Esas No
E. 2019/2353
Karar No
K. 2021/1674
Karar Tarihi
Karar Sonucu
REDDİNE
Hukuk Alanı
Ticaret Hukuku
Aramaya Dön
İSTANBUL BÖLGE ADLIYE MAHKEMESI

13. Hukuk Dairesi

E. 2019/2353 K. 2021/1674 T.
Karar Sonucu REDDİNE
Resmî Atıf İSTANBUL Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi, E. 2019/2353, K. 2021/1674, T. 25.11.2021
PDF DOCX UDF
Karar Künyesi
Mahkeme
İSTANBUL Bölge Adliye Mahkemesi
Daire
13. Hukuk Dairesi
Esas No
2019/2353
Karar No
2021/1674
Karar Tarihi
25.11.2021
Dava Türü
Hukuk
Hukuk Alanı
Ticaret Hukuku
Karar Sonucu
REDDİNE
Karar Metni Tam metin · resmî kaynaktan

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

13. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO: 2019/2353 Esas

KARAR NO: 2021/1674 Karar

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali (Gemi Ve Yük Alacaklılığından Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ: 25/11/2021

İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ:

Davacı vekili dava dilekçesi ile, müvekkili sigorta şirketine nakliyat abonman sigorta poliçesi ile sigortalı emtianın Türkiye'den Hollanda'ya nakliyesi işleminin davalı tarafından üstlenildiğini davalı tarafından navlun faturasının düzenlediğini , emtianın limana tahliye edilmesi sonrasında alt nakliyeci firma tarafından ... plakalı nakliye aracına yüklendiğini, alıcı firma tesislerine varan emtianın tahliyesi sırasında yapılan kontrollerde konteyner tavanında delik ve emtia kolilerinin ıslanmış olduğunun tespit edildiğini ve hasarın fotoğraflar ile belgelendiğini taşıyıcının hasarın meydana gelmesinde kusurlu olduğunu , yapılan tespitler sonucu 8.693,60 TL sigortalı zararının müvekkili şirket tarafından ödendiğini ve TTK'nun 1472.maddesi gereğince sigortalısının haklarına halef olduğunu ve hasar tazminatının rücuen tahsili amacıyla İstanbul 11 İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı esas sayılı icra dosyası ile yapılan takibe davalının haksız itirazı ile takibin durduğunu belirterek itirazın iptaline, takibin devamına, davalı aleyhine %20 den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı vekili cevap dilekçesi ile, müvekkili şirketin taşıma işleri komisyoncusu olduğunu emtiaların multi model taşıma kapsamında dava dışı ... Services 'a taşıttığını davanın bu firmanın acentesine ihbarını talep ettiklerini , davacı sigorta şirketinin " Ex/Gratıa " ödemesi yaptığını davacının aktif husumet ehliyetinin olmadığını TTK nın 1185. Maddesi gereğine taşıyana süresinde hasar ihbarının yapılmadığını buna göre yük konşimentoda nasıl yazılmış ise alıcısına o şekilde teslim edilmiş olarak kabul edileceğini TTK nın 1185/2. Maddesi gereğine hasarlı olduğu iddia edilen yük üzerinde her iki tarafın iştikari ile ve mahkemeler vasıtası ile yapılmış bir tespitin bulunmadığı olay yerinde yükü ve konteynerleri görmeden tahmini ile ihtimale dayanan ekspertiz raporunun bağlayıcılığının bulunmadığını ekspertiz raporunun teslimden çok sonra düzenlendiğini dava konusu taşımaya ilişkin konşimento üzerinde " Saıd TO Contaın ve " Shippers Stow Load Weıght and Cound " rezervleri bulunduğu bu rezervlere göre taşıyan müvekkilinin taşımaya konu konteynerlerin içinde ne olduğunu ve nasıl halde bulunduğunu bilmediğini emtianın tam zayi olmasının mümkün olmadığını hasarın deniz taşıması sırasında mı yoksa kara taşıması sırasında meydana geldiğinin ispat edilemediğini belirterek davanın reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:

