Esas No
E. 2021/200
Karar No
K. 2024/48
Karar Tarihi
Karar Sonucu
REDDİNE
Hukuk Alanı
Borçlar Hukuku
Aramaya Dön
İZMİR 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

E. 2021/200 K. 2024/48 T.
Karar Sonucu REDDİNE
Resmî Atıf İZMİR 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ, E. 2021/200, K. 2024/48, T. 19.01.2024
PDF DOCX UDF
Karar Künyesi
Mahkeme
İZMİR 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
Daire
4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
Esas No
2021/200
Karar No
2024/48
Karar Tarihi
19.01.2024
Dava Türü
DIGER
Hukuk Alanı
Borçlar Hukuku
Karar Sonucu
REDDİNE
Karar Metni Tam metin · resmî kaynaktan

T.C.

İZMİR

4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO: 2021/200
KARAR NO: 2024/48
DAVA: Alacak (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan)
ASIL DAVA TARİHİ: 18/03/2021
KARŞI DAVA TARİHİ: 22/04/2021
KARAR TARİHİ: 19/01/2024

Mahkememizde görülen davanın yapılan açık yargılaması sonucunda;

İTİRAZ ;

İzmir .... İcra Müdürlüğü'nün ... sayılı dosyasında; davacı alacaklı tarafından, davalı borçlu hakkında 657.832,24 TL’si asıl alacak, 79.102,07 TL’si işlemiş faiz olmak üzere toplam 736.934,31 TL alacağın tahsili amacıyla ilamsız icra takibi başlatılmıştır. Takibin dayanağı 14/03/2020 ve 20/03/2020 tarihli faturalardır.

Kendisine 05/02/2021 tarihinde usulüne uygun olarak ödeme emri tebliğ edilen davalı borçlu yasal süre içerisinde vekili aracılığıyla verdiği 08/02/2021 tarihli dilekçesi ile; yerleşim yerinin İstanbul olduğunu, bu nedenle İstanbul İcra Müdürlüklerinin yetkili olduğunu, alacaklı şirketin herhangi bir alacağının bulunmadığını, borcu, faizi ve ferilerini kabul etmediğini ileri sürerek yetkiye, borca, faize ve tüm ferilerine itiraz etmiştir. İDDİA ;

Davacı vekili dava dilekçesi ile özetle; taraflar arasında 03/07/2019 tarihli sözleşmenin imzalandığını, tarafların “davalı şirketin sahibi olduğu Aydın ili Karacasu ilçesinde bulunan jeotermal kaynak işletme ruhsatlarının bulunduğu sahada 3 adet, her bir adeti 1000 metrekare, toplam 3000 metrekare jeotermal ısıtmalı sera kurulumu ve kuyu içi ısıtma sistemlerinin kurulması ve yine sözleşme kapsamında opsiyonel işler olarak işletme projesinin seraya dönüştürülmesi, ... kabul ettirilmesi, Sera Çed süreci, 10 metreden sonra kuyu sera arası borulama, kaynak etüt raporlarının hazırlanması, inşaat ruhsatı için mimari proje, statik betonarme projesi, elektrik ve sıhhi tesisat projeleri, ısı yalıtım projesi ve proje müellifi taahhütnamelerinin hazırlanması ve onaylanması” konusunda anlaşmaya vardıklarını, müvekkili tarafından sözleşmede kararlaştırıldığı üzere 3 adet sera kurulumunun ve sözleşmede ayrıca belirlenen opsiyonel işlerin yapıldığını, ayrıca müvekkili tarafından sözleşme kapsamında olmayan bazı ek işlerin ve harcamaların yapıldığını, işlerin eksiksiz olarak yapıldığını, jeotermal kaynak işletme ruhsatına uygun şekilde ısıtmalı seraların işletmeye alındığını ve Aydın Valiliği Yatırım İzleme Koordisyon Başkanlığı'na kabulünün yaptırıldığını, Valilik görevlileri tarafından seraların kontrol edildiğini ve “sözleşmeye, projeye ve mevzuata göre eksiksiz yapıldığı” hususunun belirlenerek tutanak tutulduğunu, Valilik tarafından seralara "olur" verildiğini, davalı şirketin Jeotermal Kaynak İşletme Ruhsatlarını işletmeye aldığının kabul edildiğini, müvekkilinin edimlerini eksiksiz olarak yerine getirdiğini, müvekkili şirket yetkilileri tarafından davalı şirkete yapılan işlerle ilgili olarak düzenli olarak mail gönderildiğini ve davalının yapılan işin her aşamasında bilgilendirildiğini, sözleşme kapsamında üç adet seranın kurulum fiyatının KDV hariç 750.000,00 TL olduğunu, bu bedel için % 18 KDV ilavesiyle 885.000,24 TL bedelli 14/03/2020 tarihli faturanın düzenlendiğini, yine opsiyonel olarak kararlaştırılan ve yapılan işlere karşılık ve sözleşme kapsamında olmamasına rağmen müvekkili şirket tarafından yapılan ek işler için 20/03/2020 tarihli 297.832,00 TL bedelli faturanın düzenlendiğini, düzenlenen faturaların davalı şirket tarafından kabul edildiğini ve tarafların ticari kayıtlarına işlendiğini, her iki şirket arasında bu konuda mutabakat sağlandığını, davalı şirket tarafından müvekkili şirkete yapılan ödemeden sonra müvekkili şirketin davalıdan 657.832,24 TL alacağının kaldığını, davalının, müvekkiline kalan 657.832,24 TL alacağını ödememesi üzerine müvekkilinin 14/03/2020 ve 20/03/2020 tarihli faturalardan kaynaklı kalan alacağının tahsili amacıyla İzmir ....İcra Müdürlüğü'nün ... sayılı dosyasında davalı hakkında ilamsız icra takibi başlattığını, davalının itirazı üzerine icra takibinin durduğunu, arabuluculuk sürecinde anlaşmanın sağlanamadığını, İzmir Arabuluculuk Bürosu'nun ...dosya numaralı anlaşamama tutanağının düzenlendiğini, davalının icra dosyasında borca ve yetkiye itiraz ettiğini, takibin durduğunu, borca ve yetkiye yönelik itirazın yerinde olmadığını, taraflar arasında imzalanan 03/07/2019 tarihli sözleşmenin 10. maddesinde bu sözleşme kapsamındaki işten doğacak anlaşmazlıklarda İzmir Mahkemeleri ve İcra Dairelerinin yetkili olduğu yönünde yetki anlaşmasının düzenlendiğini, tarafların tacir olduğunu, bu yetki sözleşmesi gereği İzmir ....İcra Müdürlüğü'nde icra takibinin başlatıldığını, davalının itirazının iptalinin gerektiğini, davalının, müvekkilinin alacaklarını ödememek için adına kayıtlı taşınır ve taşınmaz mallarını ve maden ruhsatlarını devretme hazırlığı içinde olduğunu, bu nedenle dava sonunda müvekkilinin alacağını tahsil etmesinin imkansız hale geleceğini belirterek, davalı şirketin adına kayıtlı taşınır ve taşınmaz malları ile üçüncü kişilerdeki hak ve alacakları üzerine tedbir niteliğinde ihtiyati haciz konulmasına, davalının İzmir ....İcra Müdürlüğü'nün... sayılı dosyasında ileri sürdüğü itirazının iptaline ve takibin devamına, takip miktarının % 20'sinden az olmamak üzere tazminatın davalıdan tahsiline, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı şirkete yükletilmesine karar verilmesini istemiştir.

