11. Hukuk Dairesi
11. Hukuk Dairesi 2011/9195 E. , 2012/4919 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasında görülen davada İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 27/07/2010 tarih ve 2009/516-2010/446 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili ile davalı arasında 04.09.2008 ve 11.09.2008 tarihli güvenlik hizmeti sözleşmesi imzalandığını, bu sözleşme hükümleri uyarınca müvekkilinin davalıdan (7.056,43) TL hizmet bedeli (4.135,03) TL ve (12.920,94) TL vade farkı alacaklarının bulunduğunu ileri sürerek, toplam (24.112,40) TL'nın temerrüt faizi ve aylık %10 gecikme zammı ile birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak, davalı şirketin 27.06.2008 tarih ve 9 numaralı kararına göre üç kişilik yönetim kurulu üyesinden her hangi ikisinin müştereken temsile yetkili olduğu, bu nedenle dava konusu sözleşmelerdeki dava dışı...'a ait imzanın davalı şirketi bağlamayacağı, davalı şirketin 02.05.2008 tarihli kararında dava konusu İytem Özel Yücel Tonguç İlköğretim Okulu kurucu temsilciliğine seçilen...'a Özel Öğretim Kurulları Yönetmeliği hükümleri uyarınca verilen kurum açma, kapatma, devir vb. İşlemleri yürütme yetkisinin, davalı şirket adına geçici güvenlik yüklenicisi sözleşmesi imzalama yetkisini vermeyeceği, bu nedenle de davacının gecikme zammı talep edemeyeceği, davacının davalı tarafından ödeme yapılırken faiz talep hakkını saklı tutmadan asıl alacağı tahsil ettiği için faiz alacağından feragat etmiş sayılacağı, her ne kadar davalı vekilince cevap dilekçesinde davacıya (2.000) TL borçlu olunduğu belirtilmişse de cevap dilekçesi verildikten sonra da davacıya ödemeler yapıldığı, böylece borcun ödendiği ve davacının davalıdan asıl alacağının kalmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1.Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan ve yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazının reddine karar verilmesi gerekmiştir.
2.Ancak dava, tacirler arası hizmet sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili istemine ilişkindir.
Davalı vekili tarafından sunulan cevap dilekçesinde, müvekkilinin davacıya olan borcunun (5.056) TL.’nı 21.08.2009 tarihinde ödediği ve (2.000,11) TL. borcunun kaldığı bildirilmiştir. Yine davalı vekilince sunulan muavin defter kayıtlarına göre, davacıya 24.09.2009 tarihinde (1.455,39) TL., 28.09.2009 tarihinde de (544,61) TL. ödenmek suretiyle borç kapatılmıştır.
Davacı vekilince sunulan dava dilekçesinde de (7.056,43) TL. asıl alacağın tahsilinin istendiği, davanın da 13.08.2009 tarihinde açıldığı gözetildiğinde, davalının dava tarihinden sonra borcunu ödediği ve davacının dava açmakta haklı olduğu anlaşılmaktadır. Dolayısıyla mahkemece davacı yararına yargılama giderleri ile vekalet ücreti takdiri gerekmektedir. Bu durumda mahkemece davacı tarafça yapılan yargılama giderlerinin uhdesinde bırakılmasına ve (2.811,24) TL. vekalet ücretinin davacıdan alınıp davalıya verilmesine karar verilmesi doğru olmamış, kararın bozulması gerekmiştir.
3.Ayrıca, dava açılıp temerrüt faizi istendikten sonra ödeme yapıldığına göre, davacının ödemeyi kabul ederken faiz hakkını saklı tutmasına gerek yoktur. Tacirler arasında haksız fiil de dahil her türlü nedenden kaynaklanan uyuşmazlıklarda, talep halinde, avans türünden temerrüt faizi istenebileceği de tabiidir.
Davacı vekilince sunulan dava dilekçesinde ise talep tarihi itibariyle yasal faiz ile avans faizi arasındaki bir faiz türünü ifade eden reeskont faizi talep edildiğine göre, mahkemece davalının ödeme tarihlerine kadar işleyen reeskont türünden temerrüt faizinden sorumlu olduğu kabul edilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, davacının faiz alacağından feragat ettiği gerekçesiyle yazılı şekilde hüküm kurulması dahi doğru olmamış, kararın bu nedenle de davacı yararına bozulması gerekmiştir.