Esas No
E. 2023/1720
Karar No
K. 2024/4161
Karar Tarihi
Karar Sonucu
ONANMASINA
Hukuk Alanı
İcra İflas Hukuku

11. Hukuk Dairesi         2023/1720 E.  ,  2024/4161 K.

"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi

SAYISI: 2022/1352 Esas, 2022/2171 Karar
HÜKÜM: Kısmen kabul, kısmen ret

İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesi

SAYISI: 2014/1397 E., 2017/591 K.

Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ve istinaf incelemesinden geçen menfi tespit davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir Bölge Adliye Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabul ve kısmen reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı Yargıtayca duruşma istemli olarak davalı vekili ve duruşma istemi olmaksızın katılma yolu ile davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Duruşma için belirlenen 21.05.2024 günü hazır bulunan davacılar vekili Avukat ... ile davalı vekili Avukat ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.

I. DAVA

Davacılar vekili, müvekkillerinin ... Hazır Yemek Ziyafet Hizmetleri Gıda San. ve Tic. A.Ş. unvanlı şirkete hissedar olduklarını, araç alımı için banka tarafından gerekli kredi sözleşmesinde ortakların da kefaletinin aranması nedeniyle 30.03.2012 tarihli Genel Kredi Sözleşmesi (GKS) ve araç taşıt rehin sözleşmesi imzaladıklarını, garanti olması adına sözleşmeye ek olarak ilk bakışta senet olduğu anlaşılmayan 04.02.2012 düzenleme tarihli 170.000,00 TL tutarlı vadesi boş senedin müvekkillerine avalist olarak imzalatıldığını, bankanın şirketten 400.000,00 TL tutarında senet de aldığını, her ikisinin de vadesinin 08.05.2014 olduğunu, şirket tarafından yapılan ödemelerin öncelikle avalist olarak imza atılan 170.000,00 TL tutarlı senetten mahsubu gerekirken ilk senet tarihinden başlamak üzere yapılan ödemelerin 1.5 yıl sonra düzenlenmiş 2. senetten mahsubunun yapıldığını, şirket tarafından müvekkillerin avalist olarak sorumlu oldukları 170.000,00 TL'nin zaten ödenmiş olmasına rağmen alacağın tahsil imkanını artırmak üzere kötü niyetli şekilde hükümsüz senedin yeniden icraya konulamayacağını ileri sürerek takip dosyasında söz konusu bedelden ötürü borçlu olunmadığının tespitiyle tedbiren takibin durdurulmasına karar verilmesini talep etmiştir

II. CEVAP

Davalı vekili, davacıların dava konusuna dayanak teşkil eden GKS'yi müteselsil kefil sıfatıyla imzaladıklarını ve ayrıca borçlunun vadesinde ödendiğinde borçtan düşmek üzere bonolar verdiğini, bu bonolardan birine davacıların avalist olarak imza attıklarını, vadesi gelmesine rağmen ödenmemesi üzerine takip başlattıklarını, bonolar teminat senedi olmayıp kambiyo vasfı taşıdığını dava dışı borçlu ile banka arasındaki kredi ilişkisi ve yapılan ödemelerin kredi borcuna mahsuben yapıldığını, davacıların avalist oldukları limitler kadar borçtan sorumlu olmaya devam edeceklerini, davacıların kefillikten kurtulmaya ilişkin haklarından da önceden feragat ettiklerini, sundukları hesap özetlerinde de kefil sıfatıyla ödemeye ilişkin bir kayıt bulunmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin 05.07.2017 tarihli ve 2014/1397 E., 2017/591 K. sayılı kararıyla; davacıların 30.03.2012 tarihli GKS kapsamında dava dışı borçlu şirketin 170.000,00 TL'yi aşkın bakiye alacak miktarının mevcudiyeti, davacıların sözleşme ile bağlantılı ve avalist olarak imza attıkları senet nedeniyle 170.000,00 TL limiti oranında sorumluluklarının devam ettiği, her iki senedin tahsilde tekerrür oluşturmamak kaydıyla bakiye borcun tasfiyesi için takip yapılmasına engel bir durum bulunmadığı gerekçesiyle menfi tespit davasının esastan reddine ve alacağın %20'si oranında davacı borçluların tazminata mahkum edilmesine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. Gerekçe ve Sonuç

