Danıştay 4. Daire Başkanlığı
Danıştay 4. Daire Başkanlığı 2023/11041 E. , 2023/5902 K. "İçtihat Metni"T.C. D A N I Ş T A Y
DÖRDÜNCÜ DAİRE
2.…
3.…
4.…
2.…Yönetimi Başkanlığı - …
DAVANIN KONUSU : Kastamonu İli, Cide İlçesi, …Köyü sınırları içerisinde bulunan alanın 7269 sayılı Umumi Hayata Müessir Afetler Dolayısıyla Alınacak Tedbirlerle Yapılacak Yardımlara Dair Kanunun 2. ve 14. maddeleri uyarınca afete maruz bölge olarak ilanına ilişkin …tarih ve …sayılı Cumhurbaşkanı Kararının davacıların taşınmazlarına ilişkin kısmının iptali istenilmektedir.
DAVACILARIN İDDİALARI : Davacılar tarafından; dava konusu işlemin dayanağı 29/03/2021 tarihli jeolojik etüt raporunun mülga Afet İşleri Genel Müdürlüğü'nün 22/04/1987 tarihli jeolojik etüt raporu esas alınarak hazırlandığı, 29/03/2021 tarihli jeolojik etüt raporunun güncel durumu yansıtmadığı, anılan raporda “bölge hakkında yeniden afete maruz bölge kararı alınması" şeklinde yapılan soyut değerlendirme dışında mevzuat gereğince aranan herhangi bir değerlendirmeye yer verilmediği, teknik çalışmaya, alınabilecek tedbirlerle ilgili herhangi bir ayrıntıya yer verilmediği, 1987 yılından bu yana değişin sebeplerin neler olduğu, mesela kaya düşmesi, heyelan olup olmadığı, hasara sebebiyet verip vermediği, geçen zaman içinde bitki örtüsünde, yeryüzü şekillerinde fiziksel değişimler olup olmadığı konularında değerlendirme yapılmadığı, eski rapor güncellenirken yeni hasar durumu ile alakalı herhangi bir çalışma yapılmadığı, konutların hasar durumuna dair çalışma yapılmadığı, alanda tedbir alınıp alınamayacağı konusunda herhangi bir çalışma yapılmadığı, 34 yıl içerisinde kaya düşmediği, herhangi bir heyelan riskinin kalmadığı, 7269 sayılı Kanunda gösterilen usullere uyulmadan düzenlenen jeolojik etüt raporunun esas alınamayacağı ve denetime elverişli olmadığı ileri sürülmektedir.
DAVALILARIN SAVUNMASI : Davalılar tarafından; usule ilişkin olarak, davanın süresinde açılmadığı, esasa ilişkin olarak ise, 25/04/1987 tarihli jeolojik etüt raporunda; heyelanın Devrekani Çayına doğru aktif olarak hareketini devam ettirdiği ve çok sayıda konutun etkilendiği, eğimin çok fazla olduğu köyde yer altı suyu ve yağışlara bağlı olarak heyelanın genişleyeceğinin belirtildiği, 09/06/1987 gün ve 16538 sayılı Genel Hayata Etkililik oluru ile davaya konu alan için 05/01/1989 gün ve 89/13674 sayılı Afete Maruz Bölge Kararının (yapı ve ikamete yasaklı alan) alındığı, seçilin yeni yerleşim yerinde ise 12 ailenin konutlarının yapılıp teslim edildiği, aynı bölge hakkında heyelan riskinin devam ettiğine ilişkin 11/07/1998 tarihli ikinci jeolojik etüd raporunun düzenlendiği ve bu rapora dayanılarak Bakanlar Kurulu Kararının 25/02/1999 gün ve 99/12498 sayılı kararıyla afete maruz bölge kararı verildiği, Bakanlar Kurulu Kararı ile kabul edilen koordinatsız kroki halinde olan Afete Maruz Bölge sınırı yerinde koordinat alınarak sayısallaştırması işleminin ise 19/03/2021 tarihinde yapıldığı ve 29/03/2021 tarihli jeolojik etüt raporunun hazırlandığı ve raporda bölgenin büyük bir bölümünün halen aktif heyelan kütlesi içinde kaldığının belirlendiği, bölgede yapılan incelemede heyelanın halen aktivitesini sürdürdüğünün gözlemlendiği, afete maruz bölge kararının keyfi alınmış bir karar olmadığı, kişilerin can ve mal güvenliğini korumak için alınmasının zorunlu olduğu, davaya konu alanın heyelan tehdidi altında olduğunun teknik elemanlarca yapılan çalışmalar ve jeoteknik etüt raporları ile sabit olduğu belirtilerek, dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı savunulmaktadır. DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : … DÜŞÜNCESİ : Davanın reddine karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir. DANIŞTAY SAVCISI : …
