13. Hukuk Dairesi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
13. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2022/495 Esas
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEME: BAKIRKÖY 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
DOSYA NUMARASI: 2020/525 Esas - 2021/852 Karar
TARİH: 09/11/2021
İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalı şirket tarafından davacı aleyhine Bakırköy ... İcra Müdürlüğü'nün ... E. sayılı(Bakırköy ... İçra Müdürlüğü'nün ... E.) dosyası ile icra takibi başlatıldığını, davacının davalı şirkete hiçbir. borcu bulunmadığını. usulsüz tebligat ile takibin kesinleştirildiğini. takipten haberdar olmamaları nedeniyle süresi içerisinde itiraz etme imkanı olmadığını, davalı şirketin kumaş imalatı, toptan ve perakende satışı ile iştigal ettiğini, davacının tekstil sektöründe faaliyet gösterdiği ve davalı şirketten kumaş satın almak istediğini, davalı tarafın ticaretin başlamasından önce davacıdan teminat talep ettiğini, bunun üzerine davacının takip dayanağı teminat senedini düzenleyerek davalı şirkete teslim ettiğini, sonraki süreçte talep edilen kumaşların hiçbir sebep gösterilmeksizin teslim edilmediğini, verilen teminat senedinin de iade edilmediğini, takip dayanağı bononun ön yüzünde teminat senedi olduğunun açıkça yazıldığını, davalının bonoyu teminat senedi olduğunu bilerek aldığı ve kabul ettiğini. sonraki süreçte kötü niyetli ularak vade kısmını ve senet metnindeki boş kısımları doldurarak takip başlattığını, davalı tarafından davacıya mal satışı yapılmadığını iddia ile davacının davalıya borçlu olmadığının tespiti ile icra lakibinin teminatsız olarak durdurulmasına karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının davalı şirketin bir çok defa kumaş sattığı ... isimli şahıs firmasının sahibinin ağabeyi olduğunu, aynı zamanda firmanın gayri resmi ortaklarından olduğunu, davalı şirketin puzarlamacısı tarafından ... firmasına müşteri çeki karşılığında birçok kez kumaş satışı yapıldığını, davacının bu alışveriş sebebiyle davalı şirketin pazarlamacısı ile arasında oluşan güven ve şahsi yakınlığa istinaden, elinde müşteri çeki olmadığını, satın almayı düşündüğü kumaşların bedeli için de kendisinin borçlu olacağı bir bonoyu vermeyi içeren bir anlaşma teklif ettiğini, yapılan anlaşmaya göre davacının müşteri çeki geldiğinde bonoyu geri alacağını veya bedelini ödeyeceğini taahhül ettiğini, daha sonra bononun 3. şahıslara ciro dilmesini önlemek için ön tarafına teminattır, kullanılamaz ibarelerini yazdığını. davalı şirket rafından pazarlamacımın talebi üzerine, dava konusu bono bedeli olan 60.000.00 TL karşılığı kumâşın davacıya gönderildiğini ve davacı tarafından teslim alındığını, karşılığında ise teslim makbuzu verildiğini, davacı tarafın KDV ödememek için davalıdan teslim etmiş olduğu kumaşlar için fatura kesmemesini ısrarla talep etmesi üzerine satılan kumaşlar için fatura kesilmediğini, pazarlamacının ... firmasına karşılıksız çıkan müşteri çeklerinin bir kısmını davalı şirketin haberi ve rızası olmadan iade ettiğini, ancak ... firmasından eklerin iadesine ilişkin herhangi bir imzalı yazılı evrak almadığını, davalı şirketin, ... yetkilisinin müşteri çeklerinin bir çoğunu elden tahsil ettiğini ve çekleri de sahiplerine iğde ettiğini öğrendiğini, pazarlamacıdan ...'den çeklerin parasını tahsil etmesini istediğini. ancak firma tarafından çeklerin bedelinin tahsil edilmemesi sebebiyle bir ödeme yapılmadığını, ... aleyhine Bakırköy ... İcra Müdürlüğünün ...
