11. Hukuk Dairesi
- Mahkeme
- GAZİANTEP Bölge Adliye Mahkemesi
- Daire
- 11. Hukuk Dairesi
- Dava Türü
- Hukuk
- Hukuk Alanı
- Borçlar Hukuku
- Karar Sonucu
- KALDIRILMASINA
T.C.
GAZİANTEP
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
11. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : ....
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : GAZİANTEP 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : .....
NUMARASI : .....
DAVACI BİRLEŞEN
DAVADA DAVALI : ......
Av. .....
DAVALI BİRLEŞEN
DAVADA DAVACI : ...
Av. .....
İSTİNAF KARARININ
Taraflar arasında görülen davada yerel mahkemece verilen karar taraf vekillerince istinaf edilmekle, dosyadaki tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
DAVA: Asıl davada davacı vekili, taraflar arasında USD üzerinden satış sözleşmesi kurulduğunu, teamüller gereğince ödemelerin davalı şirket tarafından ödeme günündeki kur üzerinden yapıldığını, davalı tarafından yapılan TL cinsindeki ödemelerin ödeme tarihlerindeki kur üzerinden USD para birimine çevrildiğini ve bu nedenle de kur farkı alacağının ortaya çıktığını ancak kur farkı alacağının davalı tarafından davacıya ödenmediğini, . ... bu şekilde kur farkı alacağının ödenmesi gerektiğinin belirtildiğinden bahisle şimdilik ..... TL kur farkı alacağının tahsilini talep ve dava etmiştir.
Birleşen davada davacı ....... vekili, davalı taraf müvekkiline....... Esas sayılı dosyası ile kur farkı alacağı iddiası ile dava açmışsa da tam aksine müvekkilinin davalıdan alacaklı olduğunu belirterek .... TL'nin davalıdan alınarak müvekkiline ödenmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Asıl davada davalı vekili, yetki, derdestlik ve zamanaşımı itirazında bulunduklarını, davanın belirsiz alacak davası olarak açılamayacağını, taraflar arasında kur farkına ilişkin bir sözleşme bulunmadığını beyanla davanın reddini dilemiştir. Birleşen davada davalı vekili, davacının herhangi bir alacağının bulunmadığını, davacının gerçekte var olmayan alacaklara yönelik taleplerde bulunduğunu beyanla davanın reddini savunmuştur.
MAHKEMENİN İLK KARARI: Mahkemenin ...... Sayılı, ...... tarihli kararıyla; taraflar arasında USD para birimi üzerinde satış ilişkisi bulunduğu, davalı tarafından satıma konu malların bedelinin davacıya verilen .......adet TL para birimi üzerinden düzenlenen çekler ile ödendiği, çekler TL para birimi üzerinden düzenlenmesine rağmen yine de kur farkı talep edilebileceğine dair taraflar arasında ayrıca bir sözleşme veya anlaşma bulunmadığı, Dolayısıyla da burada davacının kur farkı talep etmesinin hukuken mümkün olmadığı, her ne kadar......esas sayılı dosyası iş bu dosya ile birleştirilmişse de; anılan dosyanın davacısının iş bu dosyada davalı konumunda olduğu ve yine o dosyada uyuşmazlığın taraflar arasındaki alışverişe ilişkin bakiye alacak talebine ilişkin olduğu; dolayısıyla her iki dosyanın uyuşmazlık konularının birbirinden farklı ve bağımsız nitelikte olduğu, ayrı ayrı görülmelerinde hukuken herhangi bir sakınca bulunmadığı, iş bu dosyanın karar aşamasına geldiği ve birleşen dosyanın yargılama gerektirdiği de göz önüne alındığında HMK m.30 hükmünde düzenlenen usul ekonomisi ilkesi de dikkate alınarak birleşen dosyanın iş bu dosyadan tefrikine, eldeki davanın ise reddine karar verilmiş, hüküm davacı birleşen davalı....... vekili tarafından istinaf edilmiştir.
