Esas No
E. 2009/12070
Karar No
K. 2012/2095
Karar Tarihi
Karar Sonucu
ONANMASINA
Hukuk Alanı
Ticaret Hukuku

11. Hukuk Dairesi         2009/12070 E.  ,  2012/2095 K.

"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi

Taraflar arasında görülen davada İstanbul 6. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 30/04/2009 tarih ve 2007/840-2009/220 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 14/02/2012 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davacı vekili Av ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

Davacı vekili, müvekkili şirketin eski yönetim ve denetim kurulu üyeleri olan davalıların şirketin kaynaklarını ticari teamüllere aykırı ve basiretsiz bir biçimde kullanarak grup içi şirketlere, değersiz aktiflere ve çeşitli masraf unsurlarına aktarıp şirketi gayri faal tuttuklarını, bu güne kadar hiçbir sermaye borcu ödenmediği halde ortaklardan bu borçların tahsili için gerekli girişimlerde bulunmadıklarını, böylece şirketi zarar uğrattıklarını ileri sürerek, şimdilik (10.000) TL'nin temerrüt faiziyle birlikte davalılardan müteselsilen tahsilini talep ve dava etmiş, 03/07/2007 tarihli ıslah dilekçesi ile tazminat talebini (60.180,35) TL'ye yükseltmiştir. Davalılar, davanın reddini savunmuştur.

Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak, davacı şirketin 06/08/2003 tarihinde kurulduğu ve sermayesinin (240.000) TL olduğu, tescil tarihinden itibaren en geç 3 ay içinde ödenmesi gereken (60.000) TL sermaye taahhüt borcunun ödenmediği, 31/12/2004 tarihi itibariyle ödenmeyen sermaye tutarının (240.000) TL olduğu, davalıların Uzan Grubu şirketlerinde hizmet akti ile çalışan kimseler olup davacı şirkete TMSF tarafından el konulduğu 13.02.2004 tarihine kadar yönetim ve denetim kurulu üyeleri olarak görev yaptıkları, bir kimsenin sorumluluk hükümlerine tabi tutulabilmesi için şekli olarak organ sıfatına sahip bulunmalarının yeterli olmayıp bağımsız karar alabilme yetkilerinin bulunmasının gerektiği, davalıların ise Uzan Grubu şirketlerinde çalışan ve anonim şirketlerde "saman adam" olarak tabir edilen ve arkalarına gizlenen patronlarının ve hakim ortak ve yöneticilerinin talimatlarını yerine getiren kimseler olduğu, bu nedenle yönetim ve denetim kurulu üyesi gibi sorumlu tutulmalarının hakkaniyete aykırı bulunduğu, ayrıca Şişli 2. Sulh Ceza Mahkemesi'nin 26.08.2003 tarihli kararı ile davacı şirketin kasa mevcutları da dahil tüm mal, hak ve alacakları üzerindeki tasarruf yetkisinin kaldırıldığı, dolayısıyla davalıların, davacı şirketin gayri faal olması nedeniyle sorumlu tutulmasının mümkün olmadığı, denetçinin ise henüz rapor hazırlama fırsatı dahi bulamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.

1.Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına ve TTK.’nun sistematiğinde yönetim ve denetim kurulu üyelerinin zarardan sorumlu tutulabilmeleri için bu görevlere göstermelik olarak atanıp atanmadıklarının veya bağımsız karar alma yetkilerinin bulunup bulunmadığının tespitinin gerektiğine dair bir düzenleme bulunmayıp, davalıların da yönetim ve denetim kurulu üyeliği görevlerini kabul etmiş olmasına, bu durum karşısında mahkemenin “saman adam” gerekçesi yerinde değilse de davacı şirketin 06.08.2003 tarihindeki kuruluşundan 20 gün sonra, Şişli 2. Sulh Ceza Mahkemesi’nce verilen 26.08.2003 tarihli ihtiyati tedbir kararı ile kasa mevcudu da dahil tüm mal, hak ve alacakları üzerindeki tasarruf yetkisinin kaldırılmasına, yine davacı şirketin yönetim ve denetimine 13.02.2004 tarihli TMSF. kararı ile el konup davalıların görevlerinden azledilmesine ve yerlerine yeni üyelerin atanmasına, bu durumda davalıların dava konusu zarara sebebiyet vermediklerinin anlaşılmasına göre, davacı vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan ve yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.

2.Ancak, 5411 SK.’nun 133/3. maddesi uyarınca, bu madde kapsamında açılan veya açılacak davalar ile kanuni halef sıfatıyla takip edilen davalarda, lehine hükmedilen tarafa vekalet ücreti maktu olarak belirlenir.

Bu durum karşısında mahkemece, davalı ... yararına maktu vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken, yazılı şekilde (6.214,42) TL. nispi vekalet ücretinin davacıdan tahsiline karar verilmesi doğru değilse de, yapılan bu yanlışlığın giderilmesi, yargılamanın yeniden icrasını gerektirmediğinden, HUMK.’nun 438/7. maddesi uyarınca, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın düzeltilerek onanması gerekmiştir.

SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile yerel mahkeme kararının 5. satırındaki “6.214,42.TL. nispi” ibaresinin hüküm fıkrasından çıkarılmasına, çıkarılan bu ibarenin yerine “575,00 TL. maktu” ibaresinin eklenmesine, kararın HUMK.’nun 438/7.maddesi uyarınca düzeltilmiş bu şekliyle ONANMASINA, takdir edilen 900,00 TL duruşma vekalet ücretinin davalı ...'dan alınarak davacıya verilmesine, 16/02/2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Karar Etiketleri
ONANMASINA YARGITAYKARARI HUKUK Ticaret Hukuku 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu
© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.

İçtihat Pro Blog