İlk Derece Mahkemesi 21/12/2017 tarih ve 2016/422 Esas - 2017/438 Karar sayılı kararında; "...Davacı ve davalı vekilleri beyanları, dosyaya sunulan deliller, inceleme sonrası ibraz edilen bilirkişi raporları ile tüm dosya kapsamına göre, davacı sigorta şirketine nakliyat sigorta poliçesi ile sigortalı emtianın davalı şirketin sorumluluğunda deniz yolu ile nakliyesi sırasında hasara uğradığı nedenle sigortalısına ödediği hasar tazminatının davalı taşıyandan TTK nun 1472.maddesi gereğince rücuen tahsili amacıyla İstanbul 11 İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı icra dosyası ile icra takibi yapıldığı, davalının takibe İİK 66. maddesi ile süresinde itirazı ile takibin durduğu, ve davacının İİK 67. maddesi gereğince 1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde davanın açıldığı, davacı sigorta şirketi tarafından sigortalısına hasar tazminatını 02/02/2015 tarihinde ödendiği ve dosyadaki mevcut DAP satışlarda satıcının sigorta sözleşmesi yapma zorunluluğu olmayıp sigorta sözleşmesinin yapılması taraflar arasındaki anlaşmaya bağlı olup söz konusu dosyadaki nakliyat emtia sigorta poliçesi kapsamında sigorta şirketi tarafından sigortalısına hasar bedelinin ödendiği ve sigorta poliçesi gereğince istisna edilen hallerden sigortalının konteynerin elverişli olmadığına dair bilgilerinin olduğu belirlenemeyip davacının geçerli bir sigorta sözleşmesi gereğince ve belirlenen hasar bedelinin sigortalısına ödediği anlaşılmakla davacının aktif husumet ehliyetinin bulunduğu davalı tarafından sigortalı adına navlun faturasının düzenlendiği anlaşılmakla davalı tarafından sigortalı adına navlun faturası düzenlendiği navlun faturasında gemi adı olarak ..., yükleme limanı İzmir boşalma limanı Roterdam olarak belirlendiği anlaşılmakla TTK nun 917 - 921.maddeleri gereğince taşıma işleri komisyonculuğu ile komisyoncunun eşya taşıtmayı üstlendiği taşımayı kendisinin bizzat yapabileceği gibi başkasına da yaptırabileceği fiili taşıyanın ... firması olduğu dosyadaki mevcut fatura ve belgelerden davalının pasif husumet ehliyetinin bulunduğu, davalıya karşı dava açılabileceği, bu davalının düzenlediği navlun faturası ile sigortalı şirkete karşı taşıyan sıfatına haiz olduğundan dolayı davalının pasif husumet ehliyetine sahip olduğu TTK'nun hak düşürücü süre başlıklı 1188 maddesinde eşyanın ziyaı veya hasarı ile geç tesliminden dolayı taşıyana karşı her türlü tazminat istem hakkının 1 yıl içerisinde yargı yoluna başvurulmadığı takdirde düşeceği hükmüne yer verilmiş olup hasar tespit tarihinin, 13/01/2015, takip tarihinin 28/10/2015 olduğu TTK'nun 1188.maddesi gereğince 1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde takibin başlatılmış olduğunun anlaşıldığı, dosyada ibraz edilen bilirkişi raporunda, tarafların aktif ve pasif husumet ehliyetlerinin bulunduğu konşimentoda " Shippers Shıppd On Board = konteynerin gemiye yüklendiği " , FCL/FCL " = ürünlerin tek bir yükleyici tarafından yüklendiği ve yine tek bir alıcıya sevkedildiği " Shippers Load Stow Weıght and Cound "= söz konusu malların konteynere yüklenmesi istifa tartımı ve sayımı işlemlerinin bizzat yükleyici tarafından yapılmış olduğu kayıtlarının mevcut olup bu kayıtların birlikte değerlendirilmesinde emtianın gemiye hasarsız yüklenmiş olduğunun anlaşılıp gemi limanda tahliye edildikten sonra konteynerde gözle görülür bir hasarın olması durumunda gemi ve liman görevlileri tarafından konteyner el değiştirme tutanağının veya konteynerin limandan gönderilenin yetkili temsilcisi tarafından teslim alındığı sırada tutulmuş bulunan bir