E. Sayılı dosyası ve davacı aleyhine de bononun tahsili için Bakırköy ...
İcra Müdürlüğünün ... eski yeni ...
E. Sayılı dosyaları ile icra takibi başlatıldığını, ...'in icra tâkibine itiraz ettiğini.
açmış oldukları itirazın iptali davasında verilen davanın reddi kararının halen İstinaf Mahkemesinde olduğunu, senette malen kaydı bulunmasına rağmen her iki tarafta teminat amacıyla düzenlendiğini beyan ettiğinden senedin neyin teminalı ettiğinin ispat yükünün menfi tespit isteyen davacıda ulduğunu. takip konusu bonoda, teminata ilişkin bir açıklama olmadığını taraflar arasında düzenlenen sözleşmede dayanak senedin teminat amacıyla verildiğine dair bir kayıt bulunmadığından borçlunun bu yöndeki itirazının reddi gerektiğini beyan ile davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesi 09/11/2021 tarih 2020/525 Esas - 2021/852 Karar sayılı kararında; "Dava, dava konusu senet nedeniyle borçlu olmadığının tespiti istemine ilişkindir. Taraflar arasındaki ticari ilişkinin teminatı olarak verildiği iddia edilen senedin teminat senedi olup olmadığı, mal alışverişinin olup olmadığı, takip konusu bono bedeli olan 60.000,00TL karşılığı kumaşın davacıya teslim edilip edilmediği söz konusu bono nedeniyle davacının borçlu olup olmadığı, bononun geçerlilik şartlarını taşıyıp taşımadığı noktasında uyuşmazlık olduğu tespit edilmiştir.
Mahkememizce bilirkişi incelemesi yaptırılmış olup alınan raporda; davaya konu bonoya dayanak kumaş teslimi iddiasının ortaya konulamadığı, işbu bono yönünden davacı şirketin davalıya borcu olmadığı tespit edilmiştir. Burada değerlendirilmesi gereken husus ispat yükünün kime ait olduğuna ilişkindir. Menfi tespit davalarında genel ispat yükü alacaklı konumunda olan davalı tarafta bulunmaktadır. Ancak menfi tespit davasının kambiyo senedinden kaynaklanmış olması durumunda, ispat yükü yer değiştirerek Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 11/04/2018 tarihli 2017/19-819 esas 2018/771 karar sayılı içtihadında da açıkça belirtildiği üzere menfi tespit davacısının üzerindedir. Bono, ödeme vaadi niteliğinde bir kambiyo senedi olup, bonoyu düzenleyen, asıl borçlu durumundadır. Bonoda bulunması zorunlu olan şekil şartları 6102 sayılı TTK’nun 776. maddesinde sayılmıştır. Bu unsurların yanı sıra, yerleşik Yargıtay kararlarında ve öğretide de kabul edildiği gibi, bonolara özgü seçimlik unsurlar da bulunmaktadır. Bonoya isteğe bağlı olarak, faiz, bedelin nakden ya da malen alındığı veya yetkili mahkeme kayıtları da konabilir. Seçimlik unsurlardan birisi de, temel borç ilişkisinden kaynaklanan borcun dayandığı nedenin gösterilmesine yönelik "bedel kaydı"dır. Eş söyleyişle "bedel kaydı" kambiyo senedinin ihtiyari kayıtlarındandır. Bu kayıt keşidecinin (borçlunun), senedin lehtarından (alacaklıdan) karşı edayı aldığını ispata yarar. Temel