Esas No
E. 2023/3249
Karar No
K. 2024/5680
Karar Tarihi
Karar Sonucu
ONANMASINA
Hukuk Alanı
İcra İflas Hukuku

11. Hukuk Dairesi         2023/3249 E.  ,  2024/5680 K.

"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi

SAYISI: 2021/1428 Esas, 2023/549 Karar
HÜKÜM: Esastan ret

İLK DERECE MAHKEMESİ :İstanbul Anadolu 6. Asliye Ticaret Mahkemesi

SAYISI: 2017/484 E., 2020/937 K.

Taraflar arasındaki menfi tespit davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacılar vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA

Davacılar vekili dava dilekçesinde; dava dışı "S Turizm Hizmetleri Tekstil San. Tic. Aş." hakkında verilen ihtiyati haciz kararına dayalı olarak bahse konu şirketin adresinde haciz ve muhafaza işlemlerine başlandığını, ihtiyati haciz sırasında dosyada senet örneklerinin bulunmadığını, ihtiyati haciz tutarının 5 adet senet toplamı 100.000,00 USD olduğunu, ihtiyati haczin saat 15:00 civarında yapılması nedeniyle bu kadar yüklü bir meblağın bulunmasının mümkün olmadığını, haciz sırasında şirket sahibi ve yetkilisi ...'nun haciz ve cebir tehdidi altında muhafaza işlemlerini durdurabilmek amacıyla alacaklılar lehine 100.000,00 USD tutarlı davaya konu senedi tanzim ettiğini, davacının eşi ...'nun da şahsen senede imza attığını, İstanbul 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'ne konu senet örneklerinde şirket kaşesi üzerinde tek imza bulunduğunu, bahse konu şirketin müşterek imza ile temsil edildiğini, ihtiyati hacze konu senetler nedeniyle şirketin borcu olmadığı halde cebri icra tehdidi altında davaya konu senedin verildiğini, 05.12.2016 tanzim tarihli 100.000,00 USD tutarlı senedin borç ikrarı mahiyetinde olmadığını, alacağın varlığını ispat yükünün davalıda olduğunu ileri sürerek ikrah altında tanzim edilen 05.12.2016 düzenleme tarihli lehtarı davalılar olan 20.01.2017 vade tarihli 100.000,00 USD tutarlı senet nedeniyle davacıların borçlu olmadığının tespitiyle davalılardan istirdadına, davalıların %20 kötü niyet tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP

Davalılar vekili cevap dilekçesinde; haciz zaptında bononun haciz esnasında tanzim edildiğine ilişkin ibare bulunmadığını, haciz esnasında herhangi bir haciz işleminin yapılmadığını, bononun varlığının borcun varlığının ispatı için yeterli olduğunu, davalının dava dışı şirketten alacaklı olduğunu, bononun haciz esnasında verilmediğini, davaya konu edilen bononun ihtirazi kayıt edilmeksizin ödendiğini savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dosya kapsamındaki delil durumuna ve özellikle davacıların haciz tehditi altında düzenlendiğini beyan ettiği haciz tutanağı ve bonoya haciz baskısına ilişkin şerh verilmediği, 20.01.2017 vade tarihli dava konusu bono bedelinin vade tarihinden önce herhangi bir ihtirazi kayıt da konulmadan ödenmiş olması karşısında, tam ve bağımsız vicdani kanaat ile karar vermek gerektiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri

1.Davacı ... vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkemece yeterli esaslı bir korkutma olmadığına kanaat edinilmiş ise de senetlerin neden verildiği de tespit edilemediğini, aynı gün içinde aynı borç miktarı senetler verildiğinde, bunun illiyetten mücerretlik ilkesini karşılamadığının açık olduğunu, davalıların davacıların senetlerini de kefaleten veya borca mahsuben de aldıklarını bildirmedilerini, bunu bir tutanak altına almadıklarını, ortada bir korkutma, haciz baskısı, davacıların senetleri vermek için ne şekilde bir amaçları olduğu da davalı tarafından açıklanamadığını, tanık anlatımları ile de ortada bir haciz baskısı olduğu, ihtiyati haciz sebebiyle gelinen muhafaza talepli hacizde menkullere muhafaza yapılacağını beyan ettiklerini, haciz tutanağında muhafaza talebi yazmamaktaysa o halde senet alacaklılarının ihtiyati haciz talep edip akabinde hemen hacze gelmelerinde hukuki bir yarar da olmadığını, davalıların alacaklı oldukları dosyadan muhafaza ve haciz için hacze çıkmış sonucunda muhafaza baskısı ile davacıları sıkıştırararak davacıları ikna ederek tarafı olmadıkları, kefil dahi olmadıkları bir dosya için ödeme almaya çalıştıklarını, aynı günde de ödeme aracı olarak kendi lehlerine senet düzenlettiklerini, korkutma aracının sadece Türk Ceza Kanunu kapsamındaki hallerden sayılamayacağını, somut özelliklerine de bakılması gerektiğini, davalı taraf avukatlarının tam da hacze konu icra dosyası sebebiyle huzurdaki davada tartışılan senetleri aldıklarını açıkça yazılı belge ile ikrar ettiklerini, ihtiyati haciz kararına dayalı olarak dava dışı S Turizm'in adresinde satış ve muhafaza işlemleri başlatılması neticesinde, ihtiyati haciz sırasında haciz konusu senetin şirket kayıtlarında bulunmadığı beyan edilmesine ve kesin takibe geçilmediğinden dosyada da senet örnekleri bulunmamasına rağmen haciz işlemlerine devam edilmesi de aynı şekilde davacılar açısından hukukun bu aşamada bir çözüm yolu göstermediği endişesine kapılmalarına sebep olduğunu, S Turizm defterlerinde yapılan inceleme neticesinde, dava konusu 20.000,00 USD'den 5 adet senedin şirketin resmi kayıtlarında bulunmadığı tespit edildiğini, hacze konu senetlerin S Turizm Hiz. San. Tic. A.Ş. adına yasal bağlayıcılığı bulunmamasına rağmen dava konusu senetin cebri icra ve haciz tehdidi altında malların muhafazasını engellemek için şahsen ikrah altında düzenlenmiş olduğunun açık olduğunu, haciz işlemleri sırasında davacıların, dava dışı bir şirkete satmış olduğu mallar üzerinde muhafaza tedbirleri uygulanmak istenmesi, davacıların tüm itirazlarına rağmen "ödeme yapılmadığı takdirde hacze devam edileceği" yönünde davacılar üzerinde baskı kurulduğunu, haciz saati ile senet düzenlenme zamanlarının da aynı süreler içinde olduğunu, davalı tanık ifadeleri dahi kendi arasında çeliştiğini belirterek kararın kaldırılmasını, davanın kabulünü istemiştir.

