Esas No
E. 2021/468
Karar No
K. 2024/553
Karar Tarihi
Karar Sonucu
REDDİNE
Hukuk Alanı
Ticaret Hukuku

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

43. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO: 2021/468

KARAR NO: 2024/553
KARAR TARİHİ: 18/04/2024

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ: İSTANBUL 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ: 15/10/2020

NUMARASI: 2017/551 Esas - 2020/585 Karar

DAVA: İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 18/04/2024

Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davacı ve davalı vekillerince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ

DAVA:

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalı şirketin yapımcılığını üstlendiği "..." adlı sinema filminin çekilmesi için davalı şirkete çekim boyunca sürekli taşımacılık hizmeti verdiğini, davacı müvekkilinin söz konusu taşımacılık hizmetini ifa ederken yaptığı her taşıma hizmeti sonunda davalı şirkete fatura kestiğini, Müvekkilinin 22/01/2016 tarihinde 16.402,00 TL'lik fatura, 23/01/2016 tarihinde 1.416,00 TL ve 1.239,00 TL olmak üzere iki fatura, 29/01/2016 tarihinde 16.402,00 TL'lik bir fatura, 30/01/2016 tarihinde 3.540,00 TL'lik bir fatura, 06/02/2016 tarihinde 16.402,00 TL'lik bir fatura, 24/02/2016 tarihinde 35.945,70 TL'lik bir fatura, 26/04/2016 tarihinde 25.552,90 TL'lik bir fatura, 03/05/2016 tarihinde 20.844,70 TL'lik bir fatura, 10/05/2016 tarihinde 10.620,00 ve 20.844,70 TL'lik iki fatura kestiğini, toplamda 168.209,00 TL'lik hizmet verildiğini, davalı şirketin ise, 08/02/2016 tarihinde 35.000,00 TL, 18/04/2016 tarihinde 10.000,00 TL 27/04/2017 tarihinde 15.000,00 TL, 03/05/2016 tarihinde 8.000,00 TL 17/08/2016 tarihinde 10.000,00 TL olmak üzere toplamda 78.000,00 TL ödeme yaptığını bakiye alacağın 90.209,00 TL olduğu, işlemiş faizlerle birlikte 99.390,93 TL'yi hala ödemediğini, hizmet sonrası kesilen faturalara kanuni süresi olan 8 gün içerisinde borçlu şirket tarafından herhangi itiraz yapılmadığını, bu nedenlerle itirazın iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; İş bu dava konusu uyuşmazlığın temelinde; Tarafların şifahen yapmış oldukları anlaşmaya aykırı şekilde düzenlenen ve müvekkili şirkete gönderilmeyen faturalar ile hiçbir şekilde yapılmamış işler için düzenlenmiş olan faturalar bulunduğunu, faturaların bir kısmının müvekkiline gönderildiğini ve müvekkili şirket tarafından ödendiğini, davacı tarafın dosyaya sunmuş olduğu faturaları müvekkili şirkete göndermediğini, herhangi bir sözleşmeye dayanmayan ve ifa edilmeyen bir hizmet konu edilerek düzenlendiğini, müvekkili şirkete gönderilmemiş olan bu faturaların ödenmesini beklemek ve talep etmenin hukuka aykırı ve hukuken dayanaksız olduğunu, müvekkili firma ile davacı arasında hukuki bir ilişki bulunmadığını, lakin bu hukuki ilişki müvekkilinin yapmış olduğu ödemeler sonucunda nihayete ermiş ve taraflar arasında bir alacak verecek ilişkisi kalmadığını, faturalar içeriğinin delil olarak kullanılabilmesi için Yargıtay kararlarında da belirtildiği üzere ilgili faturaya tebliğinden itibaren 8 gün içerisinde itiraz edilmemiş olması gerektiğini, müvekkiline faturaların teslim edilmediği ve 8 günlük süre hiçbir zaman başlamadığını, bu nedenlerle davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, "Tarafların dosya kapsamına sunulu ticari kayıt ve defterleri incelenmiştir. Taraflar arasında yazılı sözleşme bulunmamasına rağmen ticari defterlerin incelenmesi sonucu taraflar arasında karşılıklı cari hesap çalışmaları doğrultusunda serbest şekilde kurulabilen ve sözlü olarak cari hesap sözleşmesinin oluşturulduğuna kanaat getirilmiştir. Her ne kadar davalı faturaları teslim almadığını ileri sürmüşse de buna ilişkin dosyaya bilgi- belge sunmadığı gibi savunmasını yasal sürede somutlaştırmadığı anlaşılmıştır. Bilirkişi SMMM ... tarafından hazırlanan 22/11/2019 havale tarihli bilirkişi raporu incelenmiştir, hukuki denetim yapılarak faturaların yasal geçerliliklerine dikkat edilerek hüküm açısından değerlendirilmiştir. Davacı ve davalı defterlerinin TTK ilgili hükümleri yönünden usulüne uygun tutulduğu, her üç defter sonuçlarının birbiri ile ilgili belgelerle uyum arz ettiği, defterlerin delil niteliği taşıdığı, davalı yanın davacı yana icra takip tarihi itibariyle 133.203,00 TL bakiye borcu olduğunun tespit edildiği, ödemelerin mahsubu ile davacının takip talebinde toplam 78.000,00 TL asıl alacak talep edebileceği, talebi ile bağlı kalacağı, davacı tarafından davalının usulüne uygun olarak temerrüde düşürüldüğüne ilişkin delil dosyaya ibraz etmediği bu nedenle icra takibi öncesi temerrütten bahsedilemeyeceği, temerrütün icra takip tarihi olan 24/02/2017 tarihinde oluştuğu, bu nedenle faiz hesaplaması yapılmayacağı, icra takip tarihinden itibaren davacının talepleri doğrultusunda tarafların ticaret şirketi tacir olmaları gereği avans faizi uygulanması gerektiğine kanaat getirilmiştir. Taraflar arasındaki ticari ilişki gereği ile tarafların usule uygun tutulan ticari defter ve kayıtları gereğince; davalının davacı ile arasındaki ticari ilişki gereği davacı tarafa aşağıda hükümde belirlendiği şekilde borçlu olduğu, aksine ilişkin bilgi ve belge bulunmadığına kanunen kanaat getirilmiştir.

