4. Hukuk Dairesi
T.C.
ANTALYA
4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; Davalılardan ...'nin maliki ve sürücüsü bulunduğu ... plakalı aracın, ... tarihinde davacı müvekkilin maliki bulunduğu ... plakalı araca çarpması neticesinde müvekkilin maliki bulunduğu araçta hasar meydana geldiğini, kaza sonrasında mahallinde trafikte görevli polis memuru tarafından düzenlenen kaza tespit tutanağından anlaşılacağı üzere; müvekkilin maliki bulunduğu araca çarparak hasar görmesine sebep olan ... plakalı araç sürücüsü ...'nin kusurlu olduğunun anlaşıldığını, zira davalı sürücü 2916 sayılı KTK nın 56/1-c ( önlerinde giden araçları yönetmelikte belirtilen güvenli ve yeterli bir mesafeden izlememek - yakın takip ) kuralını ihlal ederek; önünde seyreden müvekkile ait araca çarpmıştır. İşbu nedenle davalı sürücü %100 kusuru ile kazanın oluşumuna sebebiyet verdiğini, müvekkilin maliki bulunduğu aracın ... Model ... marka ... model otomobil olduğunu, Dava konusu trafik kazası sebebiyle araçta hasar/tramer kaydı oluşmuş ve arka kısmından hasar alarak müvekkile ait araçta değer kaybı meydana geldiğini, ... plakalı aracın zorunlu mali mesuliyet sigortasının davalı şirket ... Tarafından yapıldığını, Poliçe numarasının ... olduğunu, bu sebeple müvekkilin aracında kaza sebebi ile meydana gelen değer kaybının tamamından sürücü ... ile birlikte müştereken ve müteselsilin sorumlu olduğunu, yine davalı şirket ve davalı sürücüün araçta meydana gelen değer kaybının tamamından da müştereken ve müteselsilen sorumlu olduğunu beyan ederek; tazminat isteminde bulunmuştur.
Davalı sigorta şirketi vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın haksız olduğunu, yetkisiz mahkemede açıldığını, zaman aşımı def-inde bulunduklarını, gerçek kusur oranlarının saptanması gerektiğini, genel şartlara göre hesaplama yapılmasının gerektiğini beyan ederek; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı gerçek kişi cevap vermemiştir. Dava, değer kaybı tazminatı tazminatının tahsili talebinden ibarettir. TBK m. 50 gereği; Zarar gören, zararını ve zarar verenin kusurunu ispat yükü altındadır. Araçtaki değer kaybına ilişkin dava, belirsiz alacak davası olarak açılabilir. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 2017/17/1099 E, 2019/460 K)
Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesinin 2019/71 esas, 2019/798 karar sayılı emsal ilamında da belirtildiği üzere; 6100 sayılı HMK'nın 16. Maddesi uyarınca haksız fiilden doğan davalarda genel yetkili mahkemeler yanında haksız fiilin işlendiği veya zararın meydana geldiği, yahut gelme ihtimalin bulunduğu yer ile zarar görenin yerleşim yeri mahkemeleri de yetkilidir. Motorlu aracın neden olduğu kazalardan doğan hukuki sorumluluğa ilişkin davalar, davalının yerleşim yeri (HUMK 9, KTK 110/2), haksız fiilin vuku bulduğu yer (HUMK 21, KTK 110/2), sigortacının merkez veya şubesi veya sigorta sözleşmesini yapan acentenin bulunduğu yer (KTK 110/2) mahkemesinde açılabileceği düzenlenmiştir. Bir dava için birden fazla ( genel ve özel ) yetkili mahkeme varsa, davacı, bu mahkemelerden birinde dava açmak hususunda bir seçimlik hakka sahiptir. Dosyada kaza yeri Antalya'dır ve davacının yerleşim yerinin de Antalya olduğu anlaşılmakla, mahkememiz dosyada yetkilidir ve davalı sigorta şirketinin yetki itirazı yerinde değildir. Dava, trafik kazası (haksız fiile) dayanmaktadır. Kanun koyucu bu kapsamda hak düşürücü süre öngörmemiştir.
