11. Hukuk Dairesi
11. Hukuk Dairesi 2023/850 E. , 2024/5193 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi
İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 12. Asliye Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasındaki menfi tespit ve istirdat davalarından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davaların kısmen kabulüne karar verilmiştir. Kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davaların kısmen kabulüne karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı asıl ve birleşen davalarda davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda,
Bölge Adliye Mahkemesi tarafından asıl davada verilen kısmi kabul kararına konu miktar 37.421,57 TL, birleşen 2012/363 E. sayılı dosyada verilen kabul kararına konu miktar 153,00 TL olup, karar tarihi itibariyle bu meblağın 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362 nci maddesinde belirtilen temyiz kesinlik sınırının altında olduğu anlaşılmakla; asıl ve birleşen davalarda davalı vekilinin bu davalara ilişkin temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekmiştir. Asıl ve birleşen davalarda davalı vekilinin birleşen 2011/854 E. ve 2012/111 E. sayılı davalar yönünden gerekli şartları taşıdığı anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Asıl davada davacılar ..., ... ve ... vekili dava dilekçesinde; müvekkillerinin davalı bankadan 2007-2008 yıllarında muhtelif tarihlerde bazıları şirket adına bazıları şirket ortakları adına olmak üzere toplam 32 araç için farklı araç kredisi kullandığını, müvekkillerinin 2009 yılı Şubat ayından itibaren kredi taksitlerini ödemede güçlük yaşamaya başlamaları üzerine, davalı bankanın davacılara ödemelerini üç ay erteleyip daha sonra tüm kredileri tek bir çatı altında birleştirip o dönemde düşmüş olan faiz oranlarına indirilerek ödemelerin devam edebileceğini bildirdiğini, araç kiralama işi ile uğraşan davacı şirketin hemen hemen tüm araçlarının banka lehine rehinli olduğunu, bu nedenle bankanın bu talebinin olumlu karşılandığını, ancak banka tarafından tüm kredilerin tek çatı altında toplanmasından sonra davacılara çıkarılan ödeme miktarının davacıların ödemesi gerektiği miktardan çok daha fazla olduğunun anlaşıldığını, bankanın bildirdiği hesapta bir hata olduğunu tahmin ettiklerini, banka yetkililerinin söz konusu farkın hazine maliyetinden kaynaklandığını, yapacakları bir şeyin olmadığını bildirdiğini, bunun üzerine BDDK'ya başvurduklarını, BDDK'nın da ancak bu hususun dava yolu ile çözümlenebileceğini bildirdiğini, davacıların da banka yetkililerinden ve uzmanlardan yardım alarak borçlarını hesaplattırıp 02.06.2011 tarihinde 245.000,00 TL, 16.06.2011 tarihinde 23.067,33 TL ödeme yaparak kendi hesaplarına göre kredi borcunu kapattıklarını, daha sonra araçları üzerindeki rehinlerin kaldırılmasını bankadan istediklerini, ancak bankanın bunu kabul etmediğini ve davacılardan halen 75.500,00 TL alacak talep ettiğini belirterek 75.500,00 TL borçlu olmadıklarının tespitine ve davalı banka lehine araçları üzerindeki konulan rehinlerin terkinine karar verilmesini talep etmiştir.
2.Birleşen 2011/854 E. sayılı davada davacılar ..., ... ve ... vekili dava dilekçesinde davacıların davalı bankadan kredi kullandığını, bankadan kullandıkları kredinin toplam 699.370,00 TL geri ödemelerinin ise 992.520,00 TL olduğunu, kredi nedeniyle davalı bankaya 500.000,00 TL bedelli senet verdiklerini, davalı bankanın ödenmeyen 74.121,56 TL kredi borcu bulunduğunun kendilerine bildirildiğini, bu miktar yönünden menfi tespit davası açmış olmalarına ve açılan bu davada ihtiyati tedbir kararı verilmesine rağmen bankanın bu kez 500.000,00 TL bedelli senedin ödenmesini kendilerinden talep ettiğini ve senet nedeniyle icra takibi yapma ihtimallerinin bulunduğunu belirterek senet nedeniyle borçlu olmadıklarının tespitine karar verilmesini istemiştir.
