Danıştay 12. Daire Başkanlığı
Danıştay 12. Daire Başkanlığı 2020/3272 E. , 2023/6193 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y
ONİKİNCİ DAİRE
İSTEMİN KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi …. İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Eskişehir Tepebaşı Belediye Başkanlığında zabıta memuru olarak görev yapan davacının, hakkında yürütülen soruşturma neticesinde Belediye Zabıta Yönetmeliği'nin 40. maddesinin üçüncü fıkrasının (e) bendi uyarınca "Meslekten çıkarma" cezası ile cezalandırılmasına ilişkin Tepebaşı Belediye Başkanlığının … tarih ve … sayılı işleminin iptali ile yoksun kaldığı parasal haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … İdare Mahkemesince verilen …. tarih ve E:…, K:… sayılı kararla; Eskişehir Tepebaşı Belediye Başkanlığında zabıta memuru olarak görev yapan davacının, 11/04/2007 tarih ve 26490 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren Belediye Zabıta Yönetmeliği'nin 40. maddesinin üçüncü fıkrasının (e) bendi uyarınca cezalandırıldığı, belediye personelinin disiplin suçları ve cezalarının kanunla düzenlenmesi öngörülen hususlar arasında yer almasına karşın, söz konusu Yönetmeliğin 5393 sayılı Belediye Kanunu'nun 51. maddesinin üçüncü fıkrasına dayanılarak hazırlandığı, ancak anılan dayanak kanun maddesinde yer alan "meslekten çıkarma" ibaresinin, Anayasa Mahkemesinin 28/11/2018 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanan 17/10/2018 tarih ve E:2018/110, K:2018/99 sayılı kararı ile iptal edildiği, bu haliyle Belediye Zabıta Yönetmeliğinde düzenlenen meslekten çıkarma cezasının, Anayasa'nın 38. maddesinde düzenlenen ''suçta ve cezada kanunilik'' ilkesine ve Anayasa'nın 128. maddesinin ikinci fıkrasında hükme bağlanan ''kanuni düzenleme'' ilkesine aykırılık oluşturduğu, bu durumda, yasal dayanağı kalmayan Belediye Zabıta Yönetmeliği'ne dayanılarak tesis edilen dava konusu işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı; fakat, davacıya isnad edilen fiil nedeniyle yasal düzenlemelere dayanılarak zamanaşımı süresi içinde yeniden işlem tesis edilebileceği; ayrıca, aynı olay kapsamında davacı hakkında "Görevi kötüye kullanma" suçundan, ... Asliye Ceza Mahkemesinin E:… sayılı dosyasında yapılan yargılama sonucunda beraat kararı verildiği; öte yandan, 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 125.maddesi uyarınca, idarenin hukuka aykırı bulunarak iptal edilen işlemleri nedeniyle kişilerin uğradığı zararların yine aynı idareler tarafından karşılanması gerektiği gerekçesiyle dava konusu işlemin iptaline, davacının dava konusu işlem nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının davanın açıldığı 11/05/2018 tarihinden itibaren hesaplanacak yasal faiziyle birlikte davacıya ödenmesine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: … Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesince; istinafa konu İdare Mahkemesi kararının verildiği 21/03/2019 tarihi itibarıyla henüz yürürlüğe girmediği açık olan Anayasa Mahkemesi'nin 17/10/2018 tarih ve E:2018/110, K:2018/99 sayılı iptal kararının bakılan davada uygulanmasının mümkün olmadığı, dolayısıyla 5393 sayılı Kanun'un 51. maddesinin üçüncü fıkrasında yer alan ''meslekten çıkarılma'' ibaresinin halen yürürlükte olduğu hususu nazara alındığında, Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararı gerekçe alınarak dava konusu işlemin iptaline karar veren İdare Mahkemesi kararında hukuka uyarlık görülmediği; dava konusu, Tepebaşı Belediye Başkanlığında zabıta memuru olarak görev yapan davacının, hakkında yürütülen soruşturma neticesinde hazırlanan soruşturma raporuna istinaden, Belediye Zabıta Yönetmeliği'nin 40. maddesinin üçüncü fıkrasının (e) bendi