8. Hukuk Dairesi
8. Hukuk Dairesi 2023/1197 E. , 2024/4511 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi
KARAR : İstinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve yeniden esas hakkında karar verilmesine Taraflar arasındaki uygulama kadastrosu davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince, davanın reddine karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararının davacı vekili ve davalı ... vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvuruların kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve yeniden esas hakkında karar verilmesine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: K A R A R
Balıkesir İli Ayvalık İlçesi ... Mahallesi çalışma alanında 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 22/2-a maddesi uyarınca yapılan uygulama kadastrosu sonucunda temyize konu, tapuda davacı ... adına kayıtlı bulunan eski 1403 ada 9 ve 1405 ada 30 parsel sayılı sırasıyla 6949 ve 9746 metrekare yüzölçümündeki taşınmazlar, aynı ada ve parsel numarasıyla 4781,54 ve 9571,93 metrekare yüzölçümlü olarak; tapuda davalı ... adına kayıtlı bulunan eski 1403 ada 7 parsel sayılı 3124 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, aynı ada ve parsel numarasıyla 2777,09 metrekare yüzölçümlü olarak; tapuda davalı ... adına kayıtlı bulunan eski 1403 ada 8 parsel sayılı 2964 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, aynı ada ve parsel numarasıyla 3808,07 metrekare yüzölçümlü olarak; tapuda davalı ... adına kayıtlı bulunan eski 1403 ada 10 parsel sayılı 5915 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, aynı ada ve parsel numarasıyla 5794,67 metrekare yüzölçümlü olarak; tapuda davalı Hazine adına kayıtlı bulunan eski 1405 ada 20, 21 ve 22 parsel sayılı sırasıyla 5752 , 2876, 4474 metrekare yüzölçümündeki taşınmazlar, aynı ada ve parsel numarasıyla 5780,50, 2878,07 , 4490,40 metrekare yüzölçümlü olarak tespit edilmiştir.
Davacı ... vekili; uygulama kadastrosu sırasında müvekkili olan davacıya ait 1403 ada 9 ve 1405 ada 30 parsel sayılı taşınmazların yözülçümünün azaldığını, 1403 ada 9 parsel sayılı taşınmazdaki azalmanın 1403 ada 7, 8, 10 parseller ile yoldan, 1405 ada 30 parsel sayılı taşınmazdaki azalmanın 1405 ada 20, 21, 22 parseller ve temyize konu olmayan 1405 ada 19 parselden kaynaklandığını ileri sürerek, uygulama kadastrosunun iptali ile taşınmazların eski yüzölçümü ile tescilini istemiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; "Bilirkişilerce, dava konusu 1403 ada 9 parselin uygulama kadastrosu sırasında belirlenen sınırlarında herhangi bir hatalı tespitin yapılmadığı, davalı 7, 8 ve 10 parselle olan sınırların zeminde sabit mevcut sınır niteliğindeki unsurlardan kaynaklı olduğu ve doğru sınırlandırmanın yapıldığı, dava konusu 1405 ada 30 parsel sayılı taşınmazın uygulama kadastrosu sırasında belirlenen sınırlarında herhangi bir hatalı tespitin yapılmadığı, uygulama çalışmalarında davalı 19, 20, 21 ve 22 parsellerle olan sınırların zeminde sabit mevcut sınır niteliğindeki unsurlardan kaynaklı olduğu ve doğru sınırlandırmanın yapıldığı belirtilerek dava konusu parsellerin uygulama kadastrosunda yapılan sınırlandırma ve tespit gibi tescil edilmesi gerektiğinin rapor edildiği, bilirkişi heyetinin raporunun hükme esas almaya elverişli olduğu, Kadastro Kanunu'nun 22/2-a maddesi gereğince yapılan çalışmanın, ilgili Kanun ve Yönetmeliğe uygun olduğu" gerekçesiyle davanın reddine, çekişmeli 1403 ada 7, 8, 9, 10 ve 1405 ada 19, 20, 21, 22 ve 30 parsel sayılı taşınmazların uygulama tespiti gibi tesciline karar verilmiş; hükme karşı, davacı ... vekili ve davalı ... vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; "Bilirkişi kurulu raporunda davacı adına kayıtlı 1403 ada 9 parsel yönüyle yüzölçüm azalmasının kuzey cephesinde ki 8 ve 18 nolu parseller ile olan sınırından kaynaklandığı ancak tesis kadastro tespit tarihine yakın tarihli hava fotoğrafının incelenmesinde uygulama kadastrosunda belirlenen sınırların hava fotoğrafı ile uyumlu olduğunun belirtildiği, rapor içeriğinde gösterilen hava fotoğrafı ile pafta örneğinin çakıştırılmasına dair kroki incelendiğinde anılan taşınmazlar arasındaki ara sınırın çıplak gözle görülebilecek şekilde belirgin olduğu, bu haliyle anılan taşınmaz yönüyle tesis kadastrosu sırasında yapılan ölçü ve hesap hatası giderilerek hava fotoğrafı ile belirlenen sınırın sabit sınır olarak alınmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, davacı adına kayıtlı 1405 ada 30 parsel sayılı taşınmaz yönüyle de, tesis kadastro tespit tarihine yakın olan 1976 tarihli hava fotoğrafında komşu parsellerle zeminde de halen mevcut olan sınırın açıkça gözlemlenebildiği ve uygulama kadastrosu sırasında belirlenen sınırların bu hava fotoğrafıyla uyumlu olduğunun bildirilmesi gözetildiğinde davacı vekilinin sair istinaf nedenlerinin reddi gerektiği, ne var ki; mahkemece verilen önceki günlü hükümde davacının davasının nizalı 1405 ada 19 parsel sayılı taşınmazın teknik bilirkişiler raporunda A harfi ile gösterilen bölümü yönünden kabulüne karar verildiği, anılan bu kararın 1405 ada 19 parsel sayılı taşınmazın tapu kayıt maliklerine usulüne uygun tebliğ edilmesine rağmen 1405 ada 19 parsel sayılı taşınmazın tapu kayıt maliki davalılar tarafından istinaf edilmeksizin kesinleştiği, yeniden kurulan hükümde bu yön gözetilmeksizin karar verilmesinin isabetsiz olduğu; davalı ... vekilinin istinaf isteminin incelenmesine gelince; davacının dava dilekçesinde Kadastro Müdürlüğü'nü de davalı olarak göstermek ve kendisine husumet yöneltmek suretiyle dava açtığı, yine davacının dava dilekçesinde açıkça adına kayıtlı taşınmazlardaki miktar azalmasına ilişkin davacıya ait taşınmazlardaki yüzölçüm eksikliğinin davalı parsellerden kaynaklandığını, keza 9 parsel taşınmazın güney sınırında yer alan yoldan kaynaklı bir azalmada mevcut bulunduğunu bildirdiği, nitekim davanın niteliği gereği Kadastro Mahkemesinde açılan davada, uygulama kadastrosunun yararına olan kişi ya da kişiler hasım gösterilmek suretiyle tespite itiraz edilebilecek olmasına, bu tür ihtilaflarda lehine sınır değişikliği yapılan kişiden maksadın, davacı tarafın taşınmazındaki eksilmenin aksine, taşınmazının yüzölçümü artan ya da lehine ortak sınır değiştirilen taşınmaz malikleri olmasına göre mahkemece davalı ... hakkında açılan davanın husumet yokluğundan reddine karar verilmesi gerekirken dava şartı olan bu husus hüküm yerinde açıkça belirtilmeksizin karar verilmesinin isabetsiz olduğu" gerekçesiyle davacı vekili ve davalı ... vekilinin istinaf istemlerinin açıklanan gerekçe ile sınırlı olmak üzere ayrı ayrı kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve yeniden esas hakkında karar verilmesine; davalı ... yönünden açılan davanın husumet yokluğundan reddine, davacının çekişmeli 1405 ada 19 parsel yönüyle davalılar ...ve ... aleyhine açtığı davanın kabulüne, 1405 ada 30 ve 1405 ada 19 parsel sayılı taşınmazlara ilişkin uygulama kadastro tespitlerinin iptaline, 1405 ada 30 parsel sayılı taşınmaza 17.10.2018 tarihli bilirkişi raporuna ekli haritada (A) harfi ile gösterilen 35,79 metrekare yüzölçümündeki bölümün eklenmesi ile 1405 ada 30 parsel sayılı taşınmazın 9607,72 metrekare yüzölçümü ile tesciline, 1405 ada 19 parsel sayılı taşınmazın aynı bilirkişi raporuna ekli haritada (A) harfi ile gösterilen 35,79 metrekare yüzölçümündeki bölümün ifrazı ile 1405 ada 19 parsel sayılı taşınmazın (A) harfli bölümün ifrazı sonucunda geriye kalan 42301,22 metrekare yüzölçümü ile tesciline, davacının diğer davalılara yönelik davasının reddine, çekişmeli 1403 ada 7, 8, 9, 10 ve 1405 ada 20, 21 ve 22 parsel sayılı taşınmazların uygulama tespiti gibi tesciline karar verilmiş ve işbu karar, dava konusu 1405 ada 19 parsel hakkında verilen hüküm dışındaki kısma ilişkin olarak davacı ... vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1.Dava ve temyize konu 1403 ada 7, 10, 1405 ada 20, 21, 22, 30 parsel sayılı taşınmazlar ve yol ile davalı ... hakkında verilen husumet yokluğundan ret kararı yönünden; tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçelere, 6100 sayılı Kanun’un 369/1 inci maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı ... vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
2.Dava ve temyize konu 1403 ada 8 ve 9 parsel sayılı taşınmazlar hakkındaki hükme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesine gelince;
İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesince; dava konusu 1403 ada 8 ve 9 parsel sayılı taşınmazların uygulama kadastrosu ile belirlenen sınırının, tesis kadastrosu öncesi hava fotoğrafında görülen sınırla uyumlu olduğu, hava fotoğrafı ile belirlenen sınırın sabit sınır olarak alınmasında bir isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de; yapılan inceleme ve araştırma hüküm kurmaya elverişli bulunmamaktadır.
