14. Hukuk Dairesi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
14. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2020/165
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 17. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 07/12/2017
NUMARASI : 2016/58 E. - 2017/425 K .
DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali (Gemiye yakıt temininden kaynaklı)
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın kabulüne dair verilen karara karşı, davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; davalının ... gemisinin maliki olduğunu, müvekkili şirket tarafından gemiye 03.10.2014 tarihinde verilen ihrakiye hizmetinin ödenmemiş bedelinin tahsili amacıyla İstanbul .... İcra Dairesinin ...
E. Sayılı dosyası ile 16.04.2015 tarihinde icra takibi başlatıldığını, ancak borçlu tarafından yapılan haksız ve kötü niyetli olduğu iddia edilen itirazlar sonucunda icra takibinin durduğunu, davalı borçlunun maliki oldukları gemiye, bulunduğu Malta limanında toplam 49,947 Ton deniz yakıtı verilmesi için 30.09.2014 tarihinde talepte bulunulduğunu, bu talep doğrultusunda satış talimatının teyit edildiğini, müvekkili tarafından deniz yakıtının teslim edilmesi için gerekli girişimlerin yapıldığını ve nihayetinde 03.10.2014 tarihinde müvekkili şirket ifa yardımcısı/ acentesi ... şirketi tarafından talep edilen miktar ve niteliklerdeki deniz yakıtının eksiksiz olarak teslim edildiğini, gerek satış sözleşmesi gerekse de teslimatın borçlunun kabulünde olup, bu konuda borçlu tarafından herhangi bir itiraz yapılmadığını, iş bu satış ve verilen hizmet bedeli olan 41.856,96 Amerikan Doları tutarındaki alacağa dair müvekkili tarafından 03.10.2014 tarihli Seri ... seri numaralı fatura düzenlenerek davalılara gönderildiğini, düzenlenen faturada vade tarihinin 16.11.2014 olarak açıkça belirtilmiş olmasına rağmen bu borcun, müvekkili tarafından icra takibi başlatılıp 24.04.2015 tarihinde borçluya ödeme emrinin tebliğ edilene kadar kısmen bile olsa ifa edilmediğini, borçlu tarafından icra müdürlüğüne sunulan dilekçede borcun varlığının reddedildiğini, ancak anılan dilekçenin verildiği aynı gün içerisinde icra dosyasına kısmi ödeme yapıldığını, alacağın yasal takibine sebebiyet verdiği açıkça ortada iken borcun tamamını ödememesi ve aynı gün alacağın tamamına ilişkin itirazda bulunarak takibin devamını engellemesinin borçlunun kötüniyetinin açık bir göstergesi olduğunu belirterek; davanın kabulü ile davalının İstanbul .... İcra Dairesinin ... E. sayılı dosyasına vaki ve haksız itirazlarının iptaline, takipten sonra yapılan ödemenin öncelikle faiz, takip giderleri ve vekalet ücretine mahsubu ile tahsilde tekerrüre yer vermeyecek şekilde bakiye borç yönünden icra takibinin devamına, toplam takip tutarının yüzde kırkından az olmamak kaydıyla icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, savunmasında özetle; davacı şirketin müvekkili şirket aleyhine İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyası tahtında başlatmış olduğu takibe ilişkin ödeme emrinin davalı şirkete tebliğ edildiğini, davalı şirket tarafından 04/05/2015 tarihinde de söz konusu ödeme emrine karşı itiraz dilekçesinin sunulduğunu, müvekkili şirket kayıtlarının incelenmesi neticesinde davacı şirketin alacaklı olduğunun tespit edildiğini ve aynı gün 111.537,00 TL'nin İstanbul ... İcra Müdürlüğü hesabına yatırıldığını, ödeme ile birlikte borcun sona erdiğini, ödenen tutarın davacı tarafın hesabına icra müdürlüğünün tasarrufu neticesinde gönderilmemesinin mevcut durumu değiştirmeyeceğini, davacı tarafın icra müdürlüğünden dosyaya yatırılan tutarın kendi hesaplarına gönderilmesini talep etmiş ise de dosyada itiraz bulunduğu gerekçesi ile talebin reddedildiğini, akabinde davacı tarafın şikayeti üzerine İstanbul 1. İcra Hukuk Mahkemesinin 2015/764 esas ve 2016/144 karar sayılı dosyası tahtında incelendiğini, şikayetinin kabulü yönünde karar verildiğini, icra hukuk mahkemesi kararıyla da itirazdan sonra yapılan ödemenin ödenen tutar yönünden itirazdan vazgeçildiği anlamına geldiğinin ortaya çıktığını, bu noktada İcra Müdürlüğü nezdinde iptaline karar verilmesi gereken bir itirazın bulunmakta olduğunu, İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyasına davacının borçlu sıfatına haiz olduğu İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyasından 5.752.487,03 TL tutarındaki ihtiyati haciz nedeniyle işbu dosya üzerindeki borç miktarı kadar haciz konulduğunu, İstanbul ... İcra Müdürlüğünün söz konusu müzekkere üzerine dosyada itiraz bulunduğu gerekçesi ile dosyada bulunan tuar üzerine haciz tatbik ettiğini ve taraflarınca yatırılan miktarı davacı şirketin hesabına göndermediğini, icra müdürlüğünün işlemi ve tasarrrufu neticesinde davalı şirket tarafından dosyaya ödenen tutarın davacı tarafa ödenmemesi sorumluluğunun müvekkili şirkete yüklenemeyeğini, İstanbul 1. İcra Hukuk Mahkemesinin 01/03/2016 tarih 2015/764 esas ve 2016/144 karar sayılı kararında icra dosyasına ödeme yapılmasının itirazdan vazgeçmiş sayılacağının belirtilmekte olduğunu, İcra Müdürlüğü dosyasında İİK hükümlerine göre geçerli bir itiraz bulunmadığından davacı tarafın itirazın iptali ve icra inkar tazminatı talebinin dayanağının da kalmadığını, icra dosyasına ödenen tutarın asıl alacak ve ferilerini karşılamakta olduğunu, davacı tarafın öncelikli olarak alacağının usulüne uygun olarak ticari defter ve kayıtlarla ispatlamasının gerekmekte olduğunu ileri sürererek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.Davanın açıldığı İstanbul 18.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2015/1108 Esas, 2015/786 Karar ve 23.11.2015 tarihli kararı ile; davalının maliki olduğu gemiye deniz yakıtı hizmeti verilmesi nedeniyle davalı gemi sahibi kaptana karşı açılan davanın denizcilik mevzuatına ilişkin bulunduğu gerekçesiyle İstanbul Denizcilik İhtisas Mahkemelerinin görevli olduğu belirtilerek görevsizlik kararı verilmiştir. Karar temyiz edilmeksizin kesinleşmiştir. İstinafa konu eldeki karar, görevli mahkemece verilmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "...Mahkememizce yapılan yargılama ve toplanan tüm delillerden, davacı tarafından davalıya 03.10.2014 tarihli, ... seri, ... sıra no.lu fatura konusu 41.856,96 USD karşılığı akaryakıt tedariki yapıldığı, bu fatura borcunun takip tarihi itibarı ile ödenmediği, taraflar arasında borç aslı ve ticari ilişki konusunda ihtilaf bulunmadığı, davalı tarafça icra dosyasına müvekkillerinin alacaklı gözüken şirkete doğmuş ve veya doğacak herhangi bir borcunun bulunmadığı öne sürülerek yetkiye, asıl alacak miktarının tamamına, işlemiş faize, talep edilen faiz oranına ve diğer tüm ferilerine itiraz edildiği, aynı tarihte takip borçlusu davalı şirketçe icra müdürlüğü hesabına 111.537 TL ödendiği, bu şekilde 1. İcra Hukuk Mahkemesi' nin 2015/764 esas, 2016/144 karar sayılı ilamında da ifade edildiği üzere, borçlunun kısmi ödeme yapması durumunda itirazından ödediği kısım kadar vazgeçmiş sayılacağı, ancak davacı tarafça mahkememize tüm takip miktarı ile itibariyle dava açıldığı ve davalı tarafça da ödemeye ve asıl borca da itirazının bulunmadığını açıkça ifade ettiği, icra dosyasına vaki itirazın iptali davasında, mahkememizin yetkisinin asıl alacak ve faizini belirleme ile sınırlı olduğu, bunun dışındaki icra harç ve masraflarının mahkememizce tespiti yoluna da gidilemeyeceği, bilirkişi raporunda da ifade edildiği üzere, takip tarihi olan 16.04.2015 tarihinden önce davacının davalı yanı temerrüde düşürdüğünün sabit olmadığı, işlemiş faiz talebinin yerinde olmadığı, 16.04.2015 ile ödeme tarihi olan 04.05.2015 arasında 18 gün için işlemiş faizin yıllık %7 hesabıyla 146,50 USD hesaplandığı olayda, davacının davasının kısmen kabulü ile İstanbul .. İcra Müdürlüğünüün ... esas sayılı takip dosyasının 146,50 USD işlemiş faiz açısından devamına, asıl borç miktarı açısından uyuşmazlık bulunmadığından ve borçlununda asıl borç miktarını itirazı kayıt olmaksızın ödemesi karşısında asıl borç miktarı açısından karar verilmesine yer olmadığına, aynı gerekçeyle icra inkar tazminatı talebinin reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir." gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile İstanbul .... İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı takip dosyasının 146,50 USD işlemiş faiz açısından devamına, asıl borç miktarı açısından uyuşmazlık bulunmadığından ve borçlununda asıl borç miktarını itirazı kayıt olmaksızın ödemesi karşısında asıl borç miktarı açısından karar verilmesine yer olmadığına, aynı gerekçeyle icra inkar tazminatı talebinin reddine, karar verilmiştir.