borç ilişkisinin bir sözcükle senede yansıtılması şeklinde ortaya çıkan bedel kaydının varlığı ya da yokluğu, senedin bono niteliğini etkilemez. Zira, bono, bağımsız borç ikrarını içeren bir senettir. Bu nedenle bir illete bağlı olması gerekmez ve kural olarak ispat yükü senedin bedelsiz olduğunu iddia eden tarafa aittir. Ancak, bir defa bir mal alışverişine dayandığı "malen" kaydıyla, ya da bir alacak borç ilişkisine dayandığı "nakden" kaydı ile senede yazılmışsa, artık buna uyulmak gerekir. Bu kayıtların aksinin savunulması senedin talili (nedene, illete bağlanması) anlamına gelir ki, böyle bir durumda ispat yükü yer değiştirir. Senedi talil eden, iddiasını kanıtlama yükümlülüğü altına girer. Takip dayanağı bononun tanzim tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 6102 Sayılı TTK'nın 778. maddesi göndermesi ile bonolar hakkında da uygulanması gereken aynı Kanun'un 680. maddesi uyarınca açık bono düzenlenmesi mümkündür. Tamamen doldurulmamış bononun tedavüle çıkarılırken anlaşmalara aykırı olarak doldurulduğu yazılı belge ile kanıtlanmadığı sürece, bono üzerinde yazılı vade, tanzim gibi tarihler gerçekliğini ve varlığını korur. (Yargıtay HGK. 26.02.2003 tarih ve 2003/19-135 E. 2003/105 K. sayılı kararı) Somut olayda imzası inkar edilmeyen senette malen kaydı olmasına rağmen davacı senedin teminat senedi olduğunu ileri sürmektedir. Davalı ise bu iddianın yazılı delille ispatlanması gerektiğini ileri sürmüştür. Kambiyo evrakları kural olarak piyasada para gibi tedavül eden bir peşin ödeme aracıdır. Dava konusu senette malen kaydı olduğuna göre, davacının davalıdan mal satın alındığı, malın davacıya teslim edildiği, ödeme için ise davacı tarafından senedin verildiği hususunda davalı lehine bir karine vardır. Aksini ispat yükü davacı üzerindedir. Davacı bir hukuki ilişkinin varlığını kabul etmiş, ancak bu hukuki ilişkinin senette görünenden farklı bir ilişki olduğunu ileri sürmüştür. Dolayısı ile hukuki ilişkinin kendisinin ileri sürdüğü ilişki olduğunu ispat külfeti davacıya düşmektedir. Zira davacı senedin bir hukuki ilişkiye dayanmadığını değil, başka bir hukuki ilişkiye dayandığını ileri sürmekte; temelde bir hukuki ilişkinin varlığını kabul etmektedir. Aynı ilkeler, HGK’nun 17/12/2003 gün ve 2003/19-781 E., 2003/768 K. sayılı içtihadında da benimsenmiştir. ( Kayseri BAM 6. HD. 2020/704 Esas ve 2020/600 Karar saılı ilamında da bu husus belirtilmiştir.) Somut olayda davacı, dava konusu malen düzenlenen senedin teminat olduğunu, davalı ise malen düzenlendiğini savunması gözetilerek davacının talili nedeniyle artık senedin teminat senedi olduğunu iddia ettiğine göre, ispat külfeti davacıda olup, davacı bu yöndeki iddialarını yazılı delille kanıtlamak zorundadır. Ancak davacı bu hususu ispatlayamadığından davanın reddine karar verilmiştir.
