11. Hukuk Dairesi
11. Hukuk Dairesi 2023/3536 E. , 2024/5781 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 8. Asliye Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasındaki manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü. I. DAVA
Davacılar vekili dava dilekçesinde; davalı banka tarafından davacı İsteks İç Giyim Tekstil .. Ltd. Şti.'nin 23.10.2009 tarihli 1.000,00 TL bedelli çekinin davalı tarafından haksız yere yazıldığını, çekin keşide gününden evvel hesaplarında 450,00 TL devir bakiyesi ve çekin yazılma saatinden önce de çekin kullanıldığı hesaba gönderilen 1.000,00 TL EFT bulunduğunu, ayrıca davacı her iki şirketin hesapları arasında karşılıklı virman talimatı bulunduğunu, yine davacı İsteks İç Giyim San. Tic. Ltd. Şti.'nin 20.08.2010 tarihli 6.900,00 USD tutarındaki çekinin de o tarihte banka hesabında yeterli nakit olmasına rağmen davalı tarafından hukuka aykırı olarak yazıldığını, düzeltme hakkı kullandırılmadığını, müvekkilleri ile çalışılmayacağı bildirilerek mevcut kredi kapatılarak davacıların iflasına giden sürecin başlatıldığını, davalının çek yazma işlemi nedeniyle davacıların ticari itibarının zedelendiğini ve bir çok firma ile ticari ilişkilerinin sonlandığını, bu nedenle Akçakoca'daki fabrikanın kapatılmak zorunda kalındığını, zararlarının tazmini için davalıya 22.06.2012 tarihli ihtarname gönderildiğini, ancak taleplerinin karşılanmadığını, müvekkili şirket yetkilisine ait taşınmazın satılarak davalı bankaya ara ödeme yapıldığını ve borcun yapılandırıldığını, bozulan işler nedeniyle fabrikanın kiraya verilerek kira bedellerinin davalıya temlik edildiğini, davalı bankanın aldığı ipoteklerin değerinin bankaya olan borcun 8 katı tutarında olduğunu, davalının ipoteğinin taşkın ipotek olduğunu ve davalının bu ipoteği kaldırmadığını, bu nedenle diğer bankalardan ipotek karşılığı kredi alamadıklarını, davalının haksız ve hukuka aykırı işlemleri nedeniyle müvekkillerinden İsteks İç Giyim San. Tic. Ltd. Şti'nin ticari hayatının bittiğini, 100'e yakın işçi alacağı davası açıldığını, çeklerin yazdırılarak icra takipleri ve hacizlere maruz kaldıklarını, kira bedellerinin zamanında ödenmemesi nedeniyle onlarca mağazayı kapatmak zorunda kaldıklarını, SSK ve vergi borçlarının zamanla biriktiğini belirterek, 100.000,00 TL maddi tazminatın ihtarname tarihi olan 22.06.2012 tarihinden itibaren ticari faizi ile birlikte davalılardan müteselsilen tahsilini talep etmiştir.
Davacılar vekili 15.04.2019 tarihli dilekçesinde; davalıların müvekkillerine ait 2 adet çekin hukuka aykırı şekilde yazılmasına sebebiyet vermek suretiyle yaptığı haksız fiil eylemi neticesinde, müvekkili şirketlerin ticari itibar kaybına uğradığını, davanın konusunu manevi tazminat olarak ıslah ettiklerini belirterek, 2.000.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek ticari faiziyle birlikte davalılardan müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalılar vekili cevap dilekçesinde; müvekkili tarafından davacı İsteks İç Giyim San. Tic. Ltd. Şti'ne kredi kullandırıldığını, halihazırda İsteks İç Giyim San.firmasının 2.329.995,40 TL, İsteks İç Giyim Tekstil firmasının ise 6.270,00 TL borcunun bulunduğunu, 23.10.2009 tarihli 1.000,00 TL bedelli çekin ibraz tarihinde karşılığının olmaması nedeniyle yazıldığını, çek yazıldıktan ve takas sistemi kapandıktan sonra davacılar tarafından 500,00 TL EFT yapıldığını, 1.000,00 TL EFT'nin ise çekin yazıldığı tarihte değil 30.10.2009 tarihinde davacı tarafından hesaba gönderildiğini, aynı tarihte düzeltme hakkı kullandırılıp çek bedelinin ödendiğini, 6.900,00 USD bedelli çekin sorulduğu tarihte hesapta USD bakiye olmaması nedeniyle yazıldığını, yine davacılara düzeltme hakkı kullandırılarak 03.09.2010 tarihinde davacılar tarafından ödenerek Merkez Bankası kaydının düzeltildiğini, davacılar tarafından müvekkiline verilen karşılıklı virman talimatı bulunmadığını, müvekkili banka prosedürleri gereğince böyle bir talimat alınmasının söz konusu