3.Birleşen 2012/111 E. sayılı davada davacılar ... ve ... vekili dava dilekçesinde; davacıların davalı bankadan kullandıkları kredi nedeniyle aralarında görülen davalar bulunmasına rağmen bakiye alacakları için icra takibi yaptığını ve davacıların isimlerini Merkez Bankasında borçlular hakkında tutulan veri tabanına icra takibi bulunduğunu bildirdiğini, davalar ne şekilde sonuçlanırsa sonuçlansın davalı bankanın icra takibi ile alacaklı olduğunu iddia ettiği meblağı kendilerinden tahsil ettiğini belirterek icra dosyasının kapanmış olduğunun tespiti ile bu hususun Merkez Bankasına bildirimesini talep etmiştir.
4.Birleşen 2012/363 E. sayılı davada davacı ... vekili dava dilekçesinde davacı şirketin davalı bankadan kullandığı krediler nedeniyle aralarında devam eden davalar var iken davalı bankanın davacı aleyhine Ankara 24. İcra Müdürlüğünün 2011/10853 sayılı dosyası ile rehnin paraya çevrilmesi yolu ile takip yaptığını, takip nedeniyle davacı şirkete ait ve şirketin işi gereği üçüncü kişiye kiralamış olduğu 06 BN 2922 plakalı aracın yakalanma kararı nedeniyle trafik ekiplerince otoparka çekildiğini, mahkemece verilen tedbir kararının icra dosyasına sunulması ile icra takibinin durdurulduğunu ve araç üzerindeki yakalama kararının kaldırıldığını, aracın otoparktan çıkarıldığını, ancak davalının haksız eylemi nedeniyle davacı şirketin çekilen araç için bir günlük kira ücreti 70,00 TL'den mahrum kaldığını ve araç çekme ücreti olan 83,00 TL ödeme yaptığını belirterek toplam 153,00 TL'nin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1.Asıl ve birleşen davalarda davalı vekili asıl davaya cevap dilekçesinde; hak düşürücü sürenin geçtiğini, davacı tarafın kullandığı krediler nedeniyle zor duruma düşmesi sebebiyle karşılıklı olarak imzalanan yeni bir kredi sözleşmesi ile ödeme miktarlarının davacı tarafça da kabul edildiğini, davacı tarafın iddia ettiği gibi ödeme planının tek taraflı olmadığını, ayrıca davacının ödeme planının imzalanmasından 3 sene geçtikten sonra imzalamış olduğu ödeme planında hata olduğu gerekçesi ile işbu davayı açtığını, irade fesadı hallerinde dahi sürenin bir yıl olduğunu, bu sürenin geçtiğini, davacı ...'ın davada taraf sıfatı olmadığını, davacı tarafça kredi borcunun ödendiği iddia edilmesine rağmen borcun tamamen kapatıldığına dair herhangi bir belge ibraz edilmediğini, davacıların halen 74.121,56 TL borçları bulunduğunu, bu sebeple araçlar üzerindeki rehinlerin kaldırılmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
2.Birleşen 2011/854 E. sayılı davada davalı vekili cevap dilekçesinde; davacı ...'ın davasının husumet nedeniyle reddi gerektiğini, davacıların kredilerinin tek bir çatı altında toplanarak kendilerine yeni bir kredi tahsis edildiğini, dava konusu senede istinaden davacıların geriye kalan 74.121,56 TL'lik kredi borcu için 75.041,03 TL üzerinden kambiyo senetlerine mahsus icra takibi yaptıklarını ve davacı şirket tarafından takip konusu bedelin icra dosyasına yatırılmak suretiyle ödendiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
3.Birleşen 2012/111 E. sayılı davada davalı vekili cevap dilekçesi sunmamıştır.
