Esas No
E. 2013/14515
Karar No
K. 2013/21000
Karar Tarihi
Karar Sonucu
BOZULMASINA
Hukuk Alanı
Ticaret Hukuku
Aramaya Dön
YARGITAY

11. Hukuk Dairesi

E. 2013/14515 K. 2013/21000 T.
Karar Sonucu BOZULMASINA
Resmî Atıf Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2013/14515, K. 2013/21000, T. 21.11.2013
PDF DOCX UDF
Karar Künyesi
Mahkeme
Yargıtay
Daire
11. Hukuk Dairesi
Esas No
2013/14515
Karar No
2013/21000
Karar Tarihi
21.11.2013
Dava Türü
Hukuk
Hukuk Alanı
Ticaret Hukuku
Karar Sonucu
BOZULMASINA
Karar Metni Tam metin · resmî kaynaktan

11. Hukuk Dairesi         2013/14515 E.  ,  2013/21000 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ

BİRLEŞEN DAVA : BEYOĞLU 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ 2011/303 ESAS

Taraflar arasında görülen davada İstanbul 49. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 27/02/2012 gün ve 2011/225-2012/47 sayılı kararı onayan Daire’nin 19/06/2013 gün ve 2012/13142-201/12828 sayılı kararı aleyhinde asıl ve birleşen davada davalılar vekili tarafından karar düzeltilmesi isteğinde bulunulmuş ve karar düzeltme dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya için düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:

Davacı vekili, asıl ve birleşen davada, müvekkilinin davalı şirkette 454 pay sahibi olduğunu, son olarak 01.05.2008 tarihinde yapılan genel kurula katıldığını, hissesini devretmediği halde 2009 ve 2010 tarihli genel kurullara çağrılmadığını ve katılmadığını, 2009 ve 2010 tarihli genel kurulların çağrısız yapıldığını ileri sürerek asıl davada müvekkilinin davalı şirkette 454 pay sahibi olduğunun tespitine, 04.05.2009 ve 03.05.2010 tarihli genel kurul toplantılarının yoklukla malûl olduklarının tespitine ve şirkete kayyum atanmasını, birleşen davada ise ortaklığın tespiti ve genel kurul toplantılarının yoklukla malul olduğunun tespiti yanında ortaklığın pay defterine kaydını da talep ve dava etmiştir.

Davalılar vekili, asıl ve birleşen davada, davalı şirketin hakim ortağı ... tarafından, anonim şirket asgari ortak sayısını tamamlamak için davacıya sembolik hisse verildiğini, hissenin inançlı işlem ile devredildiğini, davacının şirketten ayrılırken aldığı payı gerçek sahibine geri verdiğini, şirket hisse senetlerinin nama yazılı olduğunu, davacı ortak olduğunu iddia ediyor ise bunu senetleri ibraz ederek kanıtlaması gerektiğini, dava konusu genel kurulların tüm hissedarların katılımı ile yapıldığını savunarak davaların reddine karar verilmesini istemiştir.

Mahkemece davalı şirket hisselerinin nama yazılı olduğu pay defterinde; davacıya ait 454 hissenin 09/05/2008'de ...'ya satıldığının kayıtlı olduğu, davacının 01/05/2008 tarihli genel kurula katıldıktan sonra hissesini devrettiğini ileri süren davalı tarafın bunu ispatlaması gerektiği ve ispatın ancak davacının cirosunu ihtiva eden hisse senedi ile olabileceği, pay senedi çıkarılmadığı durumlarda dahi nama yazılı hisselerin devrinin alacağın temliki hükümlerine tabi olduğu ve BK.nun 163. maddesi hükmüne göre yazılı olmadıkça muteber olmayacağı dikkate alındığında dava konusu olayda başka bir delille ispata imkanın bulunmadığı, davalı taraf hisselerin davacıya sembolik olarak ve inanç sözleşmesi gereğince verildiği ve daha sonra iade edildiğini savunmuşsa da bunun 05/02/1947 tarih ve 20/6 sayılı İçt.Bir.K. doğrultusunda yazılı delille ispatlanabileceği, yazılılık unsurunun sadece bir ispat vasıtası değil aynı zamanda geçerlilik şartı olduğu, buna göre davalı tarafın iddiasını ispatlayamadığı, davacının 454 paya sahip ortak olduğu, 04.05.2009 ve 03.05.2010 tarihli genel kurul toplantılarının çağrısız yapıldığı,

