4. Hukuk Dairesi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
4. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2023/911
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 16. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 15/11/2022
NUMARASI: 2020/731 Esas - 2022/686 Karar
DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Sebebiyle)
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 25/09/2024
Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla HMK' nın 353.maddesi gereğince dosya incelendi,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili dava dilekçesinde; Davalı/borçlular tarafından 20.12.2018 tarihinde Büyükçekmece İlçesi, ... Mahallesi, ... Caddesi adresinde yapılan çalışma esnasında gereken dikkat ve özenin gösterilmemiş olması sebebiyle müvekkili şirketin enerji dağıtım altyapısına dahil olan kablo ve tesisata hasar verildiğinin tespit edildiğini, meydana gelen tesis hasarı ve enerji kesintisinin müvekkili şirketin yüklenici şirketi tarafından giderildiğini, işbu hasarın onarımında sarf edilen malzeme, montaj, işçilik bedelleri ile hasardan kaynaklanan diğer kayıpların müvekkili şirketin maddi zararına sebebiyet verdiğini, davalılar tarafından borcun ödenmemesi üzerine İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası üzerinden 17.210,72 TL'nin tahsili amacıyla ilamsız icra takibi başlatıldığını, takibe itiraz edilerek durdurulduğunu beyanla itirazın iptali ile takibin devamına karar verilmesini talep etmiştir. Davalı İstanbul Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğü vekili cevap dilekçesinde; Söz konusu adreste müvekkili idarenin herhangi bir çalışması olmadığını, dava konusu hasarın yüklenici firma tarafından verilmiş olması halinde dahi müvekkili idarenin elemanlarınca değil, yüklenici firma çalışanları tarafından çalışma yapılmış olması sebebiyle yine idareye husumet yöneltilmesinin usul ve yasaya aykırı olacağını, davanın müvekkili idareye yöneltilmesinde hukuki bir menfaat bulunmadığını, tazminat sorumluluğunun doğması için tazminat talep edilenin zarara sebep olayda kusurunun olması, tazminat talep edilen hasar ile fiili arasında illiyet bağının bulunması gerektiğini, davacının söz konusu hasarın meydana gelmesinde kusurlu olduğunu ve yasanın emredici hükmüne rağmen mevcut tesisatını yasada belirlenen şekilde döşemediğini, bu sebeple zaman zaman tesisatlarına zarar verilmesine kendi eylem ve kusuru ile sebebiyet verdiğini beyanla davanın reddini savunmuştur. Davalı ...Sanayi Ve Ticaret Limited Şirketi vekili cevap dilekçesinde;
Davacı tarafın soyut belgelere dayalı alacak için tahsil talebinde bulunduğunu, müvekkili şirketin adının yazdığı bir tabela sebebi ile doğmuş tüm zararlardan sorumlu tutulmasının hakkaniyete aykırı olduğunu, davacı tarafça hasarın belirlenmesi yapılırken zararın minimuma indirilmesi için gayret ve çaba sarf edilmediğini, zarar kalemlerine ilişkin hazırlanan raporun ayrıntılı olarak düzenlenmediğini, söz konusu elektrik hattının önceki hal ve durumunun tespit edilmediğini, davacının söz konusu hasarın meydana gelmesinde kusurlu olduğunu ve yasanın emredici hükmüne rağmen mevcut tesisatını yasada belirlenen şekilde döşemediğini, bu sebeple zaman zaman tesisatlarına zarar verilmesine kendi eylem ve kusuru ile sebebiyet verdiğini, davacının elektrik kablolarını yeterli derinlikte tesis etmediğini, üçüncü kişiler için yasada öngörülen ve gerekli olan uyarıcı önlemleri almadığını, elektrik tesisat ve kablolarının yerlerini ve derinliğini gösteren ve yasada belirtilen işaretlerinin konulmadığı yahut söz konusu tesisat ve kablolarının yerlerinin gerektiği biçimde işaretlenmediğinin görülebileceğini beyanla davanın reddini savunmuştur.
İlk Derece Mahkemesince; "...Davanın KISMEN KABULÜ ile, İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... takip sayılı dosyasında, takip tarihi itibari ile davacının davalıdan 696,49-TL asıl alacak, 14,60 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 711,09-TL alacaklı olduğunun tespiti ile bu miktara vaki itirazın iptaline, takibin diğer kayıt ve şartlarla aynen devamına, fazlaya ilişkin istemin reddine, Alacak likit olmadığından icra inkar tazminat talebinin reddine, ..." karar verilmiştir. Verilen karara karşı davacı vekilince istinaf yasa yoluna başvurulmuştur.
Davacı vekili istinaf dilekçesinde;
Bilirkişi raporunun hükme esas alınmaması gerektiğini, tüm talepleri yönünden davanın kabulü gerektiğinden kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun(HMK) 355. maddesi gereğince istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dava; Haksız fiil iddiasına dayalı itirazın iptali istemine ilişkindir. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 49. maddesi geregince, “Kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür”. Bu hüküm dikkate alındığında kusur sorumluluğu olarak tanımlanan haksız fiil sorumluluğunun kurucu unsurları; Fiil, zarar, illiyet bağı, kusur ve hukuka aykırılıktır. Haksız bir eylemin tazminat sorumluluğu doğurabilmesi için kusurlu ve hukuka aykırı bir fiil sonucunda zarar doğması, zarar ile fiil arasında da illiyet bağı bulunması gereklidir. Madde 50 gereğince zarar gören, zararını ve zarar verenin kusurunu ispat yükü altındadır. Yine 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun (HMK) 190. maddesi gereğince herkes iddiasını ispatla mükellef olup, İlk Derece Mahkemesince yaptırılan inceleme sonucunda alanında uzman bilirkişi tarafından tanzim edilen bilirkişi kök ve ek raporunun dosya kapsamındaki diğer delillerle örtüşmesine ve denetime elverişli olmasına, uzman bilirkişi raporunda belirtilen tespitlerin hükme esas alınmasında bir usulsüzlük görülmemesine göre davacı vekilinin bu hususa ilişkin istinaf sebebi yerinde görülmemiştir. Dosyadaki belgelere, duruşma sürecini yansıtan tutanaklar ve gerekçe içeriğine göre, ilk derece mahkemesi kararında davanın esasıyla ilgili tarafların gösterdiği hükme etki edecek tüm delillerin toplandığı, kanunun olaya uygulanmasında ve gerekçede hata edilmediği, ihtilafın doğru olarak tanımlandığı, kararın usul ve yasaya uygun olduğu anlaşıldığından davacı vekilinin yerinde bulunmayan istinaf dilekçesinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.