1. Hukuk Dairesi
1. Hukuk Dairesi 2023/3416 E. , 2024/1138 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda Mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Kararın davalı Hazine temsilcisi tarafından temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay (Kapatılan) 16.Hukuk Dairesinin 12.04.2018 tarihli 2018/460 Esas, 2018/2616 Karar sayılı kararı ile hükmün esastan bozulmasına karar verilmiştir.
Bozma kararına uyularak yapılan yargılama sonunda Mahkemece davanın reddine dair verilen karar davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra, dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; ... Mahallesinde yapılan kadastro çalışmaları sonucu 101 ada 44, 342, 351 parsel 102 ada 163, 189 parsel, 104 ada 146 parsel, 105 ada 182 ve 186 parsel sayılı taşınmazların Hazine adına tespit ve tescil edildiğini bu tescilin hatalı olduğunu, taşınmazlara davacının uzun süre zilyet olduğunu ileri sürerek irsen intikal ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak dava konusu taşınmazların Hazine adına olan tapu kaydının iptali ve davacı adına tapuya tescilini istemiştir.
II. CEVAP
Davalı Hazine temsilcisi cevap dilekçesinde, davanın reddini savunmuştur.
III. MAHKEME KARARI
Bünyan Asliye Hukuk Mahkemesinin 13.05.2015 tarih ve 2014/44 Esas, 2015/166 Karar sayılı kararıyla davanın kısmen kabulüne, 101 ada 342 parsel ve 104 ada 146 parsel sayılı taşınmazlar yönünden pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine, çekişmeli 101 ada 44, 105 ada 182 ve 186, 102 ada 163 parsel sayılı taşınmazların tapu kaydının iptali ile davacı adına, çekişmeli 102 ada 189 parsel sayılı taşınmaz içerisinde kalan 17.10.2014 tarihli bilirkişi raporunda (B) harfi ile belirtilen 3.030,56 metrekare alanın, 101 ada 1 nolu parselin 17.10.2014 tarihli bilirkişi raporunda (C) harfi ile belirtilen 3.463,45 metrekarelik alanının tapu kaydının iptali ile davacı adına tapuya tesciline karar verilmiştir.
IV. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Hazine temsilcisi temyiz talebinde bulunmuştur.
B. Bozma Kararı
Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 22.06.2015 tarih ve 2014/21663 Esas, 2015/8784 Karar sayılı ilamı ile "Mahkemece yapılan araştırma ve incelemenin yetersiz olduğu açıklanarak TMK’nın 701 ve 640 ıncı maddesi hükümleri göz önünde tutularak davacının tek başına dava açma hakkı bulunup bulunmadığının değerlendirilmesi bakımından öncelikle davacı tarafa davasını hangi hukuksal nedene (taksim, bağış, satış vs.) dayandırdığının açıklattırılması, bu konudaki delillerin toplanması, sonrasında tespit tarihinden geriye doğru 15-20-25 yıl öncesine ait stereoskopik hava fotoğraflarının getirtilerek jeodezi veya fotogrametri uzmanı harita mühendisine incelettirilmesi, fen bilirkişisi ve 3 kişilik ziraat mühendisinden oluşacak bilirkişi heyeti, yerel bilirkişiler ve taraf tanıkları eşliğinde taşınmazlar başında yeniden keşif yapılması, yapılacak keşifte yerel bilirkişiler ve taraf tanıklarından davacı tarafından dava sebebi olarak ileri sürülen sebep yönünden beyanlar alınıp davacının aktif dava ehliyetinin bulunup bulunmadığının değerlendirilmesi, taşınmazların öncesinin ne olduğu, taşınmazlar üzerinde zilyetliğin bulunup bulunmadığı, varsa hangi tarihte ve ne nasıl başladığı, zilyetliğin sürdürülüş biçimi, kimden kime ve nasıl intikal ettiği hususları etraflıca sorulup maddi olaylara dayalı olarak açıklattırılması, tespit tarihe kadar davacı yararına 3402 sayılı Kanun uyarınca kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle mülk edinme koşullarının gerçekleşip gerçekleşmediğinin belirlenmesi gerektiği belirtilerek..." karar bozulmuştur.
C. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Bünyan Asliye Hukuk Mahkemesinin 01.06.2022 tarih ve 2018/195 Esas, 2022/138 Karar sayılı kararıyla; dava konusu 101 ada 342 parsel ve 104 ada 146 parsel sayılı taşınmazların davalı Hazine adına kayıtlı olmaması nedeni ile bu taşınmazlar yönünden açılan davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine, çekişmeli 101 ada 44 parsel, 105 ada 182 parsel, 105 ada 186 parsel, 102 ada 189 parsel, 102 ada 163 parsel, 101 ada 1 parsel (eski 101 ada 351 parsel) sayılı taşınmazlar yönünden ise davacı tarafın dava konusu edilen taşınmazların, dededen ve babadan mirasen intikal ettiği yönünde izahta bulunmasına rağmen dava tarihinde davacının mirasbırakanı olan babasının henüz hayatta olduğu bir an için davacının babasının dava açıldıktan sonra vefat ettiği, bu nedenle davacının hak sahibi olduğu düşünülse dahi söz konusu taşınmazların dededen babaya intikal ettiği iddiasının yoruma mahal bırakmayacak ve hukuken kabul edilebilir şekilde ispat edilemediği, davacının aktif husumet ehliyeti bulunmadığı gerekçesi ile davacının davasının, aktif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiştir.
D. Temyiz Yoluna Başvuranlar Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz talebinde bulunmuştur.
E. Temyiz Nedenleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle, ret kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, Bozma ilamında belirtilen dava konusu taşınmazların davacıya mirasbırakanı olan babasından miras yolu ile intikal ettiğini, diğer mirasçıların da rıza ve muvafakatları yani haklarını davacıya bağışlamaları nedeniyle davacıya intikal ettiğini, dava konusu taşınmazlara ilişkin mahallinde yapılan keşiflerde dinlenen tanıkların, taşınmazların davacının babasına ait olduğunu, davacının babasının hastalandığını, yatalak olduğunu, babası hastalandıktan sonra da davacı olan oğlunun taşınmazları sürdüğünün belirtildiğini, eklemeli zilyetlik yoluyla taşınmazların 20 yılı aşkın süredir davacı tarafından kullanıldığının tespit edildiğini, davacının kardeşlerinin imzalı beyanlarıyla dava konusu edilen taşınmazların davacı adına tesciline razı olduklarını belirttiklerini, dava konusu taşınmazların ham toprak olmadığını, ekilip sürülen tarla vasfında olduğunu, Hazine arazisi ile bir ilgisinin olmadığını, tüm mirasçılar tarafından davacı lehine haklardan feragat edildiğini, taşınmazların zilyet ve tasarrufunun uzun yıllardır davacıda olduğunun yapılan keşif ve bilirkişi incelemeleriyle ortaya çıktığını belirterek ve resen tespit edilecek nedenlerle kararın bozulmasını talep etmişlerdir.
F. Gerekçe
1.Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, kadastro öncesi nedene dayalı tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir.
2.İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 190 ıncı maddesi, 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 14, 15,16, 17 ve 18 inci maddeleri, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 6 ve 713/1 inci maddeleri
3.Değerlendirme
Kadastro sonucu ... Köyü çalışma alanında bulunan temyize konu 101 ada 44, 102 ada 163, 105 ada 182 ve 186 parsel sayılı 1.978.28, 3.813.73, 3.906.93 ve 3.151,79 metrekare yüz ölçümündeki taşınmazlar tarla vasfıyla Hazine adına, 101 ada 1 sayılı parselden ifrazen oluşan 101 ada 351 parsel sayılı ve 102 ada 189 parsel sayılı 5.485.268,41 ve 5.596,56 metrekare yüz ölçümündeki taşınmazlar ise ham toprak vasfıyla Hazine adına tespit ve tescil edilmiştir. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı HMK’nın geçici 3/2 nci maddesinin yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’un uygulanacağı davalar yönünden HUMK’un 428 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı halinde mümkündür.
