Esas No
E. 2009/5503
Karar No
K. 2010/11731
Karar Tarihi
Karar Sonucu
BOZULMASINA
Hukuk Alanı
Ticaret Hukuku

11. Hukuk Dairesi         2009/5503 E.  ,  2010/11731 K.

"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi

Taraflar arasında görülen davada Ankara 9.Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 31.12.2008 tarih ve 2007/649 - 2008/640 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

Davacı vekili, müvekkilinin "Havana Gece Kulubü" adlı işyerini işleten dava dışı ...Ltd.Şti.'nin gerçekte % 49 hissesine sahipken piyasaya olan borçları nedeniyle şirkete zarar gelmemesi için hissesini şirket ortaklarından ...'nin oğlu ...'nin üzerine yapıldığını, yaşanan bir takım olaylardan sonra hissesini ...devretmeye karar verdiğini, ancak sözleşmede alıcı olarak davalının adının yazıldığını, alacağının souçta dava dışı anılan ile davalı tarafından ödenmediğini ve hissesinin davalıya devredildiğinin belirlendiğini, ceza soruşturması sırasında davalı ve dava dışı ... tarafından iddialarının zımnen ikrar edildiğini ileri sürerek, şimdilik 260.000 YTL'nın davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili, davacının hissesini zorla kimsenin almadığını, ödemenin bir kısımını müvekkili tarafından ...'ye yapılmak zorunda kalındığını süresinden sonra savunarak, davanın reddini istemiştir.

Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna göre, davacı tarafından davalının süresinden sonra verdiği cevap dilekçesine muvafakat edilmediği, bu nedenle davacının tüm iddiaları yönünden çekişme bulunduğunun kabulü gerektiği ve davalının cevap dilekçesinde yer alan davacının iddia ettiği bazı vakıları ikrarını içeren beyanlarının dikkate alınmadığı, davacının % 49 oranında ortaklığına ilişkin iddiasını kanıtlayamadığı, davacının ...Ltd. Şti.nde bulunan dava dışı ...'ye ait hisselerin gerçekte kendisine ait olduğunu kanıtlamadan 01.11.2006 tarihli sözleşmenin hukuki bir sonuç doğurmayacağı, 01.11.2006 tarihli sözleşmeye dayalı olarak davacıya ödeme yapıldığının kanıtlanamdığı, hazırlık soruşturmasından davacı, davalı ve adı geçenler arasında hukuki mahiyeti tam ortaya konulmayan bir takım ilişkiler var ise de, tarafların hukuki ilişkilerini açık sekilde yürütmemeleri ve muvazalı işlerin gerçek mahiyetini kanıtlayamamaları nedeniye itibar edilmediği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.

Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir. Dava, hisse devir sözleşmesine dayalı alacağın tahsili istemine ilişkin olup, mahkemece, yazılı gerekçelerle davanın reddine karar verilmiştir.

İkrar, bir tarafın, diğer tarafın ileri sürdüğü bir vakıanın doğru olduğunu bildirmesidir. İkrar, bunu yapan tarafın tek taraflı açık bir irade beyanı ile olur. Taraf, mahkeme, dışında da ikrar da bulunabilir. Mahkeme dışı ikrar kesin delil değildir. Taraf, gerçeğe uygun olmayan bir vakıayı bilerek ikrar etmiş ise bundan dönemez. İkrarın karşı tarafça kabulü de gerekli değildir. HUMK'nun 238/2. maddesine göre, ikrar olunan hususlar (vakıalar) çekişmeli (münazaalı) sayılmaz. HUMK'nun 236/1. maddesine göre, ikrar, ikrar eden taraf aleyhine kesin delil teşkil eder.

Yapılan bu açıklamalar çerçevesinde somut olaya gelince, davacı taraf davasını taraflar arasında mevcut hisse devir sözleşmesine dayandırımış olup, davalı tarafça süresinden sonra verilmiş olsa da cevap dilekçesiyle bu devir ilişkisi kabul edilmiş, ancak davacının kendisine 120.000 YTL borcu olduğunu, ayrıca ödemenin diğer bölümünü dava dışı ...'ye yaptığını savunmuş, mahkemece yazılı gerekçelerle, davalının bazı vakıları ikrarına değer verilmemiş ve davacı tarafın tüm iddiları çekişmeli kabul edilmiş ve yazılı şekilde hükü tesis edilmiştir.

Oysa, mahkemenin kabulünün aksine yasal süresinden sonra dahi olsa ve davacı tarafından cevap dilekçesine muvafakat edilmese dahi davalı taraf ikrar ettiği hususlarla bağlı olup, ikrar edilen hususlar artık çekişmeli olmadığı gibi ikrar edilen hususların davalı aleyhine kesin delil teşkil ettiğinin kabulu gerekir. Bu bağlamda, davalının vevap dilekçesindeki ikrarı bağlantılı bileşik ikrar olup, bu ikrarın bölünebileceğinin kabulü ile davalının sözleşmeden doğan dava konusu bedeli ödemekten de kurtulduğu yönündeki savunmayı kanıt yükünün davalıya geçtiği, artık kayıtların iddiaları doğrulamasının dahi sonuca etkili olmadığı gözetilerek, mahkemece, davanın bu çerçevede ele alınması, sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, ikrarın hukuki mahiyeti konusuda yanılgıya düşülerek üstelik ispat yükü de ters çevrilip davalının savcılıkdaki beyanlarıda dahi denetime elverişli bir şekilde değerlendirilmeden, iddianın kanıtlanamadığı sonucuna varılması eksik incelemeye dayalı olup doğru görülmemiştir.

SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 22.11.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Karar Etiketleri
BOZULMASINA YARGITAYKARARI HUKUK Ticaret Hukuku
© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.