TTK'nın 370. maddesine göre çağrısız toplantı yapılabilmesi için bütün ortakların toplantıya asaleten veya vekaleten iştirak edip, toplantının çağrısız yapılmasına itiraz etmemiş olmaları gerektiği, anılan toplantıların davacının katılım olmadan yapıldığı bu nedenle davacıya çağrı yapılmadan, onun veya vekilinin katılımı olmadan yapılan genel kurulların yok hükmünde, alınan kararların da yoklukla malûl olduğu gerekçesiyle asıl davanın kısmen kabulü ile davacının davalı şirkette 454 pay sahibi olduğunun tespitine, davalı şirketin 04/05/2009 ve 03/05/2010 tarihli genel kurul toplantılarının yoklukla malûl olduklarının tespitine, sair taleplerin reddine, birleşen davanın da kısmen kabulü ile davacının davalı şirkette 454 pay sahibi olduğunun tespiti ile davalıların murisi ...adına kayıtlı mevcut paylardan 454 payın terkini ile davacı adına kayıt ve tesciline, genel kurul kararlarının iptali talebinin pasif husumet yokluğundan reddine dair verilen karar asıl ve birleşen dosyada davalılar vekili tarafından temyizi üzerine Dairemizin 19/06/2013 tarihli kararı ile onanmıştır. Asıl ve birleşen davada davalılar vekili karar düzeltme isteminde bulunmuştur.

1.Dosyadaki yazılara, mahkeme kararında belirtilip Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere göre, asıl ve birleşen davanın davalıları vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan ve HUMK.nun 440. maddesinde sayılan hallerden hiç birisini ihtiva etmeyen diğer karar düzeltme istemlerinin reddi gerekmiştir.

2.Asıl ve birleşen dava, anonim şirket ortaklığının tespiti, pay defterine yazılması, genel kurulda alınan kararların yokluğunun tespiti ile kayyım atanması istemlerine ilişkindir.

Asıl ve birleşen davanın davalıları vekili, davacının kendisine ait olduğunu ileri sürdüğü şirket paylarının, birleşen davanın davalılarının murisi ve şirketin hakim ortağına ait bulunduğunu, anonim şirket ortak sayısının tamamlanması ve davacının şirket yönetim kurulunda görev alabilmesi amacıyla davacıya inançlı işlemle devir edildiğini, daha sonra şirkette görev almak istememesi sonucu iade ettiğini, hak sahibi bulunmadığını savunmuştur.

Pay defterindeki kayıtlardan davacıya ait olduğu anlaşılan uyuşmazlık konusu payların, birleşen davanın davalıları murisine devredildiği açıklamasına yer verilmiştir. Davalılar bu devre ilişkin geçerli bir devir sözleşmesi ibraz edemedikleri gibi, öncesinde inançlı işlemle davacıya devir edildiği yönündeki savunmalarını yazılı belgeyle de kanıtlayamamışlardır. Ancak, asıl ve birleşen davanın davalıları vekili, inançlı işlemle payların davacıya devir edildiği savunmasını ispat bakımından yemin deliline de dayanmıştır.

Bu durum karşısında, inançlı işlemle payların davacıya devir edildiği, gerçekte payların birleşen davanın davalıları murisine ait olduğu yönündeki savunmalarını kanıtlamakla yükümlü olan asıl ve birleşen davanın davalılarının yemin deliline de dayandıkları dikkate alınıp, bu savunmalarını ispat bakımından kendilerine karşı tarafa yemin teklif etme hakkı hatırlatılmadan yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bu nedenle asıl ve birleşen davanın davalıları yararına bozulması gerekirken yazılı şekilde onanmış olduğundan, asıl ve birleşen davanın davalıları vekilinin karar düzeltme isteminin kabulü ile Dairemizin 19.06.2013 Tarih, 2012/13142 Esas- 2013/12828 Karar sayılı onama kararının kaldırılarak kararın yukarıda açıklanan nedenlerle asıl ve birleşen davanın davalıları yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.

SONUÇ:Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle asıl ve birleşen davanın davalıları vekilinin diğer karar düzeltme istemlerinin reddine, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle karar düzeltme istemlerinin kabulü ile Dairemizin 19.06.2013 Tarih, 2012/13142 Esas- 2013/12828 Karar sayılı onama kararının kaldırılarak yukarıda açıklanan nedenlerle kararın asıl ve birleşen davanın davalıları yararına BOZULMASINA, ödedikleri temyiz peşin, temyiz ilam ve karar düzeltme harcının istek halinde karar düzeltme isteyenlere iadesine, 21/11/2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

İlgili Mevzuat & Etiketler
BOZULMASINA Yargıtay Hukuk Ticaret Hukuku 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu TTK md.370
© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.

İçtihat Pro Blog