uyarınca … tarih ve … sayılı Tepebaşı Belediye Başkanlığı işlemiyle "Meslekten çıkarma" cezası ile cezalandırılmasına ilişkin işleme gelince; Belediye Zabıta Yönetmeliği'nin 'disiplin cezaları' başlıklı 40. maddesinin birinci fıkrasında, zabıta personeline uygulanacak disiplin cezaları, uyarma, kınama, aylıktan kesme, kademe ilerlemesinin durdurulması, meslekten çıkarma, devlet memurluğundan çıkarma olarak sayıldığı, ikinci fıkrasında, meslekten çıkarma cezası dışında verilecek disiplin cezalarında, 657 sayılı Kanun'un ilgili hükümlerinin uygulanacağının kurala bağlandığı, üçüncü fıkrasında meslekten çıkarma cezasını gerektiren eylem, işlem, tutum ve davranışların yer aldığı, (e) bendinde ise, gizli tutulması zorunlu olan ve görevi ile ilgli bilgi ve belgeleri görevli veya yetkili olmayan kişilere açıklamak eyleminin meslekten çıkarma cezasını gerektiren eylemler arasında sayıldığı, 51. maddenin (g) bendinde de, bu Yönetmelikte hüküm bulunmayan hallerde, 17/09/1982 sayılı ve 8/5336 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile yürürlüğe konulan, Disiplin Kurulları ve Disiplin Amirleri Hakkında Yönetmelik hükümlerinin uygulanacağının belirtildiği, 657 sayılı Kanun'un 126. maddesinde, uyarma, kınama ve aylıktan kesme cezaları disiplin amirleri tarafından; kademe ilerlemesinin durdurulması cezası, memurun bağlı olduğu kurumdaki disiplin kurulunun kararı alındıktan sonra, atamaya yetkili amirler, il disiplin kurullarının kararlarına dayanan hallerde Valiler tarafından, Devlet memurluğundan çıkarma cezasının ise amirlerin bu yoldaki isteği üzerine, memurun bağlı bulunduğu kurumun yüksek disiplin kurulu kararı ile verileceğinin hükme bağlandığı, Disiplin Kurulları ve Disiplin Amirleri Hakkında Yönetmeliğin 4. maddesinde, Belediye Disiplin Kurulu'nun;
1.Büyükşehir Belediyelerinde; genel sekreter veya başkanın görevlendireceği genel sekreter yardımcılarından birinin başkanlığında; a) Hukuk müşaviri veya görevlendirilecek bir avukat, b) Personel şube müdürü, c) Kararlar şube müdürü, d) Fen işleri daire başkanlığından görevlendirilecek bir şube müdüründen kurulacağı, 2) Belediyelerde; belediye başkanının veya görevlendireceği yardımcısının başkanlığında encümenin atanmış üyelerinden kurulacağı, Mahalli İdarelerin Yüksek Disiplin Kurulunun, İçişleri Bakanlığı Yüksek Disiplin Kurulu olduğu, ancak, büyük şehir belediye başkanlıklarında bu kurulların büyük şehir belediye encümeninden teşekkül edeceği hükmüne yer verildiği, zabıta memuru olan davacıya, disiplin cezası mahiyetinde bulunan ''meslekten çıkarma cezası''nın belediye başkanlığı işlemiyle verildiği, niteliği itibarıyla davacının göreviyle ilişiğinin kesilmesi sonucunu doğuran disiplin cezasının Yüksek Disiplin Kurulunca verilmesi gerekirken, belediye başkanlığı işlemi ile tesis edilmesinde ''yetki unsuru'' yönünden hukuka uyarlık görülmemiş olup, dava konusu işlemin iptali yolundaki İdare Mahkemesi kararında sonucu itibarıyla hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davalı idarenin istinaf başvurusunun gerekçeli olarak reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Dava konusu işlem yasaya ve hukuka uygun olduğu, davacı hakkında usulünce disiplin soruşturmasının yapıldığı, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu ve Disiplin Kurulları ve Disiplin Amirleri Hakkında Yönetmelik hükümleri uyarınca, “Memuriyetten çıkarma cezası”nın Yüksek Disiplin Kurulu kararıyla olacağı, “Kademe ilerlemesi" cezasının ise kurum disiplin kurulunun kararı ve atamaya yetkili amirin onayı ile verileceğinin hüküm altına alındığı, davacı için takdir edilen "Meslekten çıkarma cezası"nın 11/04/2007 tarih ve 26490 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Belediye Zabıta Yönetmeliği'nin "Disiplin cezaları" başlıklı 40. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca verilen "Zabıta mesleğinden çıkarma" cezası olduğu, dava konusu işlemin 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu hükümlerine, amaç unsuru bakımından (kamu yararı ) ve sebep unsuru (kanuni dayanak ) bakımından hukuka uygun olduğu, idari işlemin iptaline ilişkin Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmesi gerektiği ileri sürülmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Savunma verilmemiştir. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ : … DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onikinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra işin gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE
MADDİ OLAY :
Eskişehir Tepebaşı Belediye Başkanlığında zabıta memuru olarak görev yapan davacının, hakkında yürütülen soruşturma neticesinde Belediye Zabıta Yönetmeliği'nin 40. maddesinin üçüncü fıkrasının (e) bendi uyarınca "Meslekten çıkarma" cezası ile cezalandırılmasına ilişkin Tepebaşı Belediye Başkanlığının … tarih ve … sayılı işleminin iptali ile yoksun kaldığı parasal haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle temyizen incelenmekte olan dava açılmıştır. İLGİLİ MEVZUAT :
Anayasa'nın 152. maddesinin birinci fıkrasında; "Bir davaya bakmakta olan mahkeme, uygulanacak bir kanun veya kanun hükmünde kararnamenin hükümlerini Anayasaya aykırı görürse veya taraflardan birinin ileri sürdüğü aykırılık iddiasının ciddi olduğu kanısına varırsa, Anayasa Mahkemesinin bu konuda vereceği karara kadar davayı geri bırakır.", üçüncü fıkrasında; "Anayasa Mahkemesi, işin kendisine gelişinden başlamak üzere beş ay içinde kararını verir ve açıklar. Bu süre içinde karar verilmezse mahkeme davayı yürürlükteki kanun hükümlerine göre sonuçlandırır. Ancak, Anayasa Mahkemesinin kararı, esas hakkındaki karar kesinleşinceye kadar gelirse, mahkeme buna uymak zorundadır." düzenlemesine yer verilmiştir.
13/07/2005 tarihli ve 25874 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 5393 sayılı Belediye Kanunu'nun "Zabıtanın görev ve yetkileri" başlıklı 51. maddesinin üçüncü fıkrasında "Belediye zabıta teşkilâtının çalışma usûl ve esasları, çalışanların görev ve yetkileri, memurluğa alınması için taşımaları gereken nitelikler, alacakları meslek içi eğitim, görevde yükselme, meslekten çıkarılma, giyecekleri kıyafet ve savunma amaçlı olarak kullanacakları aletler ile zabıta teşkilâtında hizmet gereklerine göre oluşturulacak birimler, İçişleri Bakanlığı tarafından çıkarılacak yönetmelikle düzenlenir." hükmü öngörülmüştür. 5393 sayılı Belediye Kanunu'nun "Zabıtanın görev ve yetkileri" başlıklı 51. maddesine dayanılarak hazırlanan ve 11/04/2007 tarihli ve 26490 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Belediye Zabıta Yönetmeliği'nin "Disiplin Cezaları" başlıklı 40. maddesinin birinci fıkrasında zabıta personeline uygulanacak disiplin cezalarının "uyarma, kınama, aylıktan kesme, kademe ilerlemesinin durdurulması, meslekten çıkarma, Devlet memurluğundan çıkarma" cezaları şeklinde belirlendikten sonra, ikinci fıkrasında meslekten çıkarma cezası dışında verilecek olan disiplin cezalarında 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun ilgili hükümlerinin uygulanacağının belirtildiği, üçüncü fıkrasında ise, meslekten çıkarma cezasını gerektiren eylem, işlem, tutum ve davranışlara sayma yoluyla yer verildiği, aynı maddenin (e) bendinde; "Gizli tutulması zorunlu olan ve görevi ile ilgili bulunan bilgi ve belgeleri görevli ve yetkili olmayan kişilere açıklamak" hali meslekten çıkarma cezasını gerektiren eylem, işlem, tutum ve davranışlar arasında gösterilmiştir.