4.Birleşen 2012/363 E. sayılı davada davalı vekili cevap dilekçesinde; öncelikle bu davanın davacı tarafça açılan menfi tespit dosyası ile birleştirilmesini, olmadığı taktirde o dosyanın sonucunun beklenilmesini ve davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı ... Organizasyon Turizm Tic. Ltd. Şti.'nin davalı bankadan kredi kullanması amacıyla genel kredi sözleşmesi düzenlendiği, bu sözleşmenin diğer davacı ... tarafından müteselsil kefil olarak imzalandığı, sözleşmeye istinaden davacı şirkete ait araçların rehin olarak verildiği gibi davacı şirket tarafından düzenlenip imzalanan, davacı ...'ın avalist olarak imzaladığı 500.000,00 TL bedelli bir bononun da davalı bankaya verildiği, daha sonra tarafların sözleşmeye istinaden kullandıkları kredi borcunun yapılandırılması amacıyla davalı banka ile davacı şirket ve ...'ın geri ödeme planı düzenledikleri, bu planda davacı şirket ile davacı ...'ın imzalarının bulunduğu, asıl davada ve birleşen Ankara 10. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2011/854 E. sayılı dosyasında her ne kadar davacı olarak ... da dava açmış ise de bu davacının kredi sözleşmesinde ve geri ödeme planında imzasının bulunmadığı, bu nedenle davalı bankaya karşı açılan davada aktif husumet ehliyeti olmadığı, dosyada mevcut ayrıntılı ve denetime elverişli olan son bilirkişi raporu ile taraflar arasında yapılan kredi sözleşmesine istinaden davacı şirkete pek çok kredi kullandırıldığı, davacıya kullandırılan kredilerden tahsil edilen masrafın 1.600,00 TL olduğu, taraflar arasında geri ödeme planının düzenlendiği 13.05.2009 tarihi itibariyle her bir kredi nedeniyle ödenmemiş taksit tutarları ile bu tutarların gecikme faizlerinin bakiyeleri ilave edilmesi suretiyle davacı şirketin 13.05.2009 tarihindeki kredi borçlarının hesaplanması gerektiği, 13.05.2009 tarihi itibariyle davacı şirketin ödemesi gerekli borç miktarının 414.389,97 TL ana para, 1.440,68 TL gecikme faizi ve BSMV olmak üzere 475,191,36 TL olduğu, davacının vadesinde ödemediği taksitler için vade tarihinden borcun yapılandırıldığı 13.05.2009 tarihine kadar temerrüt faizi uygulanması gerektiği, taraflarca imzalanan geri ödeme planında krediler için uygulanan gecikme faiz oranının aylık % 7 olarak belirtildiği, yine taraflar arasındaki sözleşmenin 34.6 maddesi gereğince temerrüt faizinin ticari kredilere uygulanan en yüksek faiz oranının %100 fazlası olarak belirlendiği, davalı banka tarafından 07.07.2011 tarihinde Merkez Bankasına bildirilen faiz oranının %35 olduğu, bu oranın %100 fazlasının %70 faize tekabül ettiği, bu sebeple davalı bankaca uygulanan faiz oranının sözleşme hükmüne ve diğer bankaların uyguladığı faiz oranlarına yakın olduğu, ayrıca geri ödeme planında değişken faiz değil sabit faiz oranı uygulandığı, değişken olanın sadece taksit miktarı olduğu, davalı banka tarafından 13.05.2009 tarihinde davacı tarafa yeni bir kredi kullandırıldığı iddia edilmesine rağmen bu tarihte kullanıldığı belirtilen 500.751,00 TL tutarındaki kredinin davacı şirketçe daha önce kullanılan kredilerin tasfiyesi amacıyla kullandırılmış kredi olduğu, davalı bankanın bu işlemde aç-kapat yöntemi ile davacıya ait kredileri yeniden finanse ettiği, davacıya yeniden kredi ödemeyip mevduat hesabına alacak kaydedilmesine müteakip diğer kredi borçlarına mahsup edilmiş olması nedeniyle bu kredinin yeni bir kredi olmayıp önceki kredilerin yapılandırılması ve tasfiyesi amacıyla yapılmış bir işlem olduğu, davacı şirketin daha önce kullandığı kredileri ödemekte geciktiği, bu nedenle taraflar arasında bu kredilerin kapatılıp tek bir kredi altında toplanması