Davacı tarafın kötüniyeti ispatlanamadığından davalı tarafın kötüniyet tazminat talebinin de reddine karar verilmiştir..."gerekçesi ile, ''1-Davanın REDDİNE, 2-Davalı tarafın kötüniyet tazminatı talebinin REDDİNE,'' karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle;Davalı şirket tarafından müvekkil aleyhinde Bakırköy ... İcra Müdürlüğünün ... Es. sayılı dosyası ile takibe konulan bedelsiz kalmış teminat senedi ve takip dosyası nedeniyle müvekkilinin, davalı şirkete borçlu olmadığının tespiti talepli olarak huzurdaki davayı ikame ettiklerini, davanın yapılan yargılaması sonunda yerel mahkemenin, davanın reddine karar verdiğini, yere mahkemenin eksik inceleme ile usul ve yasaya aykırı karar verdiğini, Davalı şirketin kumaş imalatı ile toptan ve perakende satışı ile iştigal ettiğini, müvekkilinin ise tekstil sektöründe faaliyet göstermekte olup davalı şirketten kumaş satın almak istediğini, davalı tarafın ise ticaretin başlamasından önce müvekkilinden teminat talep ettiğini, bunun üzerine müvekkilinin takip dayanağı teminat senedini, vade tarihi, tanzim tarihi, miktarı vs bir kısım yerleri boş olarak fakat ödeme tarihi kısmına açıkça teminat senedi olduğunu yazılmak suretiyle imzaladığını ve davalı şirkete teslim ettiğini, sonraki süreçte davalı şirketin, talep edilen kumaşları müvekkiline hiç bir sebep göstermeksizin teslim etmediğini ve ticari ilişki başlamadan teminat olarak kısmen boş bir şekilde verilen teminat senedini de müvekkiline iade etmediğini, ticari ilişkinin başlamamasında müvekkiline atfedilecek herhangi bir kusur bulunmadığını, ticari ilişkinin başlamaması ve davalı şirketçe müvekkiline mal satışı yapılmaması nedeniyle takip dayanağı teminat senedinin de bedelsiz kaldığını, teminat senedinin boş kısımlarının davalı tarafça gerçeğe ve müvekkilinin rızasına aykırı olarak doldurulduğunu, yerel mahkemenin dayandığı malen kaydı da sonradan davalı tarafça doldurulan kısımlardan olup mal teslim edildiği anlamına gelmediğini,
Davalı tarafın müvekkiline, 60.000,00-TL'lik kumaşı satıp teslim ettiğini ve karşılığında teslim makbuzu düzenlendiğini iddia etmişse de bu iddiasını ispat edemediğini, davalı tarafça dosyaya varlığını iddia ettiği teslim makbuzunu sunmadığı gibi davalı tarafın defter ve kayıtlarında da iddia ettiği mal satışı ve ürün teslimi görülmediğini, ayrıca davalı tarafın vergi dairesi kayıtlarında da bu satışın görülmediğini, bu durumun bilirkişi raporu ile de tevsik edildiğini, tüm bu hususların davalının ürün satışı ve mal teslimi iddialarının gerçek olmadığını, açıkça gösterdiğini, Yargıtay'ın yerleşik kararlarının da bu yönde olduğunu,
Davalı tarafın cevap dilekçesindeki beyanlarının müvekkiline mal teslim edilmediği hususunun ve dava konusu senedin teminat senedi olduğunun ikrarı mahiyetinde olduğunu, davalı tarafın cevap dilekçesindeki beyanlarının bir an için doğru olduğu kabul edilse dahi, davalının pazarlamacısı ile müvekkilİ arasındaki anlaşma gereğince dava konusu bononun başlaması planlanan ticari ilişkinin teminatı olarak mal satışından önce verildiği ve teslim edilecek malların bedelinin müşteri çeki ile ödenmesinin kararlaştırıldığının ikrarı mahiyetinde olduğunu, davalı tarafın bu ikrarı ile ispat külfeti yer değiştirmiş olup mal teslim edilmediğinin ve senedin teminat amacıyla verildiğinin ispatının kendilerinden beklenilmesinin hatalı olduğunu, Ayrıca davalı vekilinin 09/11/2021 tarihli dilekçesinde davacı tarafa (müvekkiline) yemin teklifinde bulunulmasını talep etmiş olup dilekçesindeki "...dava konusu bononun, ...'e ...'e teslim edilen kumaşların ödemesi için müşteri çekleri olmadığı için verilip verilmediği, müşteri çekleri verildiğinde bononun geri alınması veya bedelinin ödenmesi şartıyla verilip verilmediği..." şeklindeki beyanı dahi davalı tarafça müvekkiline mal satışı yapılmadığı, mal teslim edilmediği hususunun açıkça kabulü mahiyetinde olduğunu, davalının ikrarı mahiyetindeki bu beyanlarının sonucu ispat yükünün davalı tarafa geçtiğini, davalı tarafça, dava konusu bononun teminat senedi olmadığını, mal karşılığı