11. Ceza Dairesi
11. Ceza Dairesi 2021/23708 E. , 2024/4843 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
Sanık hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir oldukları, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1.Hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 155 nci maddesinin ikinci fıkrası, 62 ve 52 nci maddeleri uyarınca 6.000,00 TL ve 80,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına,
2.Resmi belgede sahtecilik suçundan 5237 sayılı Kanunu’nun 204 üncü maddesinin birinci fıkrası, 62 ve 51 inci maddeleri uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, hapis cezasının ertelenmesine, Karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanığın temyiz isteği; kararın usul ve yasaya aykırı olduğuna, eksik inceleme yapıldığına, lehe hükümlerin uygulanmadığına, suç kastının bulunmadığına, ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Katılan ...'in iş yerinde çalışan sanık ...'in, iş yerinde satılan malların veri girişini yaptığı, müşteriler tarafından ödenen paraların tahsilatını yaptığı, gelir gider kayıtlarını tuttuğu, sanığın müşterilen ... ve ... tarafından yapılan ödemeleri tahsil etmesine rağmen katılana teslim etmeyerek kendisinin tasarrufta bulunduğu, yine katılana ait 5027580 seri numaralı çeki sahte olarak tanzim ettiği, iş yerinin kaşesini basıp katılanın yerine imzaladığı ve sahte olarak keşide etmiş olduğu çeki borcuna karşılık ...'e verdiği iddiasıyla sanığın resmi belgede sahtecilik ve hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçlarından cezalandırılması istemiyle açılan kamu davasının yargılaması neticesinde, sanığın sahtecilik suçuna ilişkin ikrarı, diğer suç yönünden inkara yönelik savunması, katılanın iddia ile uyumlu beyanları, güvenlik kamera kayıtlarının incelenmesine dair bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından edinilen kanaat ile sanığın üzerine atılı suçların sübut bulduğu kabul edilerek temyize konu mahkumiyet kararlarının verildiği anlaşılmıştır.
IV. GEREKÇE
A. Resmi Belgede Sahtecilik Suçundan Kurulan Mahkumiyet Hükmü Yönünden Sanık hakkında kasıtlı suçtan hapis cezasına mahkumiyetin kanuni sonucu olan 5237 sayılı Kanun'un 53 üncü maddesinde düzenlenen hak yoksunluklarına hükmedilmemesi isabetsizliğinin infaz aşamasında gözetilmesi mümkün görülmüştür.
Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanığın yerinde görülmeyen temyiz sebepleri reddedilmiştir.
B. Hizmet Nedeniyle Güveni Kötüye Kullanma Suçundan Kurulan Mahkumiyet Hükmü Yönünden
24.10.2019 tarih ve 30928 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 7188 sayılı Kanun’un 26 ncı maddesi ile 5271 sayılı Kanun'un 253 üncü maddesinin üçüncü fıkrasına “birlikte” ibaresinden sonra gelmek üzere “aynı mağdura karşı” ibaresi eklenmiş olup, anılan Kanun maddesinde yapılan değişiklikle uzlaştırma kapsamına giren bir suçun, bu kapsama girmeyen bir başka suçla birlikte aynı mağdura karşı işlenmiş olması halinde uzlaşma hükümlerinin uygulanamayacağının düzenlendiği de dikkate alınarak, sanığın üzerine atılı resmi belgede sahtecilik suçunun mağdurunun kamu olduğu, hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçunun ise katılan ...'e karşı işlendiğinin kabul edildiği, dolayısıyla sanığa isnat edilen resmi belgede sahtecilik suçu ile hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçunun mağdurlarının farklı olduğu anlaşılmakla, sanığa yüklenen ve 5237 sayılı Kanun'un 155 inci maddesinin ikinci fıkrasında düzenlenen hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçu nedeniyle, 24.10.2019 tarihli ve 30928 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 7188 sayılı Kanun’un 26 ncı maddesi ile değişik 5271 sayılı Kanun'un 253 üncü ve 254 üncü maddeleri gereğince uzlaştırma işlemleri yapıldıktan sonra sonucuna göre sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunduğu anlaşılmıştır.