hususunda anlaşmaya varıldığı ve bu tek kredinin geri ödeme planının 13.05.2009 tarihinde düzenlendiği, davalı bankanın bu krediden erken ödeme ücreti tahsil etmesinin mümkün olmadığı, çünkü bu ücretin tahsil edilebilmesi için kredi borçlusunun bankaya fiilen geri ödeme planında belirtilen vadelerden daha erken tarihte bir ödeme yapması gerektiği, oysa taraflar arasında düzenlenen 13.05.2009 tarihli geri ödeme planı ile davacı şirket tarafından davalı bankaya herhangi bir kredi ödemesi yapılmadığı, bankanın kasasına fiili para girişi olmadığı, bu sebeple kredinin erken kapatılmasının söz konusu olmadığı, davacı taraftan fazladan tahsil edilen miktarın erken kapama ücreti olarak tahsil edilmesinin mümkün olmadığı, davacı şirketten fazladan tahsil edilen tutarın 21.918,93 TL olduğu, bu miktarın erken ödeme ücreti olarak tahsil edildiği, bu miktar tahsil edilmemiş olsaydı davacıya kullandırılacak kredinin 500.751,00-21.918,93 = 478.832,07 TL olacağı, bu miktar üzerinden geri ödeme planının düzenlenmesi halinde asıl dava tarihi itibariyle davacı şirketin davalı bankaya borcunun 38.078,43 TL olacağı, asıl davada davacının menfi tespit talebi dışında ayrıca araçlar üzerindeki rehinlerin kaldırılması talebi bulunduğundan davanın devamı esnasında kalan borcun banka tarafından tahsil edilmiş olması nedeniyle araçlar üzerindeki rehinler kaldırıldığından bu talebin konusuz kaldığı, birleştirilen Ankara 10. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2011/854 E. sayılı dosyasında davacılar şirket ve ...'ın ilk başta senede istinaden açtıkları 10.000,00 TL'lik menfi tespit davasının harçlandırılmış ıslah dilekçesi ile 75.500,00 TL'ye yükseltildiği, davalı bankanın bonoya istinaden yaptığı Ankara 24. İcra Müdürlüğünün 2011/10985 sayılı dosyasında talep ettiği kalemler üzerinden takip tarihi itibariyle yapılan hesaplama sonucunda toplam banka alacağının 39.726,34 TL olduğu, davacı şirket tarafından icra tehdidi altında toplam 86.315,39 TL ödeme yapıldığı, bu nedenle açılan menfi tespit davasının istirdat davasına dönüştüğü, son bilirkişi raporunda davacı şirketçe icra takip tarihi itibariyle ödenmesi gerekli miktarı faiz, avukatlık ücreti, icra masrafları ile birlikte yapılan hesaplaması sonucunda fazladan ödenen miktarın 41.354,79 TL olduğunun anlaşıldığı, bu miktarın 41.325,40 TL'sinin 19.09.2011, geriye kalan 29,39 TL'sinin ise 02.12.2011 tarihinde ödendiği, ödeme tarihinden itibaren avans faizi işletilmesi gerektiği, birleştirilen Ankara 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2012/111 E. sayılı dosyasında davacı tarafından ilgili icra dosyasının kapandığının Merkez Bankasına bildirilmesini istendiği, Merkez Bankası'nın banka talimat ve beyanı doğrultusunda işlem yapacağı dikkate alınarak bu yönde dava açmasında davacının hukuki yararının bulunduğu, davacının borcu kapatılmış olmakla talebinin kabulüne karar vermek gerektiği, birleştirilen Ankara 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2012/363 E. sayılı dosyasında davalı bankanın davacıya ait rehinli aracı bonoya istinaden yaptığı Ankara 24. İcra Müdürlüğünün 2011/10583 sayılı sayılı dosyasından parka çektirmesi nedeniyle ödedikleri park ücretinin tahsili için açılmış dava olduğu, davacı tarafça asıl davada talep edilen tedbir talebine istinaden mahkemece 11.08.2011 tarihinde ihtiyati tedbir kararı verilerek davalı bankaya rehinli araçların rehinin paraya çevrilmesi yolu ile icra takibine konu edilmesinin tedbiren durdurulmasına karar verildiği, buna rağmen davalı tarafça yapılan takip sonucunda davacı şirkete ait aracın çekilmesi nedeniyle davacının ödemek zorunda kaldığı park ücretinin dosyaya ibraz edilen ödeme belgesi ile ispatlandığı, davacının bu talebinde haklı olduğu anlaşıldığından asıl davada davacı ...'