olmadığını, davacıların müvekkiline olan borçlarının sürekli yapılandırıldığını, müvekkili banka teminatında olan gayrimenkulün 900.000,00 TL'ye satıldığını ve 600.000,00TL'sinin kredi borcuna mahsuben müvekkili tarafından alındığını, kalan tutarın iyi niyetli olarak davacılara ödendiğini, davacıların borcunun 30.01.2014 ve Temmuz 2014 tarihlerinde yeniden yapılandırıldığını, davacıların temlik ettiği kira bedelinin kredi borcu aylık taksitini karşılamadığını, ipotek işlemlerinin davacıların onayı dahilinde gerçekleştirildiğini, ipotek konulan taşınmazların banka risklerini karşılamaktan uzak olduğunu, taşkın ipotek iddialarının haksız olduğunu belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalılar vekili davanın tam ıslahına karşı cevap dilekçesinde; ıslahın kötü niyetli olduğunu, manevi tazminata ilişkin dava hakkının zamanaşımına uğradığını, davacı tarafça dayanak olarak 23.10.2009 ve 20.08.2010 keşide tarihli 2 adet çeke ilişkin yapılan işlemlerin gösterildiğini, çeklerin ibrazında yapılan işlemlerin davacı tarafça öğrenildiğini ve herhalukarda davacıların müvekkili bankaya keşide ettikleri 22.06.2012 tarihli ihtarname itibariyle de öğrendiklerinin kabulü gerektiğini,davanın zamanaşımına uğradığını, manevi tazminat için kanunun aradığı yasal şartların mevcut olmadığını, davacıların dava konusu işlemler nedeniyle zarara uğradığı iddiaları ispatlanamadığından, davacıların ticari itibarının zedelendiğinden söz edilmesinin mümkün olmadığını, ayrıca talep edilen manevi tazminat tutarının fahiş olduğunu belirterek, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacıların maddi tazminat olarak açtıkları davayı manevi tazminata dönüştürdüğü, delil bulunmadığından davalının kötüniyetli ıslah yapıldığına yönelik iddiasının yerinde görülmediği, davanın tamamen ıslahı halinde, ıslah olunan davanın ilk dava gününde açılmış sayılacağı, bu nedenle sürelerin hesabında ıslah tarihinin değil, ilk dava tarihinin esas alınmasının gerektiği, davanın dayanağını oluşturan 23.10.2009 tarihli 1.000,00 TL bedelli çek ile 20.08.2010 tarihli 6.900,00 USD bedelli çeklerin ibraz tarihinde karşılıksız işlemine tabi tutulduğu, bu işlemlerin akabinde davacıların davalıya 22.06.2012 tarihinde gönderdikleri ihtarname ile maddi zararları yanında şirketlerin ticari itibar kaybına uğradığı iddialarının da ileri sürüldüğü, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 72 nci maddesine göre, davacının tazminat yükümlüsünü ve zararını öğrendiği tarihten itibaren 2 yıl içinde ve herhalde fiilin işlendiği tarihten itibaren 10 yıl içinde talepte bulunması gerektiği, zararın cezayı gerektiren bir fiilden doğduğu iddia edilmediği gibi, ceza kanunları uyarınca suç teşkil eden bir ... bulunmadığı, 2 yıllık zamanaşımı açısından değerlendirildiğinde, davacının zarar sorumlusunu çeklerin karşılıksız işlemine tabi tutulmasıyla birlikte öğrendiği, davacıların 22.06.2012 tarihinde ihtarname düzenleyip davalıya gönderdiği, zarar sorumlusu yanında zararın da öğrenilmesinin 2 yıllık zamanaşımı süresinin başlaması için zorunlu olduğu, davacı tarafın 22.06.2012 tarihli ihtarında ticari itibar kaybına uğradığını açıkça ifade ederek bunu çeklerinin davalı tarafından karşılıksız yazılması eylemine bağladığı, manevi zararın, sonradan zaman içinde artacak, eksilecek bir meblağ olmadığı, bu nedenle eylemin ortaya çıkışıyla birlikte davacının zararı meydana getireni bildiği gibi, ihtarname tarihi itibariyle de zararını bilebilecek durumda olduğu, tam ıslah suretiyle sunulan dava dilekçesiyle talep edilen manevi tazminatın, davanın açıldığı 06.05.2015 tarihi itibariyle 2 yıllık süre dolduktan sonra talep edildiği gerekçesiyle, davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; davanın konusu salt 2 adet çeke karşılıksız işlemi yapılması değil, davalı bankanın bunu sebep göstererek krediyi kapatıp, taşkın ipoteği kaldırmayarak, müvekkili şirketlerin ticari itibarlarını zedelemesinden kaynaklı manevi tazminat talebi