6. Hukuk Dairesi
6. Hukuk Dairesi 2010/5149 E. , 2010/8960 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı paydaşlığın giderilmesi davasına dair karar bir kısım davalılar tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Uyuşmazlık, on adet taşınmazın paydaşlığının giderilmesine ilişkindir. Mahkemece 407 ve 484 No’lu parseller hakkındaki davadan feragat edildiğinden diğer taşınmazların satışı suretiyle paydaşlığın giderilmesine karar verilmesi üzerine hüküm satışına karar verilen taşınmazlara yönelik olarak davalılardan ... ve ... vekili tarafından ayrı ayrı temyiz edilmiştir.
Paydaşlığın giderilmesi davaları paylı veya elbirliği mülkiyetine konu taşınır veya taşınmaz mallarda paydaşlar arasında mevcut birlikte mülkiyet ilişkisini sona erdirip ferdi mülkiyete geçmeyi sağlayan, iki taraflı,taraflar için benzer sonuçlar doğuran davalardır. Bu davalarda davalı da davacı gibi aynı haklara sahiptir.
Davacı vekili, dava dilekçesinde, dava konusu edilen taşınmazların fiilen taksim edilerek kullanılmasının ve bu şekilde tapuya tescilinin mümkün olmadığını belirterek, taşınmazların aynen bölünmesi,mümkün değilse satışı suretiyle paydaşlığın giderilmesini talep etmiş, 21.3.2008 tarihli oturumda ise satış taleplerinin olmadığını, satış taleplerini atiye bıraktıklarını bildirmiştir. Mahkemece o oturuma katılan davalı ...’ndan ve yargılamanın aşamalarında diğer davalılardan bu beyana karşı diyecekleri sorulmamıştır. Yukarda açıklandığı üzere paydaşlığın giderilmesi davalarının niteliği ve çift taraflı olma özelliğinden ötürü davalıların da satış talep etme hakları olduğu gibi, HMUK’nun 185 / 1 maddesi hükmü gereği davacı, davalının rızası olmadan davasını geri alamaz. Atiye bırakma HMUK’da düzenlenmiş bir kurum olmayıp davacının bu beyanı ve iradesi davayı geri alma amacına yöneliktir. Bu durumda mahkemece bilirkişi raporuna göre dava konusu edilen taşınmazların aynen bölünmelerinin mümkün olmadığı da göz önünde tutularak davacının satış taleplerini atiye bırakması beyanına karşı davalılardan diyeceklerinin sorulması ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmediğinden kararın bozulması gerekmiştir.