DAİREMİZİN KALDIRMA İLAMI: Dairemizin ......tarihli kararıyla; ..... yılında taraflar arasındaki ticari ilişkide .... adet faturanın davacı tarafından USD cinsinden düzenlendiği ancak ödemenin davalı tarafından TL cinsinden çeklerle yapıldığı, ayrıca davacı tarafından "Kur farkı gelirleri" için......tarihli ....... USD (...TL ) tutarlı kur farkı faturasının düzenlendiği ve bu faturanın da davalının ticari defterlerine işlendiği,.........sayılı kararında da belirtildiği üzere takibe ve davaya konu kur farkı faturasının davalının ticari defterlerinde kayıtlı olduğu, ticari defterlerin münderecatı sahibi aleyhine delil sayılacağı, davalı tarafça akdi ilişki de inkar edilmediğine göre, taraflar arasında döviz cinsinden satış yapılacağına ilişkin bir sözleşme veya teamül bulunmasa da davalı bu fatura içeriğini kabul etmiş sayılması gerektiği, davanın dayanağını oluşturan ...... tarihli fatura davalının ticari defterlerine kaydedilmiş olmakla davalının bu fatura içeriğini kabul etmiş sayılması gerektiği, davalı taraf, dayanak kur farkı faturasını kabul ettiğine göre, fatura bedelinin ödendiğini ispat yükü davalıya ait olacağı, öte yandan dosya kapsamında aldırılan bilirkişi raporunda incelenen davalı ticari kayıtlarına göre, davalının .. yılı sonu itibariyle davacıdan ...... TL alacaklı olduğu bildirilmiş olup, davalı tarafından bu alacağın tahsili için......Esas sayılı dosyası ile alacak davası açılmış, mahkemece dosyaların bağlantılı olması nedeniyle birleştirme kararı verildiği, ne var ki...... Esas sayılı dosyasının ...... tarihli karar celsesinde anılan dosyanın bu dosyadan tefrikine karar verildiği, ödeme belgesinin hakkı ortadan kaldıran özelliği nedeni ile yargılamanın her aşamasında dikkate alınması gerekeceği, bu nedenle davalı vekiline davacıya karşı tüm ödemelerine ilişkin bilgi ve belgeleri sunması için süre verilerek, gelecek bilgi ve belgelere göre ilgili bankalardan hesap ekstrelerinin getirtilmesi, gerekli görüldüğü takdirde çeklerin ödenip ödenmediğinin ilgili bankalardan sorulması, her iki tarafın ticari defterleri üzerinde bilirkişi incelemesi yapılarak ve tefrik edilen dosya getirtilip incelenerek ve gerektiğinde dosyaların yeniden birleştirilmesi düşünülerek, kur farkı faturasının davalı tarafından ödenip ödenmediği hususunun, konusunda uzman hesap bilirkişisi tarafından hazırlanacak rapor ile tespit edilmesi ve sonucuna göre yargılamaya devamla esas hakkında karar verilmesi gerekirken, hatalı değerlendirme ve eksik incelemeye dayalı olarak yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya uygun olmadığı gerekçeleriyle kararın kaldırılarak mahkemesine dosyanın iadesine karar verilmiştir.
KALDIRMA SONRASI İLK DERECE MAHKEME KARARI: Mahkemece, kaldırma sonrasında yerel mahkemenin ....... esas sayılı dosyalarının HMK'nın 166. maddesi gereğince birleştirilmesine, yargılamanın mahkemelerinin ..esas sayılı dosya üzerinden yürütülmesine karar verilmiş olup, asıl dava yönünden; davalı tarafa kaldırma ilamından sonra davaya konu edilen ve ticari defterlerinde kayıtlı olan kur farkı faturasından kaynaklı herhangi bir ödeme yapılıp yapılmadığı hususunda varsa delilerini mahkemeye ibraz etmek üzere verilen kesin süreye rağmen davalı tarafça kur farkı faturasından dolayı ödeme yapıldığına ilişkin herhangi bir delilin ibraz edilmediği, davacı tarafın da kur farkı faturasından kaynaklı olan alacağı mali müşavir bilirkişi tarafından hesap edilen ....... USD karşılığı TL cinsinden ıslah edildiği, her ne kadar davacı tarafça ıslah dilekçesi ibraz edilirken ..... USD'nin ıslah tarihindeki TL karşılığı ....... TL olarak dava ıslah edilmiş ise de davacı tarafça dava açılırken davanın ...... TL kısmi dava olarak açıldığı ve bu durumda davacının dava açılırken seçim hakkını TL'den yana kullandığı anlaşılmış olup, ıslah dilekçesi ile bu tercihinden dönerek alacağın yabancı para birimi üzerinden tahsilini talep etmesinin mümkün olmadığı anlaşıldığından....... davacının dosya kapsamında belirlenen ...... USD kur farkı alacağının dava açılış tarihindeki TL karşılığı üzerinden kısmen kabulü ile davanın kısmi dava da olduğu dikkate alınarak ....... TL'lik kısmının dava tarihinden bakiye kısmın ise ıslah tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, birleşen dava yönünden ise birleşen dosyadaki davalı taraf ticari defter kayıtları