11. Hukuk Dairesi
11. Hukuk Dairesi 2023/742 E. , 2024/4095 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 8. Asliye Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasındaki alacak davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın davalı ... yönünden reddine, davalı ... yönünden kabulüne karar verilmiştir. Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü. I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının tekstil işi ile ilgili olarak ticari faaliyette bulunduğunu, yaklaşık yıldır da tüm döviz alım-satım işlemlerini ... Döviz Tic. A.Ş. ile yaptığını, geçen bu dönem içerisinde davacı dövizini bozduracağı anda, ... Döviz çalışanı ...'nün davacıdan talimat almak suretiyle bankaya giderek davacının hesabından dövizi çektiğini, döviz karşılığını aldığında davacının makbuz düzenleyip verdiğini, bu şekilde çalışmanın yaklaşık 6 yıl sürdüğünü, en son Türk Lirasına çevrilmek amacıyla Garanti Bankası .... Şubesi .... numaralı hesabından yapılan ödemelerin; 03.09.2008 tarihinde 100.000,00 $ ve 28.10.2008 tarihinde 41.000,00 $ olmak üzere toplam 291.000,00 $ olduğunu, müvekkilinin ev almak üzere pazarlık aşamasında bulunduğunu, ... Döviz tarafından, ''Madem ev alacaksın dövizin bizde kalsın, Türk lirasına ihtiyacın olduğunda bize haber verirsen en yüksek kurdan dövizini bozarız, tekrardan dövizi senden almak için bankaya talimat vermek zorunda kalmazsın şeklinde açıklama yapıldığını, arada senelerin verdiği güven ilişkisi olduğundan müvekkilinin, dövizinin ... Döviz de kalmasında bir sakınca görmediğini, müvekkilinin ev satın almak üzere 28.10.2008 tarihinde anlaşma yaparak kaporasını teslim ettiğini, yine aynı 41.000,00 $ miktarında parayı Türk lirasına çevirmek üzere davalı şirkete gönderdiğini ve 03.11.2008 tarihinde tapuya gideceğini ve tüm parasının Türk lirası karşılığının hazır edilmesini talep ettiğini, ancak dövizinin karşılığını alamadığını, bugüne kadar kendisine bir ödeme yapılmadığını, evi satın alamadığından ödediği kaporasını da geri alamadığını, bu nedenlerle, fazlaya ilişkin her türlü haklar saklı kalmak kaydıyla, davacının alacağı olan 291.000,00 $ tutardan şimdilik 15.000,00 $ nin ödeme tarihindeki T.C. Merkez Bankası efektif satış kuru üzerinden Türk Lirası olarak, dava tarihinden itibaren dövize uygulanan en yüksek mevduat faizi ile birlikte, davalılardan müşterek ve müteselsilen tahsiline ve davacıya ödenmesine, tüm yargılama gideri ve avukatlık ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; müvekkili şirketin yıllardan beri döviz piyasasında güvenilirliği ile tanınmış dürüst ticari ilkeleri ile bilinen bir firma olduğunu, tüm faaliyetlerini yasalar çerçevesinde resmi kayıtlara uygun şekilde gerçekleştirdiğini, davacının dava dilekçesinde belirttiği tarih ve miktarlarda şirket adına hiçbir para girişi bulunmadığını, bu hususun ticari defter kayıtlarında sabit olduğunu, müvekkilinin faaliyeti gereği işlemlerin anlık olarak gerçekleştirilmesi zorunlu olduğunu, şirket nezdinde hiçbir kişi veya kurumun parası veya dövizi emanete alınamayacağını ve tutulamayacağını, müvekkilinin Yönetim Kurulu Başkanı ..... Silahyürekli ile üyeler ... ve ...'nin temsil ettiğini, bu kişiler dışında şirketi temsilen para tahsil etmek yetkisi hiçbir kişide olmadığını, diğer davalı ...'nün bir dönem şirkette kurye olarak çalıştığını, bu kişinin açtırdığı hesaba para transferi yapıldığını, kendisine davacı tarafından talimat verilerek bankalardan para çektirildiğini Şişli Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2008/55036 soruşturma sayılı evrakı ile öğrendiklerini, bu nedenlerle binaen haksız ve mesnetsiz davanın reddi ile tüm yargılama giderleri ve ücreti vekâletin davacıya tahmiline karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı yanca, dosyada suretleri bulunan banka dekontlarıyla da sabit olduğu üzere davalı ...'nün hesabına toplam 291.000 USD döviz cinsinden para gönderildiği, para gönderilen hesap davalı ...'nün şahsi hesabı olup davalı şirketle ilgisi bulunmadığının dosya kapsamından anlaşıldığı, davacı yanca davaya konu dövizlerin davalı şirketin talimatıyla davalı ...'nün hesabına gönderildiğine ilişkin bir delil de dosyaya sunulamadığı gibi davalı ... sunduğu dilekçe ile döviz alım satımlarının dava dışı ... 