Esas No
E. 2011/1643
Karar No
K. 2012/8631
Karar Tarihi
Karar Sonucu
ONANMASINA
Hukuk Alanı
Ticaret Hukuku

11. Hukuk Dairesi         2011/1643 E.  ,  2012/8631 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi

Taraflar arasında görülen davada İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 12/11/2010 tarih ve 2009/516-2010/570 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı ... vekili ile davalı .... vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava konusu meblağ (14510) TL'nın altında bulunduğundan HUMK'nun 3156 sayılı kanunla değişik 438. maddesi gereğince duruşma isteğinin reddiyle tetkikatın evrak üzerinde yapılmasına karar verildikten, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

Davacı vekili, müvekkili ile davalıların dava dışı İzmir Projeksiyon Merkezi, Fotoğrafçılık Elektronik Reklamcılık, Kırtasiye Sanayi Ticaret Ltd. Şti. nin ortakları olduğunu, şirketin 22.10.2005 vade tarihli senetle 65.000,00 TL borçlandığını, alacaklının İstanbul 14. İcra Müdürlüğünün 2006/6658 sayılı takip dosyası ile alacağının tahsilini sağlamak amacıyla şirket ve şirket ortaklarının tamamının aval vermiş olmaları nedeni ile aleyhlerine takip yürütüldüğünü, icra dosyasına müvekkili tarafından 29.000,00 TL ödeme yapıldığını ileri sürerek, diğer müteselsil borçlu davalılardan payları oranında yani her davalıdan ayrı ayrı 7.250,00 TL nin ödeme tarihinden itibaren avans (ticari) faizi ile birlikte tahsilini talep ve dava etmiştir.

Davalı ... vekili, müvekkilinin dava konus kambiyo senedine aval verdiğini,

TTK'nun 636/1 hükmü uyarınca davacının senet nedeni ile yaptığı ödeme için lehine taahhüt altına girdiği şirkete karşı davayı yöneltebileceğini, avalistler arasında müteselsil borç ilişkisinin bulunmadığını, dolayısıyla aval verilen senet nedeni ile yapılan ödemeden dolayı müvekkiline rücu etmesinin mümkün bulunmadığını, Borçlar Kanunu 141 ve 142 maddesinde yapılan düzenlemelerin avalistler arasında uygulanmasının mümkün bulunmadığını, müvekkilinin davaya konu takip dosyası için 5.000,00 TL ödeme yaptığını, müvekkili ile lehine aval verdiği hamili arasındaki avalden kaynaklanan borç ilişkisinin sona erdiğini savunarak davanın reddini istemiştir.

Davalı Ferudun Yılmaz, dava dışı senet borçlusu şirketteki hisselerini devrettiğinden devirden sonra tahakkuk edilen borçlardan sorumlu tutulamayacağını, davacının ödediğini iddia ettiği tutarın tarafından istenmesinin mümkün bulunmadığını, ödeme tarihinden itibaren faiz talep edilemeyeceğini savunarak, davanın reddini istemiştir.

Davalı ... vekili, avalin müstakil bir borç doğurması nedeni ile kimin lehine aval veriliyor ise o kişi ile avalist arasında iç borç ilişkisi doğduğunu, hamil ve avalist arasında doğrudan ve bağımsız bir borç ilişkisi doğduğunu, bu nedenlerle aynı derecedeki avalistler arasında hiç bir hukuki bağ bulunmadığını, aynı seviyedeki avalistler arasında müteselsil bir borç ilişkisi doğmayacağını ve avalistler arasında halafiyet ve rücunun da söz konusu bulunmadığını, ödeme yapan avalistin lehine aval verdiği keşideciye müracaat edeceğini, avalistler arasında teselsül ilişkisi bulunmadığından müvekkiline dava yöneltilemeyeceğini savunarak davanın reddini istemiştir.

Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre; senedin ön yüzüne imza atan avalistlerin üstlenmiş oldukları yükümlülük miktarı ile ilgili açıklama yapılmadığı için TTK 612 vd. maddeleri uyarınca her bir avalistin borcun tamamından sorumlu olduğu, Borçlar Kanunu 'nun 141. maddesi uyarınca her bir borçlunun alacaklıya karşı borcun tamamından sorumlu olduklarını beyan etmiş iseler borçlular arasında teselsülün meydana geleceği, senette avalistler arasında teselsül bulunduğu açıkça yazılmamış ise de, her bir avalistin borcun tamamından sorumlu olması nedeni ile zımnen avalistlerin teselsülü kabul ettikleri ve teselsülün meydana geldiği, avalistler arasında teselsül bulunduğundan, davacı avalistin ödemiş olduğu borç sebebiyle Borçlar Kanunu 'nun 496 maddesi uyarınca avalist davalılardan hisseleleri oranında talep etme hakkının bulunduğu gerekçesiyle, davalılar ... ve ... hakkında açılan davaların kabulü ile, 7.250,00 şer TL' nin 21.04.2009 tarihinden itibaren avans ( ticari ) faizi ile birlikte anılan davalılardan ayrı ayrı tahsili ile davacıya verilmesine, davalı ... hakkında açılan davanın kısmen kabulü ile, 6.000,00 TL' nin 21.04.2009 tarihinden itibaren avans ( ticari ) faizi ile birlikte anılan davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, bu davalı hakkında fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.

Kararı davalı ... vekili ile davalı Ferudun Yılmaz temyiz etmiştir.

1.Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, Türk Ticaret Kanununun 7. maddesi gereğince, iki veya daha fazla kimse, içlerinden yalnız biri veya hepsi için ticari mahiyeti haiz bir iş dolayısıyla diğer bir kimseye karşı müştereken borç altına girerlerse mukavelede aksi kararlaştırılmış olmadıkça müteselsilen mesul sayılacağına, ticari borçlara kefalet halinde, gerek asıl borçlu ile kefil ve gerek kefiller arasındaki münasebetlerde dahi hüküm böyle olduğuna göre davalı ...'ın tüm temyiz itirazlarının, davalı ... vekilinin ise aşağıdaki bent dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.

2.Davalı ... vekilinin temyizine gelince; davacı vekili dava dilekçesinde her bir davalıdan ayrı ayrı 7.250,00 TL'nın ödeme tarihinden itibaren avans faizi ile birlikte tahsilini istemiş; mahkemece davalı ... hakkında açlan davanın kısmen kabulüyle, 6.000,00 TL'nın ödeme tarihi olarak davacı vekilinin kabul etmiş olduğu tarih olan 21.04.2009 tarihinden itibaren avans faiziyle birlikte anılan davalıdan tahsiline karar verilmiştir.

Davalı ... yargılamada vekille temsil edilmiş, hakkındaki dava kısmen kabul, kısmen reddedilmiş olmasına rağmen, anılan davalı yönünden reddedilen 1.250,00 TL'lık kısım için davalı yararına vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken, anılan davalı yararına vekalet ücreti takdir edilmemesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle davalı ... yararına bozulmasına karar vermek gerekmiş ise de, anılan bu yanlışlığın düzeltilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, HUMK'un 438/7 maddesi uyarınca mahkeme kararının düzelterek onanmasına karar vermek gerekmiştir.

SONUÇ: Yukarıda (1) no’lu bentte açıklanan nedenlerle davalı ...'ın tüm temyiz itirazlarının, davalı ... vekilinin ise diğer temyiz itirazlarının reddine, (2) no’lu bentte açıklanan nedenlerle davalı ... vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının (HÜKÜM) bölümünün 8 numaralı bendinden sonra gelmek üzere 9. bent olarak “Davalı ... vekil ile temsil edilmiş olduğundan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca belirlenen 1.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı ...'na verilmesine,” ibarelerinin eklenmesine, hükmün düzeltilmiş bu şekliyle ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 89,25 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davalı Ferudun Yılmaz'dan alınmasına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz eden davalı ...'na iadesine, 23/05/2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Karar Etiketleri
ONANMASINA YARGITAYKARARI HUKUK Ticaret Hukuku 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu TTK md.636/1 TTK md.612 K570 md.438
© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.