DÜŞÜNCESİ :Dava Kastamonu İli, Cide İlçesi, ... Köyü sınırları içerisinde bulunan alanın 7269 sayılı Umumi Hayata Müessir Afetler Dolayısıyla Alınacak Tedbirlerle Yapılacak Yardımlara Dair Kanunun 2. ve 14. maddeleri uyarınca afete maruz bölge olarak ilanına ilişkin 22/06/2021 tarih ve 4112 sayılı Cumhurbaşkanı Kararının davacıların taşınmazlarına ilişkin kısmının iptali istemiyle açılmıştır. 7269 sayılı Umumi Hayata Müessir Afetler Dolayısiyle Alınacak Tedbirlerle Yapılacak Yardımlara Dair Kanunun 1. maddesinde " ... Afete uğrayan meskün yerlerin büyüklüğü o yerin tamamında veya bir kesiminde yıkılan, oturulmaz hale gelen bina sayısı, zarar gören yapı ve tesislerin genel hayata etki derecesi, mahallin ekonomik ve sosyal özellikleri, zararın kamu oyundaki tepkisi, normal hayat düzenindeki aksamalar ve benzeri hususlar göz önünde tutulmak suretiyle afetlerin genel hayata etkililiğine ilişkin temel kurallar, İçişleri ve Maliye Bakanlıklarının mütalaaları da alınarak İmar ve İskan Bakanlığınca hazırlanacak bir yönetmelikle belirtilir. Yukarıda yazılı afetlerin meydana gelmesinde veya muhtemel olması halinde zararın o yerin genel hayatına etkili olup olmadığına, yönetmelik esasları gereğince, İmar ve İskan Bakanlığı tarafından karar verilir." hükmüne, 2. maddesinde; "Su baskınına uğramış veya uğrayabilir bölgeler, İmar ve İskan Bakanlığının teklifi üzerine Devlet Su İşlerinin bağlı bulunduğu Bakanlıkça; yer sarsıntısı, yer kayması, kaya düşmesi ve çığ gibi afetlere uğramış veya uğrayabilir bölgeler ise, İmar ve İskan Bakanlığınca tespit ve bunlardan şehir ve kasabalarda meydana gelen ve gelebileceklerin sınırları imar planına, imar planı bulunmayan kasaba ve köylerde de belli edildikçe harita veya krokilere işlenmek suretiyle, afete maruz bölge olarak İmar ve İskan Bakanlığının teklifi üzerine Bakanlar Kurulunca kararlaştırılır ve bu suretle tespit olunan sınırlar, İmar ve İskan Bakanlığının isteği üzerine ilgili valiliklerce mahallinde ilan olunur." hükmüne, 14. maddesinde ise; "İkinci madde gereğince tespit ve ilan olunan afet bölgelerine dahil şehir, kasaba ve köylerde bina ve mesken yapımı, fen kurullarınca tehlikeli görülen ve sınırları krokilerle tespit olunan yerler, İmar ve İskan Bakanlığınca yapı ve ikamet için yasaklanmış afet bölgeleri sayılır ve durum, belediyesi olan yerlerde belediyesince, köylerde ise ihtiyar meclislerince hemen ilan edilir. Belediyesi olan yerlerde belediyeler, olmayan yerlerde ihtiyar meclisleri bu yasaklanmış afet bölgesi hükmünü uygulamakla görevlidir. Hilafına hareket edildiği takdirde, mevcut ve yapılmakta olan binalar, yıkma parası yıkıntı malzemesinden karşılanmak, yetmemesi halinde kalan kısmı afetler fonundan tamamlanmak üzere vali ve kaymakamların emri ile yıktırılır. Yasaklanmış afet bölgesi sınırları, alınacak tedbirlerle tehlikenin önlenmesi oranında daraltılır veya tamamen kaldırılır. Bu husus da aynı şekilde duyurulur." hükümlerine yer verilmiştir.