Anayasa'nın 153. maddesinin üçüncü fıkrası "Kanun, Kanun Hükmünde Kararname veya Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğü ya da bunların hükümleri, iptal kararlarının Resmi Gazete'de yayımlandığı tarihte yürürlükten kalkar, gereken hallerde Anayasa Mahkemesi iptal hükmünün yürürlüğe gireceği tarihi ayrıca kararlaştırabilir. Bu tarih, kararın Resmi Gazete'de yayımlandığı günden başlayarak bir yılı geçemez."; dördüncü fıkrası "İptal kararının yürürlüğe girişinin ertelendiği durumlarda, Türkiye Büyük Millet Meclisi, iptal kararının ortaya çıkardığı hukuki boşluğu dolduracak kanun tasarı veya teklifini öncelikle görüşüp karara bağlar."; beşinci fıkrası ise, "İptal kararları geriye yürümez." düzenlemesine yer verilmiştir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME : 27/02/2018 tarihinde Danıştay İkinci ve Onikinci Dairelerince yapılan Müşterek toplantıda; E:2017/1872 sayılı dosyada, dava konusu meslekten çıkarma cezasının düzenlendiği Belediye Zabıta Yönetmeliğinin dayanağı olan 5393 sayılı Belediye Kanunu'nun "Zabıtanın görev ve yetkileri" başlıklı 51. maddesinin üçüncü fıkrasında "Belediye zabıta teşkilâtının çalışma usûl ve esasları, çalışanların görev ve yetkileri, memurluğa alınması için taşımaları gereken nitelikler, alacakları meslek içi eğitim, görevde yükselme, meslekten çıkarılma, giyecekleri kıyafet ve savunma amaçlı olarak kullanacakları aletler ile zabıta teşkilâtında hizmet gereklerine göre oluşturulacak birimler, İçişleri Bakanlığı tarafından çıkarılacak yönetmelikle düzenlenir." hükmünde yer alan "meslekten çıkarılma.." ibaresinin Anayasanın 38. ve 128. maddelerine aykırı olduğu kanısına ulaşılması nedeniyle Anayasa Mahkemesi'ne başvurulmasına, davacının temyiz isteminin Anayasa Mahkemesince karar verildikten veya dosyasının Anayasa Mahkemesine ulaşmasından itibaren 5 ay geçtikten sonra incelenmesine karar verilmiştir.
Bu başvuru üzerine Anayasa Mahkemesi'nin 28/11/2018 tarih ve 30609 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 17/10/2018 tarih ve E:2018/110, K:2018/99 sayılı kararıyla; "Disiplin cezaları, kamu hizmetlerinin gereği gibi yürütülmesini sağlamak amacıyla öngörülmüş; yapma veya yapmama biçiminde beliren davranış kurallarının ihlali hâlinde uygulanan, yasal olarak düzenlenmiş idari yaptırımlardır. Kamu hizmetlerini yürütenlerin görev, yetki ve sorumlulukları, kamu hizmeti ve hizmet gerekleri ile sınırlandırılmış; bu sınırlar dışına çıkanların ise disiplin cezaları ile cezalandırılmaları ilgili kanunlarda öngörülmüştür. Belediye zabıta personelinin disiplin suç ve cezaları, Anayasa'nın yukarıda yer alan hükümleri gereğince kanunla düzenlenmesi öngörülen hususlar arasında yer almaktadır.
İtiraz konusu kuralda meslekten çıkarılma işleminin hukuki niteliği açıkça belirtilmemiş, disiplin cezası olarak tesis edileceği yolunda bir ifadeye yer verilmemiştir. Bilindiği üzere kamu görevlilerinin yerine getirecekleri hizmetlerin niteliğinin gözetilerek belirli kamu görevlileri yönünden bu statünün kazanılmasının özel koşullara bağlanması ve bu koşulların kaybına bağlı olarak o statünün kaybının öngörülmesi de mümkündür. Bu anlamda meslekten çıkarılmanın bir disiplin cezası olması zorunluluğu bulunmamaktadır. Bununla birlikte meslekten çıkarılma işleminin bir disiplin cezası olarak tesisi de mümkün olduğundan itiraz konusu kuralın süregelen uygulaması da dikkate alınarak meslekten çıkarılma işlemlerinin bu yönde tesis edilecek disiplin cezası işlemlerini de kapsadığı anlaşılmaktadır.