ın davasının husumet nedeniyle reddine, davacılar ... Organizasyon Turizm Tic. Ltd. Şti. ve ...'ın davasının kısmen kabulü ile davacıların davalı banka tarafından talep edilen 38.078,43 TL'sinden borçlu olmadığının tespitine, davacıların araçlar üzerindeki rehinlerin kaldırılması taleplerinin konusu kalmadığından karar verilmesine yer olmadığına, fazlaya ilişkin istenim reddine; birleştirilen Ankara 10. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2011/854 E. sayılı davada davacı ...'ın davasının husumet nedeniyle reddine, davacılar ... Organizasyon Turizm Tic. Ltd. Şti. ve ...'ın davasının kısmen kabulüne, davacıların dava konusu senedin 38.806,11 TL'si dışında kalan 461.193,89 TL'sinden borçlu olmadıklarının tespitine, davacı ... Organizasyon Turizm Tic. Ltd. Şti. tarafından icra takibi sonucu fazladan ödenen bedelin faiz, icra harç ve masrafları ile birlikte toplam tutarı olan 41.354,79 TL'sinin 41.325,40 TL'sine 19.09.2011 tarihinden, 29,39 TL'sine 02.12.2011 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalı bankadan alınıp davacı şirkete verilmesine, davacıların fazlaya ilişkin istemin reddine; birleştirilen Ankara 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2012/111 E. sayılı davanın kabulü ile Ankara 24. İcra Müdürlüğünün 2011/1985 E. sayılı dosyada, davacının ödeme yaptığı ve borcunun olmadığı anlaşılmakla bu durumun TCMB'ye bildirilmesine, birleştirilen Ankara 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2012/363 E. sayılı davada davanın kabulüne, 153,00 TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
1.Asıl ve birleşen davalarda davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalı bankanın yaptığı tüm tek taraflı hukuksuz işlemlerin 13.05.2009 tarihli işleme dayandığını, 13.05.2009 tarihli işlemin yeni bir kredi kullandırması olmadığını, erken kapama olmadığını, mevcut borçların kapatıldığını belirleyen cari hesap protokolü olmadığı için yapılandırma olarak adlandırılamayacağı gibi borcun tasfiyesi olarak da kabul edilemeyeceğini, 13.05.2009 tarihli işlemin istinaf aşamasında tanımlanması gerektiğini, davalı bankanın müvekkilinin içerisinden bulunduğu zor durumundan faydalanarak davalı bankaca tek taraflı hazırlanmış ve müvekkilinin imzasının alındığı 13.05.2009 tarihli işlemin bir bankacılık işlemi olmadığını, davalı bankanın uymakla yükümlü olduğu mevzuata uymadığını, iyi niyetli olmadığını, ilk derece mahkemesinin temerrüt faizi konusunda hatalı sonuca ulaştığını, temerrüt faizi uygulanması için kredinin kat edilmiş olması ve kredi borçlusuna duruma ilişkin usulüne uygun bir şekilde ihtarname/ibraname gönderilmiş olması gerektiğini, bu işlem yapılmadan temerrüt faizinin işletilemeyeceğini, asıl dava ve birleştirilen Ankara 10. Ticaret Mahkemesindeki davasının tamamen kabulü yerine kısmen kabulüne karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, Mahkemece en son alınan rapora şerh koyan bilirkişi ...'nun şerh yazısına itibar ettiği halde eksik hesaplamaları giderecek rapor almadığını, davalı banka lehine birleştirilen Ankara 10. Ticaret Mahkemesindeki dava için davalı lehine hem maktu hem de nispi vekâlet ücretine hükmedilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek ilk derece mahkemesinin asıl davada ve birleşen 2010/854 E. sayılı dava dosyasında vermiş olduğu davanın kısmen reddine ilişkin kararların kaldırılmasına, vekalet ücretlerinin düzeltilmesine karar verilmesini istemiştir.