Dosyanın incelenmesinden, Mülga Afet İşleri Genel Müdürlüğü'nün 22/04/1987 tarihli jeolojik etüd raporunda, ... Köyü nde bir heyelan olduğu, heyelandan etkilenen konutların nakledilmeleri gerektiğinini belirtildiği, anılan müdürlüğün 11/07/1998 tarihli raporunda, lokal heyelandan 1 konutun etkilendiği, rapor ekindeki krokide sınırları belirlenen alanın "Afete maruz bölge"olarak ilan edilmesinin istendiği, 29/03/2021 tarihli jeolojik etüd raporunda dava konusu alanda üst kretase yaşlı fliş serilerinin yer aldığı, evlerin çoğunda ikamet edildiği, alanın en büyük yer ivmesinin 0,202 g olduğu, Kabaloklu mahallesindeki alanın yeniden "Afete Maruz Bölge" ilan edilmesi gerektiğinin belirtildiği, Cide ilçesi, ... Köyü sınırları içerisinde bulunan alanın 7269 sayılı Umumi Hayata Müessir Afetler Dolayısıyla Alınacak Tedbirlerle Yapılacak Yardımlara Dair Kanunun 2. Ve 14. Maddeleri uyarınca ... tarih ve ... sayılı Cumhurbaşkanı kararı ile afete maruz bölge olarak ilan edildiği, dava konusu Cumhurbaşkanı Kararının davacılara ait taşınmazlar yönünden iptali istemiyle bakılmakta olan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
Dairesince yerinde yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi sonucunda düzenlenen raporda özetle, keşif tarihi itibarıyla, alandaki heyelan riskinin devam ettiği, afete maruz bölge ilan edilen alanda 1987 yılında heyelan olduğu, alanda çok sayıda ağacın ve direklerin önemli ölçüde eğildiğinin de görüldüğü, her ne kadar keşif tarihinde alanda aktif heyelan hareketinin emareleri görülememiş ise de, oluşan heyelan sonrası herhangi bir mühendislik önlemi alınmadığı için jeolojik açıdan yakın zamanda oluşan heyelanın tekrar hareket edebileceği, alanın güneydoğu ve kuzeydoğu kesimlerindeki eski heyelanları tetikleyip tekrar hareket ettirebileceği, heyelanın geriye, yana doğru büyüyebileceği, dava konusu alanda can ve mal güvenliği açısından gelecekte muhtemel bir heyelan olma riski bulunduğu belirtilmiştir.
Bu itibarla dosyanın bilirkişi raporu ile birlikte değerlendirilmesinden dava konusu işlemde hukuka ve mevzuata aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Açıklanan nedenlerle, davanın reddi gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Dördüncü Dairesince, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, işin gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE
MADDİ OLAY :
Mülga Afet İşleri Genel Müdürlüğü'nün 25/04/1987 tarihli jeolojik etüt raporunda; heyelanın Devrekani Çayına doğru aktif olarak hareketini devam ettirdiği ve çok sayıda konutun etkilendiği, eğimin çok fazla olduğu köyde yer altı suyu ve yağışlara bağlı olarak heyelanın genişleyeceği, heyelandan etkilenen konutların nakledilmesi gerektiği belirtilmiştir. Davaya konu alan, 05/01/1989 gün ve 89/13674 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile 7269 sayılı Kanunun 2. maddesi uyarınca afete maruz bölge olarak ilan edilmiştir.