Bu karara karşı, davalı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davalı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Önceki beyanlarını tekrarlamış ve ilk derece mahkemesi kararına dayanak olan bilirkişi raporunda davacı tarafın alacağının 146,50.-USD olduğunun tespit edildiği, davacı tarafın 43.612,62.-USD (Harca esas değer 124.732,09.-TL) üzerinden açtığı davanın kısmen kabulü ile 146,50.-USD tutar yönünden davanın kabulüne karar verildiğini, davanın kabul/red oranı yaklaşık olarak binde 3,5 civarında olduğunu, buna karşılık mahkeme tarafından müvekkili davalı lehine hiçbir vekalet ücreti takdir edilmemişken, itirazın iptali talebine konu alacağı 43.612,62 / 146,50 oranında kabul edilen davacı lehine vekalet ücreti takdir ettiğini, davacı şirketin müvekkil davalı aleyhine İstanbul .... İcra Müdürlüğünün .... sayılı dosyası tahtında başlatmış olduğu takibe ilişkin ödeme emri müvekkili davalıya tebliğ edildiğini, müvekkili davalı tarafından 04.05.2015 tarihinde de söz konusu ödeme emrine karşı itiraz dilekçesi sunulduğunu, ancak müvekkili davalı şirket kayıtlarının incelenmesi neticesinde davacı şirketin alacaklı olduğunun tespit edildiği ve aynı gün (04.05.2015 tarihinde) 111.537,00.-TL müvekkili davalı tarafından İstanbul ... İcra Müdürlüğü’nün hesabına yatırıldığıni, İstanbul ... İcra Müdürlüğü’nün ... E. sayılı dosyasına davacı şirketin borçlu sıfatına haiz olduğu İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... E. sayılı dosyasından, 5.752.487,03.-TL tutarındaki ihtiyati haciz nedeniyle işbu dosya üzerindeki borç miktarı kadar haciz konulduğunu, İstanbul ... İcra Müdürlüğünün söz konusu müzekkere üzerine dosyada bulunan tutar üzerine haciz tatbik ettiğini ve müvekkili davalı tarafından yatırılan miktarı davacı şirketin hesabına göndermediğini, İcra Müdürlüğünün işlemi ve tasarrufu neticesinde müvekkili davalı tarafından dosyaya ödenen tutarın davacı tarafa ödenmemesinin sorumluluğunun müvekkili davalıya yüklenemeyeceğini, İcra dosyasına 04.05.2015 tarihinde ödenen tutarla asıl alacağın sona erdiğini, davacı tarafın ise itirazın iptali davasını 10.02.2016 tarihinde, yani dosyaya yapılan ödemeden yaklaşık dokuz ay sonra açtığını, bu açıdan müvekkili davalının itirazın iptali davasının açılmasına sebebiyet vermediğini, davacı tarafın itirazın iptali davasını açtığı 10.02.2016 tarihi itibariyle işbu davayı açmasında hukuki yarar bulunmadığını, açıklanan nedenlerle dava konusu hadisede dava açılmasına müvekkili davalının sebebiyet vermediğini ve davanın kabul/red oranı dikkate alınarak müvekkili davalı lehine vekalet ücretine karar verilmesi gerektiğini, bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına, davanın reddine, müvekkili yaranına yargılama gideri ve avukatlık ücretinin davacıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE Dava, gemiye teslim edilen yakıt faturası bedelinin tahsili amacıyla başlatılan ilamsız icra icra takibine vaki itirazın iptali davasıdır. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiş; bu karara karşı, davalı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Dosya kapsamından, davacı şirket tarafından davalı şirket adına ... gemisine verilen yakıt nedeniyle 03.10.2014 tarihinde davalı şirket adına fatura düzenlendiği, fatura tutarının 41.856,96 USD olduğu, davacı şirket tarafından söz konusu fatura ile 1.755,66 USD tutarındaki işlemiş faiz olmak üzere toplam 43.612,62 USD fatura alacağının tahsili amacıyla davalı şirket ile birlikte dava dışı ... Limited Şirketi'ne karşı İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasında ilamsız icra takibi başlattığı, borçluların icra takibine karşı icra dairesinin yetkisine ve borca itiraz etmiş oldukları, davacı şirketin ise İİK'nın 67. maddesi gereğince işbu itirazın iptali davasını açmış olduğu anlaşılmıştır.