Harita mühendislerinden oluşan üçlü bilirkişi kurulu raporunda, davacıya ait 1403 ada 9 parsel sayılı taşınmazın yüzölçümündeki azalmanın davalı 1403 ada 8 parsel ile dava dışı 18 parsel sayılı taşınmazlardan kaynaklandığı, bu taşınmazların tesis kadastrosundaki sınırı ile uygulama kadastrosu ile belirlenen sınırı arasında uyumsuzluk bulunduğu, ancak uygulama kadastrosu ile belirlenen sınırın zeminde mevcut ve kadim olduğu, 1981'de yapılan tesis kadastrosu öncesine ait 1976 tarihli hava fotoğrafında zeminde mevcut olan sınırın açıkça gözlemlenebildiği ve uygulama kadastrosu ile belirlenen sınırla uyumlu olduğu belirtilmiş ise de taşınmazlar arasındaki sınırda ne bulunduğu açıkça ifade edilmemiştir.
İlk Derece Mahkemesince mahallinde yapılan keşiflerde dinlenen mahalli bilirkişiler tarafından genel bir şekilde, 1403 ada 9 parselin komşusu olan 7, 8 parseller ve yol ile arasındaki sınırın dere, hendek, kadim taş duvar, set ve çalılık olarak belirgin olduğu ifade edilmekle birlikte bilirkişi raporunda açıkça bu sınırların varlığından ve 1403 ada 8, 9 parseller arasında hangisinin bulunduğundan söz edilmemiştir. İlk Derece Mahkemesinin 18.09.2018 tarihli keşfi sonrası alınan ziraat bilirkişi raporundaki ifade de çok açık olmamakla birlikte, taşınmazlar arasında içinden su yolu geçen geniş sayılabilecek makilik bir alandan söz edilmektedir. Öte yandan, dava konusu taşınmazların tesis kadastrosuna ilişkin ölçü krokisi incelendiğinde, 1403 ada 8 ve 9 parsel sayılı taşınmazlar arasında neye ilişkin olduğu krokide belirtilmeyen bir sınır işaretinin bulunduğu görülmekle, bilirkişi raporunda bu yön üzerinde de durulmamıştır.
Hal böyle olunca, doğru sonuca ulaşılabilmesi için; harita mühendisi sıfatına sahip üç kişilik uzman bilirkişi kurulu, mahalli bilirkişiler ve taraf tanıkları ile yeniden keşif yapılarak, mahalli bilirkişi ve tanıklardan dava konusu 1403 ada 8 ve 9 parsel sayılı taşınmazlar arasında tesis kadastrosu sırasında da zeminde mevcut olan sabit sınır ya da yapılar bulunup bulunmadığı sorularak, bu konuda somut beyanları alınmalı, harita mühendisi bilirkişilerden; 18.06.2021 tarihli önceki bilirkişi raporunda, tesis kadastrosu öncesi 1976 yılına ait hava fotoğrafında da var olduğu belirtilen, zemindeki sınırda ne bulunduğu yönünde rapor alınmalı, ayrıca bilirkişilerce tesis kadastrosuna ait ölçü krokisinde dava konusu taşınmazlar arasında görünen sınır işaretinin neye ilişkin olduğu üzerinde durulmalı, şayet bu sınır işareti zeminde bulunduğu belirlenen sınıra ilişkin ise (makilik, dere vs.) o zaman tesis ölçü krokisinde de var olan zemindeki sınıra değer verilmeli, eğer bu sınır işareti zeminde bulunduğu belirlenen sınıra ilişkin değilse ve taşınmazlar arasında tesis kadastrosunda da var olduğu belirlenen başkaca bir sabit sınır yoksa, bu kez, uygulama kadastrosunun amacının mülkiyet ihtilaflarını çözmek olmadığı, tesis kadastrosu sonucu oluşan sınırlardan ayrılmayı gerektiren bir durumun bulunmadığı ve tesis kadastrosu ile oluşan sınırların esas alınması gerektiği gözetilerek karar verilmelidir. Belirtilen şekilde inceleme ve araştırma yapılmaksızın davanın reddine karar verilmiş olması isabetsiz olduğundan, Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan sebeplerle temyiz olunan dava konusu 1403 ada 7, 10, 1405 ada 20, 21, 22, 30 parsel sayılı taşınmazlar ve yol ile davalı ... hakkında verilen husumet yokluğundan ret kararı yönünden, Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesi uyarınca ONANMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan sebeplerle temyiz olunan dava konusu 1403 ada 8 ve 9 parsel sayılı taşınmazlar yönünden Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Peşin harcın istek halinde temyiz eden davacıya iadesine, Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 03.07.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.