Aramaya Dön

Danıştay 8. Daire Başkanlığı

Esas No
E. 2020/1139
Karar No
K. 2024/1673
Karar Tarihi
Karar Sonucu
BOZULMASINA
Hukuk Alanı
İdare Hukuku

Danıştay 8. Daire Başkanlığı         2020/1139 E.  ,  2024/1673 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y

SEKİZİNCİ DAİRE

Esas No: 2020/1139
Karar No: 2024/1673
TEMYİZ EDEN (DAVACI): ...
VEKİLİ: Av. …
KARŞI TARAF (DAVALI): … Büyükşehir Belediye Başkanlığı
VEKİLİ: Av. …

İSTEMİN KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin .. gün ve E:.., K:… sayılı kararının, temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ :

Dava konusu istem: Davacı adına kayıtlı ticari tahditli ... ve ... plakalı araçların tescil tarihinden itibaren davalı idarenin hizmet kusurundan kaynaklı olarak çalıştırılamaması sebebiyle uğranıldığı iddia edilen zararlarının karşılığı olarak fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydı ile 60.000,00 TL manevi, 140.000,00 TL maddi tazminatın davalı idareye çalışma izni verilmesi istemiyle yapılan 02/12/2016 tarihli başvuru tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine hükmedilmesi istenilmiştir.

İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: .... İdare Mahkemesince verilen … tarih ve E:…, K:… sayılı kararda; her ne kadar tescil tarihinden itibaren zarara uğranıldığı iddiası ile tazminat talep edilmiş ise de; tescilin başlı başına taşımacılık yapılması imkanı sağlamadığı, taşımacılık yapılması için ise güzergah izin belgesi alınmasının şart olduğu, güzergah izin belgesine ilişkin olarak taraflar arasında hukuki ihtilaf bulunduğu, bu ihtilafın Mahkememizde açılan davalarda 08.03.2018 tarihinde verilen kararlar ile çözüldüğü, Mahkememiz karar tarihine kadar tesis edilen işlemlerin hukuka aykırı olduğuna ilişkin herhangi bir tespit yapılmadığı, dolayısıyla tesis edilen işlemlerin tesis edildiği andan itibaren idare hukukunun genel ilkeleri gereği ''hukuka uygunluk'' karinesinden faydalanacağı,

Mahkememiz kararıyla iptal edilen idari işlemlerin 2017 yılı içerisinde tesis edildiği, 2017 yılından önce tesis edilen işlemlerin dava konusu edilmemesi ve iptal edilmemiş olmaları karşısında hukuka uygun olarak tesis edildiklerinin kabulünün zorunlu olduğu, öte yandan aksi düşünülse dahi her hukuka aykırılığın tazminat sorumluluğuna yol açmayacağı, idari işlemlerin iptalini gerektiren nedenler ile tazminat ödenmesini gerektiren nedenler arasında tam bir özdeşlik de bulunmadığı, başka bir deyişle, bir işlemin herhangi bir yönden hukuk kurallarına aykırı görülerek iptal edilmiş olmasının, tek başına hizmet kusurunun varlığının kabulü için yeterli olmadığı, yani Mahkemece iptal edilen güzergah izin belgesi verilmesi talebinin reddine ilişkin işlem nedeniyle oluştuğu iddia olunan zararın kamu hizmetinin geç, kötü işlemesi veya hiç işlememesinden kaynaklandığı hususunda yeterli kanaat oluşmadığı, idari işlemin tesis edilmesi ve uygulanmasında "hizmet kusuru vardır" denilebilmesi için saptanan hukuki sakatlığın ağır ve önemli olmasının gerektiği de dikkate alındığında kusur, ağır hukuka aykırılık ve uygun illiyet bağı şartlarının somut olayda bir arada bulunmadığı, dolayısıyla uyuşmazlık konusu olayda idarenin tazmin yükümlülüğünü doğuran bir durum bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: İstinaf başvurusuna konu kararın hukuka ve usule uygun olduğu, ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI :

Davacı tarafından, adına kayıt ve tescilli aracın 2006-2007 yıllarından itibaren davalı idare tarafından, usule aykırı işlem ve eylemlerle mevcut güzergah belgelerinin ellerinden alındığı, araca tekrar toplu taşımacılık faaliyetini gerçekleştirecek belge ve onayların verilmediği, yapılan yazılı başvurularının, ihtiyaç olması halinde taleplerinin karşılanacağı cevapları verilerek kendilerinin yıllarca bekletildiği, toplu taşımacılık ihtiyaçları vaki iken sırada bekleyen aracına değil mevcut toplu taşımacıların hat ve güzergahlarının uzatıldığı, araç koltuk sayılarının arttırıldığı, usul ve kanuna aykırı üçüncü kişilere ihalesiz toplu taşımacılık hattı ve hakkı verildiği, idarenin kusurlu eylemlerinin idari kararlarla somut ve sabit olduğu, idarenin tüm usulsüz işlemlerinin açıklandığı ve ispat edildiği, yıllarca toplu taşımacılık yapabileceği inancı ile tüm mali yükümlülüklere katlandığı, ödemelerini gerçekleştirdiği, maddi zararın hesaplanması için dosyanın konusunda uzman bilirkişi heyetine tevdii edilmesinin talep edilmiş olmasına rağmen yerel mahkemece hiçbir delil ve iddia dayanağı belge toplamadan maddi zararların oluşup oluşmadığına veya miktarının belirlenmesine ilişkin bilirkişi heyetinden rapor alınmadan eksik inceleme ve değerlendirme sonucu davanın reddine karar verildiği, kesinleşen mahkeme kararı ile ortaya konulan hukuka aykırılığın 2007-2008 yıllarından itibaren devam ettiği, hukuka aykırı kararın bozulması gerektiği ileri sürülmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, kararın hukuka uygun olduğu belirtilerek istemin reddi gerektiği savunulmuştur. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …'İN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kısmen kabulü ile Bölge İdare Mahkemesi kararının kısmen bozulması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Karar veren Danıştay Sekizinci Dairesince, dosya tekemmül ettiğinden yürütmenin durdurulması istemi hakkında ayrıca bir karar verilmeksizin gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE

MADDİ OLAY :

Balıkesir Valiliği İl Trafik Komisyonu Başkanlığının 18.03.1994 Tarihli 1994/09 sayılı kararı ile Balıkesir-Ayşebacı Köyü güzergahında 28 adet M plaka minibüsün, Balıkesir-Üçpınar Köyü Güzergahında 7 adet M plaka minibüsün yolcu taşıması yapmasına karar verildiği ve güzergahlarının belirlendiği, ilerleyen süreçte 2004-2005 yıllarında muhtelif tarihlerde davacının da aralarında bulunduğu bir kısım şahıslara hatsız olarak M plaka tahsisi yapıldığı ve ... ve ... numaralı ticari plakaların davacı adına tescil edildiği, tescil işleminin yapılmasının ardından Balıkesir Valiliği İl Trafik Komisyonu Başkanlığının 05.08.2004 Tarihli 2004/09 sayılı kararı ile hatsız M plaka sahipleri ile ilgili bir kısım düzenlemeler getirildiği, bu düzenlemeler çerçevesinde davacının üyesi olduğu Kooperatifler (S.S. Ayşebacı Köyü/Fatih Minibüsçüler ve Otobüsçüler Taşıma Kooperatifi - S.S. Üçpınar Köyü/Sefapınar Minibüs ve Otobüsçüler Motorlu Taşıtlar Koooperatifi) tarafından muhtelif tarihlerde güzergah izin belgesi verilmesi talebiyle davalı idareye başvuruda bulunulduğu hususlarının sabit olduğu, bu süreçte 2006-2007 yıllarında davacılara güzergah izin belgesi verildiği ve fiilen taşımacılık yapmaya başladıkları; ancak iznin verilmesinin ardından davalı idarece belgelerin yenisi ile değiştirilmek üzere iadesinin istenildiği, iade edilen güzergah izin belgelerinin ise davalı idarece bir daha geri verilmediği iddiası ile davacının da aralarında bulunduğu üyeler tarafından vekil aracılığıyla yapılan 02/12/2016 tarihli başvurularda, müktesep haklarının bulunduğundan bahisle önceki güzergahlar doğrultusunda toplu taşımacılık yapılabilmesi için çalışma izni verilmesi istenildiği, söz konusu başvuruların reddine ilişkin işlemin iptali istemiyle açılan davalarda Mahkememizce iptal kararı verilmesi üzerine tescil tarihinden itibaren aracın çalışamaması sebebiyle uğranıldığı iddia edilen maddi ve manevi zararların tazmini amacıyla bakılmakta olan davanın açıldığı anlaşılmaktadır. İLGİLİ MEVZUAT:

Anayasa'nın 125. maddesinin son fıkrasında; idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu kurala bağlanmıştır. 2577 sayılı İdarî Yargılama Usulü Kanunu'nun 2/1-b maddesinde, idarî işlem ve eylemlerden dolayı kişisel hakları doğrudan muhtel olanlar tarafından idarî bir dava türü olan tam yargı davasının açılabileceği belirtilmiş, aynı Kanun'un 12. maddesinde ise, ilgililerin haklarını ihlâl eden bir idarî işlem dolayısıyla Danıştay'a ve idare ve vergi mahkemelerine doğrudan doğruya tam yargı davası veya iptal ve tam yargı davalarını birlikte açabilecekleri gibi, ilk önce iptal davası açarak bu davanın karara bağlanması üzerine, bu husustaki kararın veya kanun yollarına başvurulması hâlinde verilecek kararın tebliği veya bir işlemin icrası sebebiyle doğan zararlardan dolayı icra tarihinden itibaren dava süresi içinde tam yargı davası açabilecekleri kurala bağlanmıştır.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME:

İdarenin hukuki sorumluluğu, kişilere lütuf ve atıfet duygularıyla belli miktarda para ödenmesini öngören bir prensip olmayıp; demokratik toplum düzeninde biçimlenen idare-birey ilişkisinin doğurduğu hukuki bir sonuçtur. İdari yargı da, bu anlayış doğrultusunda, idare hukukunun ilke ve kurallarını uygulamak suretiyle, idarenin hukuki sorumluluk alanını ve sebeplerini içtihadıyla belirlemek zorundadır. İdare kural olarak, yürüttüğü kamu hizmetiyle nedensellik bağı kurulabilen zararları tazminle yükümlü olup; idari eylem ve/veya işlemlerden doğan zararlar, idare hukuku kuralları çerçevesinde, hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluk ilkeleri gereği tazmin edilmektedir.

Tam yargı davalarında, öncelikle zarara yol açtığı öne sürülen idari işlem veya eylemin hukuka uygunluğunun denetlenmesi esas alındığından, olayın oluşumu ve zararın niteliği irdelenip, idarenin hizmet kusuru olup olmadığının araştırılması, hizmet kusuru yoksa kusursuz sorumluluk ilkelerinin uygulanıp uygulanmayacağının incelenmesi, tazminata hükmedilirken de her hâlde sorumluluk sebebinin açıkça belirtilmesi gerekmektedir.

İdarenin mali sorumluluğunun türlerinden birisi olan kusurlu sorumluluk, hizmet kusuru kavramı ile açıklanmaktadır. Buradaki kusur kavramı ise özel hukuktaki kast, ihmal, dikkatsizlik, teseyyüp (kayıtsızlık, tembellik, üşengeçlik) gibi öznel unsurlar ile tanımlanmamakta, idare tarafından yürütülen bir hizmetin kurulmasında, düzenlenmesinde ya da işletilmesindeki bozukluk ve aksaklık şeklinde nesnel bir tanımlama yapılarak, hizmetin kötü işlemesi, geç işlemesi veya hiç işlememesi gibi hâllerden doğan zararların tazmininde idarenin kusurlu sorumluluğu ilke ve esasları uygulanmaktadır. Dolayısıyla bir olayda idarenin kusurlu sorumluluğundan bahsedilebilmesi için, öncelikle ortada hizmet kusuru teşkil eden bir durumun varlığı gerekmektedir. Ancak, hizmet kusurunun bulunması yeterli olmayıp, genel sorumluluk şartlarının da somut olayda gerçekleşmiş olması aranmaktadır. Bu şartlar ise, idarî bir işlem ya da idareden sadır olan ihmalî veya icraî bir eylemin varlığı, tazmin isteminde bulunanın maddi veya manevi bir zararının bulunması ve söz konusu zararın idarenin işlem veya eyleminin bir sonucu olması, yani zarar ile idarî davranış arasında kurulabilen bir illiyet bağının mevcudiyetidir. Temyize konu kararın manevi tazminata yönelik kısmının incelenmesi; İdare ve vergi mahkemeleri tarafından verilen kararların temyiz yolu ile incelenip bozulabilmeleri 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 49. maddesinin 1. fıkrasında yazılı nedenlerin bulunmasına bağlıdır. İdare Mahkemesi'nce verilen karar ve dayandığı gerekçe usul ve kanuna uygun olup, bozulmasını gerektiren bir neden bulunmadığından, kararın manevi tazminata ilişkin kısmının onanması gerekmektedir. Temyize konu kararın maddi tazminata yönelik kısmının incelenmesi;