19.07.2017 tarihli bilirkişi heyet raporunda; davacı şirketçe O.W. Bunker Spain S.L. (7251) firmasına gönderilen 30.09.2014 tarihli ve 156-23456 sipariş numaralı Satın Alma Sipariş Onay Formu ile ... gemisine 03.10 2014 tarihinde Malta Limanı'nda 812,00 USD birim fiyattan 50 MT Gasoilin, 950,00 USD birim fiyattan 1 LPS Yükleme Hizmeti karşılığında siparişin kabul edildiğinin bildirildiği, anılan Sipariş Onay Formunda faturanın ibrazı üzerine teslimat tarihinden itibaren 45 gün içinde ödeme yapılacağının yazılı olduğu, ... Limited tarafından düzenlenmiş olan 03.10.2014 tarih, 034930 nolu Yakıt Teslim Makbuzuna göre: 03.10.2014 tarihinde dava konusu gemiye 49,497 MT Gazyağı teslim edildiği makbuzda gemi kaptanı kaşesi ve imza bulunduğu, davacı şirketçe davalı şirket adına düzenlenen 03.10.2014 tarih ve 080394 sayılı fatura tutarının toplam 41.856,96 USD olduğu, fatura üzerinde ödeme koşulu teslimat tarihinden itibaren 45 gün ve son ödeme tarihi 16.11.2014 olduğunun yazılı olduğu, fatura üzerindeki ödeme vadesinin, davalı şirkete gönderilmiş olan Sipariş Onay Formunda yer alan 45 günlük ödeme vadesi ile aynı olduğunun görüldüğü, davalı şirketin teslim edilen ürün miktarına ve tutarına itirazı bulunmadığı, başlatılan takipte; 41.856,96 USD asıl alacağın 16.11.2014 tarihinden itibaren yıllık 4,10 oranına göre hesaplanan 1.755.66 USD tutarındaki faizi ile birlikte tahsili talep edildiği, 3095 Sayılı Kanunun 4/a maddesine göre; sözleşmede daha yüksek akdi veya gecikme faizi kararlaştırılmadığı hallerde, yabancı para borcunun faizinde Devlet Bankalarının o yabancı para ile açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faiz oranı uygulanması gerektiği, anılan faiz oranının 09.12.2011-31.10.2016 tarihleri arasında %7 olup, davalının sipariş onay formunda belirtilen 45 günlük sürenin sonu olan 16.11.2014 tarihinde temerrüde düştüğünün kabulü halinde, 16.04 2015 takip tarihine kadar olan süredeki işlemiş faiz tutarının 1.228,97 USD olarak hesaplandığı, davacı vekilinin ise bankalarca belirlenen %10 oranına göre talepte bulunduğu anlaşıldığı, davalı şirketçe 04.05.2015 tarihinde 111.537 TL'nin ödendiği, cevap dilekçesinde, icra dosyasına ödenen tutarın asıl alacak ve ferilerini karşılamakta olduğu yönünde beyanda bulunulduğu, ödeme tarihindeki T.C.M.B. Efektif Satış Kurunun 2,6647 TL olup, davacı tarafça ödenen tutarın 41.857,24 USD olduğu, davacı vekilinin takipten sonra yapılan bu ödemenin öncelikle faiz, takip giderleri ve vekalet ücretine mahsubu ile bakiye borç yönünden takibin devamını talep ettiği, İcra Müdürlüğü tarafından yapılacak kapak hesabı ile dava tarihindeki bakiye borç miktarı hakkında sağlıklı sonuca ulaşılacak olup, davacı tarafından davalı tarafa ihrakiye-akaryakıt temini yapıldığı ve takip tarihinde 41.856,96 USD alacaklı olduğu, davalı yanın da kabulünde bulunduğu, davalı tarafça 04.05.2015 tarihinde 111.537,00 TL'nin ödendiği, ödeme karşılığının 41.857,24 USD asıl alacak miktarını karşılar nitelikte olduğunu, her ne kadar sipariş onay formlarında 45 günlük vade belirtilmiş ve bu vade aynen faturaya yansıtılmış ise de gerek sipariş onay formu, gerekse de faturanın tek taraflı davacı tarafından düzenlenmiş belgelerden olması, taraflar arasında mutabık kalınan kesin vade konusunda bir sözleşme bulunduğu anlamına gelmeyeceği, davacının takip tarihinden önce davalı yanı temerrüde düşürdüğü sabit olmadığı, takip tarihine kadar işlemiş faiz talebinin yerinde görülmediği, bu çerçevede davacının 03.10.2014 tarih ve ... sayılı fatura kaynaklı alacağı 41.856,96 USD olduğu, 16.04 2015 tarihinde takibe girişildiği