V. KARAR
A. Resmi Belgede Sahtecilik Suçundan Kurulan Mahkumiyet Hükmü Yönünden
Gerekçe bölümünün (A) bendinde açıklanan nedenlerle Burdur 3. Asliye Ceza Mahkemesinin, 06.04.2016 tarihli ve 2015/1010 Esas, 2016/344 Karar sayılı kararında sanık tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanığın temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, Başkanvekili ...'ın sanık hakkında verilen mahkûmiyet hükmünün 5271 sayılı Kanun'un 231 inci maddesinin altıncı fıkrası ve devamı maddeleri uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasının mümkün olduğuna dair karşı oyu ile oy çokluğuyla, diğer yönlerden ise oy birliğiyle ONANMASINA,
B. Hizmet Nedeniyle Güveni Kötüye Kullanma Suçundan Kurulan Mahkumiyet Hükmü Yönünden
Gerekçe bölümünün (B) bendinde açıklanan nedenlerle Burdur 3. Asliye Ceza Mahkemesinin, 06.04.2016 tarihli ve 2015/1010 Esas, 2016/344 Karar sayılı kararına yönelik sanığın temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
03.04.2024 tarihinde karar verildi. K A R Ş I O Y Dairemizin yukarıda esas ve karar numaraları belirtilen 03.04.2024 tarihli, ilamındaki resmi belgede sahtecilik suçundan verilen mahkumiyet hükmünün onanması yönündeki çoğunluk görüşüne aşağıdaki sebeplerle katılmıyorum. I- UYUŞMAZLIK :
Sayın çoğunlukla ortaya çıkan uyuşmazlık 5271 sayılı Kanun'un 231 inci maddesinin sekizinci fıkrasına 28.06.2014 tarihinde 6545 sayılı Türk Ceza Kanunu İle Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un (6545 sayılı Kanun) 72 nci maddesiyle eklenen "Denetim süresi içinde, kişi hakkında kasıtlı bir suç nedeniyle bir daha hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilemez." şeklindeki düzenlemenin inceleme konusu hükümde sanık aleyhine uygulanıp uygulanmayacağına ilişkindir. II- YEREL MAHKEME KARARI :
Burdur 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 06.04.2016 tarihli ve 2015/1010 Esas, 2016/344 Karar sayılı kararıyla sanık hakkında 5237 sayılı Kanun'un 204 üncü maddesinin birinci fıkrası, 62 ve 53 üncü maddeleri uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezasıyla cezalandırılmasına ve aynı Kanun'un 51 inci maddesi uyarınca ertelenmesine karar verilmiş; buna karşılık daha önce hakkında verilmiş HAGB olduğu belirtilerek 5271 sayılı Kanun'un 231 inci maddesinin sekizinci fıkrası uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına karar verilmiştir.
III- YASAL DÜZENLEME : 5271 sayılı Kanun'un 231 inci maddesinin sekizinci fıkrasına göre; Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının verilmesi halinde sanık, beş yıl süreyle denetim süresine tâbi tutulur. (Ek cümle: 28/6/2014 YT-6545/72 md.) Denetim süresi içinde, kişi hakkında kasıtlı bir suç nedeniyle bir daha hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilemez. IV- DOSYA KAPSAMINDAKİ BİLGİLER :
A- Sanığın mevcut adli sicil kaydına göre; Isparta 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 27.07.2012 tarihli ve 2012/332 Esas, 2012/983 Karar sayılı kararı ile 5237 sayılı Kanun'un 244 üncü maddesinin birinci fıkrası ve 62 nci maddesi ile 10 ay hapis cezası ile cezalandırıldığı ancak, 5271 sayılı Kanun'un 231 inci maddesinin beşinci ve altıncı fıkraları uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakıldığı anlaşılmaktadır. Anılan karar itiraz edilmeksizin 30.01.2013 tarihinde kesinleşmiştir. Diğer bir ifadeyle, kesinleşme tarihi 28.06.2014 tarih, 6545 sayılı Kanun'un 72 nci maddesiyle yapılan değişiklikten öncedir.
