Esas No
E. 2023/1810
Karar No
K. 2024/4429
Karar Tarihi
Karar Sonucu
ONANMASINA
Hukuk Alanı
Ticaret Hukuku

11. Hukuk Dairesi         2023/1810 E.  ,  2024/4429 K.

"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi

SAYISI: 2020/1145 Esas, 2022/1318 Karar
HÜKÜM: Esastan ret

İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesi

SAYISI: 2015/1130 E., 2019/536 K.

Taraflar arasındaki hisse devir sözleşmelerinin ve yönetim kurulu kararının iptali ile payların devri istemli davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı, Yargıtayca duruşma istemli olarak davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Duruşma için belirlenen 28.05.2024 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davacı vekili Avukat ... ile davalı ... vekili Avukat .... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü:

I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin iflas halindeki İnterroyal Turizm şirketinin hissedarı olduğunu, davalılardan ... mirasçıları olan davalılar ile ..., ... ve ...'ın şirketteki hisselerini esas mukaveleye aykırı olarak davalılar ... ve ...'a devrettiklerini, esas mukaveleye aykırı devirlerin şirket pay defterine kaydedildiğini ileri sürerek yönetim kurulunun tescile ilişkin aldığı kararların batıl olduğunun tespiti ile yolsuz tescil işlemlerinin iptaline, söz konusu hisselerin ana sözleşmeden doğan önalım hakkının kullanılması ile müvekkili davacı adına devrine ve şirket pay defterine tesciline karar verilmesini talep etmiş; 06.11.2017 tarihli ıslah dilekçesi ile müvekkilinin şirketin yaşadığı ekonomik kriz nedeniyle ve şirket borçlarına şahsi kefaletleri nedeniyle şahsına ait şirket hisselerinin haczedilmesini engellemek maksadı ile şirket çalışanı ...'a şirket hisselerini inançlı işlemler kapsamında devrettiğini, ...'a devredilen hisselerin de müvekkilinin talimatıyla ..., ..., ... ve dava dışı ...'e devredildiğini ileri sürerek söz konusu 24.100 adet hissenin müvekkili ... ... adına tesciline karar verilmesini, davalılar ... ve ... adına tescil edilen hisselerin 3 üncü şahıslara satışı ve devrinin tedbiren yasaklanmasına, talebin reddi halinde şirket pay defterine davalılar adına kayıtlı hisselerin davalı olduğuna ilişkin şirket pay defterine şerh edilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP

1.Davalı ... ve ... vekili cevap dilekçesinde; davacının taleplerinin haksız ve hukuka aykırı olduğunu, şirket sözleşmesinin 8 inci maddesi uyarınca nama yazılı hisse senetlerinin başkalarına devrini kısıtlayan düzenlemeler içermekte ise de, bu kısıtlamaların tasfiyeye giren şirketler için söz konusu olmadığını, davacının sahip olduğu hisseleri 3 üncü şahıslara devrederken 8 inci maddenin getirdiği hiçbir şarta uymadığını savunarak davanın reddini istemiştir.

2.Davalı Müflis İnterroyal Turizm ve Yatırım ve İşletmeleri vekili cevap dilekçesinde; İflas İdaresinin müflis şirketin alacak ve borçlarının tasfiyesi işlemlerini yürütmekle görevli olduğunu, işbu davada aktif husumeti bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.

3.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; yapılan hisse devir ve tescil işlemlerinin hukuka uygun olduğunu, yönetim kurulu kararlarının da geçerli olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.

4.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; esas sözleşmelerdeki devir sınırlamalarının geçersiz olduğunu, davacının kötü niyetli davranarak dava açtığını savunarak davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı tarafın sunmuş olduğu ıslah dilekçesi ile davasını tamamen ıslah ettiği, bu nedenle ıslah dilekçesindeki talepler esas alınarak değerlendirme yapıldığı, davacının inançlı işlemle hisselerini muris ...'a devrettiğini iddia ettiği, inançlı işlemin yazılı delil ile ispatlanması gerektiği, delil başlangıcı niteliğinde bir belge varsa tanık dahil her türlü delille ispat edilebileceği, şirket ana sözleşmesinin 8 inci maddesinde hisse devirleri ile ilgili sınırlamalar öngörülmüş ise de, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 492 nci maddesinin üçüncü fıkrası gereğince şirket tasfiye halinde olduğundan bu sınırlamaların geçersiz olduğu, ayrıca 6103 sayılı Türk Ticaret Kanununun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkındaki Kanun'un (6103 sayılı Kanun) 28 inci maddesinin yedinci fıkrasındaki "Nama yazılı payların devrini, red sebeplerini göstererek veya göstermeyerek sınırlandırmış bulunan anonim şirketler, Türk Ticaret Kanunu'nun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren bir yıl içinde, esas sözleşmelerini değiştirerek, Türk Ticaret Kanunu'nun 492 ilâ 498 inci maddelerine uyarlamak zorundadır; aksi hâlde, bu sürenin dolmasıyla tüm sınırlamalar geçersiz hâle gelir. " hükmü uyarınca şirket ana sözleşmesinin 8 inci maddesi 6102 sayılı Kanun'un 492 nci maddesine uyarlanmadığından, davacının davasının şirket ana sözleşmesindeki hisse devrine ilişkin kısıtlamaya dayandırmasının mümkün olmadığı, davacının hisselerini ...'a inançlı işlem ile devrettiği ve davalıların bu durumdan haberdar olduğu iddiasını kanıtlayamadığı, yapılan devir ve tescil işlemlerinin geçerli olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri

Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; inançlı işlemin yazılı delil başlangıcının bulunması halinde tanık delili ile desteklenerek ispat edilebileceğini, ancak tanık delillerinin dikkate alınmadığını, mahkemece iki ayrı asli talep var iken sadece bir tane hüküm kurulduğunu, yargılama masrafları ve vekalet ücretinin davalılara yüklenmesi gerektiğini, davalıları bir şekilde kandırarak hisseleri devralan ...'in davacının akrabası olduğunu, şirketin içine düştüğü durumu başından beri bildiğini, dava dışı ...'nın kabul beyanının tüm iddialarını ispata yettiğini, ana sözleşmenin 8. maddesinin payın devrini sınırlayan bir "bağlam hükmü" olmadığını, satılması düşünülen payın önce diğer pay sahiplerine önerilmesinin de bir bağlam hükmü olmadığını, davalı ... ...'ın müvekkili davacıya gönderdiği 26.10.2015 tarihli e-mailde inançlı işlem ikrarı ve davalıların ahlaka aykırı fiillerine ilişkin tespitlerin olduğunu, hisselerinin aynen müvekkiline iade edilmesi gerektiğini ileri sürerek kararın kaldırılmasını ve davanın kabulünü istemiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile inançlı işlem iddiasının kesin delillerle ispatlanmasının gerektiği, yazılı delil başlangıcı hariç takdiri delil olan tanık delili ile ispatlanmasının mümkün olmadığı, muris ...'ın mirasçılarından davalı ... 'ın gönderdiği e-postanın yazılı delil başlangıcı olduğunu ileri sürülmüş ise de bahsi geçen e-postada inançlı işlemle ilgili bir beyan olmadığı gibi, hisselerin muris tarafından daha sonra iade edilmek üzere bedelsiz alındığı veya davalı ...'e bedelsiz devredildiğine ilişkin bir ifade de bulunmadığı, ayrıca yazılı delil başlangıcı olduğu iddia olunan belgenin tüm mirasçılardan sadır olması gerektiği, bu halde anılan e-postanın delil başlangıcı olarak kabul edilemeyeceği, davacı tarafça inançlı işlem iddiasının ispatlanamadığı, ..., ve....'e devredilen hisselerin davacının devrettiği hisselerden gelen hisseler olup olmadığının da belli olmadığı, inançlı işlemin üçüncü kişiler tarafından biliniyor olmasının dahi sonuca etkili olmayacağı, davalı şirketin ana sözleşmesinin ''Hisse Senetlerinin Devri'' başlıklı 8. maddesinde bağlam kuralı öngörüldüğü, hissedarların sahip oldukları hisselerin tamamını veya bir bölümünü devretmek istediklerinde diğer hissedarların ön alım hakkı olduğu, ancak değişen Türk Ticaret Kanunu'na uygun hale getirilmeyen ana sözleşmenin 8. maddesinin geçersiz hale geldiği, ayrıca şirket iflas sürecine girdiği için pay devrine ilişkin sınırlamaların kendiliğinden de düşeceği, bu nedenle de hisse devir tarihinde geçerliliğini koruyan bir bağlam kuralının bulunmadığı, davacı tarafın, öneriye muhatap olma hakkının kullanılmasıyla ilgili taleplerinin kabul edilmemesi halinde talep konusu yapılan payın haksız fiil hükümlerine göre aynen tazmini talep ettiği, ama haksız fiilin şartlarının oluşmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri

Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesindeki itirazlarını tekrar ederek kararın bozulmasını istemiştir. C. Gerekçe

1.Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme

Dava, inançlı işlem ile devredilen nama yazılı anonim şirket hisselerinin kötüniyetli olarak iktisap edildiğinden bahisle haksız fiil hükümlerine göre aynen tazmin ve hisse devrinin pay defterine kaydına ilişkin yönetim kurulu kararlarının geçersizliğinin tespiti ile öneriye muhatap olma hakkı kapsamında payların devri ile pay defterine tescili istemine ilişkindir.

Uyuşmazlık, hisselerin inançlı işlem ile devredilip devredilmediği, davalıların iktisaplarında kötüniyetli olup olmadıkları, ana sözleşmesindeki pay devrine ilişkin düzenlemenin bağlam kuralı niteliğinde olup olmadığı, dava konusu payların davacı adına tescilinin gerekip gerekmediği noktasındadır.

2.İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 49 uncu maddesinin ikinci fırkası, 51 inci maddesi, 6102 sayılı Kanun'un 340, 492 nci maddesi ve 493 üncü maddesinin yedinci fıkrası, 6103 sayılı Kanun 'un 28 inci maddesinin yedinci fıkrası.

3.Değerlendirme

1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR

Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Takdir olunan 17.100,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı ...'a verilmesine, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

29.05.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.