11. Hukuk Dairesi
11. Hukuk Dairesi 2010/13604 E. , 2012/19217 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada İzmir 5. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 03.06.2010 tarih ve 2008/250-2010/205 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 27.11.2012 günü tebligata rağmen gelen olmadığı yoklama ile anlaşıldı, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilininde ortağı olduğu davalı şirketin 15/01/2008 tarihli olağanüstü genel kurulunda alınan 2006 yılı bilançosunun onaylanmasına, yönetim kurulu ve denetçinin ibrasına, özel denetçi raporunun onaylanmasına ilişkin alınan 4 nolu, kar payı olarak %5 1. temettünün dağıtılmasına, kalan karın yedek akçe olarak ayrılmasına ilişkin 5 nolu, denetçi ücretinin 3.500 TL'ye yükseltilmesine ilişkin alınan 6 nolu kararın yasa, anasözleşme ve iyiniyet kurallarına aykırı olduğunu ileri sürerek, iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiş, 14.05.2009 tarihli dilekçesi ile yönetim kurulu başkan ve diğer üyelerin ücretlerinin aynen devamına, denetçi ücretinin 3.500 TL'ye çıkarılmasına ilişkin kararın iptali olarak davasını dava sebebi yönünden ıslah etmiştir.
Davalı vekili, alınan kararların yasa, ana sözleşme ve objektif iyi niyet kurallarına uygun olduğunu, davacının paylarını devrettiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna göre, davacının davalı şirkette pay sahibi olduğu, dava açıldıktan sonra şirketteki hissesini dava dışı Tuzcuoğlu Ağır Nak. Tur. Tic. A.Ş'ne devrettiği, ancak bu devrin pay defterine işlenmemesi nedeniyle davacının davacı sıfatının devam ettiği, davacının genel kurulun 6 nolu kararına ilişkin istemini ıslah ettiği, yapılan bu ıslahın yeni dava şeklinde olup, 3 aylık süreden sonra gerçekleştiği, 2006 yılı bilançosunun tasdikli olmadığı, aktif ve pasif kalemleri arasında farklılık bulunduğu, maaş ve faaliyet giderleri adı altında şirket karının yarısına yakın bir miktarının şirket yönetimine aktarıldığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1.Dava, genel kurul kararının iptali istemine ilişkin olup, 6762 sayılı mülga TTK`nun 1460. madde hükmüne göre, ortakların ortaklık veya birbirleriyle olan davaları basit yargılama usulüne tabidir. Hüküm tarihinde yürürlükte olan HUMK'nun 176/11. madde ve bendinde ise basit yargılama usulüne bağlı tutulan dava ve işlere adli aravermede de bakılacağı öngörülmüştür.
Mahkeme ilamı,davalı tarafa 05.08.2010 tarihinde tebliğ edilmiş olup, karar davalı vekili tarafından HUMK`nun 432/1. madde hükmünde yazılı 15 günlük yasal temyiz süresi geçirildikten sonra 1.9.2010 günü temyiz edilmiştir.Aynı Yasa’nın 432/4. maddesi uyarınca süresinden sonra yapılan temyiz istemleri hakkında mahkemece bir karar verilebileceği gibi, 01.03.1990 gün ve ¾ sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı gereğince Yargıtay tarafından da bu yönde karar verebileceğinden, davalı vekilinin temyiz isteminin süre yönünden reddi gerekmiştir.
2.Davacı vekilinin temyizine gelince, dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
3.Dava, davalı şirketin 15.01.2008 tarihli olağanüstü genel kurul kararının iptali istemine ilişkin olup, mahkemece, yukarıda yazılı gerekçelerle davanın kısmen kabulü ile anılan genel kurulda alınan 5 ve 6 nolu kararların iptali isteminin reddine karar verilmiştir.
Oysa, her ne kadar davacı tarafın 20.05.2009 tarihli ıslah dilekçesi 3 aylık süreden sonra gerçekleşmiş ise de, dava dilekçesinde denetçi ücretinin 3.500 YTL'na yükseltilmesine ilişkin olarak dava konusu genel kurulun 6 nolu kararın iptalini yasal süre içerisinde dava etmesi karşısında mahkemece, anılan bu maddeye ilişkin olarak davacı tarafın iptal istemini dava dilekçesindeki taleple bağlı kalarak usulüne uygun biçimde ele alınıp değerlendirilip sonucuna göre bir karar verilmek gerekirken, yazılı gerekçe ile dava dilekçesindeki istemin dahi reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
Öte yandan, davacı taraf kar payı dağıtılmayarak müvekkilinin müktesep hakkının ihlal edildiğini, bu bağlamda kar yedeklerinin kanuni sınırların üzerinde tutulduğunu, diğer paydaşların çeşitli adlar altında şirketten yüksek maaşlar aldıklarını, bu şekilde bazı ortaklara örtülü kar dağıtımı yapıldığını ileri sürmüş olup, öncelikle belirtilmelidir ki, her ticaret ortaklığı gibi anonim ortaklığın nihai amacı kar elde edip ortaklarına dağıtmaktır. Başka bir deyişle “anonim şirket kanunen yasak olmayan her türlü iktisadi maksat ve konular için kurulur” (TTK’nun 271) ve kâr elde etmek ve paylaştırmak nihai amacını elde etmek hedefine yönelir ve bu yolda çaba harcar. Ortaklığın bütün organları bu nihai amaca uygun kararlar almak zorundadır. İşte, şirketin kâr elde etmek ve dağıtmak nihai amacından doğan kar payı, bir vazgeçilmez haktır. (TTK 385). (Poroy/Tekinalp/Çamoğlu-Ortaklıklar ve Koop. Hukuku 8.bası s.487) Somut olayda, mahkemece, dava konusu edilen gündemin 5 nolu kararına ilişkin olarak denetlenebilir bir gerekçe de gösterilmeksizin bu kalem istemde reddedilmiştir.
Bu durumda mahkemece, yukarıda yapılan açıklamalar doğrultusunda, davalı şirketin faaliyet gösterdiği sektörün genel gelişimi, davalı şirketin ekonomik faaliyet ve amaçları ayrıca şirket işlemlerinin devamlı gelişmesini veyahut mümkün olduğu kadar istikrarlı kâr payı dağıtılmasını temin bakımından davalı şirketin ne oranda kâr payı dağıtması gerektiği yolunda bu sahada uzman bilirkişi kuruluna inceleme yaptırılarak, sonucuna göre karar verilmesi gerekir iken, denetlenebilir yeterli gerekçe dahi gösterilmeden yazılı şekilde anılan bu maddeye ilişkin iptal isteminin de reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir.