İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi
T.C. BAKIRKÖY 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
Mahkememizin ... Esas ... Karar sayılı 22/05/2019 tarihli kararı ile davanın reddine karar verildiği, davacı tarafından kararın istinaf edildiği, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi ... Hukuk Dairesinin ... Esas, .... Karar sayılı ilamı ile istinaf talebinin reddine karar verildiği, kararın Yargıtay ... Hukuk Dairesi .... Esas, .... Karar sayılı ilamı ile ilk derece mahkemesinin kararının kaldırılmasına karar verildiği, dosyanın yukarıdaki esasına kaydının yapıldığı görülmekle davanın yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirket ile davalı arasında imzalanan sözleşme kapsamında müvekkilinin borçlu olarak yer aldığı 900.000,00 TL'lik kambiyo evrakının karşılıksız çıktığını, müvekili şirketin müşterilerinden keşide ederek davalıya teslim ettiği 1.350,672,00 TL'lik çekinde karşılıksız çıktığını, müvekkili şirketin davalıya 6.785,670,00 TL ileri vadeli riski olduğunu, cari hesabın kat edildiğini buna istinaden davalı tarafından müvekkili şirkete ihtarname gönderildiğini, müvekkilince bu ihtara cevap verildiğini, müvekkilinin müşterilerinden ve alt bayilerden alıp davalıya cirolayıp teslim ettiği evrakların cari hesap borcundan düşüldüğünü, bu evrakların risk olarak değerlendirildiğini ve davalı tarafından müvekkili yerine müşterilere ya da bayilere teslim edilmesine rağmen müvekkili şirketten bu evrakların iadesinin istendiğini, müvekkilinin davalıya 2 ayrı kıymetli evrak verdiğini belirterek müvekkili şirketin davalıya borçlu olmadığının tespitini, şimdilik 10.000,00TL'nin reskont faizi ile birlikte davalıdan tahsilini dava ve talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının talebini açıkça belirtmediğini, müvekkili ile davacı arasında yetkili satıcılık sözleşmesi bulunduğunu, bu sözleşme gereğince davacının müvekkili şirketten mal satın aldığını, bu satımdan kaynaklı borca ilişkin ödemelerini ileri vadeli kıymetli evrak teslimi ile gerçekleştirmekte olduğunu, davacının hali hazırda müvekkili şirket cari hesaplarına işlenmiş 3.423.500,00 TL vadesi gelmemiş risk borcu bulunduğunu, kıymetli evrakın gününde ödenmemesi halinde 1.000.000,00 TL kısmının karşılıksız kalarak davacının borçlu olacağının kuvvetle muhtemel olduğunu, davacının iddialarının gerçek olmadığı gibi, davacının sözleşme serbestisi olduğunu, dilediği ile istediği sözleşmeyi yapabileceğini, mal almak konusunda hiçbir dayatma ve baskıya katlanmak zorunluluğu olmadığını, davacı şirketin müvekkili şirkete 19/07/2018 tarihi itibari ile 1.211.918,53 TL borcunun bulunduğunu, davacı ile müvekkili arasında yetkili satıcılık sözleşmesi ve delil sözleşmesinin mevcut olduğunu, davacının borcun kabul ve ikrarına ilişkin müvekkili şirket ile yapmış olduğu 17/10/2017 tarihli protokolün olduğunu, haksız ve usulsüz olarak açılan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Dava, taraflar arasındaki sözleşmenin bayilik sözleşmesi mi, yetkili satıcılık sözleşmesi mi olduğu, taraflar arasında devam eden ticari ilişki gereğince davacının borçlu olmadığının tespiti ile 10.000,00 TL alacağının tahsili taleplerine ilişkindir.
Yargıtay .... Hukuk Dairesi ... Esas, ... Karar sayılı ilamı ile "....Mahkemece, taraflar arasındaki sözleşmenin 13 üncü maddesinde taraflar arasında sözleşmeden doğan her türlü ihtilafta davalı şirket kayıtlarının kesin ve münhasır delil gücüne sahip olacağı gerekçesiyle yalnız davalı defterlerindeki kayıtlara göre karar verilmesi doğru görülmemiştir. Dayanak belgeler ile davalı tarafından alacağın ispatlanması gereklidir. Ayrıca davacının alınan mallara ilişkin ödemeler yaptığı iddiası yönünden de araştırma yapılmaması da doğru değildir. Bu nedenle mahkemece yapılacak iş taraflar arasındaki cari hesaba ilişkin ticari ilişkinin sürdüğü döneme yönelik defter ve kayıtların mahkemeye sunularak, sunulamaması durumunda gerekirse defter ve kayıtların ve dayanak belgelerin yerinde incelenmesi suretiyle, tarafların cari hesaba ilişkin alacak- borç ilişkisinin dava tarihi itibariyle varlığı ve miktarının tespitidir..." belirtmiştir.