Yerel mahkemece 06.04.2016 tarihinde resmi belgede sahtecilik suçundan hüküm kurulurken hem takdiri indirim sebepleri lehine uygulanmış hem de verilen cezanın ertelenmesine de karar verilirken denetim süresi içerisinde ikinci kez suç işlediği belirtilerek başka bir takdire sebep gösterilmeksizin hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına da karar verilmiştir.
B- Yargılama konusu resmi belgede sahtecilik suçunun işlendiği tarih ise 28.05.2015' tir. V- YÜRÜRLÜK VE UYGULAMA SORUNU : 5271 sayılı Kanun'un 231 inci maddesinin sekizinci fıkrasına 6545 sayılı Kanun'un 72 nci maddesiyle eklenen "Denetim süresi içinde, kişi hakkında kasıtlı bir suç nedeniyle bir daha hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilemez." şeklindeki düzenleme, Resmi Gazete'de 28.06.2014 tarihinde yayınlanarak yürürlüğe girmiştir. Sanık hakkında daha önce verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının tarihi 27.12.2012, itiraz edilmeden kesinleştiği tarih ise 30.01.2013'tür. Yani 6545 sayılı Kanun'la yapılan düzenlemeden önce kesinleşmiştir. Sanığın inceleme konusu resmi belgede sahtecilik suçunun işlendiği tarih ise dosya kapsamına göre 28.05.2015'tir.
Suç tarihi 6545 sayılı Kanun'la yapılan değişiklik sonrasında olsa bile, eğer denetim süresi içerisinde bulunan hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının kesinleşme tarihi, anılan değişiklik öncesi ise, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilmesine engel bir durum yoktur. Diğer bir anlatımla, 5271 sayılı Kanun'un 231 inci maddesinin sekizinci fıkrasına 6545 sayılı Kanun'un 72 nci maddesiyle “Denetim süresi içinde, kişi hakkında kasıtlı bir suç nedeniyle bir daha hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilemez.” cümlesi eklenmiş ise de, adli sicil kaydında yer alan hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair ilamların 6545 sayılı Kanun'un 72 nci maddesinin yürürlük tarihi olan 28.06.2014'den önce kesinleşmesi ve engel oluşturmaması karşısında, yargılama sürecindeki davranışları olumlu bulunarak, takdiri indirim uygulanan ve hapis cezası ertelenen sanık hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olup olmadığının tartışılmamış olması hukuka aykırı bir uygulamadır. Nitekim Dairemizin benzer yöndeki içtihatları yanında Yargıtay 2. Ceza Dairesinin 30.05.2022 tarihli ve 2020/29386 Esas, 2022/10769 Karar sayılı, Yargıtay 4. Ceza Dairesinin 23.10.2018 tarihli ve 2017/17064 Esas, 2018/18026 Karar sayılı içtihatları da aynı yöndedir. VI- SONUÇ :
Yukarıda belirtilen sebeplerle 5237 sayılı Kanun'un 204 üncü maddesinin birinci fıkrası ve 62 nci maddesiyle cezalandırılırken takdiri indirim sebepleri lehine uygulanan ve cezası aynı zamanda aynı Kanun'un 51 inci maddesi uyarınca ertelenen sanık hakkında 5271 sayılı Kanun'un 231 inci maddesinin altıncı fıkrası ve devamı maddeleri kapsamında hükmün açıklanmasının geri bırakılıp bırakılmayacağının tartışılmaması sebebiyle hükmün bozulması görüşünde olduğumdan sayın çoğunluğun onama yönündeki düşüncesine katılmıyorum. 03.04.2024