gözetildiğinde bu tarihten itibaren yıllık %7 hesabıyla USD alacağına temerrüt faizi hesaplanabileceği, davalının ise 04.05.2015 tarihinde 111.537,00 TL ödeme yaptığı, ödeme tarihi kurlarında davacının asıl alacağını karşılanmakta ise de dosya borcunun kapanmadığının açık olduğu, davacının yaptığı tedarikten dolayı 41.856.96 USD alacaklı sıfatı ile takibe giriştiği 16.04.2015 tarihinde bu miktarda alacaklı olmakla birlikte davalı tarafın haksız yere itiraz ettiği, 04.05.2015 tarihli itirazın dava dışı Sonay firması için haklı olabilecek iken davalı açısından haksız olduğu, aynı gün ödemenin yapıldığı gözetildiğinde itırazın haksızlığı veya maddi hata şeklinde sehven itiraz edilmesi hususunun mahkemenin takdirinde olacağı, davacı tarafından davalıya 03.10.2014 tarihli ... seri. ... sıra nolu fatura konusu 41.856,96 USD karşılığı akaryakıt tedariki yapıldığı, bu fatura borcunun takip tarihi itibari ile ödenmediği, taraflar arasında borç aslı ve ticari ilişki konusunda ihtilaf bulunmadığı, takip tarihi olan 16.04.2015 tarihinden önce davacının davalı tarafı temerrüde düşürdüğünün sabit olmadığı, fatura ve sipariş onay formunun tek taraflı olarak davacı yanca düzenlendiği gözetilerek 45 günlük ödeme süresinin kesin vade konusunda mutabık kalındığı şeklinde yorumlanamayacağı, davacının işlemiş faiz talebinin yerinde olmadığı, 16.04.2015 ile ödeme tarihi olan 04.05.2015 arasında 18 gün için işlemiş faizin yıllık %7 hesabıyla 146,50 USD hesaplandığı, davalı tarafından 04.05.2015 tarihli ödeme tarihi itibarı ile icra dosya kapak hesabına göre davalının ödeme yapması gerekirken, sadece ana para borcu kadar ödeme yaptığı ve halen bakiye faiz, icra masrafı, vekâlet ücreti gibi ferilere ilişkin borcunun bulunduğu değerlendirilmekle birlikte 04.05.2015 tarihi itibarı ile ana para borcunun sona erdiği, ödeme emrinin tebellüğü tarihi olan 27.04.2015 tarihinden 04.05.2015 tarihine kadar yeterli inceleme ve değerlendirme imkânı varken davalı yanca takibe vaki itiraz edilmesine karşın, dosyaya ödemenin aynı tarihli olduğu ödeme ve itiraz tarihinin aynı olduğu gözetilerek itirazın haksız mı yoksa maddi hata ile sehven mi yapıldığı hususunun mahkemece taktirinde olduğu belirtilmiştir.
Davacı vekili bilirkişi raporuna karşı beyan dilekçesinde; davalı borçlu tarafından yapılan itirazın dayanağı likit fatura alacağı olan davaya konu icra takibini durdurduğunu, kısmi ödemenin icra müdürlüğünce müvekkiline veya haciz alacaklısı dosyaya gönderilmesine engel olduğunu, bu nedenle davalının iddiasının aksine davacı müvekkilinin kısmi ödemeye ilişkin ve davalının haksız itirazına karşı itirazın iptali davası açmakta hukuki yararının olduğunu, davalı borçlunun itiraz dilekçesinde icra müdürlüğünün yetkisine ve icra takibinin durdurulmasına dair talepte bulunduğunu, haksız ve kötü niyetli olarak icra takibini durdurma iradesini ortaya koyduğunu, davalı borçlu tarafından sunulan itiraz dilekçesi üzerine icra müdürlüğünce İİK 66.maddesinde belirtildiği üzere süresi içinde yapılan itirazın takibin durduracağı hükmü esas alınarak 04.05.2015 tarihli karar ile takibin durdurulmasına karar verildiğini, anılan takibin davalı borçlunun haksız itirazı ile durduğunu, icra müdürlüğü tarafından davacı alacaklı müvekkiline icra dosyasındaki haczi bulunan icra müdürlüğünün dosyasına ödeme yapılamadığını, davalı borçlunun her ne kadar kısmi ödeme yapmış olsa dahi borca ve yetkiye itirazı ile müvekkilinin icra takip ve tahsil hakkını engellemek amacıyla yapılan bu itirazın borcun gereği gibi ifa edilmesinin önüne geçtiğini, bu gerekçeyle de alacağını tahsil hakkını haksız şekilde engelleyen davalı aleyhine müvekkilinin itirazın iptali davası açmasında hukuki yararının bulunduğunun kabul edilmesi gerektiğini,