olduğunu, ancak mahkemenin bu hususları incelemediğini, ilişkinin Ekim 2019 ayına kadar devam ettiğini, davalının, 2 adet gayrimenkul üzerindeki ipoteği defalarca talep edilmesine rağmen kaldırmadığını, zamanaşımının başlaması için zarar veren yanında zararın ne olduğunun da öğrenilmesi gerektiğini, hatalı işlem sebebiyle müvekkillerinin uğradığı zararın her geçen gün arttığını, bu nedenle davacıların uğradığı zararın niteliğini ve kapsamını tespitin mümkün olmadığını, gelinen aşamada 29.12.2017 tarihinde mali ve hukuki uzman görüşlerini mahkemeye ibraz ederek müvekkili şirketlerin borca batık olduğunu ve borç batağı ile davalının eylemi arasında illiyet bağı olduğuna vakıf olduklarını, çeklerin yazılması neticesinde müvekkil şirketlerin zarara uğradıklarına, zararın ne kadar olduğuna ve uygun illiyet bağı bulunduğuna 22.12.2017 tarihinde tanzim edilen uzman görüşleri ile vakıf olmaları nedeniyle 6098 sayılı Kanun'un 72 nci maddesine göre, öngörülen iki yıllık zamanaşımı süresinin de bu tarihten itibaren başladığını, hesaplarında para bulunmasına rağmen, ilgili çeklere hatalı şekilde karşılıksız işlemi yapan davalının müvekkili şirketlerin ticari itibarlarını zedelediğinden manevi tazminata hükmedilmesi gerektiğini, davalının 2 adet çeki bahane ederek kredi hesaplarını kapatıp, taşkın ipoteği kaldırmayarak devam eden haksız eylemleri nedeniyle, ticari itibarın ne zamana kadar zedelendiği incelenerek zamanaşımı başlangıç tarihinin saptanması gerektiğini, zamanaşımı başlangıcının ihtarname tarihi olan 22.06.2012 olduğu gerekçesi ile davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, haksız eylemin devamı nedeniyle zamanaşımı süresinin işlemeye başlamayacağını ileri sürerek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacıların davanın tam ıslahı suretiyle ticari itibar kaybı nedeniyle uğradığı manevi tazminat istemi, davacının çeklerinin hukuka aykırı olarak davalı tarafından karşılıksız işlemine tabi tutulması, devamında davacıların kredi riski nedeniyle kredilerin kapatılarak yeni kredi kullandırılmaması, taşkın ipoteklerin kaldırılmaması suretiyle ticari faaliyetlerinin durmasına neden olunduğu iddialarına dayandığı, davacılar tarafından davalı bankaya hitaben keşide edilen 22.06.2012 tarihli ihtarnamede de tüm bu olgular aynen iddia edilerek, uğranılan zararın ödenmesi ve şirketlere yeni kredi kullandırılması talep edildiği, dolayısıyla davacılar, çeklerin ibraz tarihleri itibariyle zarar sorumlusundan haberdar oldukları gibi en geç ihtarname keşide tarihi olan 22.06.2012 tarihi itibariyle de zarardan haberdar olduğu, davanın konusu ticari itibarın zedelenmesinden kaynaklanan manevi tazminat olduğu, davacı vekilinin manevi zararın şirketlerin borç batağına sürüklenmesi ile ancak 22.12.2017 tarihli uzman görüşleri ile tespit edilebildiğine yönelik istinaf nedeni de yerinde görülmediği, kaldı ki tacir olan davacıların, şirketlerin zarara uğradığını ancak alınan uzman görüşleri ile tespit edebildikleri iddiası hayatın olağan akışına da aykırı olduğu, dava tarihi olan 06.05.2015 itibariyle 6098 sayılı Kanun'un 72 nci maddesinde öngörülen 2 yıllık zamanaşımı süresi dolduğu gerekçesiyle davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde belirtilen nedenleri ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir. C. Gerekçe
1.Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, davacının keşidecisi olduğu iki adet çekin davalı bankanın kusurlu eylemi sonucunda karşılıksız işlemine tabi tutulması sonucunda oluştuğu iddia edilen itibar kaybı nedeniyle uğranılan manevi zararın tazmini istemine ilişkindir.
2.İlgili Hukuk
1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2.6098 sayılı Kanun'un 72 nci maddesi.
3.Değerlendirme
1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacılar vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edenlere yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
10.07.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.