hasar tutanağının bulunmadığı konteynerin deliği ve emtiadaki ıslaklığın depoda tutulan 13/01/2015 tarihli teslim tutanağı ile belirlendiği ve gümüş nitrat testinin yapılmadığı , konşimentoda emtianın konteynerin dış görünüşü ile ilgili olarak bir kayıt olmadığı taktirde konteynerin kusursuz teslim edildiğini bunu iddia eden tarafa düşüp taşıyanın sorumlu olduğu süreçte hasarın meydana geldiğinin ispatlanamadığını, TTK nın 1184 ve 1185. Maddenin 1 ve 2. Fıkralarında yer alan hasarın tespiti ve ihbarına ilişkin koşulların karşılanmadığı, ıslanmanın davalı taşıyanın o sorumlu olduğu süreçte meydana geldiğinin ispat edilmediği nedenle davalının sorumlu tutulamayacağı mahkemenin aksi kanaatte olması halinde 2.902,14 Euro hesaplama ve 8.110,32 TL olarak ödenen hasar tutarının kadri marufunda olduğu belirtildiği sigortalı şirket tarafından davalı şirkete hasarın rücuna dair dosyada tebliğ edildiği dahi belli olmayan bir belgenin bulunup alıcı tarafından 13/01/2015 tarihinde hasarın belirlendiğinin belirtildiği dosyada mevcut ekspertiz raporunda , hasarın muhtemelen konteynerin üst köşesinin delinmesi neticesinde açılan delikten sızan yağmur sularından dolayı oluştuğunun belirtilip söz konusu ekspertiz raporunun tahmine dayalı olarak düzenlendiği TTK nun 1185/6 maddesinde belirlenen şekilde usule uygun olmadığı, TTK nun 1185/4.maddesinde "Eşyanın zıya veya hasarı ne bildirilmiş ne de tespit ettirilmiş olursa, taşıyanın eşyayı denizde taşıma senedinde yazılı olduğu gibi teslim ettiği ve eğer eşyada bir zıya veya hasarın meydana geldiği belirlenirse, bu zararın taşıyanın sorumlu olmadığı bir sebepten ileri geldiği kabul olunur. Şu kadar ki, bu karinelerin aksi ispat olunabilir." hükmüne yer verilmiş olup, dosyada davalı taşıyanın veya temsilcisinin bulunduğu bir hasar tutanağının olmadığı, sadece davacının sigortalısı tarafından davalı şirkete, taşıyana usulüne uygun olarak yapılmadığının anlaşıldığı, bu durumda zararın taşıyanın sorumlu olmayacağı bir sebepten ileri geldiği sonucunun doğduğu, bu durumda davalı taşıyan lehine oluşan karinenin aksinin davacı tarafından ispatlanması gerektiği, yükün boşaltılmasında konteynerde haricen hasarın olduğuna dair herhangi bir tutanağın bulunmadığı, konteynerin limanda tahliye edilmesi sırasında hasarlı olduğunu gösteren bir raporun bulunmadığı ve gümrük işlemlerinin bitirilmesinin ardından limandan çıkışı sırasında ve kara nakliyesi için teslim alındığı esnada düzenlenen bir tutanağın bulunmadığı, taşıma sırasında da konteynerlerin hasarlı olup olmadığına dair bir açıklamanın yer almadığı, emtianın limandan tahliyesi sonrası Sv 71 Bar plakalı nakliye aracı ile alıcı firmanın tesislerine götürüldüğü ve firmanın tesislerinde konteyner tavanındaki delik nedeni ile emtianın ıslanmış olduğunun belirtilip bu belgenin sadece sigortalı tarafından düzenlendiği ayrıca konşimentodaki kayıtlarda değerlendirildiğinde konteynerin dış görünüşü itibariyle yüklendiğinde herhangi bir kaydın tutulmadığı konteynerin gemiye yükleme kaydının sadece konteynerin görünüm itibariyle durumunun belirtildiği yükte meydana gelen hasarın taşımanın hangi aşamasında meydana geldiğinin ortaya konulamadığı ve davalı taşıyan lehine oluşan karinenin aksini ispat hususunda yeterli bir delil olmadığı ve dosyada emtia üzerinde yapılan bir gümüş nitrat testide bulunmadığından , davanın reddine karar verilmesi gerektiği sonuç ve kanaatine varılarak aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. ..."gerekçesi ile, Davanın reddine karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:

Davacı vekili istinaf dilekçesi ile,

Zararın taşıma süreci içerisinde meydana geldiğini, dava dosyasında mübrez delillerle bu hususun taraflarınca ispatlandığını, bilirkişi raporunda davalı tarafın ispat etmesi gereken hususlar sanki davacı tarafın ispatlaması gerekirmiş gibi bir ifade kullanıldığını, zararın taşıma esnasında meydana geldiğinin sabit olduğunu, ( Yargıtay 11. HD E. 2014/8720 K. 2014/17039 T. 6.11.2014, Yargıtay 11 HD E. 2015/817 E. ve 2015/2126 K.)Somut olayda meydana gelen zararın, emtiaların bulunduğu konteynır tavanın delik olması nedeniyle emtiaların ıslanarak hasarlanmış olması olduğunu, bu hasara ilişkin taşıma belgesinde teslim sırasında alıcı ve taşıyıcı tarafından hasar şerhi düşüldüğünü, (Yargıtay 11. HD E. 2006/3231 K. 2007/11356T. 18.9.2007) Hasarın niteliği gereği, deniz taşıması esnasında meydana geldiği anlaşılmakta olduğunu, aksi halde dahi multi modal taşıma söz konusu olduğundan emtianın teslimi anına kadar taşıyıcı sorumluluğu bulunmakta olduğunu, ayrıca bilirkişi raporunun 6. Sayfasında emtianın hasarsız olarak yüklendiği hususu da tespit edildiğini, bu nedenle bilirkişinin; "ıslanma zararının davalı taşıyıcının sorumlu olduğu süreçte meydana geldiğinin ispat edilemediği" değerlendirmesi tamamen hatalı olduğunu, (Multimodal Taşımalarda Taşıyıcının Sorumluluğu, Yrd. Doç. Dr. Burak Adıgüzel, s. 220 ve 223) (TTK m.

903.İlgili kanun hükümlerinden de anlaşılacağı üzere zarar yerinin tespit edilememesi halinde TTK m.875 vd. hükümleri uygulanacağını, buna göre de taşıyıcı yükü teslim aldığı andan teslim ettiği ana kadar geçecek sürede yükte meydana gelecek hasar ve zıyadan sorumlu olduğunu, davalının aksi yöndeki iddiaları yerinde olmadığını,

Yukarıdaki açıklamalara ek olarak bilirkişinin ihbar hususundaki değerlendirmesinin de hatalı olduğunu, bilirkişi hem taşımanın multimodal taşıma olduğunu kabul ettiği, hem de bu konuda düzenlenen Kanun maddesini değerlendirmeksizin hatalı bir sonuca ulaştığını, kaldı ki TTK 1185.maddesine göre dahi ihbarın yapılmaması hak düşümüne neden olmadığını, ( Yargıtay 11. HD. 26.04.2010, E. 2008/13060, K. 2010/4432)

Yukarıdaki açıklamalar gereği işbu davaya TTK m.875 vd. hükümleri uygulanacağından söz konusu içtihattan da anlaşıldığı üzere ihbarda bulunulmaması tazminat hakkı düşmeyeceğini, alıcı ile taşıyıcı tarafından taşıma belgesine düşülen şerh ile hasarın taşıma sırasında meydana geldiği ispat olunduğunu, ( Yargıtay 11.HD 2005/12615 E. 2007/1540 K. 8.2.2007 T.)

Bilirkişinin öncelikle multi modal taşıma söz konusu olması nedeniyle TTK 1184 ve 1185. Maddelere dayanarak ihbar külfetinin yerine getirilmediği yönündeki tespiti hatalı olup, aksi halde dahi, taşıyıcının ters çevrilmiş ispat yüküne karşın müvekkil tarafından somut delillerle hasarın taşıma sırasında meydana geldiği yönündeki kanıtları dikkate alınmasızın değerlendirme yapılması tamamen hatalı olduğunu,

Müvekkili tarafından sigortalıya yapılan sigorta tazminatı ödemesi poliçe kapsamında olduğu ve geçerli bir ödeme olduğunu, sigortalının işbu tazminatı elde etmekte menfaati bulunmakta olduğunu, (Yargıtay 11. Hukuk Dairesi E. 2015/1671 K. 2016/652 T. 21.1.2016, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi E. 2015/3616 K. 2015/10461 T. 14.10.2015, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi E. 2012/1030 K. 2013/1153 T. 21.1.2013) İçtihatlarda da görüldüğü üzere; Konşimento belgesinde CIF taşımaya ilişkin bir kayıt bulunmaması halinde,

Herhangi bir kabul anlamına gelmemekle birlikte taşıma şeklinin CIF olduğu düşünülse dahi, yerleşmiş içtihatlar uyarınca satıcının alıcıdan tahsilat gerçekleştirmemiş olduğu halde, satının mal üzerindeki menfaatinin devam ettiği, dolayısıyla satıcının sigorta tazminatını ödeyerek haklarına halef olan sigortacının yapmış olduğu ödemenin hatır ödemesi olmadığının anlaşıldığını,