Zaman aşımının geçip geçmediği hususuna bakıldığında ise; Özel hukukta teknik bir kavram olan zamanaşımı, bir hakkın kazanılmasında veya kaybedilmesinde kanunun kabul etmiş olduğu sürenin tükenmesi anlamına gelmektedir. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu 72-73 maddeleri arasında düzenlenen zamanaşımı, hakkın ileri sürülmesini engelleyici nitelikte olup, alacak hakkı alacaklı tarafından, yasanın öngördüğü süre ve koşullar içinde talep edilmediğinde etkin bir hukuki himayeden, başka bir deyişle, dava yoluyla elde edilebilme olanağından yoksun bırakılmaktadır.İşte, zamanaşımı hukuki niteliği itibariyle, maddi hukuktan kaynaklanan bir def'i olup; usul hukuku anlamında ise, bir savunma aracıdır (Kuru, Baki:Hukuk Muhakemeleri Usulü, Cilt:IV, İstanbul 2001, Cilt:2, s.1761;Von Tuhr. A.:Borçlar Hukuku (C.Edege Çevirisi), Ankara 1983, Cilt:1-2, s.688 vd.;Canbolat, Ferhat:Def’i ve İtiraz Arasındaki Farklar ve İleri Sürülmesinin Hukuki Sonuçları, EÜHF Dergisi, Cilt:III, Sayı:1, Kayseri 2008, s.255 vd.; HGK’nun 06.04.2011 gün ve E:2010/9-629, K:2011/70 sayılı ilamı).6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu 49 ve devamı maddeleri haksız fiillerden doğan borç ilişkilerini düzenlemektedir. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu 72. maddeye göre; Tazminat istemi, zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak iki yılın ve her hâlde fiilin işlendiği tarihten başlayarak on yılın geçmesiyle zamanaşımına uğrar. Ancak, tazminat ceza kanunlarının daha uzun bir zamanaşımı öngördüğü cezayı gerektiren bir fiilden doğmuşsa, bu zamanaşımı uygulanır. 2918 sayılı Karayolları trafik kanunu'nun 109 uncu maddesi gereğince de ; Motorlu araç kazalarından doğan maddi zararların tazminine ilişkin talepler, zarar görenin, zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak iki yıl ve herhalde, kaza gününden başlayarak on yıl içinde zamanaşımına uğrar. Dava, cezayı gerektiren bir fiilden doğar ve ceza kanunu bu fiil için daha uzun bir zaman aşımı süresi öngörmüş bulunursa, bu süre, maddi tazminat talepleri için de geçerlidir. 2918 sayılı Kanunun anılan madde hükmünde, gözden kaçırılmaması gereken husus, ceza kanununda öngörülen daha uzun zamanaşımı süresinin, tazminat talebi ile açılacak davalar için de geçerli olabilmesinin, sadece eylemin Ceza Kanununa göre suç sayılması koşuluna bağlanmış bulunmasıdır. Bu düzenlemenin iki ayrı sonucu bulunmaktadır. Söz konusu yasa hükmü, ceza zamanaşımının uygulanabilmesi için sadece eylemin aynı zamanda bir suç oluşturmasını yeterli görmekte; bunun dışında, fail hakkında mahkumiyet kararıyla sonuçlanmış bir ceza davasının varlığı, hatta böyle bir ceza davasının açılması ya da zarar görenin o davada tazminat yönünden bir talepte bulunmuş olması koşulu aranmamaktadır. Dahası, söz konusu hükümde, ceza zamanaşımının uygulanması bakımından sürücü ve diğer sorumlulular (örneğin işleten) arasında bir ayrım da yapılmamış, böylece kuralın bunların tümü için geçerli olduğu, hepsi için aynı zamanaşımı süresinin uygulanacağı öngörülmüştür.(HGK'nın 10.10.2001 gün 2001/19-652-705 ve HGK'nın 16.04.2008 gün, 2008/4-326-325 sayılı kararları ile uzamış ceza zamanaşımı benimsenmiştir) Açıklanan ilkeler ışığında somut olay değerlendirildiğinde; kaza tarihi, dava tarihi dikkate alındığında, zaman aşımının geçmediği anlaşılmakla, davalının zaman aşımı def-inin yerinde olmadığı görülmüştür.
Değer kaybı taleplerinde, Yargı kararlarında, öncelikle dava konusu aracın hasar geçmişine ilişkin tüm bilgi ve belgeler (tramer kaydı, sigorta şirketlerinde oluşturulan hasar dosyası, servis belgeleri, trafik denetleme şube müdürlüklerince tanzim edilen tutanaklar ve fotoğraflar vs) ilgili yerlerden getirtilip konusunda uzman ayrı bir bilirkişiye tevdi edilerek aracın markası, modeli,yaşı, kilometresi ve değere etki eden diğer özellikleri de dikkate alınarak dava konusu aracın kaza öncesi serbest piyasa koşullarındaki 2. el değeri ile aracın onarım sonrası serbest piyasa koşullarındaki 2. el değeri (kaza sonrası onarımla değişen orijinal parçalar varsa bunların araca kattığı değer de dikkate alınarak) arasındaki farkın belirlenmesi yöntemiyle değer kaybının tespiti gerektiği belirtilmektedir. Tüm bu hususlar dikkate alınarak, mahkememizce dosya kusur ve sigorta eksperi bilirkişiye tevdi edilmiştir.