CEVAP ;

Davalı vekili cevap ve karşı dava dilekçesi ile özetle; müvekkilinin davacı şirketten 125.000,00 TL alacaklı olduğunu, borcunun bulunmadığını, müvekkilinin seracılık sektörüne ilişkin hiçbir tecrübesinin olmadığını, zira; jeotermal enerji alanında faaliyet gösterdiğini, müvekkilinin enerji ruhsatlarının bitmek üzere olan lisans/ruhsat sürelerini uzatabilmek adına oldukça zor bir durumda kalarak çok kısa bir süre içerisinde 03/07/2019 tarihli eser sözleşmesini imzaladığını, müvekkilinin sözleşmenin kuruluşu sırasında iradesinin sakatlandığını ve aynı zamanda 6098 sayılı TBK’nın 28. maddesinin 1. fıkrası gereğince yararlanmaya maruz kaldığını, sözleşmenin enerji ruhsatlarının süresi neredeyse bitmek üzere olan müvekkilinin bu zor durumda kalmasından faydalanılarak aşırı fahiş miktarlar belirlenmek suretiyle düzenlendiğini, müvekkilinin, kendisine şirket danışmanlığı yapan ...’in tavsiyeleri ve yönlendirmeleri sonucunda davalı şirketle sözleşme görüşmeleri yaptığını ve bu görüşmelerde “sözleşme bedelinin piyasa rayiç bedellerinin çok çok altında olduğu” şeklinde aldatıcı ve hileli davranışlar ile iradesinin sakatlandığını, sözleşmenin gabin ve aldatma sebebiyle geçersiz olduğunu, kabul anlamına gelmemek üzere 03/07/2019 tarihli sözleşmedeki hizmetin eksik ifa edildiğini, müvekkilinin davacıya banka dekontlarıyla sabit olduğu üzere 05/08/2019 tarihinde 250.000,00 TL, 15/01/2020 tarihinde 60.000,00 TL, 18/03/2020 tarihinde 80.000,00 TL, 22/04/2020 tarihinde 85.000,00 TL ve 30/06/2020 tarihinde 50.000,00 TL olmak üzere toplam 525.000,00 Türk Lirası tutarında ödeme gerçekleştirildiğini, davacının sözleşmeye göre yaptığı işlerin rayiç bedellerinin 400.000,00 TL'yi aşmadığını, müvekkilinin, davacıya Beyoğlu .... Noterliği vasıtasıyla gönderdiği ihtarname ile fazla ödemiş olduğu 125.000,00 TL’nin 7 gün içinde iadesini istediğini, davacının ise ödeme yapmadığını, fazla ödenen miktar olan 125.000,00 TL alacak kapsamında müvekkili tarafından arabulucuya başvurulduğunu ancak arabuluculuk görüşmelerinin anlaşmama ile sonuçlandığını, davacı tarafın sözleşmede kararlaştırılmamış ek işler yapıldığına ilişkin iddiasının gerçeği yansıtmadığını, kaldı ki ek işlere ilişkin müvekkilinin ne öncesinde ne de sonrasında vermiş olduğu bir icazetin de söz konusu olmadığını, alacak miktarı likit olmadığı için icra inkar tazminatı istenemeyeceğini belirterek, asıl davanın reddi ile müvekkili yararına % 20 kötü niyet tazminatının davacıdan tahsiline; karşı davanın kabulü ile 03/07/2019 tarihli eser sözleşmesinin iptaline, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile şimdilik 125.000,00 TL fazla ödenen alacağın 26/02/2021 tarihinden itibaren işleyecek en yüksek avans faizi ile birlikte karşı davalıdan tahsiline, yargılama giderlerinin ve vekalet ücretinin karşı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini istemiştir. DELİLLER ; İzmir .... İcra Müdürlüğü'nün... sayılı takip dosyası, 03/07/2019 tarihli sözleşme, faturalar, taraflara ait BA/BS formları, 27/02/2020 tarihli tutanak, ihtarname, ödeme belgeleri, tanık anlatımları, bilirkişi raporu.