Temyizen incelenen kararın bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; davacı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
V. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davacı vekilinin yerinde bulunmayan temyiz itirazının reddiyle, usul ve yasaya uygun olan hükmün ONANMASINA,
Aşağıda yazılı 247,70 TL bakiye onama harcının davacıdan alınmasına, 1086 sayılı HUMK'un 440/III-1 inci maddesi uyarınca karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere,
13.02.2024 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi. (Muhalif) -KARŞI OY-
Dava, kadastro öncesi hukuki nedene dayalı tapu iptali ve tescil davasıdır. İlk Derece Mahkemesince (İDM) davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, kararın temyizi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 22.06.2015 tarihli kararıyla eksik araştırmaya dayalı olarak karar bozulmuştur. İDM'ce bozmadan sonra yapılan yargılama sonucunda davacı tarafın dava konusu edilen taşınmazların dededen ve babadan mirasen intikal ettiği yönünde izahta bulunmasına rağmen dava tarihinde davacının mirasbırakanı olan babasının henüz hayatta olduğu, davacının babasının dava açıldıktan sonra vefat ettiği, bu nedenle davacının hak sahibi olduğu düşünülse dahi söz konusu taşınmazların dededen babaya intikal ettiği yönündeki iddianın yoruma mahal bırakmayacak ve hukuken kabul edilebilir şekilde ispat edilemediği gerekçesiyle davanın aktif husumet ehliyeti yokluğunda reddine karar verilmiştir.
Dairemizin Sayın Çoğunluğunca da anılan karar onanmıştır. Sayın Çoğunlukla aramızda oluşan uyuşmazlık, davacının aktif husumet ehliyetinin bulunup bulunmadığı noktasında toplanmaktadır.
İDM kararında her ne kadar dava konusu taşınmazın davacının dedesinden babasına intikal ettiği hususunun hukuken kabul edilebilir bir şekilde ispatlanamadığı kabulüyle karar verilmiş ise de bunun dosya içeriğiyle uyumlu olmadığı, en azından dava konusu bazı taşınmazlar yönünden bu değerlendirmeyi kabul etmenin dinlenen mahalli bilirkişi beyanları karşısında mümkün olmadığı anlaşılmaktadır.
Bu bağlamda keşif mahallinde dinlenen mahalli bilirkişi ..., dava konusu 101 ada 44, 105 ada 182, 102 ada 189 sayılı taşınmazların davacının dedesinden babasına, babasından da kendisine kaldığını beyan etmiştir.
Yine mahalli bilirkişi ...102 ada 163, 105 ada 182 ve 186 sayılı taşınmazların, dedesinden babasına, babasından da davacıya, 102 ada 189 sayılı parselin de babasından davacıya kaldığını ifade etmiştir. Yine mahalli bilirkişi ... 102 ada 163 ve 105 ada 182 ile 102 ada 189 sayılı parsellerin dedesinden babasına, babasından da davacıya kaldığını bildirmiştir. Mahalli bilirkişi ... ise genel olarak babasının ve dedesinin zilyetliğini bilmediğini ifade etmiştir. Öte yandan davacının ölen babasının diğer mirasçılarının sonuç itibariyle davaya muvafakat ettikleri anlaşılmıştır. Ayrıca dosya arasında bulunan teknik bilirkişi raporlarında dava konusu taşınmazlarda tarımsal faaliyet yapıldığı açıklanmıştır. Bu veriler karşısında dava konusu taşınmazların en azından bir kısmı ile ilgili olarak davacının dedesinden babasına ve babasından davacıya kaldığının kesin olarak ispatlanamadığını söyleyebilmek mümkün gözükmemektedir. Açıklanan nedenlerle İDM kararının bozulması gerekirken Sayın Çoğunluğun aksi yöndeki onama kararına iştirak edilememiştir.