Bölge Adliye Mahkemesinin 22.10.2020 tarihli ve 2017/5962 E., 2020/1767 K. sayılı kararıyla; 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu (6098 sayılı Kanun)100 üncü maddeye göre kısmi ödemede bulunulması halinde "... Borçlu, faiz veya giderleri ödemede gecikmemiş ise, kısmen yaptığı ödemeyi ana borçtan düşme hakkına sahiptir. Aksine anlaşma yapılamaz. Alacaklı, alacağın bir kısmı için kefalet, rehin veya başka bir güvence almış ise, borçlu kısmen yaptığı ödemeyi, güvence altına alınan veya güvencesi daha iyi olan kısma mahsup etme hakkına sahip değildir." düzenlemesine göre borçlu şirketin yaptığı ödemenin öncelikle davacıların avalist olduğu senede mahsup edilmesini talep etme hakları bulunmadığı gerekçesiyle kararın kaldırılmasına ve davanın esası hakkında farklı gerekçe ile davanın reddine karar verilmiştir.

V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A

. Bozma Kararı

1.Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

2.Dairemizin 07.06.2022 tarih, 2020/8109 E. ve 2022/4579 K. sayılı kararıyla İstanbul 14. İcra Müdürlüğünün 2014/16110 sayılı dosyasında takibe konu senetlerden 170.000,00 TL bedelli senette davacıların avalist sıfatıyla imzaları bulunmasına rağmen 400.000,00 TL bedelli senette davacıların imzalarının bulunmadığı, bu durumda, takibin kredi sözleşmesi ve eki olan kefalet sözleşmesine dayalı takip olmadığı da dikkate alındığında, takibe konu 400.000,00 TL bedelli senet yönünden davacıların borçlu olmadıklarının tespitine karar verilmesi gerekirken hatalı gerekçe ile davanın reddine karar verilmesinin doğru bulunmadığı belirtilerek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.

B. Bölge Adliye Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 170.000,00 TL bedelli senette ise davacıların avalist sıfatıyla imzaları bulunduğundan, bu senet yönünden davacıların menfi tespit talebinin reddine, 400.000,00 TL bedelli senette davacıların imzalarının bulunmadığı gözetilerek, bu senet yönünden davacıların borçlu olmadıklarının tespitine karar verilmiştir. VI. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili ve katılma yolu ile davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri

1.Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; 170.000,00 TL bedelli senedin tamamen ödendiğini, müvekkillerinin davalıya borçlu bulunmadığını ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.

2.Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; icra takibinde davacıların 170.000,00 TL'lik senetten borçlu olduklarının açıkça belirtildiğini, 400.000,00 TL bedelli senet ile ilgili olarak dava açmakta hukuki yaralarının olmadığını, bozma ilamının hatalı bulunduğunu, yargılamada usul ve yasaya ilişkin hatalar bulunduğunu ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir. C. Gerekçe

1.Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, kambiyo takibine konu senetler nedeniyle borçlu olunmadığının tespiti istemine ilişkindir

2.İlgili Hukuk

1.6098 sayılı Kanun'un 100 üncü maddesi.

2.2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 72 nci maddesi.

3.Değerlendirme

1.Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu 'nun 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Temyizen incelenen Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VII. KARAR

Açıklanan sebeple; Taraf vekillerinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,

Takdir olunan 17.100,00 TL duruşma vekalet ücretinin taraflardan ayrı ayrı alınarak yekdiğerine verilmesine, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden davalıya yükletilmesine, Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde davacılara iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

21.05.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.