22. Hukuk Dairesi
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 22. HUKUK DAİRESİ
T.C.
A N K A R A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ
22. H U K U K D A İ R E S İ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ANKARA BATI ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 07/03/2024
Taraflar arasında yukarıda bilgileri belirtilen kararın Dairemizce incelenmesi davacı vekili ile davalı vekili tarafından istenmiş, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca, yapılan ön inceleme sonucu, istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği ve eksiklik bulunmadığı anlaşıldığından inceleme aşamasına geçilmiştir. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildi. GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ İDDİANIN ÖZETİ
Davacı vekili, müvekkilinin davalıdan 02.08.2019 ve 05.06.2019 tarihlerinde elmas uç olarak ifade edilen ürünü aldığını, ancak 26.08.2019 tarihinde ise ayıplı mal iddiası ile iade faturası düzenlediğini, buna rağmen malların iade edilmediğini, yapılan ayıp ihbarının da süresinde olmadığını belirterek 03/10/2019 vade tarihli 918,10 TL, 03/10/2019 vade tarihli 4.722,71 TL, 06/10/2019 vade tarihli 39.355,95 TL, 06/10/2019 vade tarihli 3.351,86 TL, 21/10/2019 vade tarihli 2.360,65 TL, 29/10/2019 vade tarihli 2.860,26 TL olmak üzere toplamda 53.569,53 TL ticari alacağının vade tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsil edilerek müvekkiline ödenmesini talep ve dava etmiştir.
SAVUNMANIN ÖZETİ
Davalı vekili, zemin işlerinde faaliyet gösteren müvekkilinin Muğla’daki şantiyesinde kullanmak üzere davacı yandan biri 150 diğeri 250 adet olmak üzere iki parti elmas uç aldığını, elmas uçların olağan kullanım süresinden çok önce aşınması üzerine durumun davacı yana bildirildiğini, davacının sorun olma ihtimalini reddettiğini, müvekkilinin ısrarıyla davacının sorunlu ürünlerden kendilerine numune gönderilmesini istediğini, ancak müvekkilinin daha ürünü kargolayamadan davacı tarafından gönderilen mesajla hesabın kapatıldığı bilgisi alındığını, uzun yıllardır davacı ile çalışan müvekkilinin konunun Alman yetkililerle görüşülerek çözüme kavuşturulmasını beklerken davacının 26.08.2020 tarihli 62.842,08 TL bedelli faturayı düzenlediğini, ancak uyuşmazlık konusu malların ayıplı olması nedeniyle anılı faturanın ihtarname ekinde davacı yana iade edildiğini, davacının faturayı davalı yana tekrar gönderdiği gibi yanında 28.08.2019 tarihli vade farkı faturasını da gönderdiğini, davalının iki faturayı da yine ihtarname ekinde iade ettiğini bildirerek davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
Mahkemece, toplanan delillere ve tüm dosya kapsamına göre, taraf kayıtlarının iade faturası dışında uyumlu olduğu, davalı yanın ayıp iddialarını ispat edemediği belirtilerek davanın kabulüne karar verilmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİ İstinaf eden-davalı vekili tarafından;
Mahkemece ayıba dair iddialar üzerinde yeterince durulmadığını, müvekkilinin yaptığı iş sırasında davalı da dahil üç farklı firmadan aldığı malların kullanımı sırasında davalıdan satın alınan malların verimliliğinin diğer iki firmadan alınan mallara oranla belirgin şekilde az olduğunu, mahkemece metalurji konusunda uzman bir bilirkişiden rapor alınmak suretiyle iddiaların araştırılmadığını, müvekkilinin kayıtlarına göre herhangi bir borcun bulunmadığını, Katılma yoluyla istinaf eden- davacı vekili tarafından; Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş ise de TTK 1530. maddesi gözetilerek her bir fatura tarihinden itibaren faiz başlangıç tarihinin belirlenmesi gerektiğini bildirerek başvurulmuştur.
UYUŞMAZLIK KONUSU OLAN HUSUSLAR Uyuşmazlık taraflar arasındaki satım sözleşmesine konu emtiaların teslimi ve bedelinin ödenmesi ile kötüniyet ve icra inkar tazminatı talepleri noktasında toplanmaktadır.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Dava, satım sözleşmesini konu alan faturalardan kaynaklanan alacağın tahsili talebi ile başlatılan takibe itiraz üzerine açılan itirazın iptali davasıdır. İnceleme, 6100 sayılı HMK’nin 355. maddesi uyarınca istinaf dilekçesinde ileri sürülen sebeplerle sınırlı, ancak kamu düzenine ilişkin nedenler resen göz önünde tutularak yapılmıştır.