Mülga Afet İşleri Genel Müdürlüğü'nün 11/07/1998 tarihli jeolojik etüt raporunda ise; meskun alanın oldukça engebeli bir alan üzerinde kurulu olduğu, meskun alan dışında tarım arazilerinde ve ormanlık alanlarda eski heyelan kütleleri gözlemlendiği, bazılarının halen aktivitesini koruduğu, aşırı yağışlar sonucu bu eski heyelan kütleleri üzerinde ikincil lokal heyelanlar geliştiği, alanda meydana gelen lokal heyelanlardan bir konutun etkilendiğinin belirtilmesi üzerine, bu kez dava konu alan 25/02/1999 gün ve 99/12498 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile 7269 sayılı Kanunun 2. maddesi uyarınca ikinci kez afete maruz bölge olarak ilan edilmiştir.
Anılan Bakanlar Kurulu Kararları ile kabul edilen koordinatsız kroki halinde olan afete maruz bölge sınırı yerinde koordinat alınarak sayısallaştırılması amacıyla Kastamonu Valiliği İl Afet ve Acil Durum Müdürlüğünce hazırlanan 29/03/2021 tarihli jeolojik etüt raporunda; 19/03/2021 tarihinde söz konusu alanın incelenerek güncel durum tespitinin yapıldığı ve paftasına aktarıldığı, yapılan incelemede bölgenin büyük bir bölümünün halen aktif bir heyelan etkisi içinde kaldığının belirlendiği, 25/04/1987 tarihli ve 11/07/1998 tarihli jeolojik etüt raporları ekinde koordinatsız kroki halinde olan afete maruz bölge sınırının güncel durum tespitiyle sayısallaştırılmasının yapıldığı, 05/01/1989 tarihli, 89/13674 sayılı ve 25/02/1999 tarihli, 99/12498 sayılı Bakanlar Kurulu Kararlarının afete maruz bölge kararı kapsamından çıkarılarak, alan için yeniden afete maruz bölge kararı alınması gerektiği hususları belirtilmiştir.
29/03/2021 tarihli jeolojik etüt raporuna dayanılarak, ... tarih ve 4112 ... Cumhurbaşkanı Kararı ile; Kastamonu İli, Cide İlçesi, ... Köyü sınırları içerisinde bulunan alanın 7269 sayılı Umumi Hayata Müessir Afetler Dolayısıyla Alınacak Tedbirlerle Yapılacak Yardımlara Dair Kanunun 2. ve 14. maddeleri uyarınca afete maruz bölge olarak ilan edilmiştir. Bakılan dava, dava konusu Cumhurbaşkanı Kararının davacılara ait taşınmazlar yönünden iptali istemiyle açılmıştır.
Uyuşmazlığın 7269 sayılı Kanun uyarınca heyelan tehlikesi nedeniyle afete maruz bölge olarak ilan edilmesine ilişkin olması ve çözümünün özel ve teknik bilgiyi gerektirmesi nedeniyle, Danıştay Altıncı Dairesinin 18/01/2022 tarihli, E:2021/10291 sayılı ara kararıyla keşif-bilirkişi incelemesi yaptırılmasına karar verilmesi üzerine, mahallinde gerçekleştirilen keşif ve bilirkişi incelemesi sonucunda düzenlenen 17/06/2022 tarihli raporda özetle; keşif tarihi itibarıyla, alandaki heyelan riskinin devam ettiği, afete maruz bölge ilan edilen alanda 1987 yılında heyelan olduğu, alanda çok sayıda ağacın ve direklerin önemli ölçüde eğildiğinin de görüldüğü, her ne kadar keşif tarihinde alanda aktif heyelan hareketinin emareleri görülememiş ise de, oluşan heyelan sonrası herhangi bir mühendislik önlemi alınmadığı için jeolojik açıdan yakın zamanda oluşan heyelanın tekrar hareket edebileceği, alanın güneydoğu ve kuzeydoğu kesimlerindeki eski heyelanları tetikleyip tekrar hareket ettirebileceği, heyelanın geriye, yana doğru büyüyebileceği, dava konusu alanda can ve mal güvenliği açısından gelecekte muhtemel bir heyelan olma riski bulunduğu belirtilmiştir.