GEREKÇE ;

Dava; hakkında eser sözleşmesi kapsamında düzenlenen faturaya dayalı alacağın tahsili amacıyla ilamsız icra takibi başlatılan davalının yetkiye ve borca itirazının iptali istemine ilişkindir.

Taraflarca imzası inkar edilmeyen 03/07/2019 tarihli sözleşmenin 10. maddesinde anlaşmazlık halinde İzmir İcra Müdürlüklerinin ve Mahkemelerinin yetkili olacağı kararlaştırıldığından ve taraflar da tacir olup, 6100 sayılı HMK’nın 17. maddesi gereğince söz konusu takip yetkili icra müdürlüğünde başlatıldığından,

İİK’nın 50. maddesinin göndermesiyle 6100 sayılı HMK’nın 17. maddesi gereğince İzmir İcra Müdürlükleri yetkili olduğundan, davalı-karşı davacı vekilinin yetki itirazının reddine karar verilmiştir.

Taraflar arasındaki uyuşmazlık; “davacının 03/07/2019 tarihli sözleşme ile yüklendiği eseri sözleşmeye uygun şekilde eksiksiz olarak yerine getirip getirmediği, davacının ayrıca sözleşme haricinde ek iş yapıp yapmadığı, ek işler yapılmış ise davalı tarafın talimatının ya da onayının bulunup bulunmadığı, taraflar arasında imzalanan sözleşmede aldatma ve gabin halinin söz konusu olup olmadığı, buna göre sözleşmenin geçersizliğinden söz edilip edilemeyeceği, davacı tarafça düzenlenen fatura tutarlarının fahiş olup olmadığı, davalının İzmir .... İcra Müdürlüğü'nün... sayılı dosyası kapsamında davacıya borcunun bulunup bulunmadığı, borç var ise icra takip tarihi itibariyle ne miktar olduğu, davalının itirazında haklı olup olmadığı, buna göre itirazının iptali koşullarının bulunup bulunmadığı, tazminat istenebilme koşullarının olup olmadığı” konularında; karşı davadaki uyuşmazlık ise; “davacı tarafından yapılan işe göre davalı tarafça fazla ödeme yapılıp yapılmadığı, fazla ödeme var ise miktarının ne olduğu” konularındadır.

Taraflar arasında düzenlenen 03/07/2019 tarihli sözleşme incelendiğinde; konusunun “davalı şirketin ... Jeotermal sahalarında anahtar teslim 3 adet 1.000 m² topraklı naylon sera kurulması ve kuyuda ısıtma sistemi kurulum işleri” olduğu, tesviye ve beton işleri, sera malzemesi ısıtma tesisi malzemesi, sera örtü malzemesi kuyu içi ısıtma, borulamalar, kurulum ve işçiliğin teklife dahil olduğu, söz konusu teklifin sözleşme niteliğini taşıdığı, fiyatlara KDV’nin dahil edilmediği, sözleşmede fiyat teklifinin tablo 1’de belirtildiği, buna göre sözleşme bedelinin indirimli haliyle 750.000,00 TL olduğu, bunun içerisinde 3 sera, 3 kuyu, 30 mt borulama ve 1 adet seranın ... işletme kabulünün yaptırılmasının bulunduğu, sözleşmenin 10. maddesinde “bu sözleşme kapsamındaki işten doğacak anlaşmazlıklarda İzmir Mahkemelerinin ve İcra Dairelerinin yetkili olacağının” kararlaştırıldığı, sözleşmenin “ödeme şekli” başlıklı 6. maddesinde “anlaşma sağlandığında KDV dahil toplam bedelin % 50’si işletme ruhsatı süresi + 6 ay uzatıldığında ve sera için ÇED görüşü alındığında peşinen ödeneceği, % 40 ödemenin sera sahada teknik olarak eksiksiz teslim edildiğinde ve kalan % 10 ise tesisin sahada ... kabulünden sonra 1 hafta içerisinde ödeneceği, son ödemeden önce toplam bedel üzerinden fatura düzenleneceği” hususunun kararlaştırıldığı; “işin teslim süresi” başlıklı 4. maddesinde “sözleşme imzalandıktan sonra ve ön ödeme yapıldıktan sonra 3 gün içerisinde projelendirme işlerine başlanılacağı, resmi izinler alındıktan sonra (çed, belediye görüşü, ... vs.) sahada 90 iş günü içerisinde seraların işletme kabulüne hazır hale getirileceği” hususunun kararlaştırıldığı, tablo 4’de teknik özelliklerin belirtildiği görülmüştür.

Davacı tarafından sözleşme kapsamında davalı adına 2 adet e-arşiv fatura düzenlenmiştir. Bunlardan 14/03/2020 tarihli olan GİB ... numaralı % 18 KDV dahil 885.000,24 TL bedelli;

20/03/2020 tarihli olan GİB ... numaralı % 18 KDV dahil 297.832,00 TL bedelli faturalardır.