verildiği ve müvekkiline mal teslim edildiği hususu ile müvekkilinin davalı tarafa borçlu olduğu iddialarının davalı tarafça ispatı gerekirken bonoda malen kaydı bulunduğu ve mal tesliminin gerçekleştiği, aksi durumun taraflarınca kesin delille ispat edilemediği gerekçesiyle davanın reddinin hatalı olduğunu, Takip dayanağı bononun ön yüzünde açıkça teminat senedi olduğu belirtildiği, yine takip dayanağı bononun vade kısmı çizilmiş olup bononun sonradan davalı tarafça doldurulduğunun aşikar olduğunu, davalı tarafın cevaplarının da esasında bononun kumaş satışından önce teminat olarak verildiğinin ikrarı mahiyetinde olduğunu, davalının ikrar mahiyetindeki bu beyanı ile dosya kapsamındaki bilirkişi raporu ve davalıya ait ticari defterlerde müvekkiline mal satışı yaptığına ilişkin herhangi bir kayıt bulunmadığını ve davalı tarafın varlığını iddia ettiği teslim makbuzlarını da sunamadığı dikkate alındığında davanın kabulü yerine reddine karar verilmesinin hatalı olduğunu, yerel mahkemenin deliller tam olarak toplanmadan, eksik inceleme sonucu hatalı ve hukuka aykırı bir şekilde hüküm kurduğunu beyanla, Bakırköy 5. Asliye Ticaret Mahkemesinin 09.11.2021 tarihli, 2020/525 E. - 2021/852 K. sayılı kararının bozularak/kaldırılmasını ve taleplerine uygun bir şekilde karar verilerek davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ:
HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava; davacı aleyhine bonoya dayalı başlatılan kambiyo takibinden ötürü davalıya borçlu olunmadığının tespiti istemine ilişkin olup, mahkemece davanın reddine karar verilmiş, karar karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. Davacı yan; davalı şirketten kumaş satın alınmak istendiğini, davalı yanın davacıdan kumaş tesliminden önce teminat talep ettiğini, bunun üzerine dava konusu üzerinde ödeme tarihi kısmında "teminattır kullanılamaz" kaydı olan ve vade kısmı ise çizgi çekilmek suretiyle boş bırakılan bononun davalıya verildiğini, davalının davacıya kumaş teslimi yapmadığını, iadesi talep edilen teminat bonosunu da geri vermediğini, bononun boş bırakılan kısımlarını doldurarak haksız takip başlattığını ileri sürmüştür. Davalı yan; davacının dava dışı ... isimli firmanın gayrıresmi ortağı olduğunu, davacı ile ... arasında kumaş alım satımına ilişkin ticari ilişki bulunduğunu, bu şirketin ödemelerini genellikle müşteri çekleri ile yaptığını, dava dışı şirket ve davacı ile davalı şirket arasındaki ticari ilişkinin davalı şirketin pazarlamacısı üzerinden yürütüldüğünü, davacının davalı şirket pazarlamacısına kumaş satın almak istediğini, ancak elinde müşteri çeki olmadığını beyan ettiğini, bunun üzerine tarafların davacının satın almayı düşündüğü kumaşların ödemesi için kendisinin de borçlu olacağı bir bonoyu davalıya vermesi, müşteri çeki geldiğinde bu çeki verip bonoyu geri alması hususunda anlaştıklarını, dava konusu malen kaydını içerir bononun bu şekilde verildiğini, akabinde davalının davacıya kumaş teslimi yaptığını, davacının ısrarlı talepleri nedeniyle kumaşlar karşılığında fatura kesilmediğini, ancak davacının müşteri çeki vermediği gibi, ödeme de yapmadığını, bunun üzerine bononun takibe konulduğunu, bono üzerindeki teminat kaydının hangi ilişkinin teminatı olduğu belli olmadığından bononun kambiyo vasfına halel getirmeyeceğini, davacının davalıdan kumaş satın aldığının ve bononun ödeme amacıyla verildiğinin bonoda yer alan " malen" kaydı ile ortaya konduğunu, aksini ispat yükünün davacı üzerinde olduğunu savunmuştur. Mahkemece taraf delilleri toplanmış, icra dosyası, davalı şirketin ba-bs formları getirtilmiş, tarafların ticari defter ve kayıtları üzerinde bilirkişi incelemesi yapılmasına karar verilmiş, davacının tacir olmadığı ve ticari defterleri bulunmadığı beyanı ile defter ibraz etmediği, davalının ise gerekçe göstermeksizin defter ibraz etmediği, bilirkişi tarafından dosyadaki delillere göre rapor tanzim edildiği, incelenen ba-bs formları kapsamından davalı şirketin davacıya veya dava dışı ...'e mal satışına ilişkin herhangi bir beyanda bulunmadığı anlaşılmıştır.