Davacı vekilinin celse arasında 03/06/2024 tarihli dilekçesi ile müvekkili şirket yetkilisinin vefat etmiş olması ve mirasçıların reddi miras yapmaları nedeniyle dava dosyasından feragat ettiklerini bildirmiştir.
Feragat, davacının, talep sonucundan kısmen veya tamamen vazgeçmesidir. (HMK 307.md.) Feragat ve kabul, dilekçe ile veya yargılama sırasında sözlü olarak yapılır. Feragat ve kabulün hüküm ifade etmesi karşı tarafın ve mahkemenin muvafakatine bağlı değildir. Feragat ve kabul, kayıtsız ve şartsız olmalıdır. (HMK 309. Md.) Feragat ve kabul, hüküm kesinleşinceye kadar her zaman yapılabilir. (HMK 310. md.) Feragat ve kabul, kesin hüküm gibi hukuki sonuç doğurur. (HMK 311. Md.) Feragat veya kabul beyanında bulunan taraf, davada aleyhine hüküm verilmiş gibi yargılama giderlerini ödemeye mahkum edilir. Feragat ve kabul, talep sonucunun sadece bir kısmına ilişkin ise yargılama giderlerine mahkumiyet, ona göre belirlenir. (HMK 312.md.) Vekilin davadan feragat edebilmesi için vekaletnamede buna ilişkin özel yetki bulunması gerekir. (HMK 74/1.md.) Davadan feragat veya davayı kabul veya sulh mahkemenin ilk celsesinde vuku bulursa, karar ve ilam harcının üçte biri daha sonra olursa üçte ikisi alınır. (Harçlar Kanunu 22/1.md.) Anlaşmazlık, feragat nedeniyle öninceleme tutanağı imzalanıncaya kadar giderilirse, Tarife hükümleri ile belirlenen ücretlerin yarısına, öninceleme tutanağı imzalandıktan sonra giderilirse tamamına hükmolunur. (AAÜT 6.md.) Feragat edilmiş olmasından dolayı davalı tarafın yargılama gideri ve vekalet ücreti yönünden genel kurallardan farklı uygulamayı gerektiren davacı lehine bir beyanı olduğu takdirde bu beyana göre işlem yapılmalıdır. Feragat tek taraflı irade beyanı ile davayı sonlandıran işlemlerden olduğundan feragat tarihi itibariyle esasen dava sonuçlanmış olup davacı vekilinin vekaletnamesinde feragat yetkisinin bulunduğu anlaşılmakla, davanın feragat nedeniyle reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
Davanın feragat nedeniyle reddine,
Alınması gerekli 285,07 TL harçtan davacı tarafça yatırılan 170,78 TL harcın mahsubuyla bakiye 114,29 TL harcın davacıdan alınarak hazineye irat kaydına, Yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına,
Davalı tarafça posta/tebligat gideri olarak yapılan (ayrıntısı uyapta kayıtlı) 100,00 TL yargılama giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, AAÜT gereğince hesap edilen 10.000,00 TL ücreti vekaletin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
Davalı tarafından yatırılan kullanılmayan gider avanslarının karar kesinleştiğinde talep halinde davalıya iadesine, Kararın kesinleşmesine kadar yapılan yargılama giderlerinin davacı tarafça peşin olarak yatırılan gider avansından mahsubu ile bakiye kısmın karar kesinleştiğinde ve talep hâlinde davacıya iadesine, Dair, kararın tebliğden itibaren 2 haftalık süre içerisinde mahkememize verilecek dilekçe ile ilgili istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar tarafların yokluğunda açıkça okunup, usulen anlatıldı. 05/06/2024 Katip ...
(e-imzalıdır)
Hakim ...
(e-imzalıdır)