Esas No
E. 2010/15664
Karar No
K. 2012/19596
Karar Tarihi
Karar Sonucu
REDDİNE
Hukuk Alanı
Genel Hukuk

11. Hukuk Dairesi         2010/15664 E.  ,  2012/19596 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen davada İstanbul 5. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 19.04.2010 tarih ve 2007/172-2010/201 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davacı vekili ve davalı vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 30.11.2012 günü hazır bulunan davacı vekili Av...... ile davalı vekili Av. .....dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

Davacı vekili, müvekkilinin davalı banka nezdinde mevduat hesabının bulunduğunu, ancak hesabındaki paranın davacının talimatı olmadan sahte belgeler ile çekildiğinin öğrenildiğini ileri sürerek, ıslah ile artırılmış olarak 320.000,00 USD’nin temerrüt faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili, zamanaşımı definde bulunarak davanın reddini istemiştir. Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacının hesabındaki paranın 24.09.1996 tarihinde çekildiği, davanın ise BK’nın 125. maddesindeki 10 yıllık zamanaşımı süresinde açılmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir. Kararı, davacı vekili ve katılma yolu ile davalı vekili temyiz etmiştir.

1.Dava, mevduat sözleşmesine dayalı alacak istemine ilişkindir.

Somut olayda, davacı tarafından davalı bankanın Gayrettepe Şubesi’nde ilki 02.02.1990 tarihinde, ikincisi ise 13.01.1994 tarihinde olmak üzere iki ayrı mevduat hesabı açıldığı, 15.07.1996 tarihinde her iki hesaptaki paranın çekilerek Amerikan Doları yapılmak suretiyle aynı tarihte davalı bankanın Nişantaşı Şubesi’nde açılan döviz hesabına vadeli olarak yatırıldığı, 24.09.1996 tarihinde ise döviz hesabındaki paranın çekildiği ve gerek Gayrettepe Şubesi’ndeki hesapların kapatılması ve gerekse Nişantaşı Şubesi’nde döviz hesabı açılması ve daha sonra hesaptaki paranın çekilmesi işlemlerini davacının gerçekleştirmediği uyuşmazlık konusu değildir.

Uyuşmazlık davacının hesabındaki paranın tahsili isteminin zamanaşımına uğrayıp uğramadığı noktasında toplanmaktadır.

Davacı adına hesabın açıldığı tarihlerde yürürlükte bulunan 3182 sayılı Bankalar Kanunu’nun 36/2. maddesinde, “Her türlü mevduat, emanet ve alacaklardan son talep, işlem veya mudiin herhangi bir şekilde yazılı talimatı tarihinden başlayarak 10 yıl geçtiği halde sahipleri tarafından aranmamış olanlardan, mevduat sahiplerinin mevcut adreslerine bir mektupla bildirildikten sonra tamamının bu sürenin bitimini izleyen takvim yılı başından itibaren 6 ay içinde bankalarca sahiplerinin isim, kimlik, adresleri ve haklarının faizleri ile ulaştıkları tutarlar gösterilmek suretiyle düzenlenecek bir cetvel ile Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasına devredilir” hükmü ve aynı maddenin 3. bendinde ise “İkinci fıkra gereğince Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasına devredilen mevduat, emanet ve alacaklardan 2.500.000 lirayı aşmayanlar Bankaca Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonuna intikal ettirilir. Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası tutar veya değeri 2.500.000 lirayı aşanları Resmi Gazete ile ilan eder. İlandan itibaren 1 yıl içinde sahip veya mirasçıları tarafından aranmayan mevduat, emanet ve alacaklar bu sürenin bitiminde Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonuna gelir kaydedilir.” hükmü düzenlenmiş ise de, dava konusu olayda anılan madde hükmünün uygulanması mümkün değildir. Zira somut olayda, davacının hesabındaki para davacı tarafından sahipsiz bırakılmış yani, unutulmuş bir para olmayıp, davacının kimlik bilgileri sahte olarak kullanılmak suretiyle kimliği belirsiz bir kişi tarafından çekilmiş olup, bu husus tarafların kabulündedir.

Bu itibarla, davanın yukarıda yapılan nitelendirilmesine göre, mevduat sözleşmesi, ağırlıklı olarak esas itibariyle belli oranda faiz elde etme amacına yöneldiği için ödünç sözleşmesine daha çok yaklaşan, ancak güvenilir bir kurumda parayı muhafaza etme düşüncesi ile vedia sözleşmesini hatırlatan kendine özgü bir sözleşme tipidir. Mevduata uygulanacak hükümler, ancak kıyas yolu ile ve niteliği uygun düştüğü ölçüde ödünç sözleşmesi hükümleri ve istisnai hallerde vedia sözleşmesi hükümleri olacaktır. Bu sözleşme tipinin açıklanan özelliği gereği, bu dava, mahkemenin de kabulünde olduğu gibi B.K.nun 125. madde hükmünde yazılı 10 yıllık genel zamanaşımı süresine tabidir. Bu durumda zamanaşımının başlangıcı da anılan Yasanın 128. maddesine göre belirlenmesi gerekmektedir. Bu madde “Müruruzaman alacağın muaccel olduğu zamandan başlar, alacağın muacceliyeti bir ihbar vukuuna tabi ise müruru zaman bu haberin verilebileceği günden itibaren cereyan eder.” şeklinde düzenlenmiş olması nedeniyle, dava konusu olayda, zamanaşımının başlangıcına ya davacının hesaptaki paranın ödenmesi yönünde yapmış olduğu talep tarihinin veya somut uyuşmazlıkta olduğu gibi hesaptaki paranın usulsüz olarak çekildiğini öğrendiği tarihin esas alınması gerekmektedir. Bu itibarla, mahkemece, davalı bankanın zamanaşımı definin yukarıda yapılan açıklamalar doğrultusunda değerlendirilmesi gerekirken, davacı hesabındaki paranın usulsüz olarak çekildiği tarihin zamanaşımına başlangıç alınması doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.

2.Davalı vekilinin katılma yolu ile temyiz istemine gelince, davalı vekilinin temyiz dilekçesinin temyiz defterine kaydı yapılmadığı gibi, temyiz harcı da yatırılmamıştır. Bu durumda, usulüne uygun ve süresinde bir temyiz başvurusu bulunmadığından, HUMK.nun 432/4. maddesi uyarınca davalı vekilinin temyiz isteminin süre yönünden reddine karar vermek gerekmiştir.

SONUÇ: Yukarıda 1 nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, 2 nolu bentte açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz isteminin süre yönünden REDDİNE, takdir olunan 900,00 TL duruşma vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine, alınmadığı anlaşılan 90,00 TL temyiz başvuru harcının ve 21,15 TL temyiz ilam harcının davalı'dan alınmasına, 30.11.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Karar Etiketleri
REDDİNE YARGITAYKARARI HUKUK Genel Hukuk 3182 sayılı Bankalar Kanunu K3182 md.36/2
© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.