Sonuç olarak davacı alacağının aşağıda hükümde yazılan miktar kadar olduğu hesaplanmıştır. Tarafların özel ve teknik olarak incelenen kayıtları gereğince aşağıda belirlendiği şekilde davalı taraftan mevzuat ve sözleşme gereğince alacağının bulunduğu, davalının yukarıda açıklamalar ışığında hesaplanan miktar kadar sorumlu olduğu, aşağıdaki miktar kadar davacının davasını ispatladığı değerlendirilerek davalı tarafın itirazında aşağıdaki hükümde belirlenen miktar kadar haksız olduğu ve sorumlu olduğu, alacağın likit olduğu ve tazminata hükmolunması gerektiği, davacının talebi dikkate alındığında davanın kısmen kabulüne, ..." karar verilmiştir.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:

Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; yerel mahkemenin bilirkişi raporundaki maddi hataya dayanarak davanın kısmen kabulüne karar vermesi usul ve yasaya aykırı olduğunu, 22.11.2019 tarihli bilirkişi raporunda davacı tarafından kesilen faturalar listelenmiş ve toplamı 168,209,00 tl olarak tespit edilmiş olup 22.11.2019 tarihli bilirkişi raporunun 5. sayfasındaki “2- davalı hesap incelemesi” başlıklı kısımdaki etablonun hemen altındaki paragrafta “...davacı yanın davalı yandan 01.12.2016 tarihi itibariyle 133.203,00 tl alacaklı olduğu tespit edilmiştir.” şeklinde tespit bulunduğunu, bilirkişi raporunun sonuç kısmında ise; davalının davacı yana icra takip tarihi itibariyle 133.203,00 tl bakiye olduğu olduğu - davacı takip talebinde 78.000,00 TL asıl alacak talep ettiğini, talebi ile bağlı kalacağı sonuç ve kanaatine varıldığını, 27.11.2019 tarihli bilirkişi raporuna beyan ve itiraz dilekçesinde bilirkişinin 78.000,00 TL asıl alacak talep ettiğine dair tespitinin maddi hata yaptığı izah edilmiş olup buna göre; şu halde bilirkişinin maddi hatasına itibar edilemeyeceğini, söz konusu maddi hata yeniden bilirkişi incelemesi gerektiren bir husus olmadığından yeniden bilirkişi incelemesi yapılmaksızın mahkemece itirazın göz önünde bulundurulması gerektiğini, bilirkişi raporunda 78.000,00 TL sadece davacı yanın iddiaları kısmında, dava dilekçesinin özetinin aktarılmasına ilişkin kısımda geçmekte olup, takip talebindeki asıl alacak miktarının 90.209,00-TL olduğunu, gerçekten de davalı/borçlu dava tarihine kadar davacıya sadece 78.000,00 TL ödemiş olup, bakiye alacağı 90.209,00 TL’yi ödemediğini, HMK m.329’a ilişkin talebi hakkında hüküm kurulmadığını beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.

Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; eksik ve hatalı bilirkişi raporunun hükme esas alınması hukuka aykırı olup şirketin defterlerinin incelemesinde ise hukuki hatalar olduğunu, dava dilekçesinde dahi kabul edilen davalı tarafından yapılan ödemelerin raporda yer almaması, raporun hukuki gerçeği ortaya çıkarmaya yönelik yeterli ve denetime elverişli olmadığını ispat ettiğini, dosyanın yeniden bilirkişiye tevdiine ilişkin talebin karşılanmadığını ve ek rapor alınmadığını, davalının ticari defterleri incelendiğinde müvekkil şirketin herhangi bir borcunun bulunmadığının tespit edildiğini, bütün ticari defterler ve hesaplar incelenmiş olmasına rağmen davalı şirketin 2016 senesine ilişkin herhangi bir borcunun bulunduğu tespit edilemediğini, nitekim Davacı tarafından gösterilen bütün fatura kayıtlarının tahsilatı gerçekleştirildiğine ilişkin ifadesinin "Davacı tarafından Davalı tarafa düzenlenen faturalar peşin olarak tahsilat yapıldığından davalı tarafından davacı tarafa yapılan ödemeler davacı ticari defter kayıtlarında yer almadığını, bu nedenle davacı taraf 2016 yılı ticari defter yıl sonu kapanış maddesinde davalının davacıya borcu gözükmediği" şeklinde olduğunu, davacının dava dilekçesinde dahi belirtmiş olduğu davalı tarafından yapılan ödemelerden hiç birinin yer almadığını, ilgili faturalar davacı tarafından herhangi bir hukuki ilişkiye dayanarak düzenlenmemiş ve davalıya teslim edilmemiş olup, mahkemenin gerekçeli kararında kabul etmiş olduğu 8 günlük fatura içeriğine itiraz süresi hiçbir zaman başladığını, kaldı ki Yargıtay’ın yerleşik içtihatlarına göre salt faturanın bildirilmesi alacak hakkını doğurmaz, somut vakadaki gibi tacir sıfatını haiz olan davacılar iddialarını doğrulayan hukuki ilişkiyi ispatlamakla mükellef olduğunu, kanunun açık hükmüne karşın yazılı şekilde yapılmamış cari hesap sözleşmesinin delil kabul edilmesinin mümkün olmadığını,oysa doktrin ve yargı kararlarındaki şartları haiz olmayan ve hukuki bir fonksiyonu bulunmayan sözde cari hesap ekstresinin huzurdaki dosyaya delil olarak kabulünün mümkün olmadığını, BA/BS mutabakatının kabul edilmesi davacının açmış olduğu itirazın iptali davasının kabulünün gerekçesi olamayacağını, davalı şirketin Davacı tarafça ifa edilmiş olan hizmeti almadığını zaten iddia etmediğini, aksine bu hizmetin eksik olsa da alındığını, vergisel açıdan sorun yaşanmaması için Tebliğ’e uygun olarak beyannameler düzenlendiğini, dolayısıyla BA/ BS Formu mutabakatı olduğundan bahisle davalı şirketin faturayı kabul ettiği sonucu çıkarmak, gerçeği çarpıtmak adına hukuki bir gerekçe olabilse de, hukuken karşılığı olmayan bir iddiadan öteye geçemediğini beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.

GEREKÇE

Dava, ticari satım sözleşmesine dayalı faturadan kaynaklanan alacağın tahsili istemiyle başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali davasıdır. İstinafa gelen uyuşmazlık temelde, davacının alacağının bulunup bulunmadığı ve borcun ödenip ödenmediği noktasındadır. Davacı takip alacaklısı tarafından, davalı takip borçlusu hakkında, İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı takip dosyasında, ".fatura alacağından 5 kalem toplam 78.000,00 TL tahsilatın düşümü ile bakiye kalan 90.209,00 TL care hesap ekstresinin tahsili" sebebine dayalı olarak 90.209,00 TL asıl alacağın 9.181,93 TL işlemiş faiziyle birlikte tahsili istemiyle 24/02/2017 tarihli takip talebi ile ilamsız icra takibi başlatılmış, itiraz üzerine takip durmuştur.

Davacı tarafça, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu(İİK)'nun 67. maddesi uyarınca itirazın iptaline karar verilmesi istemiyle eldeki dava açılmıştır. Mahkemece uyuşmazlığın çözümü için tarafların ticari defterlerinin incelenmesine karar verilmiştir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu(HMK)'nun 222. Maddesine göre, Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır. Ayrıca usulüne uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz. Bilirkişi aracılığıyla incelenen davacı ticari defterlerine göre, takibe konu faturaların fatura tarihlerinde peşin olarak tahsil etmiş gibi 100 Kasa Hesabına işlenmiş olup, bu faturalar peşin olarak tahsil edildiğinden davalı ödemeleri davacının ticari defterlerinde yer almamaktadır. Bu nedenle davacının 2016 yılı ticari defter yıl sonu kapanış maddesinde davalının davacıya borcu gözükmemektedir. Davalı ticari defterlerine göre ise, davacının takibe konu faturaları ile 35.006,00 TL ödeme davalının kayıtlarında yer almakta olup, takip tarihi itibariyle davacıya 133.203,00 TL borçlu görünmektedir. Bu durumda faturaları ticari defterine işleyen borçlunun, borcun doğmadığını veya borcu ödediğini ispatlaması gerekir.Davalı taraf cevap dilekçesinde, davacı taraf ile iş ilişkisinden kaynaklanan tüm alacakların zamanında ödendiği, cevaba cevap dilekçesinde ise, davacı tarafça iş yarım bırakıldığı için ödemezlik defi ileri sürebilecek iken ücretin tamamının ödendiğini beyan etmiştir.

Davalı tarafça ödeme iddiasında bulunulduğuna göre, bu iddianın davalı tarafından yazılı delillerle ispatlanması gerekir. Davacının ticari defterlerinde, takibe konu fatura bedellerinin peşin tahsil edildiği kayıtlıdır. Davacının ticari defterleri kendi aleyhine delil teşkil edecek nitelikte olup, bu kaydın aksi yazılı delil ile ispatlanamadığına göre, davacının davalıdan alacağı bulunmamaktadır. Davalının ticari defterlerinde 35.006,00 TL dışında ödeme kaydı bulunmaması sonuca etkili olmayıp, borcun ödenmediğini ispata elverişli değildir. Bu nedenle ilk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmesi gerekirken kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiştir.

İİK'nın 67/2. Maddesinde itirazın iptali davasında, (...) takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklının diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edileceği düzenlenmiştir. Davanın reddedilen kısmı üzerinden davalı lehine kötüniyet tazminatına hükmedilebilmesi için, davacının takibinde kötüniyetli olması şarttır. Eldeki davada, davacı kendi ticari defterlerine göre peşin tahsil ettiği faturaları takibe konu ettiğinden davacının takibinde haksız ve kötü niyetli olduğunun kabulü gerekir. Bu haliyle davalı lehine kötüniyet tazminatına hükmedilmesinin şartları oluşmuş bulunmaktadır.

HMK'nın 355. maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; davacının istinafı yönünden ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davacı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine; ilk derece mahkemesince taraflar arasındaki ticari ilişki gereği ile tarafların usule uygun tutulan ticari defter ve kayıtları gereğince; davalının davacı ile arasındaki ticari ilişki gereği davacı tarafa borçlu olduğundan bahisle davanın kısmen kabulüne karar verilmesi isabetli görülmemiş ve bu nedenle davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden yargılama yapılmasına gerek bulunmadığından Dairemizce ilk derece mahkemesi kararı düzeltilerek yeniden esas hakkında aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.

KARAR: Yukarıda ayrıntısı ile açıklanan nedenlerle;

Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, davalı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ İLE; istinaf incelemesine konu İlk Derece Mahkemesi kararının HMK'nın 353(1)b-2 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, 1-Davanın REDDİNE, 2-Reddedilen alacağın %20'si olan 19.878,18 TL kötüniyet tazminatının davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 3-Başlangıçta peşin olarak alınan 1.697,35 TL karar ve ilam harcının işin hitamında ödenmesi gereken 427,60 TL harçtan fazla olduğu anlaşıldığından 492 sayılı Harçlar Kanunun 31. maddesi gereğince fazla alınan 1.269,75 TL harcın karar kesinleştiğinde ve istem halinde davacıya ödenmesine, 4-Davacı tarafından yapılan yargılama masraflarının kendi üzerinde bırakılmasına, 5-Davalı tarafça yargılama sırasında yapılan bilirkişi ücreti 700,00 TL'nin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 6-Davalı taraf yargılama sırasında kendini vekille temsil ettirdiğinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. uyarınca 17.900,00 TL avukatlık ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 7-Karar kesinleştiğinde, HMK Gider Avansı Tarifesinin 5. maddesi uyarınca artan gider avansının davacı tarafa; davalı tarafından yatırılan ve artan delil avansının kendisine iadesine, 8-İstinaf Yargılamasına İlişkin Olarak; a-Davacı tarafından başvuru sırasında istinaf karar harcı peşin olarak yatırıldığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına, b-Davalı vekilince yatırılan istinaf karar harcının istemi halinde kendisine iadesine, c-Davacı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, d-Davalı tarafça istinaf aşamasında yapılan istinaf başvuru harcı 148,60 TL, posta ve tebligat gideri 31,50 TL olmak üzere toplam 180,10 TL yargılama masrafının davacıdan alınarak davalıya verilmesine, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda,

HMK'nın 362(1)a. maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi. 18/04/2024

© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.

İçtihat Pro Blog