Anılan bilirkişi raporu taraflara tebliğ edilmiş, rapordaki bilimsel verilerin hukuken kabul edilebilir ve bu bağlamda da hükme esas alınabilir nitelikte olduğu anlaşıldığından, davalı idareler tarafından rapora yapılan itirazlar, raporu kusurlandıracak nitelikte görülmemiştir. İLGİLİ MEVZUAT: 7269 sayılı Umumi Hayata Müessir Afetler Dolayısiyle Alınacak Tedbirlerle Yapılacak Yardımlara Dair Kanunun 1. maddesinde, " ... Afete uğrayan meskün yerlerin büyüklüğü o yerin tamamında veya bir kesiminde yıkılan, oturulmaz hale gelen bina sayısı, zarar gören yapı ve tesislerin genel hayata etki derecesi, mahallin ekonomik ve sosyal özellikleri, zararın kamu oyundaki tepkisi, normal hayat düzenindeki aksamalar ve benzeri hususlar göz önünde tutulmak suretiyle afetlerin genel hayata etkililiğine ilişkin temel kurallar, İçişleri ve Maliye Bakanlıklarının mütalaaları da alınarak İmar ve İskan Bakanlığınca hazırlanacak bir yönetmelikle belirtilir. Yukarıda yazılı afetlerin meydana gelmesinde veya muhtemel olması halinde zararın o yerin genel hayatına etkili olup olmadığına, yönetmelik esasları gereğince, İmar ve İskan Bakanlığı tarafından karar verilir." hükmüne, 2. maddesinde; "Su baskınına uğramış veya uğrayabilir bölgeler, İmar ve İskan Bakanlığının teklifi üzerine Devlet Su İşlerinin bağlı bulunduğu Bakanlıkça; yer sarsıntısı, yer kayması, kaya düşmesi ve çığ gibi afetlere uğramış veya uğrayabilir bölgeler ise, İmar ve İskan Bakanlığınca tespit ve bunlardan şehir ve kasabalarda meydana gelen ve gelebileceklerin sınırları imar planına, imar planı bulunmayan kasaba ve köylerde de belli edildikçe harita veya krokilere işlenmek suretiyle, afete maruz bölge olarak İmar ve İskan Bakanlığının teklifi üzerine Bakanlar Kurulunca kararlaştırılır ve bu suretle tespit olunan sınırlar, İmar ve İskan Bakanlığının isteği üzerine ilgili valiliklerce mahallinde ilan olunur." hükmüne, 14. maddesinde ise; "İkinci madde gereğince tespit ve ilan olunan afet bölgelerine dahil şehir, kasaba ve köylerde bina ve mesken yapımı, fen kurullarınca tehlikeli görülen ve sınırları krokilerle tespit olunan yerler, İmar ve İskan Bakanlığınca yapı ve ikamet için yasaklanmış afet bölgeleri sayılır ve durum, belediyesi olan yerlerde belediyesince, köylerde ise ihtiyar meclislerince hemen ilan edilir. Belediyesi olan yerlerde belediyeler, olmayan yerlerde ihtiyar meclisleri bu yasaklanmış afet bölgesi hükmünü uygulamakla görevlidir. Hilafına hareket edildiği takdirde, mevcut ve yapılmakta olan binalar, yıkma parası yıkıntı malzemesinden karşılanmak, yetmemesi halinde kalan kısmı afetler fonundan tamamlanmak üzere vali ve kaymakamların emri ile yıktırılır. Yasaklanmış afet bölgesi sınırları, alınacak tedbirlerle tehlikenin önlenmesi oranında daraltılır veya tamamen kaldırılır. Bu husus da aynı şekilde duyurulur." hükümlerine yer verilmiştir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Usul Yönünden; Davanın süresinde açılmadığı iddiası bakımından;