Heyet raporunda özetle; davacının her hangi bir kusurunun olmadığı, davalı asilin kusurlu davranışının olduğu, İnceleme konusu araca ait dosya ekinde bulunan geçmiş hasar kayıtları incelendiğinde, dava konusu kaza olayından önce ... tarihli geçmiş hasar kaydında '' Sağ Arka Çamurluk- Sağ Arka Çamurluk Davlumbazı – Arka Tampon - Sağ Stop '' parçalarının hasar görmüş olduğu ve aynı bölge hasarı olması nedeniyle aynı parçaların tekrar tekrar değer kaybetmeyeceği belirtilerek, değer kaybı oluşmayacağı bildirilmiştir.
Bilirkişi raporu taraflara tebliğ edilmiş ve itirazlar/beyanlar alınmıştır. İtirazların değerlendirilmesi amacıyla, eksper bilirkişiden ek rapor alınmıştır. 08/05/2024 tarihli ek raporda özetle; kök rapordaki tespitler teyit edilmiştir.
Bilirkişi raporunu hakim denetlemelidir. Öğretide Akyol, bilirkişi raporunun denetimi sadece hâkime ait bir görev değil; aynı zamanda taraflara ait bir haktır demektedir(AKYOL, Şener :Hukuk Usulünde Bilirkişilerle İlgili Bazı Problemler, Mukayeseli Hukukta Bilirkişilik Ve Sorunları, Yargıtay 125.Yıl Dönümü, s. 72 naklen). Hâkimin bilirkişinin uzmanlığı nedeniyle taşıdığı egemenliği kıracak araçları olduğu, bir yanlışın mutlaka geri döneceği ve özellikle böyle bir yanlışın müeyyidelendirileceği konularında bilirkişi inandırılmalı; böyle bir bilinç oluşturulmalıdır.“Hâkim kesinlikle ve mutlak olarak usulün egemeni olmalı; dosyaya, kendi sorumluluğunda girecek olan tanık beyanı gibi bilirkişi raporu gibi hususların adaleti saptıracak biçimlerde tezahürünü önleyecek tedbirleri almalı ve bu egemenliğini davanın sonuna kadar sürdürmelidir.” (Akyol s. 64-65 naklen). Bu hususlar doğrultusunda, bilirkişi raporlarının, hükme ve denetime elverişli, dosya kapsamına uygun olduğu kanaatine varılmıştır.
Tüm dosya kapsamı, bilirkişi kök ve ek raporları dikkate alınarak, ispatlanamayan davanın reddine karar vermek gerekmiştir.
1.Davanın REDDİNE,
2.Davacı tarafça başlangıçta yatırılan ... TL başvurma harcının mahsubu ile hazineye gelir kaydına,
3.Davacı tarafça başlangıçta yatırılan ... TL peşin harcın mahsubu ile hazineye gelir kaydına, hüküm gereği alınması gerekli bakiye kalan ... TL'nin davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
4.492 sayılı Harçlar Kanunu'nun 28. maddesi gereğince; bakiye harcın, kararın tebliğinden itibaren bir ay içinde ödenmesi gerektiğinden, kararın tebliğinden itibaren bir ay içinde ödenmeyen harç için -kanunen belirlenen sınır göz önünde tutularak- "harç tahsil müzekkeresi" yazılmasına, bakiye karar ve ilam harcının ödenmemiş olmasının, hükmün tebliğe çıkarılmasına, takibe konulmasına ve kanun yollarına başvurulmasına engel teşkil etmeyeceğinin bu şekilde hükümde belirtilmesine,
5.Davacı tarafça yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
6.6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/13 ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği 26/2. Maddeleri, 6100 sayılı HMK 297/1-ç, 326.maddeleri uyarınca, arabuluculuk faaliyeti sonunda tarafların anlaşamamaları halinde iki saatlik ücret tutarı tarifenin birinci kısmına göre ileride haksız çıkan taraftan tahsil olunmak üzere Adalet Bakanlığı bütçesinden ödeneceği öngörüldüğünden; ... TL'nin davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
7.Davalı ... kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden; ... TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı ...'ne verilmesine,
8.Davacı tarafça yatan gider avansından harcanmayan kısmın hüküm kesinleştiğinde UYAP üzerinden kontrolü de sağlanarak davacı tarafa iadesine, Dair, davacı vekili ... ve davalı sigorta şirketi vekili ...'nın yüzüne karşı kararın olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.03/07/2024 Katip ...
(e-imzalıdır)
Hakim ...
(e-imzalıdır)