14. Hukuk Dairesi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
14. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2021/1109
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 10. Asliye Ticaret Mahkemesi
TARİHİ: 27/10/2020
NUMARASI: 2018/657 E. - 2020/728 K.
DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali (Taşıma Sözleşmesi Kaynaklı)
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın reddine dair verilen karara karşı, davacı tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; müvekkilince dava dışı ... Ltd. Şti'ne ait emtianın 09.03.2017 başlangıç tarihli ve bir yıl vadeli yurtiçi taşıyıcı mali mesuliyet sigorta poliçesi ile teminat altına alındığını, sigortalını dava dışı ... Tic. AŞ'ye ait emtiayı ....Tic.AŞ'ye teslim etmek üzere taşınmasını üstlendiğini, emtianın 17.02.2018 tarihinde göndericinin tesislerinden ...'a ait araca yüklendiğini, aracın gerekli güvenlik önlemleri alınmaksızın park edilmesi nedeniyle araçtaki bir kısım emtianın çalındığını, ekspertiz incelemesi sonucu hasar bedelinin ödenerek sigortalının haklarına halef olunduğunu, sigortalıya ödenen 13.069,20 TL'nin tahsili amacıyla İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasında başlatılan takibe yönelik itirazın haksız olduğunu, icra dairesinin yetkili olduğunu, taşıma yetki belgesi sahibi olan davalının taşıma sırasında meydana gelen zarardan sorumlu olduğunu ileri sürerek, itirazın iptali ile takibin devamına ve icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, savunmasında özetle; mahkeme ve icra dairesinin yetkisiz olduğunu, müvekkilinin taşımada kullanılan aracın maliki olmadığı gibi taşıyıcı sıfatının da bulunmadığını, müvekkilinin, müvekkili ile ... arasındaki sözleşmeye göre taşınacak emtianın önceden müvekkiline bildirilmesi gerektiğini, müvekkilinin yapılan taşımadan haberdar edilmediğini, dava dışı sigortalı ile ... arasında düzenlenen nakliye sözleşmesinin müvekkiline bildirilmediğinden zararın müvekkilinden talep edilemeyeceğini, davacının herhangi bir kusur araştırması yapmadan hasar bedelini ödediğini, taşıma tamamlandıktan sonra alıcının deposunda zayi olan eşyadan taşımacının sorumlu tutulamayacağını savunarak, davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "...Davacı sigorta, dava dışı sigortalısına hasar bedelini ödeyerek 6102 sayılı TTK'nın 1472.maddesi uyarınca dava dışı sigortalının haklarına halef olmuştur.TTK nun 1472 1. Maddesi; 'Sigortacının, sigorta tazminatını ödediğinde, hukuken sigortalının yerine geçer. Sigortalının, gerçekleşen zarardan dolayı sorumlululara karşı dava hakkı var ise bu hak, tazmin ettiği bedel kadar, sigortacıya intikal eder. Sorumlulara karşı bir dava veya takip başlatılmış ise, sigortacı mahkemenin veya diğer tarafın onayı gerekmeksizin, halefiyet kuralı uyarınca, sigortalısına yaptığı ödemeyi ispat ederek ,dava veya takibi kaldığı yerden devam ettirebilir.' şeklindedir. Halef olma (halefiyet) bir kişinin hukuken diğerinin yerine geçmesi anlamına gelir.TTK'nın 1472/1 maddesinde düzenlenen halefiyet, yasal, sınırlı ve cüz’î halefiyet niteliğindedir. Bu maddeden doğan halefiyet hakkına istinaden açılan veya açılacak olan dava, esas itibariyle sigortalının, kendisine zarar verene karşı açacağı tazminat davasının, onun halefi sıfatıyla sigortacı tarafından açılmasıdır.