üzerinde yapılan mali müşavir bilirkişi incelemesinde; davalının ticari defter kayıtlarının usulüne uygun olarak tutulduğu, açılış ve kapanış tasdiklerinin süresinde yapıldığı, her ne kadar alınan kök raporda davalı tarafın da davacıya ...... TL borçlu olduğu tespit edilmiş ise de taraflar arasındaki ticari münasebetin yabancı para birimi USD üzerinden dikkate alınarak bu defa ticari münasebete konu faturaların ve yapılan ödemelerin ödeme tarihlerindeki yabancı para birimi USD dikkate alınarak rapor hazırlanması istenildiğinde davalı tarafın davacı tarafa herhangi bir borcunun olmadığı aksine asıl dosyada davaya konu edilen kur farkı faturasından dolayı alacaklı olduğu anlaşılmış olup bahsi geçen HMK madde 222 hükümlerine göre davacı tarafça davaya konu alacağın varlığı ispat edilmediğinden davanın reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF GEREKÇELERİ: Davalı birleşen davada davacı ...... vekili, asıl dava dayanağı ..... tarihli, ...... TL bedelli faturanın ticari defterlere mahsup yolu ile işlendiğinden, aslında mahsup işlemi ile asıl davanın davacısına ödenmiş olduğundan, birleşen davadaki alacakları saklı olmak üzere ilk derece mahkemesinin asıl dava yönünden kararın müvekkili şirketten mükerrer tahsilat yapılması anlamına geldiğini, davacı birleşen davada davalı olan ...... ticari defterlerinin kendi aleyhine delil teşkil ettiğini, müvekkili şirketin sipariş avansı ön ödemelerinin ...... ticari defter kayıtlarında da ". .." olarak işlendiğini, fakat malların müvekkiline teslim edilmemesinden dolayı müvekkili şirketin ..... alacaklı olduğunun tartışmasız bulunduğunu, mali müşavir .......tarafından HMK 293 gereğince düzenlenen uzman raporunda da asıl dava dayanağı ...... tarihli, ..... TL bedelli faturanın mahsup suretiyle işlendiğinin tespit edildiğini, taraflar arasında yıllara dayanan ticari ilişki içerisinde kur farkına ilişkin bir sözleşme olmadığı halde, bir kur farkı faturasının müvekkilince sehven kaydedilmiş olmasının taraflar arasında kur farkı teamülünün olduğu anlamına gelmeyeceğini, zira kur farkı alacağının oluşması için taraflar arasında kur farkı alacağına ilişkin sözleşme olması gerektiğini, bu durumun bilirkişi raporunda da belirtildiğini, karşı tarafın müvekkilinden tahsilatları yaparken, kur farkından doğan hakkını saklı tuttuğunu bildirmediği gibi, yıllarca müvekkili ile aynı şekilde ticaret yaptıktan sonra geriye dönük olarak kur farkı talebinin dürüstlük kuralına aykırı olduğunu, karşı tarafın uzun ticari ilişki içerisinde müvekkilinden ödemeleri ihtirazi kayıtsız olarak kabul edip, ticari ilişkinin sonunda da geriye dönük kur farkı talebine ilişkin dava açmasının hukuki dayanağının bulunmadığını, şartları bulunmadığı halde asıl davanın belirsiz alacak davası olarak açılmasının hukuka aykırı olduğunu, bu nedenle kararın kaldırılması gerektiğini belirterek istinaf isteminde bulunmuştur.
Davacı birleşen davada davalı ...... vekili, ıslah dilekçelerinde talep sonucunun Türk Lirası cinsinden belirtilmiş olmasına rağmen, yabancı para cinsinden talepte bulunulduğu yönündeki ilk derece mahkemesinin değerlendirmesinin hatalı olduğunu, kabul anlamına gelmemekle birlikte, yabancı para cinsinden talepte bulundukları kabul edilir ise, bu durumda davanın kısmen değil, .....-USD'nin dava açılış tarihindeki TL karşılığı üzerinden doğrudan kabulüne ve dava dilekçelerinde talep edildiği şekilde alacağın reeskont avans faiziyle birlikte tahsiline karar verilmesi gerektiğini, davalının müvekkili şirket ile avans usulüyle çalışıldığı, kur farkı faturasının sehven kayıtlara alındığı, kur farkı bedelinin ön ödeme ve sipariş avansları sebebiyle oluşan alacaktan mahsup edildiği yönündeki iddialarının tamamen gerçeğe aykırı olduğunu, bu durumun iddia ve savunmanın genişletilmesi yasağı kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini, davalıya yapılan satışların ve düzenlenen faturaların tamamının döviz cinsinden olduğunu, davalı ile müvekkili şirket arasındaki ticari ilişkinin, ilk günden bugüne yabancı para birimi üzerinden kurulduğunu, davalının, kur farkı faturasına itiraz etmeden kayıtlarına aldığını ve .. formunda bildirdiğini, faturanın davalının kabulünde olduğunu, davalının kur farkından sorumlu bulunduğunu, bu nedenle kararın kaldırılması gerektiğini belirterek istinaf isteminde bulunmuştur.