Davacı tarafından müktesep hakkı olduğundan bahisle önceki güzergahı doğrultusunda toplu taşımacılık yapabilmesi için kendisine çalışma izni verilmesi istemiyle yaptığı 02.12.2016 tarihli başvurunun reddine ilişkin işleme karşı açtığı davada, … İdare Mahkemesi'nin … tarih ve E:.., K:… sayılı kararıyla, " (...) geçmişte kendisine güzergah izin belgesi verildiği anlaşılan davacının ve numaraları belirtilen dosyaların davacılarının; güzergah izin belgelerini idarenin istemi üzerine iade ettikten sonra yeni belgelerin verilmesi ve faaliyetlerine devam etmeleri için üyesi oldukları Kooperatifler (S.S. Ayşebacı Köyü-Fatih Minibüsçüler ve Otobüsçüler Taşıma Kooperatifi - S.S. Üçpınar Sefapınar Minibüs ve Otobüsçüler Motorlu Taşıtlar Koooperatifi) ve sonrasında vekilleri aracılığıyla davalı idare nezdinde süregelen başvurularda bulundukları, yine Balıkesir Belediye Meclisinin … tarihli … sayılı kararı doğrultusunda kendilerine ilan-reklam vergisi borcu çıkarıldığı ve bugüne kadar ilan-reklam vergisi ödemeye devam ettikleri de gözetildiğinde, kısa süreli de olsa 2006-2007 yıllarında güzergah izin belgesi aldıkları ve tahsis edilen hat üzerinde fiilen taşımacılık faaliyetlerinde bulundukları sonucuna varıldığından adlarına tescil ettirdikleri ticari plakalar ile toplu taşımacılık faaliyetinde bulunma noktasında kazanılmış haklarının tahakkuk ettiğinin kabulü gerektiği, belirtilen durum karşısında, davacının kazanılmış hakkının ihlali ve sahip olduğu ticari plakasını işletememesi sonucunu doğuracak biçimde tesis edilen dava konusu işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı" gerekçesine yer verilmek suretiyle dava konusu işlemin iptaline hükmedildiği ve bu kararın istinaf incelemesinden geçerek kesinleştiği görülmektedir.

Davacı tarafından, tazminat istemine dayanak olarak gösterilen yukarıda yer verilen Balıkesir İdare Mahkemesi kararında, "davacının toplu taşımacılık faaliyetinde bulunma noktasında kazanılmış hakkı bulunduğu" ve "sahip olduğu ticari plakasını işletememesi sonucunu doğuracak biçimde tesis edilen dava konusu işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı" hususları saptanarak dava konusu işlem iptal edildiği ve bu kararında istinaf incelemesinde kesinleştiği anlaşıldığından, bakılan davanın iptal davası üzerine tam yargı davası olarak açıldığı göz önüne alındığında davacının iptal edilen işlem nedeniyle uğradığı maddi zarar miktarının hukuken kabul edilebilir bir şekilde ıspatlanması şartıyla tazminat olarak ödenmesine karar verilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır.

Bu durumda; tam yargı davalarında gerçekleşmiş somut zararların tazmini ilkesi geçerli bulunduğundan, davacının daha önce idare mahkemesinin iptal kararına konu olmuş idari işlem nedeniyle uğradığı maddi zararlarının kalem kalem ispatlanması gerektiği aşikar olduğundan, bu hususa ilişkin ara karar yapılarak maddi zararları ispatlayıcı belge ve bilgi istenerek, zararlarının ispatı halinde maddi tazminat istemi yönünden karar verilmesi gerekmektedir. Bunun yanı sıra, dava konusu işlem öncesinde davacının toplu taşımacılık yaptığı güzergahdaki günlük kazancının aynı tarih aralığında çalışan, davacıya ait aracın özellikleri ile benzer araçlar emsal alınarak meslek odası kayıtları, vergi kayıtları vd. hususlar esas alınarak belirlenmesi, belirlenen miktardan da çalışma sebebiyle yapılan zorunlu, idari harcamalar düşülerek varsa davacının davaya konu zararının tespit edilmesi, bu süreler içinde davacı aracını farklı bir işte para kazanmak amacıyla kullandı ise bu hususun da tespiti ve tazminattan düşülmesi gerekmektedir. Bu itibarla, eksik inceleme ve araştırma ile verilen davanın reddi yönündeki .... İdare Mahkemesi kararına yönelik istinaf isteminin reddine ilişkin temyize konu Bölge Mahkemesi kararında hukuki isabet bulunmamaktadır. KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle;

1.Temyiz isteminin kısmen kabul kısmen reddine,

2.… Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin .. gün ve E:.., K:… sayılı kararının;

a)Dava konusu işlemin manevi tazminata ilişkin kısmı yönünden ONANMASINA,

b)Dava konusu işlemin maddi tazminata ilişkin kısmı yönünden BOZULMASINA,

3.Kullanılmayan …-TL yürütmeyi durdurma harcının istemi hâlinde davacıya iadesine,

4.Bozulan kısım yönünden yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın yukarıda belirtilen Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesine gönderilmesine,

5.Kesin olarak 21/03/2024 tarihinde oybirliği ile karar verildi.

© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.