Kanun'da belediye zabıta personelinin meslekten çıkarılmasını gerektiren eylemler gösterilmediği gibi bu cezayı vermeye yetkili makamlar ve cezanın kesinleşme usulü de belirtilmemiştir. Bu hâliyle anılan meslekten çıkarma yaptırımı yönünden belediye zabıta personeli için kanuni bir güvence bulunmamaktadır. İtiraz konusu kural; söz konusu disiplin cezasıyla ilgili genel ilkeleri ortaya koymamakta, çerçeveyi çizmemekte, bu disiplin cezasının gerektiren eylemleri genel hatlarıyla da olsa belirlememektedir.
İtiraz konusu kural yaptırım konusu eylemleri yasal düzeyde belirlemediğinden ilgililerin hangi somut fiil ve olguya meslekten çıkarma yaptırımının uygulanacağını belirli bir açıklık ve kesinlikte öngörebilmelerine yasal çerçevede imkân tanımamaktadır. Bu nedenle kural, Anayasa'nın 38. maddesinde düzenlenen suçta ve cezada kanunilik ilkesine ve Anayasa'nın 128. maddesinin ikinci fıkrasında düzenlenen kanuni düzenleme ilkesine aykırılık oluşturmaktadır. Açıklanan nedenlerle kural, Anayasa'nın 38. ve 128. maddelerine aykırıdır. İptali gerekir..." gerekçesiyle "meslekten çıkarılma" ibaresinin iptaline karar verilmiş ve bu kararın Resmi Gazete'de yayımlanmasından başlayarak altı ay sonra yürürlüğe girmesi yolunda süre belirlemiştir.
Anayasa Mahkemesince bir Kanun'un veya KHK'nın tümünün ya da bunların belirli hükümlerinin Anayasaya aykırı bulunarak iptal edilmiş olduğu bilindiği halde eldeki davaların Anayasaya aykırılığı saptanmış olan kurallara göre görüşülüp çözümlenmesi, Anayasanın üstünlüğü prensibine ve hukuk devleti ilkesine aykırıdır. Bir başka anlatımla, Anayasa Mahkemesinin, iptal kararının yürürlüğe gireceği tarihi ileriye dönük olarak ertelemiş bulunması öncelikle yasama organına aynı konuda, iptal kararının gerekçesine uygun olarak yeni bir düzenleme için olanak tanımak ve ortada hukuki bir boşluk yaratmamak amacına yönelik olup her durumda yargı mercilerinin bakmakta oldukları uyuşmazlıklarda hukuka ve Anayasaya aykırı bulunarak iptal edilmiş kuralları uygulaması ve uyuşmazlıkları bu kurallara göre çözümlemesi sonucunu doğurmaz. Anayasa Mahkemesince iptal kararının yürürlüğe girmesi için verilen sürenin, Mahkemenin iptal kararının gerekçesiyle birlikte dikkate alınması ve yorumlanması gerekmektedir.