İlk derece mahkemesi tarafından, imzası inkar edilmeyen dava konusu bonoda malen kaydı bulunduğu, davacının bu bononun teminat bonosu olduğunu ispatla yükümlü olduğu, iddianın yazılı delil ile ispat olunamadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
Davacı tarafından ileri sürülen istinaf sebepleri; davalı tarafından davacıya mal teslimi yapılmaması nedeniyle bononun bedelsiz kaldığı, teminat senedinin boş kısımlarının davalı tarafça malen kaydı ve vade dahil olmak üzere gerçeğe aykırı doldurulduğu, bono ön yüzünde teminat kaydının açıkça yer aldığı, bono üzerinde malen kaydı bulunmasının malın teslim edildiği anlamına gelmeyeceği, davalının davacıya 60.000,00-TL'lik kumaşı satıp teslim ettiğini ispatla yükümlü olduğu, davalının vergi dairesi kayıtlarında mal satışı görülmediği, davalı yanın cevap dilekçesinde bononun davalıya mal satışından önce verildiğini ikrar etmesinin de, bononun teminat senedi olduğunun ikrarı mahiyetinde bulunduğu, mahkemece ispat yükünün hatalı belirlendiği yönündedir. Dava ve takip konusu bono incelendiğinde, lehdarının davalı, keşidecisinin davacı olduğu, tanzim tarihinin 02/08/2012, tanzim yerinin Adana, olduğu, bedelinin 60.000,00-TL olduğu, bononun ön yüzünde ödeme tarihi kısmında "kullanılamaz teminattır" ibsresinin yer aldığı, vade kısmında çizgi bulunduğu, çizgi üzerine 31/08/2013 vade tarihi yazılı olduğu anlaşılmıştır.
Davacı tarafından dava konusu bono ile ilgili ileri sürülen ilk iddia bononun teminat bonosu olduğu, ikinci iddia ise bononun bedelsiz kaldığı yönündedir.
İlk derece mahkemesi tarafından dava konusu bononun teminat bonosu olup olmadığı iddiası değerlendirilmiş, ne varki, bononun bedelsiz kaldığı iddiası değerlendirilmemiştir. Bir bononun bedelsiz kaldığını ispat yükü kural olarak borçluda ise de, davalı yan, dava konusu bononun henüz kumaş teslimi yapılmadan önce ve ileride ikame edilecek müşteri çeki/çekleri karşılığında alındığını, bononun teslim alınmasından sonraki dönemde kumaş teslimi yapıldığını savunmuş olması karşısında, teslim olgusunu ispat yükünün kimin üzerinde olduğu da tartışılıp değerlendirilerek ve davalının yemin deliline dayandığı da gözden kaçırılmamak suretiyle bir sonuca gidilmesi gerekirken, davacının tüm iddialarını karşılamayan eksik gerekçe ile yazılı şekilde karar verilmesi yerinde olmamış, davacı yanın bu yöndeki istinaf sebebi yerinde bulunmuştur. Sonuç itibariyle, davacı yanın istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının 6100 Sayılı HMK'nun 353/1-a6 maddesi uyarınca kaldırılmasına, dosyanın mahkemesine iadesine karar vermek gerekmiştir.