11. Hukuk Dairesi
11. Hukuk Dairesi 2012/18731 E. , 2013/16522 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada Denizli 1. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 17.07.2012 tarih ve 2010/33-2012/360 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalı ve davalının eşi olan dava dışı...un müvekkili şirketin nakliye işini yaptıklarını, müvekkili şirketin işin başkangıcında, dava dışı ...'a 60.000 TL bedelli olan, bononun ticari ilişkinin devamı ve doğacak borçları teminen, teminat olarak verildiğini, müvekkilinin bono sebebiyle dava dışı ...'a herhangi bir borcu olmadığını, bono bedelinin ödendiğini, buna rağmen dava konusu senedin davalıya ciro edildiğini ve davalının senedi icra takibine koyduğunu, davalının, dava dışı lehdar ...'un eşi olduğunu ve senedin bedelsiz olduğunu bilebilecek durumda olduğunu, kötüniyetli olarak senedi icra takibine koyduğunu ileri sürerek müvekkilinin Denizli 3. İcra Müdürlüğü'nün 2010/234 Esas sayılı dosyasından borçlu olmadığının tespiti ile müvekkili aleyhine başlatılan icra takibinin iptaline, %40 kötü niyet tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, TTK'nın 590. maddesi gereğince, bonodan dolayı kendisine başvurulan kimsenin, keşideci veya cirantalardan biri ile kendi arasında doğrudan doğruya mevcut olan münasebetlerine dayanan defileri müracaatta bulunan hamile karşı ileri süremeyeceğini, müvekkilinin bono nedeniyle alacaklı olduğunu savunarak savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece tüm dosya kapsamına göre, dava konusu bononun hamili olan davalı ... ile bono lehdarı ...'un karı koca oldukları, davacı şirket yetkilisi Akif Altın'ın oğlu ile davalının kızının evli oldukları dönemde taraflar arasındaki ticari ilişkinin yoğunlaştığı, ticari ilişkinin başlangıcında davacı şirket tarafından ileride doğabilecek borçlarının teminatı olarak söz konusu bononun keşide edilerek davalının eşi ...'a verildiği, ticari ilişki nedeniyle keşide edilen bono bedelinin zaman içinde -/- -2- ödendiği, tarafların oğlu ve kızlarının boşanmasından sonra aradaki şahsi ve ticari ilişkinin de bozulduğu, davacı şirket tarafından toplam 61.755,33 TL tutarında ödeme yapıldığının sabit olduğu, davacı tarafın dayandığı bu ödeme belgelerine yönelik davalı tarafça dava konusu bonoya ilişkin olmadığı, başka bir hukuki ilişkiye ait olduğu savunmasında ya da itirazında bulunulmadığı, kaldı ki ödemelerin dava konusu bononun tanzim tarihi olan 01.03.2006 tarihinden sonraki döneme tekabül ettiği, dolayısıyla ödemelerin bu bonoya ilişkin yapıldığının kabulü gerektiği, karı koca arasında yapılan ciro işlemlerinde cirantanın iyiniyet kuralından yararlanamayacağı, senet lehdarı ve hamili arasındaki organik bağ nedeniyle hamil ...'un iyiniyetli kabulü mümkün olmadığından bono lehdarına karşı ileri sürülebilecek ödeme definin davalı hamile karşı da ileri sürülebileceği, buna göre davacı şirketin icra takibine konu edilen bono bedelini senet lehdarı olan dava dışı ...'a ödediği, ancak ciro yoluyla eşi ...'dan senedi devralan davalı (hamil) ...'un senedi iktisap ederken bile bile borçlunun zararına hareket ettiği gerekçesiyle davanın kabulü ile davacı şirketin Denizli 3. İcra Müdürlüğü'nün 2010/234 Esas sayılı takibe konu bono nedeniyle davalıya borçlu olmadığının tespitine, kötüniyet tazminatı talebinin ise icra takibi haksız olsa da senet keşidecisi tarafından imzası inkar edilmeyen senede dayalı olarak takip yapıldığından reddine karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1.Dava, bonoya dayalı başlatılan icra takibi nedeniyle borçlu olmadığının tespitine ilişkin olup, yukarıdaki özetten de anlaşılacağı üzere mahkemece, dava konusu bononun, davacı tarafından dava dışı Hakan Karakurt'a, aralarındaki ticari ilişki sebebiyle, teminat olarak verildiği, bononun tanzim tarihinden sonra davacı tarafından davalıya peyder pey toplamda 61.755,33 TL ödendiği, davalının, davacı tarafından yapılan bu ödemelerin, başka bir nedenle yapıldığı yönünden savunmada bulunmadığı, bu nedenle davacı tarafından, yukarıda belirtilen miktarda, yapılan ödemenin dava konusu bonoya ilişkin olduğunun kabulü gerektiği gerekçesiyle yazılı şekilde hüküm tesisi edilmişse de, eldeki dava, bonoyu davalıya ciro eden lehtar ...'un hukuki durumunu da etkileyeceğinden, onun huzuru olmaksızın davanın görülmesi doğru değildir. Bu itibarla mahkemece, davacı vekiline dava dışı lehtar ...'a dava açmak üzere süre verilip gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış kararın bu nedenle bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
2.Bozma sebep ve şekline göre, davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.