Deliller arasında yer alan banka ödeme dekontu dava dışı sigortalıya yapılan toplu ödemeye ilişkin olduğunu, müvekkilinin TTK 1472 kapsamında davalılara rücu hakkı bulunduğunu ispatlamakta olduğunu, ayrıca müvekkilinin sigorta hukukundan doğan kanuni halefiyet hakkı ile birlikte TBK mad.183 vd.hükümlerinde düzenlenen alacağın devri hakkı da bulunmakta olduğunu,

Dava dilekçesi ekinde (Delil No 3)'de ödeme dekontu dosyaya sunulduğunu, müvekkili sigorta şirketinin sigorta ilişkisi dışında temlik (TBK m. 183 vd.) hükümleri uyarınca üçüncü kişilere karşı kazanmış olduğu dava ve icra haklarına bağlı olarak talep hakkı bulunmakta olduğunu, bu sebeple müvekkili akdi halef sıfatını kazandığını, öte yandan müvekkilinin TTK 1472 Kapsamında kanuni halef sıfatına da haiz olduğunu,

Müvekkili sigorta şirketi ile sigortalısı arasındaki ilişkide TBK'nın temlik hükümlerinden de yararlanabileceğine ilişkin Yargıtay kararları ve Hukuk Genel Kurulu kararları da bulunmakta olduğunu, (Yargıtay 11. HD E. 2015/15447 K. 2016/4944 T. 2.5.2016, Yargıtay 11. HD E. 2015/14359 K. 2016/393 T. 18.1.2016, Yargıtay 11. HD E. 2014/1024 K. 2014/8041 T. 29.4.2014, Yargıtay HGK E. 2012/11-1602 K 2013/712 T. 15.5.2013) Yapılan ödeme sigorta kapsamında olup müvekkili sigortacının ödemiş olduğu tazminat miktarınca zarar sorumlusuna rücu imkanı bulunduğunu,

Davalı tarafından hazırlanmış navlun faturası, davalının taşıyıcı olduğunun kanıtlar nitelikte olduğunu, sırf bu sebeple dahi davalı söz konusu hasardan sorumlu olduğunu ve aksi yöndeki iddialarının yerinde olmadığını,

İlk derece mahkemesinin husumete ilişkin değerlendirmelerine, mahkemeye sundukları taşıma ilişkisini belgeleyen navlun faturasını (Delil No 5) ve konşimentoyu (Delil No 6) düzenleyen taraf olması, nedeniyle, katıldıklarını, (Yargıtay 11. Hukuk Dairesi E. 2015/4749 K. 2015/11325 T. 2.11.2015, Yargıtay11. HD E. 2015/3631 K. 2015/13298 T. 12.10.2015, Yargıtay 11. HD E. 2014/17547 K. 2015/2991 T. 5.3.2015)

Davalı işbu navlun faturasını düzenlemekle, müvekkili sigortalısına karşı taşıma sürecinin tamamını üstlendiğini, burada taşıma işleminin fiilen davalı tarafından gerçekleştirilmesi aranması gerektiğini, davalı navlun faturasını düzenlemekle, taşıma sürecinin kendi sorumluluğunda olduğunu taahhüt etmiş olduğunu, Davalı işbu navlun faturasını düzenlemekle birlikte, konşimentonun taşıyan hanesinde unvanı bulunmakta olduğunu, bu da konşimento belgesinin davalı tarafından düzenlenmiş olduğunu kanıtlamakta olduğunu, konşimentonun tarafları bağlayan esaslı taşıma belgesi olması, davalının hem konşimentoyu hem navlun faturasını düzenleyen taraf olması, sorumluluğuna gidilecek kişi olması için yeterli hususlar olduğunu, Davalı taşıyan sıfatını haiz olmakla birlikte düzenlemiş olduğu navlun faturası ile TTK m.928 taşıma işleri komisyoncusuna ilişkin hükümlerin uygulanması da imkan dahilinde olduğunu, ancak davalının iddialarının aksine, iddialarının somut delillere dayandığını, davalının navlun faturasını düzenleyen taşıyan sıfatıyla pasif husumet ehliyeti bulunmakta olduğunu ve bu fatura ile taşıma işinin tamamını organize etmeyi taahhüt ettiğini, davalının, iddialarının aksini hiçbir ispat vasıtası bulunmamakla birlikte, taşıma hukukunun temel prensibi gereğince taşıyıcının ters çevrilmiş ispat yükü bulunmakta olduğunu, Davalı emtia tanımına ve yapısına uygun bir konteyner sağlamadığı ve yüke elverişli bir taşıma gerçekleştirmediğini, (TTK m. 1141-(1)) (Bülent Sözer, Deniz Ticareti Hukuku, İstanbul 2012, s. 629, s.639, s.641) Davalının taşıma süresince yüke nezaret etme, onun ziya ve hasara uğramaması için gereken özeni gösterme yükümlülüğü altında olduğunu, (Yargıtay İL HD. E. 2014/14730 K. 2015/36 T. 12.1.2015)