2.Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacının davasının temelinin hata ve hile iddiasına dayandığını, bu durumun davacının 26.09.2013 tarihli duruşmada vermiş olduğu "rapora karşı beyan dilekçemizi tekrar ediyoruz. Her ne kadar iddiamız aslında hileye dayanıyor ise de geri ödeme planı imzalanırken rakam bellidir. Ancak bizim bu rakamın bulunmasında araya sıkıştırılmış gizli komisyonlar ve kredi kapama ücreti altında alınan masrafa ilişkindir." şeklindeki mahkeme içi kararlarında kesin bir şekilde ortaya konulduğunu, 13.06.2009 tarihinde kullanılan kredi sebebiyle 3 yıl sonra hata ve hile iddiasına dayalı olarak açılan bu davada 1 yıllık hak düşürücü sürenin dolduğunu, kararda bu yöndeki itirazlarının değerlendirilmediğini, davacılar bankanın tek taraflı işlemi ile mağdur olduklarını iddia etmişlerse de geri ödeme planının dosyaya kazandırılmasından sonra davacının 05.12.2011 tarihli dilekçesinde müvekkili şirketin yetkilisi ...'ın değinilen tüm kredi kalemlerinin tek çatı altında toplanmış olduğu düşüncesi ile 13.05.2019 tarihli ödeme planına imza atmıştır" şeklindeki beyanı ve 19.06.2012 tarihli celsede "ödeme planındaki imza bana aittir..imzaya bir itirazım yoktur" şeklindeki beyanı ile ödeme planındaki imzanın tarafına ait olduğunu ikrar ettiğini, 3 ayrı bilirkişi tarafından düzenlenen toplam 7 adet raporda müvekkilinin alacaklı olduğunun belirlendiğini, en son alınan bilirkişi raporunda müvekkili bankanın alacaklı olduğu tespit edilmişken şerh koyan bilirkişinin görüşleri dikkate alınarak karar verildiğini, son alınan raporda taraflar arasındaki hukuki ilişkinin yanlış nitelendirildiğini, taraflar arasındaki borç ilişkisinin dayanağının kredinin erken kapanması değil; taraflar arasında yeniden kredi kullandırılmasından kaynaklı bir kredi sözleşmesine dayanan borç ilişkisi olduğunu, müvekkili banka tarafından alınan komisyon oranının ise yeniden kredi kullandırılması neticesinde alınan komisyon oranı olduğunu, ancak bilirkişi tarafından önceki alınan raporun aksine komisyon tutarının erken kapama tutarı baz alınarak hesaplama yapılmasının hatalı olduğunu, 07.11.2016 tarihli bilirkişi raporu dışındaki tüm raporlarda "Ödeme planında adı geçenin gerek kendi adına gerekse şirket adına imzası bulunmaktadır. Bu durumda 174 TT 351 ref numaralı kredinin açılması ile tevdit oluştuğu, davalı bankanın hiç bir bilgi vermeden işlem yaptığı iddiasının da doğru olmadığı" sonucuna varıldığını, gerekçeli kararın 8. sayfasında bulunan "Hüküm" başlığı altında asıl dava hakkında verilen nihai karara yer verilmişken birleşen davalar hakkında verilen Kabul/Ret hususundaki nihai kararın açıklanmadığını, bu davalarda yalnızca vekâlet ücreti ve harçlara yer verildiğini, gerekçeli kararın bu hali ile açık ve kesin olmayıp hukuka aykırı olduğunu, birleşen Ankara 10. Asliye Ticaret Mahkemesi 2011/854 E. sayılı dosya yönünden; hükme esas alınan bilirkişi raporunda yukarıda detaylı şekilde izah edildiği üzere hatalı değerlendirme temeli üzerine kurularak hatalı hesaplama yapıldığından birleşen dava yönünden hesaplanan alacak miktarlarının da hatalı olduğunu, 7 ayrı bilirkişi raporunda birleşen dava yönünden müvekkil bankanın alacaklı olduğunun tespit edildiğini, birleşen Ankara 4. Asliye Ticaret Mahkemesi 2012/111 E. sayılı dosya yönünden söz konusu davada "Takip borcunun kapatılmasından dolayı bu durumun Merkez Bankasına bildirilmesinin" talep edildiğini, hükme esas alınan bilirkişi raporu dışındaki tüm raporlarda bankanın davacılardan alacaklı olduğu ve davacının bu talebinin yerinde olmadığının tespit edildiğini, birleşen Ankara 3. Asliye Ticaret Mahkemesi 2012/363 E. sayılı dosya yönünden; taraflar arasında imzalanan genel kredi sözleşmesi ile ödeme planları ve hesap hareketlerine göre davacı şirket müvekkil bankaya olan borçlarını ödememesi üzerine müvekkil banka tarafından başlatılan takiplerde herhangi bir hata bulunmadığını, söz konusu takiplerden meydana gelen zararların davacının kredi borcunu ödememesi neticesinde kendi kusurundan ileri geldiğini ileri sürerek açıklanan bu ve re'sen gözetilecek nedenlerle ilk derece mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacılar vekilince 26 araç için 15.05.2009 