27/02/2020 tarihli tutanak incelendiğinde; “Aydın ili Karacasu ilçesi ...numaralı ve Karacasu ilçesi ... numaralı jeotermal kaynak işletme ruhsatları sahibi...ve Ticaret A.Ş.’nin 26/02/2020 tarih ve bila sayılı dilekçelerine istinaden 27/02/2020 tarihinde adı geçen ruhsat sahalarına gelindi. Başkanlığımız teknik personelince ...ve... numaralı ruhsat sahalarında yapılan incelemeler neticesinde; her iki ruhsat alanında da seraların kurulmuş olduğu, ... Ve... kuyularından bir hat vasıtasıyla jeotermal akışkanın seralara getirildiği, kuyu başı elektrikli ön ısıtma sistemi yardımıyla seraların ısıtıldığı, kullanılan jeotermal akışkanların alındığı kuyulara pompa vasıtasıyla geri basıldığı, dışarıya jeotermal akışkan deşarjının olmadığı, seraların ekime hazır olduğu tespit edilmiş olup, Aydın Valiliği İl Tarım ve Orman Müdürlüğü’nün 18/11/2019 tarih ve ... ve ... sayılı yazılarında her iki ruhsat için ısıtma kaynağı ile ilgili herhangi bir değerlendirme yapıldığı belirtilmiş olup, 5403 sayılı kanun kapsamında her türlü izinlerin ruhsatların sahibi ... ve Tic. A.Ş. tarafından alınması ve başkanlığımıza da bilgi verilmesi gerekmektedir. İş bu tutanak mahallinde tarafımızca imza altına alınmıştır.” dendiği söz konusu tutanağın altının jeoloji mühendisleri ..., ...,... ve... ve Tic. A.Ş. vekili ... ile Doğ. Kay. Ruh. Kül. Var. Müdürü N... tarafından imzalandığı görülmüştür. Beyoğlu Vergi Dairesi Müdürlüğü’nden gönderilen BA formları incelendiğinde; davacı tarafından düzenlenen 2 adet faturanın davalı tarafça beyan edildiği belirlenmiştir.

Aydın Yatırım İzleme ve Koordinasyon Başkanlığı Doğal Kaynaklar Ruhsat ve Kültür Varlıkları Müdürlüğü tarafından gönderilen 02/04/2021 tarihli yazıda; Jeotermal Kaynaklar ve Doğal Mineralli Sular Kanunu Uygulama Yönetmeliği’nin işletme ruhsatı başlıklı 9. maddesinin 5. fıkrasında; “işletme ruhsat sahibi, projesinde belirtilen termin planına göre akışkanı işletmeye almak zorundadır. Termin planında belirtilen süre içerisinde akışkan işletmeye alınamaz ise sebepleriyle birlikte idareye ek süre talebinde bulunulur. İdarece ek süre talebi incelenerek en fazla 6 ay ek süre verilir. Bu sürede de işletme başlatılamaz ise teminat irat kaydedilerek ruhsat iptal edilir.” dendiği, ruhsat sahibinin işletme ruhsatını alırken vermiş olduğu termin planına göre idarenin akışkanının kullanılmaya başlanmasını, işletmenin faaliyete geçmesini takip ettiği, akışkanın kullanıldığı tesisin yapılış şekli, kullanılan malzeme, yapım süreci, maliyeti gibi süreçlerde herhangi bir görev ve takiplerinin bulunmadığı, dolayısıyla akışkanın kullanıldığı tesisin ruhsat sahibi tarafından yükleniciye yaptırılması halinde tesis kabul sürecinde idarelerinin yer almadığı, bununla ilgili herhangi bir belgenin sunulmadığı bildirilmiştir.

Davalı, davacıya Beyoğlu .... Noterliği’nden gönderdiği 17/02/2021 tarihli ... yevmiye numaralı fesih ihtarnamesi ile; “… müvekkilinin kendisine yapılan teklifi maalesef alelacele bir biçimde karar vermek durumunda kaldığını, yeteri kadar düşünme, araştırma ve değerlendirme fırsatı bulamadığını, müvekkilinin zor durumda kalmasından ve deneyimsizliğinden yararlanılarak sözleşmenin düzenlendiğini, müvekkilinin aşırı yararlanma sebebiyle TBK’nın 28. maddesi uyarınca 03/07/2019 tarihli sözleşme ile bağlı olmadığını, sözleşme bedelinin emsallerin çok çok altında olduğunun açıklanması ve hileli davranışlarda bulunulması sonucu sözleşmenin düzenlenmiş olması sebebiyle müvekkilinin aldatma nedeniyle de TBK’nın 36. maddesi uyarınca sözleşme ile bağlı olmadığının, sözleşmede kararlaştırılan işlerin değerinin piyasa değerlerine göre aşırı yüksek ve fahiş olduğunu, sözleşmede KDV hariç 750.000,00 TL tutarın üzerinden bedelin belirlendiğini, KDV eklendiğinde 885.000,00 TL’ye tekabül ettiğini, bunun piyasa fiyatlarının iki katı olduğunu ve aşırı yararlanmaya sebebiyet verdiğini, yerinde yapılacak bir inceleme ile hizmetin eksik ifa edildiğinin anlaşılacağını, sözleşme bedelinin 525.000,00 TL’sinin müvekkili tarafından işin başında muhatabına ödendiğini, halbuki serada yapılan işin eksik yapılmamış haliyle değerinin KDV dahil 400.000,00 TL olduğunu, müvekkili tarafından ödenen bu bedelin yapılan işlere oranla çok fazla odluğunu, sözleşmenin bu bildirim ile fesh edildiğini, 525.000,00 TL’nin ödenmiş olması sebebiyle, eksik ifa ve sair hukuki hakları saklı kalmak kaydıyla emsal fiyat olan KDV dahil 400.000,00 TL’nin üzerinde fazladan ödenen 125.000,00 TL’nin 7 gün içerisinde ödenmesini aksi takdirde alacağın tahsili için yasal yollara başvurulacağını” ihtar etmiştir.

