Esas No
E. 2022/5681
Karar No
K. 2024/2131
Karar Tarihi
Karar Sonucu
ONANMASINA
Hukuk Alanı
Ticaret Hukuku

11. Hukuk Dairesi         2022/5681 E.  ,  2024/2131 K.

"İçtihat Metni"

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi

SAYISI: 2020/611 Esas, 2022/1152 Karar
HÜKÜM: Kısmen kabul

İLK DERECE MAHKEMESİ : Bakırköy 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi

SAYISI: 2018/92 E., 2019/411 K.

Taraflar arasındaki markaya tecavüz ve haksız rekabetin tespiti, meni davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda; idari izinlerde yargısal süreler işlemeye devam etmektedir. Bölge Adliye Mahkemesi kararının davacı vekiline 29.06.2022 tarihinde tebliğ edildiği, davacı vekilinin temyiz dilekçesinin 2 haftalık temyiz süresinden sonra 14.07.2022 tarihinde verdiği anlaşılmaktadır. Bu itibarla davacı vekilinin temyiz dilekçesinin süreden reddine karar vermek gerekmiştir.

Davalı vekilinin gerekli şartları taşıdığı anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 1952 yılından bu yana faaliyette bulunduğunu, “SEYİDOĞLU” ibareli markasını Türk Patent ve Marka Kurumu (TÜRKPATENT) nezdinde birden çok sınıfta adına tescil ettirdiğini, davalının “SEYDİOĞLU BAKLAVALARI” ibaresini, müvekkiline ait markalar ile nihai tüketici nezdinde iltibasa sebebiyet verecek şekilde kullanıldığını, bahse konu kullanımların davalı yanın farklı adreslerde açtığı şubelerde tabelalarda, kataloglarda ve görsellerde gerçekleştirildiğini, bu durumun müvekkili marka haklarına tecavüz ve haksız rekabet teşkil ettiğini ileri sürerek müvekkilinin marka haklarına davalı tarafından gerçekleştirilen tecavüz ve haksız rekabet teşkil eden eylemlerinin tespitini, önlenmesini talep etmiştir.

II. CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkillerine ait “HASAN&HÜSEYİN SEYDİOĞLU” ibareli markanın TÜRKPATENT nezdinde birden fazla sınıfta tescil edildiğini, davacı markasının esas unsurunun “Gaziantepli ...” ibaresinden, müvekkili markasının “Hasan&Hüseyin Seydioğlu” ibaresinden oluştuğunu, dava konusu markaların birbirinden kolaylıkla ayırt edilebileceğini, işaretler arasında görsel anlamda bir iltibastan söz edilemeyeceğini, “...” ve “...” isimlerinin anlamlarının birbirinden farklı olduğunu, toplum nazarında ... isminin daha çok kullanılır ve bilinir olması nedeniyle bu yönde bir iltibas tehlikesinin doğmayacağını, kelimelerin benzeyen yönlerinin bulunmasının iltibasın varlığına kesin bir karine oluşturmayacağını, ortalama tüketicinin söz konusu markalar arasındaki farkı ayırt edebileceğini, müvekkilinin tescilli markasını kullanıyor olmasından dolayı kötü niyetli sayılamayacağını, baklava, pasta ve şekerli mamuller sınıfındaki tüketicinin normalden daha fazla dikkat ve özenle bu ürünleri tercih edeceklerini savunarak davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraf markalarının asli unsurlarının farklı olduğu, davacı markasında tali unsur var iken davalının markasında tali unsur bulunmadığı, markaların tamamı göz önünde bulundurulduğunda işitsel yönden okunuşları farklılık arzediyorsa da davalı yanın tescilli markalarından uzaklaşarak davacının tescilli markalarına yakınlaştırmak suretiyle kullanımlarını sürdürdüğü, markaların sahiplerine tescil edildikleri hali ile koruma sağlayacağı, davalının bahse konu kullanımlarının tescilli markalarından kaynaklanan korumanın dışında kaldığı, davalının "..." şeklindeki tescilli markasında yer alan "HASAN&HÜSEYİN" ibaresini bazen hiç kullanmadığı, bazen "SEYDİOĞLU" ibaresinin yanında çok küçük puntolar ile yer verdiği, davalının işyeri tabelalarında "SEYDİOĞLU" ibaresini baskın olarak bulundurmak ile birlikte, davacıya ait tescilli markaların ortak olarak ihtiva ettikleri kırmızı ve beyaz renk ile tabelalarında markasal kullanımlar yaptıkları, "SEYİDOĞLU" ve "SEYDİOĞLU" ibarelerinin aynı emtia grubunda ortak renkler ile kullanılmasının nihai tüketici nezdinde iltibasa sebebiyet vereceği, markaların ortasında yer alan iki harfin yerinin değişmiş olmasının bu riski ortadan kaldırmayacağı, davalının tespit edilen kullanımların davacı yanın tescilli markaları ile iltibas oluşturacak şekilde benzerlik arz ettiği, ilgili kullanımların davacı markasına tecavüz ve haksız rekabet teşkil eder mahiyette olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne, davalının adına tescilli 2005/05073 tescil nolu "Hasan&Hüseyin Seydioğlu" ibareli markayı tescilinden farklı olarak davacı adına tescilli "Seyidoğlu" esas unsurlu markaya yakınlaştırmak, tescilinden farklı olarak ve iltibas oluşturacak şekilde kullanmak suretiyle davacı marka haklarına tecavüz ve haksız rekabetin tespitine, önlenmesine, sonuçlarının ortadan kaldırılmasına, kararın ilanına karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri

Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacının 28 yıl boyunca sessiz kaldığı, davacının müvekkilinden sonra ortaya çıktığını, müvekkilinin hukuka uygun tescil ettirdiği markasını kullanmaktan başka bir gayesi ve davranışının bulunmadığını, tescilli halinden bir harf ve kelime değiştirmediğini, bilirkişinin verilen görevi aştığını, davacının markasını tescilli halinden farklı kullandığını, bu haliyle kabul etmemekle birlikte davacının tescilden farklı kullanımı nedeniyle karıştırılma tehlikesi ortayla çıkıyorsa müvekkilinin sorumluluğunda olmadığını, Mahkemece mazeretlerinin reddinin hukuka uygun bir tarafının bulunmadığını ileri sürerek kararın kaldırılmasını istemiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının hükümsüzlüğe yönelik bir istemi bulunmadığından 5 yıllık sürenin dolduğundan bahsedilemeyeceği, davacının, marka tesciline aykırı davalı kullanımını hangi tarihte bildiğine ilişkin delil ibraz edilmediği, rapor tarihi itibarı ile kullanımın sürdürüldüğü dikkate alındığında sessiz kalma nedeni ile hak kaybından söz edilemeyeceği, davalının kullanımlarının davalı markasının koruma kapsamının dışında olduğu, davalının tescilli markasından uzaklaşarak ve davacının markalarına yakınlaştırarak kullandığı, bu kullanımın davacı yanın tescilli markalarıyla iltibas oluşturacak şekilde benzerlik arzettiği, davacı markasına tecavüz teşkil ettiği, Mahkemenin tecavüzün tespiti ve menine ilişkin kararında usul ve esas yönünden hukuka aykırılık görülmediği, davacının haksız rekabet iddiasının marka hakkına dayandığı, bu durumda 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (6102 sayılı Kanun) 55 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinin dördüncü alt bendi gereğince aynı zamanda haksız rekabetin oluştuğundan söz edilemeyeceği gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden hüküm kurulmasına, davanın kısmen kabulüne, davalının adına tescilli 2005/05073 tescil nolu “hasan&hüseyin seydioğlu” ibareli markayı tescilinden farklı olarak davacı adına tescilli “seyidoğlu” esas unsurlu markaya yakınlaştırmak, tescilinden farklı olarak ve iltibas oluyturacak şekilde kullanmak suretiyle davacı marka haklarına tecavüz teşkil ettiğinin tespitine, önlenmesine, sonuçlarının ortadan kaldırılmasına, davacının haksız rekabet isteminin reddine, kararın ilanına karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri

1.Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davalının hiçbir katkısı bulunmadan haksız şekilde müvekkilinin markasını tabela, fiş, poşet, broşür ve tüm görsellerinde kullandığını, davacının durumdan haberdar olmaması sebebiyle yıllarca kullanmaya devam edip müvekkilinin markası üzerinden kendisine haksız kazanç sağladığını, davalının fiillerinin marka hakkına tecavüzün yanında 6102 sayılı Kanun hükümlerine göre haksız rekabet teşkil ettiğini, müvekkilinin müşteri ve pazar payını azalttığını, haksız rekabet davalarında fikri ürünün değil rekabet ortamının korunduğunu ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.

2.Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; müvekkilinin daha davacı kurulmadan önce baklavacılık sektöründe bulunduğunu, “hasan&hüseyin seydioğlu” olarak tanındığını ve ünlendiğini, tarafların alanlarının örtüşmediğini, müvekkilinin tabelalarında baklava ibaresini özellikle belirttiğini, markaların benzeşmediğini, iltibas tehlikesinin doğmadığını, davacının 30 yıl önce bir davasını takipsiz bıraktığını, sessiz kalma yoluyla hak kaybına uğradığını, hukuki mütalaanın değerlendirilmediğini, bilirkişinin uzmanlık sınırını aştığını ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe

1.Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, markaya tecavüz ve haksız rekabetin tespiti, meni istemine ilişkindir.

2.İlgili Hukuk

1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.

2.6102 sayılı Kanun'un 55 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinin dördüncü alt bendi.

3.6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 149 uncu maddesi

3.Değerlendirme

1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR

Açıklanan sebeplerle;

A. Davacı Temyizi Yönünden

Davacı vekilinin temyiz dilekçesinin süreden REDDİNE,

B. Davalı Temyizi Yönünden Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden davalıya yükletilmesine, Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde davacıya iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

14.03.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.