Afete maruz bölge ilanına ilişkin Cumhurbaşkanı kararının Resmi Gazete'de yayımlanması ilgililere tebliğ hükmünde olmadığından, afete maruz bölge ilanına ilişkin işlemlerin Anayasada yer alan bir temel hak ve özgürlük olan mülkiyet hakkını kısıtlayıcı nitelikte olması karşısında, ilgililere tebliğ edilmesi, Anayasada güvence altına alınmış olan hak arama özgürlüğünün gereğidir. Bu çerçevede, ilgililerin taşınmazlarının bulunduğu alanın afete maruz bölge olarak ilanına ilişkin kararların, usulüne uygun tebliği üzerine altmış günlük dava açma süresi içinde dava konusu edilebileceği sonucuna ulaşılmaktadır. Uyuşmazlıkta, dava konusu Cumhurbaşkanı Kararının davacılar tarafından ... Köyü Muhtarlığındaki ilan üzerine öğrenildiği ve altmış günlük dava açma süresi içinde bu davanın açıldığı anlaşıldığından ve davalı idarelerin davada süre aşımı bulunduğu yönündeki itirazı yerinde görülmemiştir. Esas Yönünden;
Dosyadaki bilgi ve belgeler ile mahallinde yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi sonucunda düzenlenen raporun birlikte incelenip değerlendirilmesinden; uyuşmazlık konusu alanın, 05/01/1989 tarihli, 89/13674 sayılı ve 25/02/1999 tarihli, 99/12498 sayılı Bakanlar Kurulu Kararları ile heyelan tehlikesi nedeniyle afete maruz bölge olarak ilan edildiği, 29/03/2021 tarihli jeolojik etüt raporu ile koordinatsız olan afete maruz bölgenin koordinat alınarak sayısallaştırıldığı, dava konusu işlem ile 29/03/2021 tarihli jeolojik etüt raporuna dayanılarak davaya konu alanın afete maruz bölge olarak ilan edildiği, mahallinde yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi sonucu sunulan raporda özetle; keşif tarihi itibarıyla, alandaki heyelan riskinin devam ettiği, afete maruz bölge ilan edilen alanda 1987 yılında heyelan olduğu, alanda çok sayıda ağacın ve direklerin önemli ölçüde eğildiğinin de görüldüğü, her ne kadar keşif tarihinde alanda aktif heyelan hareketinin emareleri görülememiş ise de, oluşan heyelan sonrası herhangi bir mühendislik önlemi alınmadığı için jeolojik açıdan yakın zamanda oluşan heyelanın tekrar hareket edebileceği, alanın güneydoğu ve kuzeydoğu kesimlerindeki eski heyelanları tetikleyip tekrar hareket ettirebileceği, heyelanın geriye, yana doğru büyüyebileceği, dava konusu alanda can ve mal güvenliği açısından gelecekte muhtemel bir heyelan olma riski bulunduğu belirtildiğinden, dava konusu edilen işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Bu durumda, davacıların maliki olduğu taşınmazların, afete maruz bölge olarak olarak belirlenmesine ilişkin dava konusu Cumhurbaşkanı Kararında hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır. KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle;
1.DAVANIN REDDİNE,
2.Ayrıntısı aşağıda gösterilen toplam ... TL yargılama giderinin davacılar üzerinde bırakılmasına,
3.Davacılar tarafından yatırılan keşif avansından artan ... TL'nin iadesine,
4.Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca ... TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalı idarelere verilmesine,
5.Posta giderleri avansından varsa artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra taraflara iadesine,
6.Bu kararın tebliğ tarihini izleyen otuz (30) gün içinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu nezdinde temyiz yolu açık olmak üzere, 02/11/2023 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.