Davalının sunduğu dekontlar incelendiğinde; 05/08/2019 tarihinde 250.000,00 TL tutarında, 15/01/2020 tarihinde 60.000,00 TL tutarında, 18/03/2020 tarihinde 80.000,00 TL tutarında, 22/04/2020 tarihinde 85.000,00 TL tutarında, 30/06/2020 tarihinde 50.000,00 TL tutarında olmak üzere davacıya toplam 525.000,00 TL tutarında ödeme yaptığı görülmüştür.

Davalı-karşı davacı tanığı ... anlatımında; “Ben ... firmasında 2013 tarihinden beri jeoloji mühendisi olarak çalışmaya devam ediyorum. Bizim firmamızın Aydın ili Karacasu ilçesinde 5 adet jeotermal kaynak işletme ruhsatımız bulunmaktadır. İşletme ruhsatı alındıktan sonra buraların işletilmeye başlanması için devletin verdiği bir süre vardır. Bu sürenin bitimine 6 ay kala bir sondaj yapmamız ya da sera kurmamız gerekiyordu. Biz firma olarak daha hızlı olacağı için sera yapılmasına karar verdik. Bu konuda şirket danışmanımız ...'in tavsiyesi ile karar alındı. ... bize ... firmasını tavsiye etti. Firma ile görüştük. Bize 6 aylık süre içinde piyasa fiyatının altında bir fiyat ile sera kuracaklarını söylediler. Bu nedenle başkaca bir firmadan fiyat teklifi almadık. Seraları bu firma 6 ay içerisinde tamamlayıp bitirdikten sonra Devlet tarafından kontrol için mühendisler gelmiş olup, bize bu konuda eksik hususları bildirdiler. Biz de bu eksik hususların giderilmesi için firma ile görüştük. Firma ise eksik bir husus bulunmadığını iddia etti. Biz sonrasında başka firmalardan teklif aldık. Daha düşük maliyetli olarak yapıldığını öğrendik. Davacı firmanın ise piyasa rayicinin çok üzerinde bu işi yaptığını öğrendik.

Davacı tarafın yapmış olduğu eksik işlere karşılık tarafımızca fazlaca ödeme yapıldığı tespit edildi. Karşı tarafın kestiği faturalara itiraz ettik. Sonrasında dava süreci başladı.” demiştir.

Davalı-karşı davacı ... anlatımında; “Ben ... Enerji firmasında 2011 yılından beri özel şöför olarak çalışmaya devam ediyorum. O dönemde çalıştığım firmanın jeotermal kaynak işletme ruhsatı bulunduğu sahada lisans süresi bitmek üzere olduğu için Devlet bizden sahada sera kurulmasını talep etti. Bizim o dönemde danışmanımız olan ... bu konuda bir firma buldu. Bu firma ile sera kurulması için anlaşma yapıldı. Firma tarafından seralar kuruldu. Lisanslarımız kurtuldu ancak ilerleyen dönemlerde piyasa rayicinin çok üzerinde bir fiyatla işin yapılmış olduğunu öğrendik. Seralar üzerinde Devlet tarafından kontrol yapılıp yapılmadığı ve eksiklik bulunup bulunmadığı hususunda bilgim yoktur.” demiştir.

Mahkememizce öncelikle taraf şirketlere ait ticari defter ve kayıtlar üzerinde bilirkişi incelemesi daha sonrasında ise eser başında keşif yoluyla bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır.

Davacı-karşı davalı şirketin defter ve belgelerini inceleyen mali müşavir bilirkişi ... hazırlayıp sunduğu 26/12/2022 tarihli raporunda özetle; davacı- karşı davalı şirket defterlerinin usulüne uygun tutulduğunu, yasal tasdiklerinin bulunduğunu, ticari defterlerin delil niteliğine sahip olduğunu, davacı- karşı davalı şirkete ait muhasebe kayıtlarında davalı-karşı davacının toplam 525.000,00 TL ödemelerinin alacak kaydedildiğini, buna karşılık davacı-karşı davalı tarafından düzenlenen 14/03/2020 tarihli KDV dahil 885.000,24 TL bedelli ve 20/03/020 tarihli 297.832,00 TL bedelli faturaların kayıtlı olduğunu, davacı-karşı davalı şirketin düzenlediği ve davalıya borç kaydettiği iki adet fatura toplamının 1.182.832,24 TL olduğunu ve 525.000,00 TL ödeme düşüldüğünde davalının davacıya 657.832,24 TL borcunun bulunduğunun belirlendiğini, “...” kodlu muavin hesap kayıtlarında 18/03/2021 tarihli işlem kaydıyla “dava dosya masrafı” açıklaması ile 15.000,00 TL, 26/03/2021 tarihli işlem kaydı ile “dava masrafı” açıklaması ile 7.000,00 TL ve 25/10/2022 tarihli işlem kaydı ile “dava bilirkişi masrafı” açıklaması ile 3.000,00 TL borç olmak üzere toplam 25.000,00 TL borcun kaydedilerek davalının borç bakiyesinin 682.832,24 TL’ye ulaştığını, davacı-karşı davalının 21/04/2020 tarihli ... mutabakat mektubu yazısında davacı tarafından 2020 Mart döneminde davalıya düzenlemiş olduğu 2 adet KDV hariç toplam 1.002.400,00 TL tutarındaki faturalarla ilgili davalı şirketin “faturalarını hesaplarına dahil ettiği ve kabul ettiği” yönünde yazıda kaşe ve imzasının bulunduğunun görüldüğünü; davalı şirket ile ilgili olarak G.İ.B. İstanbul Vergi Dairesi Başkanlığı, Beyoğlu Vergi Dairesi Müdürlüğü tarafından dosyaya sunulan 14/06/2021 tarihli yazı ve ekinde sunulan davalı şirketin 2020 yılı BA/BS analizi bildirimlerinin karşılaştırmasında 1. sırasında “davacı-karşı davalı ... Yenilenebilir Enerji Mühendislik İmalat San. ve Tic. A.Ş.’den 2 adet belge alındığı, karşılığında KDV hariç 1.002.400,00 TL” beyanında bulunulmuş olduğunun belirlendiğini bildirmiştir.