'ün talimatı ile ve davalı şirketin bilgisi dışında gerçekleştiğini beyan ettiğini, bu sebeple davacı yanın iradi olarak davalı ...'nün şahsi hesabına para gönderdiğine kanaat getirildiğini, Borçlar Kanunu'nda adam çalıştıranının kusursuz sorumluluğuna ilişkin düzenleme mevcutsa da bu yönde bir sorumluluktan bahsedilebilmesi için zararın çalışana verilen işin ifası kapsamında gerçekleşmesi gerekmekte olduğunu, davaya konu işlemlerin davalı şirketle ticari ilişki kapsamında gerçekleştirildiği ispat olunamadığı gibi, davalı şirketin bilgisi ve/veyahut talimatı doğrultusunda gerçekleştirildiği de ispat edilemediğinden davalı şirketin kusursuz sorumluluğundan bahsedilemeyeceğini, ayrıca davacı ile davalı şirket arasında alacak borç ilişkisini doğurur bir ticari ilişki ve bu ilişkide davalının borçlu olduğunu gösterir bir delil de dosyaya sunulamadığından davalı ...Ş.'ye karşı açılan davanın yerinde olmadığı, davalı ... temsil yetkisi çerçevesinde para aldığını iddia etmişse de, dosyadaki kayıt ve belgeler itibariyle ancak davacıyı temsilen bu paraları almış olabileceği ve vekalet ilişkisi kapsamında da aldığı paraları iade etmesi gerektiği, hesabına giren paraların döviz cinsinden veyahut Türk Lirası karşılığı olarak iade edildiğine ilişkin bir delil dosyaya sunulamadığından davalı ...'ye yöneltilen davanın yerinde olduğu gerekçesi ile davalı ...Ş.'ye karşı yöneltilen davanın reddine, davalı ...'ye karşı açılan davanın kabulü ile, 15.000,00 USD'nin dava tarihinden itibaren 3095 sayılı Yasa'nın 4/A maddesi uyarınca işleyecek faizi ile adı geçen davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle;önceki beyanlarını tekrarla, müvekkilinin davalı ... ile ticari ilişkisinin bulunduğunu, bu ticari ilişkide para alışverişi yapan şahsın da davalı ... çalışanı diğer davalı ... olduğunu, davalılar hakkında suç duyurusunda bulunulduğunu, İstanbul 27. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2009/605 Esas sayılı dosyasında ...'nün 09.02.2010 tarihli celsede dava konusu paranın bir kısmını esasen ... Döviz firmasının kendi adına açtığı hesaba yatırmış olduğuna dair ifadesinin bulunduğunu, yine ceza yargılamasında ... Döviz' in ortağı .....'ün 23.12.2010 tarihli celsede ... dövizin kağıt üzerinde kurucu ortağı olduğunu, ...'in de müşteri sıfatının bulunduğunu, ...'in ... Döviz'den döviz bozdurduğunu, ...'nün ...'in yanına giderek dövizi elden aldığını, ...'nün beyanlarının hepsinin doğru olduğunu beyan ettiği görülmüştür. Dava konusu çekilen paradan 100.000-USD paranın gönderildiği, ....'in 23.12.2010 tarihli celsedeki ifadesinde ...'yü tanımadığı, ... Döviz'den .....'ı tanıdığı, telefonda kur konusunda anlaştıklarını, kendisinin TL'yi nakit gönderdiğini, karşı tarafın da elinde nakit olduğu zaman doları nakit olarak verdiğine dair beyanının olduğunu, çekilen paralardan gönderildiği anlaşılan ........ AŞ yetkilisi.....'nın 16.06.2011 tarihli celsede ifadesinde ... ismi söylenince aklına bir şey gelmediğini, bu ismi hatırlayamadığını, 2008 yılında ... Döviz ile alışverişleri olduğunu, .....'ü bu vesile ile hatırladığını beyan etmiş olduğunu, sonuç olarak müvekkilinin ... Döviz ile işlem yaptığını, davalı ...'nün diğer davalı şirketin çalışanı olmasının ve yine davalı şirketin çalışanı ve hissedarı ...'ın talimatı ile hareket etmesinin çalıştığı şirketten ayrı münferit iş yaptığı anlamına gelmeyeceği, ...'nün müvekkilinden aldığı paraların çalışmakta olan diğer davalı şirket talimatlarına göre diğer bazı hesaplara ve kendi hesabına aktardığını, her ne kadar ceza soruşturmasında davalı şirket yetkilileri hakkında kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmiş ise de, mahkemenin tespit edilen maddi gerçekler ile bağlı olduğunu, bahsi geçen sebeplerle müvekkilinin alacağının davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesi gerektiğini beyanla ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davalarının tümden kabulüne karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde belirttiği hususları tekrar ederek kararın bozulmasını istemiştir. C. Gerekçe
1.Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, davacının mal varlığının haksız şekilde eksilmesinden farklı hukuki sebeplere dayalı olarak sorumlulukları bulunduğu iddia edilen davalılara karşı açılan tazminat istemine ilişkindir.
2.İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
3.Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
20.05.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.