def’i konusunda olumlu ya da olumsuz bir karar verilmemesi doğru görülmemiş, hükmün bu nedenle davalılardan sigorta şirketi yararına bozulması gerekmiştir.
2.Davalılardan taşıyıcı firmanın zamanaşımı def’ine karşı mahkemece, emtiadaki hasarın taşıyıcının ağır kusuruyla gerçekleştiği kabul edilerek TTK.nun 767/5.maddesi uyarınca, taşıyıcının sorumluluğunda bir yıllık zamanaşımı süresinin uygulanmayacağına hükmedilmiştir. Oysa, Dairemizin yerleşik uygulaması uyarınca, ağır kusur kavramı bir özel hukuk kavramı olup, kasıt olmamakla birlikte kasta yakın bir kusurun varlığını ifade eder. Somut olayda da bu tanımın kapsamında kalan ve ağır kusur olarak kabulü gereken olgu ispat edilmediğinden davaya konu alacağın davalılardan taşıyıcı şirket hakkında zamanaşımına uğradığının belirlenmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi yerinde görülmediğinden kararın bu nedenle davalılardan taşıyıcı şirket yararına bozulması gerekmiştir.