11. Hukuk Dairesi
11. Hukuk Dairesi 2012/17446 E. , 2013/16270 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 07/03/2012 tarih ve 2011/194-2012/59 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili ile davalı Bakanlığa bağlı okul arasında personel maaş ve ücretlerinin müvekkili aracılığı ile ödenmesi hususunda 08.11.2001 tarihli protokol ve protokol eki taahhütname imzalandığını, protokolün 6. maddesinde, haksız feshi halinde cezai şart ödeneceğinin, taahhütnamenin 2. maddesinde ise, kuruma bağış olarak verilen miktarın geri alınacağının kararlaştırıldığını, müvekkilinin edimini yerine getirdiği halde davalının protokolü tek taraflı olarak feshettiğini, protokolden kaynaklanan borcun ödenmesi için gönderdikleri ihtarnamenin sonuçsuz kaldığını ileri sürerek, 2.003,74 TL cezai şart bedeli ile davalıya verilen 1.290 USD'nin fiili ödeme tarihindeki kur üzerinden temerrüt faiziyle birlikte tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, hiçbir devlet memurunun devleti borç altına sokacak sözleşme yapma yetkisine sahip olmadığını, bakanlıktan izin ve onay alınmadan yapılan sözleşmenin geçerli olmadığını, idarenin pasif husumetinin bulunmadığını, savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, bozmaya uyularak yapılan yargılamada, okulun personel maaş ve ücretlerinin davacı banka aracılığıyla ödenmesine karşılık Mithatpaşa İlköğretim Okuluna verildiği öne sürülen 2.000 TL' nin sözkonusu okula ait bir banka heasabına yatırıldığı veya Milli Eğitim Bakanlığına ait bir hesaba yatırıldığının ispatlanmadığı, hesaba yatırılmamış olsa bile bu paranın okul kayıtlarına girdiği ve okulun ihtiyaçları için harcandığına dair yeterli delil de bulunmadığı, davacının cezai şart talebinin reddi gerektiğinin ise, mahkemelerinin önceki kararı ve Yargıtay ilamı doğrultusunda tartışmasız hale geldiği, gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir. Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı vekilinin bütün temyiz itirazları yerinde değildir.