Davalı-karşı davacı şirketin defter ve belgelerini inceleyen mali müşavir bilirkişi ... hazırlayıp sunduğu 22/02/2023 tarihli raporunda özetle; davalı-karşı davacı şirkete ait 2019-2020 ve 2021 yılları ticari defterlerinin usulüne uygun tutulduğunu, ticari defterlerin açılış onaylarının ve yevmiye defteri kapanış onaylarının yasal süresinde yaptırıldığını; davacı karşı davalı şirkete ait muhasebe kayıtlarında davalı-karşı davacının toplam 525.000,00 TL ödemelerinin hesabına borç kaydedilmiş olduğunu, buna karşılık davacı-karşı davalı tarafından düzenlenen 14/03/2020 tarihli olan GİB ... numaralı18 KDV dâhil 885.000,24 TL bedelli ve 20/03/2020 tarihli olan GİB ... numaralı 297.832,00 TL bedelli faturaların davacı-karşı davalı şirketin defterlerinde kayıtlı olduğunun bilirkişi ...'ın raporuyla sabit olduğunu, davacı-karşı davalı şirketin düzenlediği ve davalıya borç kaydettiği 2 adet faturalar toplamının 1.182.832,24 TL tutarında olduğunu, (1.182.832,24 - 525.000,00) 657.832,24 TL davalının davacıya borç bakiyesinin davacının hesaplarında göründüğünü;

18/02/2021 tarihli olan GIB ... numaralı 18 KDV dâhil 885.000,24 TL bedelli fatura ile fatura açıklamasında yer alan 14/03/2020 tarihli GIB... numaralı ve 20/03/2020 tarihli ve GIB... numaralı iki adet fatura için düzenlenen iade faturasının davalı tarafça ... bildirimine konu edildiğini, bu faturaların davacı tarafça BA bildirimine konu edilmediğini, sunulan banka dekontlarına göre davalı tarafından 525.000,00 TL'nin davacı yana ödendiğini, davacı tarafın defter kayıtlarına göre 657.832,24 TL davalı yandan alacaklı olunduğunu; davalı kayıtlarına göre ise aslında davacının kendisine 124.167,77 TL borçlu olduğu yönünde kayıtlar yapıldığını, faturaların 7 günlük yasal sürede düzenlendiği ya da düzenlenen faturalara karşılıklı olarak 8 günlük yasal sürede itiraz edilip edilmediğinin belirlenemediğini, bu husustaki ispat yükünün taraflarda olduğunu bildirmiştir.

Makine mühendisi, inşaat mühendisi, elektrik mühendisi ve mali müşavir bilirkişilerden oluşan bilirkişi heyeti 14/07/2023 tarihli raporlarında özetle; taraflar arasında 03/07/2019 tarihinde yapılan sözleşme uyarınca mekanik, elektrik ve inşaat yönünden 1.000 m² anahtar teslimi sera kurulması, seranın ısıtılması, borulaması ve seranın ... işletme kabulünün yapılması işinin davacı-karşı davalı şirket tarafından 03/07/2019 tarihinde imzalanan sözleşme uyarınca eksiksiz olarak yapıldığını, davacı tarafça iki adet faturanın düzenlendiğini, bu faturalardan 750.000,00 TL tutarlı olanın tek kuyu kullanılarak kuyu içi eşanjör sistemiyle anahtar teslim 1.000 m² jeotermal ısıtmalı sera kurulumu işi için, diğer 297.832,00 TL tutarlı faturanın ise faturadaki iş kalemleri için olduğunu, faturalardaki iş kalemlerinin birim fiyatlarının sözleşmede belirtilen birim fiyatlar olduğunu, sözleşmede olmayan diğer kalemler için verilen birim fiyatların fahiş değerler olmadığını ve piyasa rayiçleri ile uyumlu olduğunu, takip tarihi olan 04/02/2021 tarihi itibariyle davalı-karşı davacının 657.832,24 TL asıl ve 66.414,02 TL işlemiş faiz borcunun hesap edildiğini, davalı-karşı davacının takip tarihinden sonra 18/02/2021 tarihinde 782.000,00 TL tutarında fatura düzenlediğini, bu faturaya davacı- karşı davalı tarafından itirazda bulunulmadığını, bu faturanın BS formu ile ilgili vergi dairesine bildirildiğini, davacı-karşı davalının takip masrafları dahil toplam 749.246,26 TL alacağının bulunduğunu, davalı-karşı davacının takipten sonra düzenlediği fatura bedelinin 782.000,01 TL olduğunu, davalı- karşı davacı alacağının 32.753,75 TL olarak hesaplandığını, davacı tarafından davalı adına düzenlenen e- arşiv faturaları ile davalı tarafından düzenlenen e-arşiv faturalarında iş sahibinin veya namına imzaya yetkili olanların imzalarının bulunmadığının görüldüğünü bildirmişlerdir.