TTK'nın 1472/1. maddesi uyarınca sigortacı, sigorta bedelini ödedikten sonra hukuken sigorta ettiren yerine geçer ve dava, tazmin ettiği bedel nisbetinde sigortacıya intikal eder. Bu şekilde sigortalısının haklarına halef olan sigorta şirketinin, ödediği tazminat miktarınca hukuken sigortalı yerine geçerek açtığı rücû davası, aslında bir tazminat davası olup, bu niteliği itibariyle aynı zamanda şahsî nitelikte bir eda davasıdır. Burada sigortacı, sigorta ettiren yerine geçtiği için şahsî ve rücûu ödediği bedelle sınırlı olduğundan dolayı da cüz'î haleftir. Sigortacının, sigortalıya ödediği tazminat oranında sigortalının yerine geçeceği ve onun kanunî halefi olacağı, ilke olarak 31.03.1954 gün ve 1953/18 E. - 1954/11 K. sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında da belirtilmiştir. 17.01.1972 tarih ve 1970/2 E. - 1972/1 K. sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında da, sigortacının, zarara sebebiyet veren aleyhinde açtığı rücû davasının, kanundan doğan halefiyete dayandığı ve halef olanın, halefiyet yolu ile nasıl bir hak iktisap etmiş ise o hakka sahip olacağı vurgulanmış; velhasıl sigorta ettirenin ne hakkı varsa bunların, şartları gerçekleşince sigortacıya geçeceği; sigortacının, sigorta ettirenin bütün def’ilerini üçüncü şahsa karşı ileri sürebileceği şüphesizdir.Yukarıda yer alan TTK 1472. Maddesi ve İçtihadı Birleştirme kararı doğrultusunda uyuşmazlık incelendiğinde; dava dışı sigortalı hangi gerekçe ve hukuki nedenle davalıya karşı talepte bulunabilecek idiyse sigortalının haklarına halef olan davacı sigorta da o nedenlere dayalı olarak talepte bulunabilecektir.Taşımaya ilişkin güzergahın yurt içinde olduğu görülmekle uyuşmazlığa uygulanacak kanun hükümleri 6102 sayılı TTK'nın dördüncü kitabında Taşıma İşleri başlığı altında düzenlenen 723.vd. Maddeleridir.6102 sayılı TTK'nın 875.maddesi , 'Taşıyıcı, eşyanın taşınmak üzere teslim alınmasından teslim edilmesine kadar geçecek süre içinde,eşyanın zıyaından ,hasarından veya teslimindeki gecikmeden zararlardan sorumludur' şeklindedir.Fiili taşıyıcı dava dışı takip borçlusu ...'nın zıyaıdan sorumlu olduğu hususunda bir şüphe bulunmamakla birlikte, dosyamız davalısının zıyadan sorumlu olup olmadığı hususunun değerlendirilmesi gerekmektedir.Davalı ... taşıma ilişkisinde fiiili taşıyıcı olmadığı gibi sadece araçta bulunan taşıt kartı nedeniyle sorumlu tutulması mümkün değildir.Kaldı ki taşıma sözleşmesi ...ile akdedilmiş olup davalı sözleşmenin tarafı değildir.Davalı tarafından düzenlenmiş navlun faturası da bulunmamaktadır. Yukarıda belirtilen gerekçeler ışığında hükme esas alınabilecek yeterli teknik nitelikte bilirkişi raporu da hükme esas alınarak davalının taşımada nedeniyle meydana gelen zarardan sorumlu olmadığı..." gerekçesiyle davanın reddine, karar verilmiştir. Bu karara karşı, davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Davalı şirketin, diğer davalı ... ile birlikte borçtan sorumlu olduğunu, deliler arasında bulunan Taşıt Kartının, taşıma işleminin yetkilisinin davalı şirket olduğunu kanıtladığını, Karayolu Taşıma Yönetmeliğinin "Tanımlar" başlıklı 4/mmm. maddesinde açıklandığı üzere taşıt kartının, bir taşıtın yalnız bir yetki belgesinde kayıtlı olduğunu ve bu yetki belgesi altında çalıştırılabileceğini gösterdiğini, yetki belgesi sahiplerinin sorumluluğuna ilişkin Karayolu Taşıma Yönetmeliğinin 40. maddesindeki hüküm gereğince davalı şirketin sorumlu olduğunu, araç sürücüsünün sorumlu tutulmasına rağmen, yasal taşıma işinin yapabilmesi yetki sahibi olan davalının sorumlu tutulmamasının hatalı olduğunu, Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın kabulüne, karar verilmesini istemiştir.