2.Davacı ... vekili istinaf dilekçesinde özetle; dosya kapsamında aldırılan bilirkişi raporunun dikkate alınması gerektiğini, 3 yıl geçerli imza sirkülerinden de anlaşılacağı üzere söz konusu senetlerin tek imzalı olduğunu, verildiği tarihte ... ve ...'ın şirket adına müştereken yetkili oldukları tespit edildiğini, yerel mahkemece bu hususun nazara alınmadığını, davalılarca ihtiyati hacze dayanak gösterilen 5 adet ve toplamda 100.000,00 USD olarak S Turizm Hiz. San. Tic. A.Ş. tarafından verildiği iddia edilen senetlerin dava dışı şirket kayıtlarında rastlanmadığının tespit edildiğini, S Turizm Hiz. San.

Tic. A.Ş.'nin tüzel kişiliğiyle, iddia edilen borcun ilişkilendirilemeyeceği esasen ispat edildiğini, davalılar yargılama süresince senetlerin alınmasının gerekçesinin izah edilmesine gerek olmadığını savunmuş iseler de senet borçluları/davacıların tanık anlatımları ile de sabit olduğu üzere ortada bir haciz baskısı olması nedeni ile ihtiyati haciz sebebiyle şirket adresinde muhafaza talepli olarak menkullerin muhafazasının yapılacağının beyanı üzerine, bunun engellenmesi amacı ile 100.000,00 USD bedelli 1 adet senedi mecburen verdiklerini, davalıların ise haciz tutanağında bu hususun yer almadığından bahisle yerel mahkemete yanıltmaya çalıştıklarını, haciz tutanağında alacaklının muhafaza talebi yazmamakta ise de senet alacaklılarının ihtiyati haciz talep edip akabinde hemen hacze gelmelerinde hukuki bir yarar da olmadığını, bu durumun hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, davalılar her ne kadar davaya konu senedin ikrah altında tanzim edilmediğini iddia etmiş iseler de dosya münderecatı incelendiğinde gerek davalıların gerekse davalı tanıklarının çelişkili beyanları değerlendirilerek iddialarının mesnetsiz ve hayatın olağan akışına da aykırı olduğu anlaşıldığını, müvekkilinin haciz işlemleri için mesai saati bitimine yakın bir saatte gelinmesi nedeniyle ve alelacele hareket edilerek dava dışı farklı bir şirkete satılmak üzere gönderilecek şirket mallarının muhafaza altına alınmasından endişe duyarak dava konusu senedi imzalamak durumunda kaldığını, davalılarca apar topar haciz işlemlerine başlanılması neticesinde dava dışı şirketi ekonomik olarak zor durumda bırakacak kadar yüksek tutarlı olduğu iddia edilen ve ancak haciz günü (sözde) varlığından haberdar olunan bir borcun ödenmek zorunda hissettirilmesinin vereceği kaygı ile oluşan korku ortamının dostane ortam olarak tanımlanmasının mantıken izahı olmadığını, senedin düzenlenme tarihinin haciz tutanağı tarihiyle aynı olduğunu, davalı tanık beyanlarının kendi arasında dahi çeliştiğini, davacı tanıklarının yaşanan baskıyı ortaya koyduklarını, mahkemenin menfi tespit ve istirdat talebinin kabulüne karar verilmesi gerekirken reddi kararı vermesinin yerinde olmadığını belirterek kararın kaldırılmasını istemiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dosyadaki mevcut delil duruma göre senedin borcun üstlenilmesi mahiyetinde olup davacıların senetten sorumlu oldukları kanaatine varılmakla mahkemenin neticeten davanın reddine ilişkin kararında usul ve esas yönünden hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davacılar vekillerinin istinaf isteminin ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri

1.Davacı ... vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf sebepleriyle temyiz isteminde bulunmuştur.

2.Davacı ... vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf sebepleriyle temyiz isteminde bulunmuştur.

1.Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, davacı aleyhine başlatılan icra takibinde ihtiyati haciz sırasında icra tehdidi altında alınan çek sebebiyle borçlu olunmadığının tespitine ilişkindir.

2.İlgili Hukuk

1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.

2.2004 sayılı İcra İflas Kanunu'nu 72 nci maddesi.

3.Değerlendirme

1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacılar vekillerince temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR

Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edenlere ayrı ayrı yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

09.07.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Karar Etiketleri
ONANMASINA YARGITAYKARARI HUKUK İcra İflas Hukuku 2004 sayılı İcra İflas Kanunu 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu
© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.