Dava tarihi itibariyle yürürlükte bulunan, 6098 sayılı TBK'nın 470. maddesinde; “Eser sözleşmesi, yüklenicinin bir eser meydana getirmeyi, iş sahibinin de bunun karşılığında bir bedel ödemeyi üstlendiği sözleşmedir.” düzenlemesine; aynı kanunun 471. maddesinde; “Yüklenici, üstlendiği edimleri iş sahibinin haklı menfaatlerini gözeterek, sadakat ve özenle ifa etmek zorundadır. Yüklenicinin özen borcundan doğan sorumluluğunun belirlenmesinde, benzer alandaki işleri üstlenen basiretli bir yüklenicinin göstermesi gereken meslekî ve teknik kurallara uygun davranışı esas alınır. Yüklenici, meydana getirilecek eseri doğrudan doğruya kendisi yapmak veya kendi yönetimi altında yaptırmakla yükümlüdür. Ancak, eserin meydana getirilmesinde yüklenicinin kişisel özellikleri önem taşımıyorsa, işi başkasına da yaptırabilir. Aksine âdet veya anlaşma olmadıkça yüklenici, eserin meydana getirilmesi için kullanılacak olan araç ve gereçleri kendisi sağlamak zorundadır.” düzenlemesine yer verilmiştir.

Eser sözleşmesi, niteliği gereği taraflarına haklar sağlayan ve borçlar yükleyen, tam iki taraflı bir iş görme sözleşmesidir. Yüklenici, yapımını üstlendiği eseri sözleşmeye, teknik ve sanatsal ilkelere ve amaca uygun olarak imal edip iş sahibine teslim etmekle, iş sahibi de kararlaştırılan bedeli ödemekle yükümlüdür.

Toplanan ve sunulan deliller ile yasal mevzuat ve tüm dosya içeriğine göre; davalı vekili, müvekkilinin “sözleşme bedelinin, piyasa rayiç bedellerinin çok altında olduğu şeklinde aldatıcı ve hileli davranışlar ile iradesinin sakatlandığını, bu nedenle de gabin ve aldatma sebebiyle geçersiz olduğunu” ileri sürmüştür. Hile (aldatma), genel olarak bir kimseyi irade beyanında bulunmaya, özellikle sözleşme yapmaya yöneltmek için onda kasten hatalı bir kanı uyandırmak veya esasen var olan hatalı bir kanıyı koruma yahut devamını sağlamak şeklinde tanımlanır. Hatada yanılma, hilede ise yanıltma söz konusudur. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 36/1. maddesinde açıklandığı üzere taraflardan biri diğer tarafın kasıtlı aldatmasıyla sözleşme yapmaya yöneltilmişse, yanılma (hata) esaslı olmasa bile aldatılan taraf için sözleşme bağlayıcı sayılamaz. Belirtilen koşulların varlığı halinde aldatılan taraf hakkını kullanmak suretiyle hukuki ilişkiyi geçmişe etkili olarak ortadan kaldırabilir ve verdiği şeyi geri isteyebilir. Aldatmanın öğrenildiği tarihten itibaren bir yıllık hak düşürücü süre içerisinde karşı tarafa yöneltilecek bir irade açıklaması, defi yahut dava yoluyla da kullanılabilir. Somut olayda; taraflar arasındaki sözleşme 03/07/2019 tarihinde imzalanmıştır. Davanın dayanağı takip ise 2021 yılında başlatılmıştır. Takibe dayanak faturalar 14/03/2020 ve 20/03/2020 tarihli faturalar olup, davalı tarafça defterlerine kaydedilmiştir. Takip başlatıldıktan sonra davalı, davacıya gönderdiği 17/02/2021 tarihli ihtarname ile sözleşmeyi feshettiğini bildirmiştir. Basiretli bir tacirden beklenen, sözleşme bedelinin piyasa rayiçleri ile uyumlu olup olmadığını araştırarak sözleşme ilişkisine girmesi iken, tacir olan davalının böyle bir araştırmaya girmemiş olması hayatın olağan akışına uygun olmadığı gibi davalı tarafça “aldatma ve hile” iddiasını ispata yarar delil sunulmamıştır. Dinlenen tanık anlatımlarından mahkememizce davacı tarafın aldatıcı ve hileli bir davranışının varlığına rastlanmamıştır. Bu çerçevede tarafların serbest ve özgür iradeleri ile imzaladıkları sözleşmenin geçerli ve tarafları bağlayıcı nitelikte olduğu kabul edilmiştir. Benimsenen bilirkişi raporu ile tüm dosya içeriğine göre; taraflar arasında 03/07/2019 tarihli eser sözleşmesinin imzalandığı, davacının bu sözleşme ile “Aydın ili Karacasu ilçesinde bulunan jeotermal kaynak işletme ruhsatlarının bulunduğu sahada 3 adet, her bir adeti 1000 metrekare, toplam 3000 metrekare jeotermal ısıtmalı sera kurulumu ve kuyu içi ısıtma sistemlerinin kurulması ve yine sözleşme kapsamında opsiyonel işler olarak işletme projesinin seraya dönüştürülmesi, ... kabul ettirilmesi, Sera Çed süreci, 10 metreden sonra kuyu sera arası borulama, kaynak etüt raporlarının hazırlanması, inşaat ruhsatı için mimari proje, statik betonarme projesi, elektrik ve sıhhi tesisat projeleri, ısı yalıtım projesi ve proje müellifi taahhütnamelerinin hazırlanması ve onaylanması” işini yüklendiği, işin davacı tarafça eksiksiz olarak yapıldığı ve davacı-karşı davalı tarafından bu iş nedeniyle 14/03/2020 tarihli KDV dahil 885.000,24 TL bedelli ve 20/03/020 tarihli 297.832,00 TL bedelli faturaların düzenlendiği, bu faturaların davacının usulüne uygun düzenlenmiş ve yasal tasdikleri olan defterlerinde kayıtlı olduğu, faturaların davalı tarafça da Vergi Dairesi’ne bildirimini yapıldığı, faturalar toplamının 1.182.832,24 TL olduğu, faturalardaki iş kalemlerinin birim fiyatlarının sözleşmede belirtilen birim fiyatlar olduğu, sözleşmede olmayan diğer kalemler için verilen birim fiyatların piyasa rayiçleri ile uyumlu olduğu, davacı tarafça 525.000,00 TL ödeme yapıldığı, bu ödeme düşüldüğünde davalı borcunun 657.832,24 TL olduğu; davalının icra takip tarihinden önce davacı tarafça temerrüte düşürülmemiş olması ve faturaların üzerinde de vade tarihlerinin bulunmaması nedeniyle davacının işlemiş faiz isteğinin yerinde olmadığı, davalının işlemiş faize yönelik itirazının haklı olduğu, 657.832,24 TL asıl alacak miktarına yönelik itirazında ise haksız olduğu anlaşıldığından, davanın bu miktar üzerinden kısmen kabulü ile davalının bu miktar borca itirazının iptaline; karşı davanın ise fazla ödemenin ispatlanamaması, davalı-karşı davacı tarafın verilen kesin süre içerisinde yemin deliline de dayanmaması nedeniyle reddine karar vermek gerekmiş, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