tarihinden önce yapılan ödemelerden kalan anapara toplamının 445.051,98 TL olduğunu, 13.05.2009 tarihli (yeniden yapılandırma ile ilgili) taksit tablosunun düzenlenmesinde esas alınan ana para tutarının 500.751,00 TL olduğu ve bu suretle (500.751,00-445.051,98 =55.699,02 TL anaparanın fazla hesaplandığı, davacının içinde bulunduğu zor durumdan faydalanılarak davalı bankaca tek taraflı düzenlenen 13.05.2009 tarihli belgenin imzalatıldığı, dolayısıyla işbu kredi ödeme belgesinin imzalandığı tarihte yürürlükte bulunan 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 21 inci maddesi anlamında gabin iddiasında bulunulmuş ise de davacı tarafından fazla hesaplanan kredi miktarı 55.699,02 TL olarak ileri sürüldüğüne göre; gabinde objektif unsur olarak tanımlanan edimler arasındaki aşırı oransızlığın somut olayda gerçekleşmediği, aynı gerekçeyle koşulları oluşmadığından aynı Kanunun 24 üncü maddesinde düzenlenen hata ve/veya 28 inci maddesinde düzenlenen hileden de söz edilemeyeceği, davacının bu yöndeki istinaf sebebinin yerinde görülmediği, davalı bankanın refinansman yöntemiyle eski kredileri kapattığı, kaldı ki, 13.05.2009 tarihli kredi ister yapılandırma kredisi isterse yeni bir kredi olarak nitelendirilsin, uyuşmazlığa konu “erken ödeme ücretleri “tahsili yönünden bu hususun bir öneminin bulunmadığı; zira, bankanın erken ödeme ücreti tahsil edebilmesi için kredi müşterisi tarafından fiilen yapılacak bir ödeme ile mevcut kredilerin kapatılması, bir başka anlatımla, yapılacak ödeme tutarında Bankanın kasasına fiili bir para girişinin olması gerektiği, davaya konu olayda olduğu gibi, Bankanın fiili bir para girişi olmadan kredi müşterisi adına yeni bir kredi tanımı yapıp bu kredi ile önceki kredileri kapatması, kapanan kredinin "erken kapatılmış" olduğu anlamına gelmekten ziyade, kredinin vade, faiz oranı ve taksit tutarları yönünden yeni bir yapıya kavuşturulduğunu ifade ettiği, davalı bankanın haklı bir nedene dayalı olmaksızın davacıdan tahsil edilen tutarlar toplamının 21.918,93 TL olduğunun açıkça ortaya çıktığı, Bankanın erken ödeme ücreti tahsil edebilmesi kredi kullanan tarafın fiilen yapacağı ödeme ile vadeden önce krediyi kısmen veya tamamen kapatması, dolayısıyla öngörülemeyen bu fon girişi nedeniyle Bankanın gelir-gider dengesinde bir olumsuzluğun söz konusu olması gerektiği, davalı Bankaya, kapatılan krediler üzerinden erken ödeme ücreti tahsil etme hakkını vermediği, 13.05.2009 tarihli belge ile kullandırıldığı belirlenen 500.750,00 TL meblağlı kredi miktarından "erken kapama ücreti" olarak tahsil edildiği belirlenen 21.918,93 TL'den davacının borçlu olmadığı, asıl davada dava değeri olarak gösterilen 75.500,00 TL üzerinden borçlu olunmadığının (menfi tespit) tespiti istemine ilişkin olup ilk derece mahkemesince hükme esas alınan raporda davacı şirketin davalı bankaya dava tarihi itibarıyla borçlu olduğu miktarın 38.078,43, TL borçlu olmadığı miktarın ise 37.421,57 TL olarak belirlendiği halde ilk derece mahkemesince sehven davacı şirketin aslında davalı bankaya borçlu olduğu miktar olan 38.078,43 TL üzerinden davalı bankaya borçlu olmadığına karar verilmiş olmasının doğru görülmediği, davalı vekilinin bu sebeple istinaf başvurusunun kabulü gerektiği, birleşen Ankara 10. ATM'nin 2011/854 E. sayılı dosyasına ilişkin taraf vekillerinin istinaf başvurularının yerinde görülmediği, ancak kamu düzenine aykırılık yönünden yapılan inceleme sonunda; birleşen Ankara 10. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2011/854 Esas sayılı dava dosyasında dava ve takip konusu bonoya dayalı olarak borçlu olunmadığının tespiti istemiyle açılan davada bono meblağı olan 500.000,00 TL üzerinden ilk derece mahkemesince harcın tamamlatılarak 18.12.2018 tarihinde 7.250,00 TL tamamlama harcı yatırılmış ise de ilk derece mahkemesince davanın kısmen kabulü ile borçlu olunmadığına hükmedilen 461.193,89 TL üzerinden belirlenen 31.504,15 TL nispi karar harcına hükmedilmek gerekirken yanılgılı değerlendirme ile istirdadına karar verilen toplam 41.354,79 TL üzerinden hesaplanan 2.824,95 TL nispi karar harcına hükmedilmesi doğru görülmediği, birleşen 2012/111 E. sayılı dosyaya yönelik istinaf başvurularının yerinde olmadığı, 