TBK 112.maddesi gereğince borcun hiç veya gereği gibi ifa edilmemesi durumunda borçlunun kendisine hiçbir kusur yüklenemeyeceğini ispat etmedikçe alacaklının bundan doğan zararını gidermekle yükümlü olduğunu, müvekkilinin takibin durması sebebiyle kısmi ödemeyi elde edememesinden doğan zararlarını davalı borçlunun karşılamakla yükümlü olduğunu, İstanbul 1.İcra Hukuk Mahkemesinin 2016/144 Karar sayılı kararının icra müdürlüğünün vekalet ücretine ilişkin kararının iptali için ikame edildiğini, davaya konu icra takibindeki itirazın kaldırılmasına ilişkin olmadığını belirterek takipten sonra yapılan ödemenin öncelikle faiz, takip giderleri ve vekalet ücretine mahsubu ile tahsilde tekerrüre yer vermeyecek şekilde bakiye borç yönünden icra takibinin devamına müvekkilinin dosyaya yatırılan paranın tahsilini kötü niyetle engellenmesi sebebiyle kısmi ödeme tutarına icra müdürlüğünce ödeme tarihinden itibaren USD üzerinden açılan döviz tevdiyat hesaplarına uygulanacağı bildirilen yıllık en yüksek faiz oranı üzerinden faiz uygulanmasını ve %100 oranında icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ederek dilekçeye ekli olarak icra müdürlüğü tarafından 04.05.2015 tarihli takibin durdurulmasına ve 11.05.2015 tarihli İstanbul ....İcra Dairesinin ... Esas sayılı dosyasında "Alacaklı vekilinin Müdürlüğümüze yaptığı talep incelendi Karar: Borçlu hakkında yapılan İcra Takibinde Borçlu ... Lmt Şti nin 04.05.2015 tarihinde Borcun tamamına ve ferilerine ve yetkiye itirazlarını bildirir dilekçesine istinaden Müdürlüğümüzce - verilen 04.05.2015 tarihli karar gereğince Takibin Durdurulmasına karar verilmiş olup Borçlu bu kez Dosyaya dosya borçlusu 04.05.2015 tarihinde 111.537,00,-TL yatırmış olmakla bu yatırılan miktarın üzerine İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyasından alacak üzerine haciz konulması için yazı gelmiş olmakla dosyadaki alacak üzerine haciz tatbik edilmiştir Alacaklı vekilinin Müdürlüğümüze yaptığı 11.05.2015 tarihli talebi incelenmiş olup; Dosyaya yatırılan Borç miktarı üzerinden 43.612,62,-USD *2,69: 117.317.95 TL üzerinden Vekâlet ücreti tutarı olan 11.785,44,-TL nin avukatlık vekâlet ücreti olarak ayrılmasına Dosyada Borca ve ferilerine itiraz nedeni ile Vekâlet ücretinin de İstanbul .... İcra Müdürlüğünün haciz konulan kısımından ayrık tutulmasına Alacaklı vekilinin Banka hesabına gönderilmesi talebinin ise Borcun Ferilerine itiraz nedeni ile Alacaklı vekiline ödenmesi talebinin reddine " karar verildiğine dair karar örnekleri ibraz edilmiştir.
Davalı vekili bilirkişi raporuna karşı beyan dilekçesinde; raporda belirtildiği şekilde 146,50 USD işlemiş faiz alacağı bulunduğu yönünde hüküm kurulmasını talep ettiklerini, ancak ödeme ile itiraz tarihinin aynı olduğu gözetilerek itirazın haksız mı yoksa maddi hata ile sehven mi yapıldığı yönündeki tartışmanın yersiz olduğunu, icra hukuk mahkemesi kararında borçlu itirazına rağmen kısmi bir ödeme yapıldığı ve herhangi bir itirazı kayıt belirtmediği taktirde itirazın ödendiği kısım kadar vazgeçmiş sayılacağının belirtildiğini, bir başka ifade ile ödeme ile itiraz tarihinin aynı olduğu gözetilerek hukuki niteliğe yönelik tartışmanın değerlendirilerek karara bağlandığını, kısacası davalı borçlu tarafından 111.537,00 TL üzerinden ödeme yapılmasıyla itirazdan vazgeçildiği, emsal icra hukuk mahkemesinin kesinleşen kararı ile ihtilafsız hale geldiğini, bu sebeple haksız itirazın iptali davasının reddi gerektiğini belirtmiştir.