Taraf iddia ve savunmalarının değerlendirilmesi amacıyla davalı şirket defterleri üzerinde talimat yoluyla yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucu sunulan 17/08/2023 tarihli raporda özetle; "...Davalı ile davacı arasında geçmişten gelen 2019 yılında sona eren mal alım satımına yönelik ticari bir çalışmanın mevcut olduğu, bu kapsamda davacı tarafından davalı yana ihtilafa, ayıp iddialarına konu olanlar da dahil muhtelif mal faturalarının davalı adına tanzim edilerek sevk ve teslimlerinin yapıldığı ve davalının davacıdan yasal defter ve dayanağı belgelerine göre dava tarihi itibarıyla 12.132,81 TL bakiye alacağının bulunduğu, bu tutarın 159.01.0044 kodlu Verilen Sipariş Avansları hesabında davacı şirket adına yer aldığı/takip edildiği, dolayısıyla davalının yasal kayıtlarına göre dava tarihi itibarıyla davacı yana herhangi bir borcunun bulunmadığı, taraflar arasındaki esas ihtilaf konusunun davalı tarafından davacı yan adına düzenlenen fotokopisi dosyada mevcut olup davalı kayıtlarına davacı borcu olarak intikal ettirilen 62.842,08 TL tutarlı iade faturası ile davacı tarafından davalı adına tanzim edilen fotokopisi dosyada mevcut olup davalı kayıtlarında yer almayan 2.860,26.TL lık vade farkı faturasından kaynaklandığı, davacı adına tanzim edilen iade faturasına konu emtianın davalının iddia ettiği şekli ile olası ayıplarını gösteren (gizli veya aşikar ayıp) herhangi bir yazılı belge, tespit, tutanak veya teknik yönden ispata yönelik herhangi bir belge ibrazında bulunulmadığı var ise bu yönde herhangi bir belgenin sunulmadığı görülmüş olup bu faturanın davalı tarafından tek taraflı olarak düzenlenip fatura bedelince davacı yanın alacağından bir nevi tenzilat yapılmış olması hususunda davalının haklı olup olmadığı konusunda takdir sayın Mahkemeye aittir..." şeklinde görüş ve kanaat bildirilmiştir.
Davacı ticari defter ve kayıtları üzerinde yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucu sunulan 11/01/2024 tarihli bilirkişi heyet raporunda özetle; "...Dosya kapsamındaki BA-BS formlarında taraflarca yapılan beyanların 2 fatura haricinde birbiri ile uyumlu olduğu, Davacı kayıtlarına göre 28.08.2019 tarihi itibariyle davacının davalıdan 53.569,53 TL alacaklı olduğu, Davalı kayıtlarına göre 28.08.2019 tarihi itibariyle davalının davacıdan 12.132,81 TL alacaklı olduğu, tarafların BA-BS formları ile kayıtları arasındaki farkın; Davalının 27.08.2019 tarihli 50591 nolu 62.842,08 TL tutarlı iade faturasının davacı kayıtlarında yer almamasından ve davacının 28.08.2018 tarihli 83279 nolu vade farkı faturasının davalı kayıtlarında yer almamasından kaynaklandığı, davalının ayıp savunmasının dosya kapsamındaki bilgi ve belgeler doğrultusunda davaya konu 38 mm Elmas uç-Ağır İş Tip(D22*34) malzemenin ayıplı olup olmadığı hususunda teknik değerlendirme yapılamadığı..." yönünde görüş ve kanaat bildirilmiştir.
Taraflar arasında malın teslimi veya ticari ilişki konusunda bir ihtilaf bulunmamaktadır. Kaldı ki, tarafların BA/BS formlarının karşılaştırılması neticesinde de tarafların bu kayıtlarının da iade faturalası ve vade farkı faturası dışında uyumlu olduğu, davacı tarafından fatura konusu malların teslim edildiği, davalı tarafından iade faturasına konu malların ayıplı olduğuna dair iddialarını usulüne uygun delillerle ispat edemediği anlaşılmıştır.
Mahkemece, yargılamanın HMK'da düzenlenen usul kurallarına uygun olarak yapılmış olmasına, kamu düzenine aykırılık hallerinin bulunmamasına, dosya kapsamındaki bilgi, belge ve toplanan deliller değerlendirilip yasal düzenlemelere uygun isabetli, yeterli gerekçeyle karar verilmiş olmasına, ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkeme kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırılığın olmamasına ve özellikle TTK'nın 1530. maddesinin somut olayda uygulama yerinin bulunmamasına göre davacı vekilinin tüm davalı vekilinin sair istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.