İNCELEME VE GEREKÇE
Asıl dava hukuki niteliği itibariyle, kur farkı alacağı, birleşen dava ise yanlar arasındaki ticari ilişki kapsamında açık hesap alacağının tahsili istemine ilişkindir. Dairemizce inceleme, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, istinaf edenin sıfatı, istinaf nedenleri ve kamu düzeni gözetilerek yapılmıştır.
Kur farkı alacağının talep edilebilmesi için taraflar arasında akdedilen sözleşmede hüküm bulunması ya da faturaya konu malların döviz karşılığı satımının yapılmış olması gerekir. Kur farkında vade farkı istemleri gibi teamülün olup olmadığı önemli değildir. Taraflar arasında kur farkı alacağını öngören sözleşme bulunmamakla birlikte dosyada bulunan satış faturalarının incelenmesinde malların döviz karşılığı satıldığı ve TL karşılığının da gösterildiği görülmektedir. Bu durumda davalı birleşen davacı kur farkı alacağından dolayı sorumlu olacağından, davacının kur farkı alacağının ödeme tarihindeki kurun dikkate alınarak hesaplanması suretiyle varılacak uygun sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi gerekir. Yerel mahkemece kaldırma ilamımıza uygun olarak kur farkı alacağına hükmetmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön görülmemiştir. Davalı birleşen davacının bu yöndeki sair istinaf sebepleri yerinde değildir.
Ancak, davalı birleşen davacı vekili rapora itirazlarında asıl davaya dayanak teşkil eden ...... tarihli, ...... TL bedelli faturanın mahsup suretiyle defterlerine işlendiğini, dolayısıyla birleşen davadaki alacak taleplerini işbu bedeli mahsup ederek ileri sürdüklerini, aksi halde mükerrer tahsilatın söz konusu olacağını ileri sürmüşse de, mahkemece bu itiraz üzerinde durulmamıştır. Mevcut alınan bilirkişi raporlarında taraf defterleri arasında mukayese yapılarak defter kayıtları arasındaki farklılığın nedenleri üzerinde durulmamıştır. Bu durumda mahkemece yeni bir SMM bilirkişi marifetiyle her iki taraf defterleri incelenerek...... tarafların defter kayıtları, ödeme ve yukarıda belirtilen mahsuba yönelik itirazları üzerinde etraflıca durularak İstinaf ve ...... denetimine elverişli yeni bir bilirkişi raporu alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerekir.
Sonuç olarak ilk derece mahkemesince davanın esasına yönelik uyuşmazlığın giderilmesi için gerekli olan deliller toplanmamış ve bu konuda her hangi bir değerlendirme yapılmamış olması nedeniyle her iki taraf vekillerinin istinaf başvurusunun HMK'nın ...... maddesi uyarınca kabulü ile mahkeme kararının kaldırılmasına, yukarıda belirtildiği şekilde delillerin toplanarak oluşacak sonuca göre karar verilmek üzere dosyanın mahkemesine gönderilmesine karar vermek gerekmiştir.
1.Asıl ve birleşen davalar bakımından her iki taraf vekillerinin vaki istinaf başvurularının HMK'nın 353/1-a.(6) maddesi uyarınca ayrı ayrı KABULÜNE,
2.........Karar sayılı istinafa konu kararının KALDIRILMASINA,
3.Dosyanın yukarıda işaret edilen eksikliklerin ikmali ile oluşacak sonuca göre karar verilmek üzere yeniden görülmesi için kararı veren mahal mahkemesine iadesine,
4.Taraf vekilleri tarafından yatırılan istinaf peşin karar harçlarının ilk derece mahkemesi tarafından talep halinde iadesine,
5.İstinaf sair masraflarının ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda nazara alınmasına,
6.İstinaf yargılaması duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,
7.HMK'nın 359/4 maddesi gereğince işbu kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine, Dair, dosya üzerinden yapılan tetkikat neticesinde HMK'nın 353. maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verilmiştir..... . . Başkan....
(e-imzalıdır)
. .
Üye . *
(e-imzalıdır)
. .
Üye .
(e-imzalıdır)
. . .
Katip ...
(e-imzalıdır)
NOT: BU BELGE ELEKTRONİK İMZA İLE İMZALANMIŞ OLUP AYRICA ISLAK İMZA UYGULANMAYACAKTIR. "5070 Sayılı Yasanın 5. ve 22. maddeleri gereğince elektronik imza ile oluşturulan belgeler elle atılan ıslak imza ile aynı hukuki sonucu doğurur."