Davacı vekili 07.12.2017 tarihli duruşma zaptına geçen beyanında; davalı tarafın belirttiği icra hukuk mahkemesi kararının yalnızca vekalet ücretine ilişkin verilmiş bir karar olduğunu, davalı borçlunun yapmış olduğu itirazın tahsil kabiliyetini engellediğini, davalının itirazın kaldırıldığına yönelik bir beyanda da bulunmadığını ve davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili aynı celsede zapta geçen beyanında ödemenin itirazı ortadan kaldıran bir unsur olduğunu, asıl alacağa yönelik borcun sona erdiğini bir itirazlarının olmadığını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece bilirkişi rapor sonucuna göre icra dosyasına ödenen bedelin mahsubu sonucunda bakiye işlemiş faize ilişkin olarak takibin devamına, borç miktarı açısından uyuşmazlık bulunmadığından ve asıl borç miktarının itirazı kayıt olmaksızın ödenmesi karşısında asıl borç yönünden karar verilmesine yer olmadığına ve icra inkar tazminatının reddine karar verilmiştir. Tarafların da kabulünde olduğu üzere davacı alacaklı şirketin 16.04.2015 tarihinde başlatmış olduğu icra takibine karşı davalı borçlu şirket tarafından yasal sürede 04.05.2015 tarihinde itiraz edilmiş ve aynı gün alacağın 111.537,00 TL'lik kısmı banka havalesi yoluyla icra dosyasına ödenmiştir. Söz konusu yatırılan miktarın üzerine ise İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasından haciz konulması için yazı gelmesi nedeniyle haciz tatbik edildiği, davalı borçlunun ödemeden daha önceki zaman dilimi içerisinde yapmış olduğu itirazı üzerine takibin durdurulduğu anlaşılmaktadır. Borçlu icra takibine karşı yaptığı itirazında her zaman vazgeçebilir. Borçlunun vazgeçme iradesinin icra tutanağına geçirilmesi ve altının borçlu ve icra memuru tarafından imza edilmesi gerekir. İtirazdan vazgeçmenin koşulsuz olması gerekir. Aksi halde kayıt ve koşula bağlı olarak yapılan itirazdan vazgeçme durmuş olan icra takibinin devamına olanak sağlamaz. Borçlu açıkça itirazından vazgeçebileceği gibi itiraz ile icra takibi durmuş olmasına rağmen borcunu icra dairesine ( veya alacaklıya ) ödemek suretiyle itirazından örtülü olarak da vazgeçebilir. ( Dr.Adnan Deynekli - Sedat Kısa, İtirazın iptali davaları 2005 yılı, sayfa 53). Diğer taraftan, borcu sona erdiren nedenlerden birisi ödemedir. Davalı borçlunun takip konusu asıl borç tutarını dava tarihinden önce ödemiş olduğu konusunda davanın ise ödeme tarihinden sonra 20.11.2015 tarihinde açılmış olduğu hususlarında herhangi bir uyuşmazlık yoktur.
Davacı tarafça dava dilekçesinde davalı borçlunun ödemesinden bahsedilmiş olmasına rağmen dava değeri olarak icra takibine konu edilen asıl alacak ve ferilerin toplamı karşılığı gösterilerek itirazın iptali davası açılmıştır. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2011/19-532 esas, 2011/640 Karar ve 19.10.2011 tarihli emsal ilamında; "...Henüz alacaklı tarafından itirazın iptali davasının açılmadığı bir evrede, borçlunun, itiraza konu borcu kısmen veya tamamen ödemesi mümkündür ve bunu engelleyen herhangi bir yasa hükmü yoktur. Borçlu, itirazın iptali davası açılmamış iken, itirazına konu borcu tamamen öderse, alacaklının itirazın iptali davası açmasına gerek kalmayacak ve böyle bir davayı açmakta hukuki yararı bulunmayacaktır. Zira, itirazın iptali davası açılmasında amaç, itiraz nedeniyle kanun gereğince kendiliğinden durmuş olan takibin devamını sağlamaktır. Takibin devamı yoluyla elde edilecek olan sonuç (alacağın tahsili), borçlunun tüm borcu ödemesiyle zaten gerçekleşmiş olacağına göre, gerçekleşmiş olan bu sonucu sağlamak üzere bir dava açılmasında hukuki yarar bulunmayacaktır. Bunun gibi, takibe konu borcun kısmen ödendiği durumlarda da, ödenmeyen borç tutarına yönelik itirazın iptali davasında, itirazdan sonra ödenmiş olan miktar bakımından itirazın iptalinin istenilmesinde hukuki yararın mevcut olmayacağı kuşkusuzdur(Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 20.10.2004 gün, E:2004/9-508 K:2004/562; 30.03.2005 gün, E:2005/19-200 K:2005/210; 08.06.2005 gün, E:2005/19-270 K:2005/365; 18.04.2007 gün, E:2007/19-159 K:2007/220; 04.07.2007 gün ve E:2007/13-453 K:2007/453; 09.02.2011 gün ve E:2011/13-29, K:56 sayılı kararları). Sonuç itibariyle; icra takibinden sonra ve itirazın iptali davası açılmadan önce borçlu tarafından ödeme yapılması halinde, yapılan bu ödeme düşüldükten sonra kalan miktar üzerinden dava açılması gerekir. Dolayısıyla, takipten sonra, ancak dava açılmadan önce yapılmış olan ödemeler yönünden dava açılmasında, davacı tarafın hukuki yararı bulunmamaktadır. Nitekim aynı ilke, Hukuk Genel Kurulu’nun 12.11.2003 