Öte yandan, Anayasa'nın 153. maddesinde yer alan ve iptal kararlarının geriye yürümezliğine ilişkin bulunan kural, iptal edilen hükümlere göre kazanılmış olan hakların ortadan kaldırılmasına veya toplum huzurunun bozulmasına yol açacak sonuçları önlemek amacıyla kabul edilmiş olup bu kuralın mutlak anlamda uygulanamayacağı; özellikle bir davaya bakmakta olan mahkeme tarafından itiraz yoluyla Anayasa Mahkemesine götürülen konularda uygulanmasının mümkün olmadığı, aksi halde Anayasa'nın 152. maddesinde düzenlenmiş olan "Anayasa'ya aykırılığın diğer mahkemelerde ileri sürülmesi" (itiraz) yolunun hukuk ve uygulama yönünden sonuçsuz kalacağı yargısal içtihatlarla kabul edilmiş bulunmaktadır. Nitekim Anayasa'nın, itiraz yoluna başvurulan Kanun ya da KHK ile ilgili Anayasa Mahkemesi kararının beş ay içinde gelmemesi halinde mahkemenin davayı yürürlükteki kanun hükümlerine göre sonuçlandıracağına işaret edilen 152. maddesinin üçüncü fıkrasında yer alan "Ancak, Anayasa Mahkemesinin kararı, esas hakkındaki karar kesinleşinceye kadar gelirse, mahkeme buna uymak zorundadır." yolundaki kural da Anayasa Mahkemesinin verdiği iptal kararlarının, bu karardan önce açılmış bulunan ve bakılmakta olan davalarda uygulanması gerektiğini açıkça ortaya koymaktadır.
Bu hukuksal durumun doğal sonucu olarak, bir Kanun ya da KHK'nın uygulanması nedeniyle dava açmak durumunda kalan ve Anayasanın 153. maddesi uyarınca itiraz yoluyla Anayasa Mahkemesine başvurulmasını isteme hakkına sahip olan kişilerin de, hak veya menfaatlerini ihlal eden kuralın iptal davası veya itiraz yoluyla daha önce yapılan başvuru sonucunda Anayasa Mahkemesince iptal edilmiş olması halinde iptal hükmünün hukuki sonuçlarından yararlanmaları gerekeceği açıktır. Aksi halde Anayasa Mahkemesince verilen iptal kararının uygulama tarihinin yukarıda belirtilen amaçla ayrıca belirlenmesi halinde iptal edilen yasa kuralının uygulanmasının sürdürülmesi nedeniyle bu uygulamaya karşı dava yoluna başvuracakların iptal kararının hukuki sonuçlarından yararlanamayacaklarının kabulü; bir yandan dava yoluna başvuran herkes için Anayasa ile tanınmış olan itiraz hakkının bunlar için fiilen işlemez hale getirilerek ortadan kalkması ve iptal kararının uygulanamaması, öte yandan Anayasa'ya aykırılığı hükmen saptanmış olan bir yasa kuralının uygulanmasının hukuken korunması gibi bir sonuca neden olur ki bu durum, Anayasanın üstünlüğü ve Hukuk Devleti ilkesine aykırılık teşkil eder.
Anayasa Mahkemesinin bu iptal kararının gerekçesi karşısında; usul ve esasları Kanun'da belirlenmeyen zabıta mesleğinden çıkarılmaya yönelik hususlar Yönetmelikle düzenlenemeyeceğinden, Yönetmeliğin 40. maddesinin üçüncü fıkrasının (e) bendi uyarınca davacının meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılmasına ilişkin işlemde hukuka uyarlık bulunmamaktadır. Nitekim, Anayasa Mahkemesinin iptal kararı doğrultusunda, 18/12/2021 tarih ve 31693 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Yönetmelik değişikliği ile, Belediye Zabıta Yönetmeliği'nin 40. maddesinde yer alan meslekten çıkarma cezasına ilişkin hükümler de yürürlükten kaldırılmıştır. Bu durumda; Bölge İdare Mahkemesi kararının gerekçesi yerinde bulunmamakta ise de, sözü edilen husus sonucu itibarıyla hukuka uygun bulunan kararın bozulmasını gerektirir nitelikte görülmemiştir. KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle;
1.Davalı idarenin temyiz isteminin reddine,
2.Dava konusu işlemin iptaline, dava konusu işlem nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının davanın açıldığı 11/05/2018 tarihinden itibaren hesaplanacak yasal faiziyle birlikte davacıya ödenmesine ilişkin İdare Mahkemesi kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun gerekçeli olarak reddi yolundaki temyize konu … Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının yukarıda belirtilen gerekçeyle ONANMASINA,
3.Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına,
4.2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 50. maddesi uyarınca, bu onama kararının taraflara tebliğini ve bir örneğinin de … Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın ... İdare Mahkemesine gönderilmesine 29/11/2023 tarihinde, kesin olarak, oybirliğiyle karar verildi.