Tüm bu hususlar değerlendirildiğinde, ve diğer beyanlar dikkate alındığında, meydana gelen hasardan davalının sorumlu olduğu taraflarınca ispat edildiğini, davalının cevap dilekçesi ekinde itiraz ve savunmalarını ispatlar nitelikte hiçbir delil sunmadığı, bu nedenle somut delilleri ve iddiaları doğrultusunda davanın kabulüne karar verilmesi gerektiğini, Sigortacılık Kanunu 22.maddesinin 17.fıkrasında; aynı maddenin 13.fıkrası uyarınca tarafsız olmak zorunda olan eksperlerin düzenlediği raporun delil niteliğinde olduğunun belirtildiğini,

Aksi davalı tarafça kanıtlanamamış olduğundan davalı taşıyıcının sorumluluğu sabit olduğunu, ilk derece mahkemesince hatalı bir değerlendirme yapıldığını, ekspertiz raporunda da rücu muhatabının davalı BATI NAK. olduğu ifade edildiği, ekspertiz raporunun hasar niteliği ve sovtaj kısmında; “Alıcı firma tarafından yapılan incelemeler sonrası 6 adet buzdolabının tamamen ıslandığı tespit edilmiş olup onarılamayacak nitelikte olması … Yapılan görüşmelerde buzdolaplarının onarım masrafının, buzdolaplarının yeni bedelini aşabileceği ve onarılsa bile ileride ıslanmaya bağlı arızların gerçekleşmesi ihtimalinin yüksek olması sebebiyle 6 adet buzdolabının hurdaya ayrıldığı …. Emtianın kullanılamayacak halde olması ve Hollanda’da bulunması sebebiyle sovtaj değeri bulunmamaktadır.” şeklinde belirtildiğini,

Hasarlı ancak ekonomik bir değeri olan mallar sigortalının onayı ile satılacağı ve satılan malın parası hasar dosyasına gelir "sovtaj" olarak kayıt edildiğini, ancak olayda yukarıda da açıklanan nedenlerle böyle bir durum söz konusu olmadığını, davalının aksi iddiaları sübjektif olup somut olayın gerçekleri ile bağdaşmadığını, bu nedenle davalının sovtaja ilişkin savunmalarının yerinde olmadığını,

İleri sürerek istinaf başvurusunun kabulü ile, ilk derece mahkemesi kararının istinaf incelemesi sonucunda kaldırılmasına, davanın kabulüne, akabinde müvekkilinin davalılardan olan 8.693.60 TL alacağına ilişkin İstanbul 11. İcra Müdürlüğünün ... E. sayılı icra takibine yapılan itirazın iptali ile takibin devamına, yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, % 20 den az olmayan oranda icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ:

HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava, nakliyat emtia abonman alt sigorta poliçesine dayalı rücuen tazmin talebiyle başlatılan icra takibine itiraz üzerine açılan itirazın iptali davasıdır. Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.

Davanın dayanağı olan Nakliyat Emtia Abonman Alt Sigorta Poliçesi incelendiğinde ; Sigortacının davacı sigorta şirketi, sigortalının ise ...San. Ve Tic. A.Ş., Sevk başlangıç yerinin Manisa/Türkiye, Sevk bitiş yerinin Hollanda, Nakil Vasıtasının Gemi, Gemi Adının: MSC RAFAELA, Sigorta Teminatının: Denizyolu yurt dışı taşımasını kapsadığı anlaşılmıştır.