gün ve E:2003/19-589, K:2003/645 sayılı ilamında da benimsenmiştir." gerekçelerine yer verilmiştir. Somut olayda, genel kurul kararında da belirtildiği üzere, davalı borçlu şirket tarafından takibe itiraz edildikten sonra alacağın asıl kısmı ödenmiş olduğundan davacı alacaklının takibin devamı yoluyla elde edeceği sonuç borçlunun borcu ödemesi ile zaten gerçekleştirmiş olacağından, dava açılmasında o miktar yönünden hukuki yarar bulunmamaktadır. Her ne kadar davacı vekilince itirazdan sonra ödemenin gerçekleştirildiği ve gerçekleştirilen ödemelerin müvekkili tarafından tahsil edilemeyerek zarara uğradığı ve TBK'nın 112. maddesi gereğince davalının zarardan sorumlu olacağı iddia edilmiş ise de söz konusu iddiaya ilişkin işbu dava dosyasında açılmış bir zarar kalemine ilişkin dava olmadığı da göz önününde bulundurulduğunda söz konusu iddianın ileri sürülmesi sonuca etkili olmayacaktır. Diğer yandan, yukarıda yer verildiği üzere, davacı alacaklının davalı tarafça icra dosyasına yatırılan alacak miktarı üzerine başkaca bir dosyadan yazılan haciz yazısı üzerine haciz tatbik edildiği anlaşılmaktadır. Burada davalı borçlunun kendi hareketi ile ödenen paranın alacaklıya ödenmesine engel olduğunun kabulü yerinde olmayacaktır. Yukarıda da ifade edildiği üzere bir anlamda davalı borçlu tarafça itiraz sonrasında gerçekleştirilen ödeme ile itirazdan zımmen vazgeçmiş olduğunun kabulü de isabetli olacaktır. Bu durumda mahkemece dava tarihinden önce ödenen bedel için dava açılmasında hukuki yararın bulunmadığı gerekçesiyle o miktar yönünden davanın hukuki yarar yokluğundan reddine karar verilmesi gerekirken, bu kısım bakımından karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi ve bunun sonucuna yargılama gideri ve avukatlık ücretinin tayin edilmesi usul ve yasaya aykırı olmuştur. Bu nedenle davalı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulü gerekmiştir.Açıklanan bu gerekçelerle,
HMK'nın 353/1.b.2 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, istinaf sebepleriyle sınırlı olarak yapılan inceleme kapsamında davalı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılmasına ve davanın esası hakkında dairemizce yeniden hüküm kurulmasına dair aşağıdaki hüküm verilmiştir.
HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; HMK'nın 353/1.b.2. maddesi uyarınca davalının istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılmasına, davanın esası hakkında Dairemizce yeniden hüküm verilmesine, bu doğrultuda;1-Davanın kısmen kabulü ile davalının İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasına yönelik itirazının 146,50 USD işlemiş faiz yönünden iptaline, takibin 146,50 USD işlemiş faiz açısından devamına; davacının icra inkâr tazminat talebinin reddine, 2-Asıl alacak dava tarihininden önce davalı tarafça icra dosyasına yatırılmış olduğundan söz konusu 43.466,12 USD alacak yönünden hukuki yarara ilişkin dava şartı yokluğu nedeniyle davanın usulden reddine,3-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 416,01 TL karar ve ilam harcının başlangıçta ödenen 1.540,15 TL harçtan mahsubu ile artan1.124,14 TL harcın, hüküm kesinleştiğinde ve talep halinde davacı tarafa iadesine, 4-Davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden, karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'nin 13. maddesi gereğince hesaplanan 416,01 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
5.Davalı kendisini vekille temsil ettirdiğinden, karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT gereğince hesaplanan 9.200,00 TL maktu vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,6- Ayrıntısı UYAP'ta kayıtlı olan 2.906,85 TL yargılama giderinin, davadaki haklılık oranlarına göre takdir edilen 200,00 TL'lik kısmının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bakiye kısmın davacı üzerinde bırakılmasına,7- Artan gider avanslarının, karar kesinleştiğinde yatıran taraflara iadesine,8-İstinaf aşamasındaki harç ve yargılama giderleri yönünden;a-Davalı tarafından yatırılan 98,10 TL istinaf başvuru harcının Hazineye gelir kaydına; davalı tarafından yatırılan istinaf peşin karar harcının, talep halinde davalıya iadesine,b-Davalı tarafından harcanan 98,10 TL istinaf başvuru harcı gideri ile 101,20 TL posta gideri olmak üzere toplam 199,30 TL kanun yolu giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,9-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraf vekillerine tebliğine dair;HMK'nın 353/1.b.2. maddesi uyarınca dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 01.12.2022 tarihinde, oy birliğiyle ve temyiz yolu açık olarak karar verildi.