Asıl davada alacak likit olduğundan, kabul edilen kısım üzerinden davacı yararına icra inkar tazminatına karar verilmiş, davacının takibinde haksız ve kötü niyetli olduğu iddia ve ispat edilmediğinden reddedilen kısım yönünden davalı tarafın tazminat isteği reddedilmiştir.

HÜKÜM ; Yukarıda yazılı bulunan gerekçeye göre;

1.Asıl davada;

a-Davanın KISMEN KABULÜ ile;

İzmir .... İcra Müdürlüğü'nün... sayılı dosyasında davalının 657.832,24 TL asıl alacak miktarına itirazının iptaline, Takibin bu miktar üzerinden ve takip talebinde belirtilen koşullarda devamına, b-Fazlaya ilişkin isteğin reddine, c-Hükmolunan 657.832,24 TL’nin % 20’si oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak, davacıya verilmesine, d-Davacının takibinde haksız ve kötü niyetli olduğu iddia ve ispat edilmediğinden, reddedilen kısım yönünden davalı tarafın tazminat isteğinin reddine, e-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 44.936,52 TL nispi harçtan peşin olarak alınan 7.481,67 TL harcın ve 1.418,66 TL tamamlama harcının düşülmesi ile kalan 36.036,19 TL harcın davalı- karşı davacıdan alınarak, Hazine'ye gelir kaydına, f-Dava şartı arabuluculuk ücreti olan ve 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-13 maddesi uyarınca tarafların anlaşamamaları nedeniyle Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan 1.320,00 TL'nin asıl davada haksız çıkan davalı- karşı davacıdan alınarak, Hazine'ye gelir kaydına g-Davacının yatırmış olduğu 59,30 TL'si başvurma harcı, 7.481,67 TL'si peşin harç ve 1.418,66 TL tamamlama harcı olmak üzere toplam 8.959,63 TL'nin davalı- karşı davacıdan alınarak, davacı- karşı davalıya verilmesine, ğ-Davacının yapmış olduğu 329,50 TL'si posta-tebligat gideri, 9.767,10 TL'si bilirkişi ücreti ve 1.274,90 TL'si keşif harcı olmak üzere toplam 11.371,50 TL yargılama giderinin davanın kabul ve red oranına göre takdiren 10.150,89 TL'sinin davalı-karşı davacıdan alınarak, davacı-karşı davalıya verilmesine, kalan kısmının davacı-karşı davalı üzerinde bırakılmasına, h-Karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'ye göre takdir ve tayin edilen 98.096,51 TL vekalet ücretinin davalı- karşı davacıdan alınarak, davacı- karşı davalıya verilmesine, ı-Karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'ye göre takdir ve tayin edilen 17.900,00 TL vekalet ücretinin davacı- karşı davalıdan alınarak, davalı- karşı davacıya verilmesine, i-Davacı- karşı davalı tarafça yatırılan gider avansından kullanılmayan kısmın karar kesinleştiğinde davacı- karşı davalıya iadesine,

2.Karşı davanın REDDİNE,

a-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60 TL harcın peşin olarak alınan 2.134,69 TL harçtan düşülmesi ile kalan 1.707,09 TL harcın karar kesinleştiğinde isteği halinde davalı- karşı davacı tarafa iadesine, b-Dava şartı arabuluculuk ücreti olan ve 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-13 maddesi uyarınca tarafların anlaşamamaları nedeniyle Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan 1.320,00 TL'nin karşı davada haksız çıkan davalı- karşı davacıdan alınarak, Hazine'ye gelir kaydına c-Davalı- karşı davacı tarafça yapılan yargılama giderlerinin kendisi üzerine bırakılmasına, d-Karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'ye göre takdir ve tayin edilen 20.000,00 TL vekalet ücretinin davalı- karşı davacıdan alınarak, davacı- karşı davalıya verilmesine, Dair oy birliği ile verilen karar taraf vekillerinin yüzlerine karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde Bölge Adliye Mahkemeleri nezdinde İstinaf yolu açık olmak üzere açıkça okunup usulen anlatıldı. 19/01/2024 Başkan ...

(e-imzalıdır)

Üye ...

(e-imzalıdır)

Üye ...

(e-imzalıdır)

Katip ...

(e-imzalıdır)

İlgili Mevzuat & Etiketler
© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.

İçtihat Pro Blog