Taraflar arasındaki 28/10/2019 tarihli 2.860,26 TL bedelli uyuşmazlığın vade farkına ilişkin bir faturadan kaynaklandığı anlaşılmıştır. Davacının alacağının dayanağı olan vade farkı faturası yönünden vade farkı istenebilmesi için taraflar arasında bu yönde yazılı bir sözleşme ya da teamül olması gerektiği ve davacı yanca taraflar arasında vade farkına ilişkin yazılı bir sözleşmenin varlığı iddia ve ispat edilmediği gibi vade farkı uygulanmasına ilişkin teamül olmadığı hususu taraflara ait ticari defterlerin incelenmesi ile anlaşılmış olduğundan mahkemece bu gerekçe ile bu faturaya ilişkin talebin reddine karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu şekilde karar verilmesi doğru değildir. Açıklanan bu nedenlerle davalı vekilinin istinaf itirazlarının kısmen kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının HMK'nin 353/1.b.2.maddesi uyarınca düzeltilerek yeniden esas hakkında karar vermek gerekmiştir.
1.Davacı vekilinin istinaf başvurusunun ESASTAN REDDİNE,
2.Davalı vekilinin istinaf başvurusunun KISMEN KABULÜ ile;
3.Ankara Batı Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2022/1194 Esas 2024/238 Karar sayılı 07/03/2024 tarihli kararının HMK 353/1-b-2 maddesi gereğince DÜZELTİLEREK YENİDEN ESAS HAKKINDA KARAR VERİLMESİNE,
4.a-Davanın KISMEN KABULÜ İLE ;
50.709,27TL fatura alacağının, dava tarihinden itibaren işletilecek ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, Fazlaya ilişkin istemin reddine, b-Harçlar Kanunu gereği alınması gereken 3.463,95TL karar ve ilam harcından, peşin alınan 914,84TL harcın mahsubu ile bakiye 2.549,11TL harcın davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına, c-Zorunlu arabuluculuk kapsamında Arabuluculuk Yönetmeliğinin 26/2 maddesi gereği ödenecek ve Arabuluculuk AÜT'nin Birinci Kısmına göre taraf sayısı gözetilerek belirlenen 1.320,00TL'nin kabul ve ret oranına göre 1.249,52TL'sinin davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, ç-Davacıdan dava açılırken tahsil edilen 80,70TL başvurma harcı, 11,50TL vekalet harcı, 914,84 TL peşin harç olmak üzere toplam 1.007,04TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, d-Davacının yargılamada yapmış olduğu 4.900,00TL bilirkişi ücreti, 229,60TL posta ve tebligat ücreti olmak üzere toplam 5.179,60 TL yargılama giderinden kabul ve ret oranına göre hesaplanan 4.903,04TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, artan gider avansının karar kesinleştiğinde davacıya iadesine, e-Davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hesap edilen 17.900,00TL avukatlık ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, f-Davalı kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hesap edilen 2.860,26TL avukatlık ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, g-HMK'nun 333.maddesi gereğince gider avansından kalanının karar kesinleştiğinde yatırana iadesine, İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerine ilişkin olarak;
5.Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli 427,60TL harç peşin alındığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına,
6.İstinaf kanun yoluna başvuran davalı tarafından yatırılan istinaf karar ve ilam harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde davalıya iadesine,
7.İstinaf eden davalı tarafından yapılan 250,00TL istinaf yargılama giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
8.İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından karşı taraf lehine vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına,
9.HMK'nun 333.maddesi gereğince gider avansından kalanının karar kesinleştiğinde yatırana iadesine,
10.Kararın tebliğinin İlk Derece Mahkemesince yapılmasına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK'nin 362/1.a.maddesi gereğince kesin olmak üzere 20/09/2024 tarihinde oy birliği ile karar verildi. Başkan...
(e-imzalıdır)
Üye...
(e-imzalıdır)
Üye...
(e-imzalıdır)
Katip...
(e-imzalıdır)
NOT: BU BELGE ELEKTRONİK İMZA İLE İMZALANMIŞ OLUP, AYRICA FİZİKİ OLARAK İMZALANMAYACAKTIR.
"5070 sayılı Kanun m. 5 ve 6098 sayılı TBK m. 15. uyarınca elektronik imza ile oluşturulan belgeler elle atılan fiziki imza ile aynı sonucu doğurur."