2012/363 E. sayılı dava bakımından ise mahkeme hükmünün miktar yönünden kesin olması nedeniyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun usulden reddine karar vermek gerektiği gerekçesiyle birleşen Ankara 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2012/363 E. sayılı dava dosyasında ilk derece mahkemesi hükmü, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 341 inci maddesinin ikinci fıkrası gereğince, miktar itibariyla kesin olduğundan davalı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Kanun'un 352 nci maddesi uyarınca usulden reddine, asıl davada davacılar vekilinin, birleşen Ankara 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2012/111 E. sayılı dava dosyasında davalı vekilinin tüm istinaf başvuru sebeplerinin esastan reddine, asıl davada davalı vekilinin, istinaf başvurusunun kısmen kabulüne, birleşen Ankara 10. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2011/854 E. sayılı dava dosyasında taraf vekillerinin istinaf başvurularının kamu düzenine aykırılık yönünden ayrı ayrı kabulüne, kararın bakiye karar harcına yönelik hüküm yönünden kaldırılmasına, asıl davada davacı ...'ın davasının husumet nedeniyle reddine, davacılar ... ... Ltd. Şti. ve ...'ın davalarının kısmen kabulü ile, davacıların davalı banka tarafından talep edilen alacağın 37.421,57 TL'sinden borçlu olmadığının tespitine, davacıların araçlar üzerindeki rehinlerin kaldırılması taleplerinin konusu kalmadığından karar verilmesine yer olmadığına, davacıların fazlaya ilişkin taleplerinin reddine, birleşen Ankara 10. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2011/854 E. sayılı dosyasında; davacı ...'ın davasının husumet nedeniyle reddine, davacılar ... ... Ltd. Şti. ve ...'ın davalarının kısmen kabulü ile; davacıların dava konusu senedin 38.806,11 TL'si dışında kalan 461.193,89 TL'sinden borçlu olmadıklarının tespiti ile, davacı ... ... Ltd. Şti. tarafından icra takibi sonucu fazladan ödenen bedelin faiz, icra harç ve masrafları ile birlikte toplam tutarı olan 41.354,79 TL'sinin; 41.325,40 TL'sine 19.09.2011 tarihinden itibaren, 29,39 TL'sine 02.12.2011 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalı bankadan alınıp davacı şirkete verilmesine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde asıl ve birleşen davalarda davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri Asıl ve birleşen davalarda davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle;
istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü hususları tekrarlayarak kararın bozulmasını istemiştir. C. Gerekçe
1.Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Asıl dava, genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan menfi tespit ve araçlar üzerindeki rehinlerin terkini; birleşen Ankara 10. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2011/854 E. sayılı dosyasındaki dava, genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan menfi tespit ve istirdat; birleşen Ankara 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2012/111 E. sayılı dosyasındaki dava, Merkez Bankasında tutulan kayıtların düzeltilmesine ilişkin tespit; birleşen Ankara 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2012/363 E. sayılı dosyasındaki dava ise, davalı bankanın haksız olarak yaptığı icra takibi nedeniyle uğranılan zararın tazmini istemlerine ilişkindir.
2.İlgili Hukuk 6100 sayılı Kanun'un 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
3.Değerlendirme
1.Asıl ve birleşen davalarda davalı vekilinin asıl ve birleşen 2012/363 E. sayılı davalara yönelik temyiz dilekçesinin miktardan reddi gerekmiştir.
2.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
3.Temyizen incelenen birleşen 2011/854 E. ve 2012/111 E. sayılı davalara ilişkin karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup asıl ve birleşen davalarda davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1.Asıl ve birleşen davalarda davalı vekilinin asıl ve birleşen 2012/363 E. sayılı davalara yönelik temyiz dilekçesinin MİKTARDAN REDDİNE,
2.Temyiz olunan birleşen 2011/854 E. ve 2012/111 E. sayılı davalara yönelik Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
25.06.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.