HMK 266 maddesindeki "Mahkeme, çözümü hukuk dışında özel veya teknik bilgiyi gerektiren hallerde, taraflardan birinin talebi üzerine yahut kendiliğinden bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar verir..." ve yine HMK 282 maddesindeki "Hakim bilirkişinin oy ve görüşünü diğer delillerle birlikte serbestçe değerlendirir," yasal düzenlemeleri de gözetildiğinde;

Davacı vekili tarafından davanın esasına yönelik ileri sürülen istinaf sebepleri yargılama aşamasındaki dilekçeleri ve bilirkişi raporlarına yönelik verdiği beyan dilekçeleri ile de ileri sürüldüğü, İlk Derece Mahkemesine sunulan deliller, bilirkişi heyeti tarafından düzenlenen rapordaki tespitler de dikkate alındığında mahkeme gerekçesinde belirtildiği üzere; İZM-RTM-1518 nolu konişmentoda konteynere ilişkin herhangi bir hasar kaydının olmadığı, konişmentoda; " Shıpped On Board = konteynerin gemiye yüklendiği " , FCL/FCL " = ürünlerin tek bir yükleyici tarafından yüklendiği ve yine tek bir alıcıya sevkedildiği " Shıpper's Load Stow Weıght and Cound = söz konusu malların konteynere yüklenmesi, istifi, tartımı ve sayımı işlemlerinin bizzat yükleyici tarafından yapılmış olduğu,'' kayıtlarının mevcut olup bu kayıtların birlikte değerlendirilmesinde, emtianın gemiye hasarsız yüklenmiş olduğu anlaşılmaktadır. Konteyner, ilk olarak İzmir Limanında MSC RAFAELA isimli gemiye yüklendiği, daha sonra Rotterdam limanında tahliye edilmiştir.Gemi limanda tahliye edildikten sonra konteynerde gözle görülür bir hasarın olması durumunda gemi ve liman görevlileri tarafından konteyner el değiştirme tutanağının veya konteynerin limandan gönderilenin yetkili temsilcisi tarafından teslim alındığı sırada tutulmuş bulunan bir hasar tutanağının bulunmadığı, konteynerin deliği ve emtiadaki ıslaklığın alıcının deposunda tutulan 13/01/2015 tarihli '' CMR kamyon teslim tutanağı'' üzerine düşülen hasar notu ile belirlendiği, gerek exper raporunda, gerekse tutanaktan hasarın sudan kaynaklandığı ancak deniz suyu veya tatlı su olup olmadığını tesbit edebilmek adına gümüş nitrat testinin yapılmadığı, bu durumda ıslanma zararının deniz taşıması kısmında mı yoksa kara taşıması kısmında mı oluştuğu dosya kapsamı itibariyle tesbit edilemediği anlaşılmıştır.Davacı vekili istinaf dilekçesinde, somut olayda multi modal taşıma söz konusu olduğundan emtianın teslimi anına kadar davalı taşıyıcının sorumluluğunun bulunduğu ve oluşan hasardan davalının sorumlu olduğunu ileri sürmüş ise de, sigorta poliçesinde, sigorta teminatının: Denizyolu yurt dışı taşımasını kapsadığı düzenlenmiş olup yükte meydana gelen hasarın taşımanın hangi aşamasında (deniz-karayolu) meydana geldiğinin ortaya konulamadığı ve davalı taşıyan lehine oluşan karinenin aksini ispat hususunda yeterli bir delil olmadığı ve aksinin davacı tarafça isbatlanamadığı anlaşılmakla; ilk derece mahkemesinin kabul ve gerekçesinin dosya kapsamına, usul ve yasaya uygun olup davacı vekilinin aksi yöndeki istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir. Sonuç itibariyle, ilk derece mahkemesince verilen karar usul ve yasaya uygun olup kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaatine varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;

1.Davacının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK' nın 353/1-b1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,

2.Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan 121,30.TL istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına,

3.Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince istinaf edenden alınması gereken 59,30.TL istinaf karar harcından, istinaf aşamasında peşin olarak yatırılan 44,40.TL harcın mahsubu ile bakiye 14,90.TL'nin davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,

4.İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep eden üzerinde bırakılmasına,

5.Artan gider avansı varsa talep halinde yatıran tarafa iadesine,

6.Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 25/11/2021 tarihinde HMK' nın 362/1-a maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.

İlgili Mevzuat & Etiketler
© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.

İçtihat Pro Blog